İstanbul BAM 18. HD 2021/1311 E. 2024/294 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
bam
2021/1311
2024/294
7 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1311
KARAR NO: 2024/294
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/02/2021
NUMARASI: 2020/385 Esas, 2021/122 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 07/02/2024
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında; davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya nakit olarak verilmiş olan ve ölen babasından geçen 29.000,00 TL'lik alacağına karşılık 22/04/2015 düzenleme, 22/04/2016 vade tarihli, 29.000,00 TL bedelli bir adet bono aldığını, ancak davalının, söz konusu borcu sürekli olarak ödeyeceğini beyan ederek müvekkilini oyaladığını, bu nedenle müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla davalı tarafa karşı Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu davayı görevli mahkemede açmadığını, tarafların tacir sıfatına sahip olmadığını, takibe konu senedin müvekkili tarafından ödendiğini, bu konuyla ilgili olarak davacı hakkında suç duyurusunda bulunulacağını, davacının söz konusu senedi kötü niyetli olarak kullandığını belirterek davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince; "...Davanın kısmen kabulü ile 29.000,00 TL asıl alacak yönünden davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin asıl alacak yönünden devamına, İşlemiş faize ilişkin talebin reddine, Asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 5.800,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir. Karar süresinde davalı vekilince istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu olan senedin 22.04.2015 tarihinde düzenlendiğini, 22.04.2016 tarihi ise vade tarihi olarak belirlendiğini, davacı tarafından verilen ve dikkate alınmayan 15.12.2017 ve 09.12.201 tarihli ibra belgelerinin dosyaya sunulduğunu, buna rağmen senedi kötüniyetli olarak icra takibine konu edildiğini, davacı alacağını 2. Kez tahsil etme yoluna gittiğini, taraflar arasında ticari bir faaliyetin söz konusu olmadığını, borç ilişkisinin bulunmadığını, bu konuda ispat külfetinin davacıda olduğunu, 12/08/2020 tarihli cevap dilekçesinde müvekkilinin ödeme yaptığını ikrar eder nitelikte beyanda bulunduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının yerinde olmayan istinaf talebinin reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Dava, zamanaşımına uğramış bono nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali davasıdır. Davacı vekili tarafından müvekkilinin davalıya nakit para olarak verilmiş olan ve ölen babasından geçen 29.000.00-TL alacağına karşılık davalıdan 22.04 2016 vade tarihli , 22.04.2015 düzenleme tarihli 1 adet tbono aldığını, iyi niyetinden bu gün yarın ödeyecek vaatlerine kandığından bononun zamanaşımı süresi dolduğundan alacak olarak icra takibi yaptığını davalının takibe haksız itirazının iptalini talep etmiştir. Davalı vekili ise; takibe konu senedin müvekkili tarafından ödenmesine rağmen kötüniyetli olarak aleyhine kullanıldığını, borcu ödediğine dair dekontlar ve makbuzları sunduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davacı tarafından, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile 21.05.2019 tarihinde davalı aleyhine 29.000,00 TL asıl alacak, 9.072,16 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 38.072,16 TL alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili için ilamsız icra takibine geçildiği, başlatılan takibe borçlu davalı tarafından süresi içinde itiraz edildiği ve İİK'nun 67/1.maddesinde gösterilen bir yıllık sürede itirazın iptali davası açıldığı mevcut delillerden anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince ''... senette malen kaydı bulunmakta ise de, davacı, senedin nakit verilen borç karşılığı düzenlendiğini beyan ederek senedi talil etmiş ve ispat yükünü üzerine almış ise de, davalı da cevap dilekçesi ile senedi ödediğini beyan etmek suretiyle ispat yükünü tekrardan üzerine almıştır. Davalıya ödemeye ilişkin belgelerini sunmak üzere süre verilmiş ve davalı tarafça 16/11/2020 tarihli dilekçe ekinde 15/12/2017 ve 09/12/2016 tarihli 2 adet belge sunulmuş ise de, takibe konu senedin vade tarihi ile ödeme belgeleri uyuşmayıp, kaldı ki ödeme belgelerinin takibe konu senede ilişkin olduğuna dair bir ibarede bulunmadığından davalının ödeme yaptığına ilişkin savunmasını ispat edemediğinden davanın asıl alacak miktarı yönünden kabulüne karar verilmiş, davalı, zamanaşımına uğramış bono yönünden temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar verilmiş, takibe konu asıl alacak miktarı belirlenebilir, yani likit olduğundan davacının icra inkar tazminat talebinin kabulü asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine...'' gerekçeleriyle karar verilmiştir. Davalı istinaf dilekçesinde ibraya yönelik sunulan belgelerinin gözetilmediğini, davacıya borcu olmadığı savunmuştur. TTK'nın 661 maddesi ,6102 sayılı Yasanın 749. maddesi uyarınca zamanaşımına uğramış bir bonodaki alacak temel ilişkiye dayanmak suretiyle talep edilebilir. Zamanaşımına uğramış bonodan kaynaklı hukuki ilişkiden doğan bir alacağın bulunduğu ve alacak miktarını kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa aittir. Bilindiği üzere; zamanaşımına uğrayan bir bono kambiyo senedi vasfını kaybettiği için kambiyo hukukunun tanıdığı özel imkânlardan yararlanamayacak ve hatta adi senede dahi dönüşemeyecektir. Zira zamanaşımına uğrayan bono fiziki olarak ortada olsa bile maddi hukuk anlamında artık hiçbir şey ifade etmemekte sadece ispat hukuku alanında delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir. (Öztan, s. 878; Kendigelen/Kırca, s. 264). Bu itibarla zamanaşımına uğrayan bono adi senede dönüşmeyeceği için, alacağın ispatı açısından tek başına yeterli olmayacak, bununla birlikte sadece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 202. maddesi kapsamında bir (yazılı) delil başlangıcı olarak kullanılabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.03.2021 tarihli ve 2017/(19)11-937 E., 2021/357 K. sayılı kararı)6100 s. HMK'nun 202. maddesine göre, senetle ispatı gereken bir konuda yazılı delil başlangıcının varlığı halinde tarafların yasal süre içinde verdikleri delil listelerinde gösterdikleri tanıklar dinlenebilir. Davacı temel ilişkiye dayanarak talepte bulunduğuna göre; bu dava da dayanılan temel ilişkinin tabi olduğu zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Bu davada Türk Borçlar Kanun'u 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile yukarıda yer verilen hukuk kurallarına göre, dava zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olup, zamanaşımına uğramış bono delil başlangıcı niteliğinde olduğundan davacı lehtarın, davalı keşideci ile aralarındaki temel ilişkiyi ve alacaklı olduğunu tanık dahil her türlü delil ile ispatlayabileceği, davalının da bonodaki imzasını inkar etmediği dikkate alınarak borçlu olmadığını ve ödeme iddialarını ispatlamak zorunda olduğu açıktır. Bu değerlendirmeler doğrultusunda; davalının istinaf talebinin kabulüne, HMK m.353/1-a-6 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, zamanaşımına uğramış bono, ilamsız icra takibine konu yapıldığından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğundan tüm taraf delilleri toplanarak hüküm kurulmak üzere ve yemin delili de hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davalının istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK m. 353/1-a-6 uyarınca BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 03/02/2021 tarih, 2020/385 Esas, 2021/122 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.Yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında yargılama yapılmak üzere dosyanın kararı veren BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, 3.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4.Davalının yatırdığı istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 5.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine, 6.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 07/02/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20