Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
bam
2021/2176
2024/1720
18 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2176
KARAR NO: 2024/1720
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/03/2021
NUMARASI: 2020/594 Esas, 2021/168 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 18/09/2024
Taraflar arasındaki menfi tespit davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı tarafın dava dışı ...’in arsasına yaptığı inşaattan 125.000-TL karşılığı daire satın aldığını, 25.000-TL peşin ödeyerek kalan 100.000-TL için dava konusu senedi imzaladığını, aralarındaki anlaşmaya göre davacının davalıya 80.000-TL daha ödeyeceğini, kalan 20.000-TL'nin ise daire tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğinde ödeneceğini, davacının eşi ...’un 10.04.2014 tarihinde ... Bankası Sultançiftliği Şubesinden 80.000-TL konut kredisi kullandığını ve aynı gün davalının hesabına havale edildiğini, davalının davacının satın aldığı daire ve binayı tamamlamadığını ve eksik bıraktığını, eksiklerin müvekkili ve diğer daire sahipleri tarafından tamamlandığını, davacının ödemesi gereken 20.000-TL'yi bu eksikler giderilirken ödediğini, davalının bilgisi dahilinde 10.000-TL'nin davalı adına ...’e verildiğini, bundan başka müvekkilinin davalının bina için yatırması gereken tahakkuk etmiş 8.082,45-TL SGK borcunu da yatırdığını, ayrıca davalının ... Bankasından kullandığı kredinin 3 taksitinin davacı tarafından ödendiğini, davalının kötüniyetli olarak davacının verdiği senedi iade etmediği gibi İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, müvekkilinin davalıya böyle bir borcu bulunmadığını dermeyan etmiş, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İddianın aksine taşınmazın ... adına gerçekleştiğini, ... adına 12.09.2013 tarihinde 25.000-TL alındığını, 10.04.2014 tarihinde ... tarafından müvekkili hesabına 80.000,00 TL yatırıldığını, taşınmazın 125.000-TL karşılığı ...’a devredileceğinin kararlaştırıldığını, satış gerçekleştiği halde 20.000-TL'nin halen ödenmediğini, davacının müvekkili adına SGK’na herhangi bir ödeme yapmadığını, takibe konulan bononun daire satımı ile ilgili olmayıp taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinden kaynaklanan bir senet olduğunu savunmuş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Anadolu 6. Tüketici Mahkemesinde 02/04/2015 tarihinde açılmış ve İstanbul Anadolu 6. Tüketici Mahkemesince 07/11/2017 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği, Anılan karar hakkında davalı vekilince İstinaf Kanun Yoluna başvurulması neticesinde Dairemizin 18/06/2020 tarih, 2018/567 Esas- 2020/800 Karar sayılı ilamı ile İstanbul Anadolu 6. Tüketici Mahkemesi'nce verilen kararın kaldırılmasına, Tüketici Mahkemesinin görevsizliğine karar verilmiş, dosya görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmek üzere iade edilmiş, İstanbul Anadolu 6. Tüketici Mahkemesi'nce 2020/445 Esas sayılı dosya üzerinden yargılamaya devam olunarak 13/07/2020 tarihinde Görevsizlik Kararı verilmiş olup huzurdaki dava dosyası ilk derece mahkemesine 27/07/2020 tarihinde tevzi edildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince; "...1-)Davanın KABULÜNE, 2-)İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davacının, davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, 3-)20.723,15-TL icra tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,..." karar verilmiştir. Karar süresinde davalı vekilince istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, görevsiz mahkemece yapılan usul işlemlerinin geçersiz olduğunu, toplanan delillerin görevli mahkemeyi bağlamayacağını, yeniden delil toplamaksızın ve yeni bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin tarafları bağlayacağını, davacının davalı ile dava dışı davacı eşi ... arasındaki hukuki ilişkiye dayalı iddiaları öne sürdüğünü, taşınmazın satışının gerçekleşmiş olmasına rağmen bakiye 20.000,00TL'nin halen ödenmediğini, bu taşınmaz nedeniyle dava dışı ... ile hukuki ilişki kurulduğunu, davacı ile davalı arasında dava konusu taşınmaz satışından bağımsız borç para verilmesinden kaynaklı bir ilişki mevcut olduğunu, bu durumun tanıkla ispat edildiğini, senet bedelinin nakden ahzolunduğunu, yerel mahkemece yapılan değerlendirmenin eksik ve hatalı olduğunu, eksik işler yapımına dair sunulan belgede müvekkili adına ödemelerin gerçekleştirilmesine veya ödemeleri almak üzere bir talimatının bulunmadığını, ibraz edilen evrakların her zaman düzenlenebilecek nitelikte olduğunu, ispata yeterli ve geçerli bir belge olmadığını, bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle karar tanzim edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtilerek yerel mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın yerinde olduğu belirtilerek davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Dava, 11/02/2014 düzenleme ve 03/09/2014 vade tarihli nakden 100.000,00 TL bedelli düzenlenen bonoya dayalı başlatılan İstanbul And. ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı kambiyo senetlerine özgü takip sebebiyle İİK m.72 uyarınca borçlu olunmadığının tespiti ve kötü niyet tazminatı talebinden ibarettir. İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasının incelenmesinde; ... vekili tarafından ... aleyhine 11.02.2014 tanzim 03.09.2014 vade tarihli 100.000,00 TL. bedelli bonoya dayanarak 100.000,00 TL asıl alacak 3.315,75 TL işlemiş faiz, 300,00 TL komisyon bedeli olmak üzere toplam 103.615,75 TL nın tahsili için kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapıldığı; borçlunun borca itiraz ettiği, 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 19.03.2015 gün ve 2015/178 sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği görülmüştür. Davacı, takibe dayanak bononun davalı müteahhitten satın alınan taşınmazın bedeli için düzenlendiği, satış bedelinin ödenmesine karşın bononun icraya konulduğu ve bu sebeple borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı ise, dayanak bononun davacıya verilen 100.000,00 TL borç sebebiyle nakden ahzolunduğu, taşınmazın dava dışı eş ... adına satılıp, tapuya tescil edildiği, bononun satıştan bağımsız olarak düzenlendiği ve bedelinin ödenmediğini savunmuştur. Somut olayda dava, kambiyo senedine mahsusu haciz yoluyla başlatılan takip sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti talebinden ibaret olup, takibe dayanak bononun nakden ahzolunduğu, yargılama sırasında davalının taraflar arasındaki ev alım-satım ilişkisini kabul etmeyip, bononun düzenleniş şeklindeki gibi nakden ahzolunduğu savunmasında bulunmuştur.Yukarıda belirtildiği şekilde davaya konu olan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında başlatılan takip kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yolu ile başlatılmıştır. Takibe dayanak yapılan bono metni incelendiğinde; alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu, bono bedelinin 100.000,00 TL, düzenleme tarihinin 11/02/2011 tarihi, vade tarihinin ise 03/09/2014 tarihi olduğu, icra takip tarihi itibari ile bononun zamanaşımına uğramadığı ve takibe dayanak yapılan bonoda TTK m.688 uyarınca tüm unsurları içerdiği ve bu şekilde kambiyo senedi niteliğine haiz olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-821 Esas, 2019/58 Karar sayılı ilamında da belirtildiği şekilde ve Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ). Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir.Kural olarak menfi tespit davalarında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı-alacaklıdadır. Ancak, somut olayda, davalı icra takibini tüm unsurları itibari ile bono niteliğine haiz olan ve nakten verilmiş olan 100.000,00 TL'lik bonoya dayandırmış olduğundan, davalı da bu bono altındaki imzasına itiraz etmediğinden bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeni ile bu kez ispat yükü davacı-borçludadır. Davacı-borçlu yargılama sırasındaki tüm iddialarında söz konusu bononun yanlar arasındaki daire alım satımından kaynaklandığını, bu bononun da bu alım satım nedeni ile müvekkili tarafından teminat olarak verildiğini iddia etmiş olup, dosyaya sunulan tüm delillere göre bononun teminat olarak verildiğine dair herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda davacının iddiaları doğrultusunda dava dilekçesinde "yemin deliline" de başvurmuş olduğundan, mahkemece yapılması gereken davalının savunmalarına göre davacıya yemin deliline başvurma hakkı hatırlatılarak, yemin deliline başvurması halinde HMK m.225 ve devamı maddeleri uyarınca yemin usulü uygulanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve hatalı değerlendirme ile karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu değerlendirmeler doğrultusunda; davalının istinaf talebinin kabulüne, HMK m.353/1-a-6 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda yazılı eksikliğin giderilerek sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, Dairemiz Üye Hakimi ...(...)'ın karşı oyu ve oy çokluğu ile karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davalının istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK m. 353/1-a-6 uyarınca İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/03/2021 tarih, 2020/594 Esas, 2021/168 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.Yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında yargılama yapılmak üzere dosyanın kararı veren İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, 3.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4.Davalının yatırdığı istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 5.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine, 6.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 18/09/2024 tarihinde, Dairemiz Üye Hakimi ...(...)'ın karşı oyu ile oyçokluğuyla ve kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY Davacı, takibe dayanak bononun davalı müteahhitten satın alınan taşınmazın bedeli için düzenlendiğini, satış bedelinin ödenmesine karşın bononun icraya konulduğu ve bu sebeple borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı ise, dayanak bononun davacıya verilen 100.000,00 TL borç sebebiyle nakden ahzolunduğu, taşınmazın dava dışı eş ... adına satılıp, tapuya tescil edildiğini, bononun satıştan bağımsız olarak düzenlendiği ve bedelinin ödenmediğini savunmuştur. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Somut olayda davaya konu kambiyo senedinin taraflar arasındaki Kartal ... Mahallesi ... ada ... parseldeki ... nolu meskenin alımı için davalıya verildiği, davacı eşi olan tapu malikinin ev bedelinin ödenmesi için kredi kullanması nedeniyle taşınmazın davacı eş üzerine tescil edildiği ve taşınmaz alımına yönelik davacı tarafından davalıya iş bu taşınmaz satışı nedeniyle borcunun ödendiği dosyaya sunulan belgeler, alınan bilirkişi raporu ve tapunun davacı eş adına tescili ile ispat olunduğu gözetildiğinde yerel mahkemece karar verilen kararda bir isabetsizlik olmadığından çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32