İstanbul BAM 18. HD 2023/2577 E. 2024/1247 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
bam
2023/2577
2024/1247
30 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2577
KARAR NO: 2024/1247
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE
TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/06/2023
NUMARASI: 2023/208 Esas, 2023/492 Karar
BİRLEŞEN DAVA
İST AND 16 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2013/714 ESAS
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 30/05/2024
Taraflar arasındaki alacak davasında; açılan davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara asıl ve birleşen dava davalı ... vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl dava davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalılardan ... ile kardeş olduklarını, diğer davalıların davalı ...'in oğlu ve gelini olup. davalı kardeşi adına tapuda kayıtlı taşınmaz üzerine davalıların işyeri kurmak için inşaat yapmaya karar vermeleri üzerine kendisinden borç para istediklerini. 27/05/2002 tarihli geri ödemeye ilişkin protokol ile davalılara 66.312 Euro ve 5.804dolar borç verdiğini ayrıca davalıların bankadan kredi almaları için nakdi kefalet verdiğini. davalılardan ... adına çekilen kredi borcunun geri ödenmemesi nedeniyle bankanın alacağını 109.891.000.00 TL olarak hesaplarından tahsil ettiğini, davalıların borçlarına karşılık verdikleri çekleri ödemediklerini iddia ederek 66.512 Euro 5.804 dolar, ödenmeyen çekler ile 109.891.000,00 TL'nın 07/11/2002 tarihinden faizleri ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl dava davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılar davacı ile aralarında düzenlenen protokol ile alacağın nasıl ödeneceğinin düzenlendiğini. protokolde yazılı olmamasına rağmen davacının çekler ile takipler başlattığını, hem protokol düzenlenip hem de protokoldeki ödeme tarihleri ile aynı tarihli çekler verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu diğer alacak kaleminin dayanağı bulunmadığından davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada davacılar vekilince verilen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi olan ...'in sağlığında abisi olan davalılardan ... ve yeğeni ... ile onun eşi ...'e duymuş olduğu güvenle kendilerine borç para verdiğini kredilerinde kendilerine garantör olduğunu, ancak borçların geri ödenmediğini. müvekkillerinin murisinin davalılara 27.05.2002 tarihli protokolde belirtilen 66.312 Euro ve 5.804 Amerikan doları borç verdiğini faiz miktarını belirleyip borcu taksitlendirdiklerini, bu borçların da ödenmediğini murisin davalıların bankadan kredi almalarını sağlamak amacıyla bankada mevcut toplamda 74.500 USD döviz hesaplarına rehin konmasına muvafakat ettiğini, fakat borçluların murisin bütün ikazlarına rağmen bankadan alınan ve murisin garantör ve rehin veren olduğu bu kredi borçlarını ödemediklerini, sonuçta murisin bankada davalıların kredisine karşılık rehin tutturduğu dövizler 31.10.2002 tarihinde Türk parasına çevrilerek muristen 109.891.00 TL davalıların kredi borçlarına mahsuben tahsil edildiğini, tüm bu borçların bugüne kadar ödenmediğini, İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesine 2013/91 sayılı dosyası ile dava açıldığını davanın halen derdest olduğunu, ancak dava dilekçesinin sonuç kısmında " tüm davalılardan 109.891.00 TL nin ticari avans faiz oranı üzerinden müştereken ve müteselsilen tahsil" talep edilmiş fakat hangi tarihten itibaren faiz istendiği hususun sehven yazılmadığını, esasen dilekçe içeriğinden garanti edilen paraların TL ye çevrilme tarihinden itibaren faiz talebinde bulunduğunun anlaşılmakta ise de daha sonra bir ihtilafa mahal vermemek için işbu ek davayı açmak durumunda kaldıklarını iddia ederek işbu ek davanın İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/91 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, mal kaçırma şüpheleri ve daha önce benzer girişimleri de dikkate alınarak tüm davalıların menkul ve gayrimenkul malları üzerinde dava miktarını karşılayacak şekilde ihtiyati tedbir/haciz konulmasını, müteveffa ...'in davalılardan alacağı olan 109.891.00 TL nin, paranın muristen tahsil edildiği 31.10.2002 tarihinden. İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava tarihi olan 14.07.2010 tarihine kadar olan dönemde işlemiş ticari avans faiz miktarı olarak ...'den 201.649.906 TLnin ... ve ...'den 252.939.19 TL'nin müştereken ve müteselsilen tahsilini. bunun kabul görmediği takdirde ihtarname tarihi olan 30.12.2002 tarihinden İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava tarihi olan 14.07.2010 tarihine kadar olan dönemde işlemiş ticari avans faiz miktarı olarak ...'den 196.062.08 TL'nin ... ve ...'den 247.351.31 TLnin müştereken ve müteselsilen tahsilini, bunun da kabul görmediği takdirde ilk davanın açılış tarihi olan 29.01.2003 tarihinden, İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava tarihi olan 14.07.2010 tarihine kadar olan dönemde işlemiş ticari avans faizç miktarı olarak ...'den 190.281.51 TL'nin ... ve ...'den 241.570.74 TL'nin müştereken ve müteselsilen tahsilini. yargılama gideri, vekalet ücreti ve diğer giderlerin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davalılar vekili cevap dilekçesi vermemiştir. İlk derece mahkemesince, 2013/91 Esas, 2020/61 Karar sayılı ve 29/01/2020 tarihli ilk kararı ile; " ..1-Ana dava yönünden; -Davalı ... yönünden davanın, taraf ehliyetine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, -Davalı ... yönünden davanın kesin hükme ilişkin dava şartı nedeniyle usulden reddine, -Ana davaya konu 109.891 TL'ye ilişkin talebin davalılar ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine -Ana davaya konu; ... tarafından kullandırılan krediden davacılar murisinin ödediği meblağın tahsiline ilişkin talep yönünden sübut bulmadığından reddine, -Ana davaya konu 66.312 Euro ve 5.804 USD alacak yönünden; davalı ...'in pasif husumetinin bulunmadığı değerlendirilerek ... yönünden talebin usulden reddine, - Ana davaya konu döviz alacağı yönünden davanın kısmen kabulü ile; 96.699,15 Euro ve 10.449,39 USD'nin fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalı ... terekesinden tahsili ile miras payları oranında davacılara verilmesine, aşan istemin reddine, 2-Birleşen dava yönünden; -Davalı ... yönünden davanın kesin hükme ilişkin dava şartı nedeniyle usulden reddine, -Birleşen davanın davalılar ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, sair hususların gerekçeli kararda gösterilmesine,.. " karar verildiği, bu karar davalı tarafından karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine; Dairemizin 2020/2126 esas ve 2023/347 karar sayılı kararı ile; " Taraflar arasındaki 27/05/2002 tarihli protokol ile belirtilen borç ve ödeme planınca göre ödenmeyen borçlar nedeniyle 23.212,00 TL ödeme de bulunulduğu, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/939 Esas sayılı dosyasında davacı ...'in beyanları ile sabittir. İpotek hakkının kurulmasına ilişkin sözleşmenin resmi şekilde yapılması gerekmektedir. Söz konusu protokolün 5. maddesinde "söz konusu borca karşılık ... yukarıdaki meblağ değerindeki bir gayrimenkulü ...'e ipotek edecektir" ibaresinin ver aldığı görülmektedir. Sözleşmenin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında başkasının edimini taahhüt niteliğinde bulunup, ..., borcun ödenmemesi durumunda zarardan sorumlu olup, bu davalı yönünden ...'in pasif husumetinin bulunmadığı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. ... Bankası'nın 18/11/2002 tarihli yazısı ile, ...'in kullanmış olduğu nakit kredi tarafından ödenmemiş olması nedeniyle borcu 109.891.000.000.00 TL olarak 05/12/2001,02/01/2002, 08/04/2002 ve 25/04/2002 tarihli blokaj taahhütnamelerine istinaden ... tarafında ödendiği belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 303/1. maddesinde "Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün. diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için: her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir." şeklinde açıklanmıştır. Madde metninden: bir. kararın maddi anlamda kesinleşmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerektiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007939 Esas sayılı dosyasında ilk verilen kararın Yargıtayca bozulması üzerine bozma kararındaki ilama uyulması halinde, taraf için usulü kazanılmış hak teşkil etse de. işbu dava için kesin hüküm ve usulü kazanılmış hak oluşturmayacağından, kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden, davalı ... yönünden davanın kesin hükme ilişkin dava şartı nedeniyle usulden reddine ilişkin kararı usul ve yasaya aykırıdır. Belirtilen gerekçelerle ilk derece mahkeme kararının 6100 s.HMK.nun 353/1-a-6.m.si gereğince kaldırılmasına " karar verilmiş,dosya kaldırma kararı gerekçesi kapsamına göre yargılama yapılarka tüm taraf delilleri toplandıktan sonra hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesine gönedrilmiştir. İlk derece mahkemesince;Dairemizin 2020/2126 esas ve 2023/347 karar sayılı kaldırma kararı sonrasında verilen karar ile" ..Ana dava yönünden; -Davalı ... Otomotiv yönünden davanın, taraf ehliyetine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, -Davaya konu; ... tarafından kullandırılan krediden davacılar murisinin ödediği meblağın tahsiline ilişkin talep yönünden sübut bulmadığından reddine, -Davaya konu 109.891 TL'ye ilişkin talebin davalılar ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, -Davaya konu 109.891 TL'ye ilişkin talebin davalı ... yönünden kabulü ile, 14/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile miras payları oranında davacılara verilmesine, -Davaya konu döviz alacağı istemi yönünden davanın kısmen kabulü ile; 96.699,15 Euro'nun (davalı ... terekesi yalnızca 82.884,98 Euro'sundan sorumlu olmak üzere) ve 10.449,39 USD'nin (davalı ... terekesi yalnızca 8.956,62 USD'sinden sorumlu olmak üzere) fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalı ... terekesinden ve davalı ... terekesinden müştereken müteselsilen tahsili ile miras payları oranında davacılara verilmesine, aşan istemin reddine, 2-Birleşen dava yönünden; -Davalılar ... ve ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, -Davalı ... yönünden istemin kısmen kabulü ile 168.687,20 TL'nin davalı ...'den tahsili ile miras payları oranında davacılara verilmesine, aşan istemin reddine,.. " karar verilmiş, bu karar davalı ... ve davacılar vekillerince istinaf edilmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki iddialarını tekrarla, "...Hemen belirtmek isteriz ki ilk derece Mahkemesinin önceki kararının İstanbul BAM 18. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararı gerekçesi tamamen hatalı olup huzurdaki dava ile örtüşmemektedir... davalı müvekkilemiz açısından KESİNLEŞMİŞ OLAN ÖNCEKİ Mahkeme İlamının KESİN HÜKÜM OLUŞTURDUĞU şeklindeki gerekçe ile hem ANA DAVA hem de BİRLEŞEN DAVA açısından davalı müvekkilemiz ... aleyhinde kurulan hüküm açıkça dosya kapsamına, hukuka ve adalete aykırıdır.... Kabule göre miras bırakan ... tarafından açılan önceki Mahkeme ilamının KESİN HÜKÜM teşkil etmeyeceği varsayılsa bile ilk derece Mahkemesinin BİRLEŞEN DAVA yönünden (ki sadece faiz istemiyle ilgilidir) davayı kabul etmesi de açıkça hukuka aykırıdır. Zira zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazı dikkate alınmadan hüküm tesis edilmesi de esasen dosya kapsamı ve yüksek yargı kararlarıyla bağdaşmamaktadır. Yine kabule göre miras bırakan ... tarafından açılan önceki Mahkeme ilamının KESİN HÜKÜM teşkil etmeyeceği ve cevap dilekçesinin süresinde verilmediği yönündeki ilk derece Mahkemesi kararı isabetli görülse dahi davanın inkar kapsamında ve maddi vakıaların mahkeme tarafından re'sen değerlendirilmesi gerektiği gerçeği karşısında: Açılmış olan davanın, dava dilekçesinden de anlaşıldığı gibi tarafların ortak miras bırakanı ...’in davalılardan olan bir takım alacaklarının mirasçı sıfatıyla davacılara ödenmesi talebiyle açılmış olan bir alacak davasıdır. Diğer bir deyişle davacılar MİRAS sebebiyle bir dava açtıklarını ve MİRASÇI sıfatlarına dayandıklarını iddia etmekte ancak Ticaret Mahkemesi’nde dava açmaktadırlar. Bu nedenle öncelikle dava dilekçesinin görev ve işbölümü nedeniyle USULDEN REDDİ ve talep halinde dava dosyasının ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİ gerekirken yargılamaya devam edilerek karar verilmesi açıkça hukuka aykırı olmuştur. ... Öte yandan; miras bırakan ... terekesinde el birliği mülkiyeti (iştirak halinde mülkiyet) söz konusu olup MİRASÇILAR arasında MECBURİ DAVA ARKADAŞLIĞI durumunun, zaman aşımı, hak düşürücü süre itirazlarının dikkate alınmamış olması da açıkça hukuka aykırı olmuştur.... MİRASÇILAR'ın ancak miras bırakanın sağlığında açtığı ve vefat tarihinde derdest olan davalara MİRASÇI sıfatıyla devam edebilecekleri, bunun dışında miras bırakanın sağlığında açmadığı bir davayı MİRASÇILARIN sırf mirasçı sıfatlarına dayanarak açmalarının mümkün olmadığı, miras bırakanın sağlığında anlaştığı ve ilk derece Mahkemesi'nin karar gerekçesinde de tartıştığı nedenlerle sulh olmak suretiyle takip etmediği bir hakkı takip etmeleri, diğer bir anlatımla miras bırakanın iradesine bağlı bir tasarrufu miras bırakanın iradesinin de üstüne çıkarak talep etmelerinin söz konusu olamayacağı, bu hususun en azından miras bırakanın iradesine saygısızlık olduğu yönündeki savunmaların hiç dikkate alınmaması, Mirasçıların ancak, miras bırakanın sağlar arası işlemlerinin varsa saklı paylarına tecavüz ettiği miktarda TENKİSİ ya da MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK gibi taleplerde bulunabilecekleri yönündeki savunmaların hiç kaale alınmaması, ... Dava dilekçesinde de ikrar edildiği üzere davanın tamamen miras bırakan ...’in sağlığında Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin önce 2003/105 Esasına ve daha sonra Yargıtay Bozması üzerine 2007/939 Esasına kaydolan dava dosyasına dayandırıldığı görülmesine ve miras bırakan ...'in davanın yargılaması devam ederken davayı takip etmeyerek müracaata bırakmasına ve davanın açılmamış sayılmasını sağlamasına, ... aleyhinde çıkmış olan karşılıksız çekle ilgili mahkumiyet kararlarından feragat ederek ceza davalarını ortadan kaldırmasına, 2008 yılından vefat edene kadar gözlemlenen tutum ve davranışları ile bu iradesini net bir biçimde göstermiş olmasına göre miras bırakanın gerçek iradesinin davalılardan ve yasal mirasçılardan biri olan ... ve davalı müvekkilemiz ...'e yapılmış bir HİBE olarak düşünülebilir ki bu durumda da davacıların mirasçı sıfatıyla ve ancak şartları mevcutsa SAKLI PAYA EL ATMA ve TENKİS davası açabileceklerinin ancak saklı paylı mirasçı olmadıkları için bu davanın da REDDE mahkum olduğunun gözetilmemesi dosya kapsamına ve hukuka açıkça hukuka aykırı olmuş ve ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın davalı müvekkilemiz açısından REDDİNE karar verilmesini talep etmek gerekmiştir. ..." şeklindeki beyanlarıyla İDM kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki savunmalarını tekrarla, "...Davalı taraf cevap dilekçesini süresinde vermemiş olup, bu nedenle işbölümü itirazı ve zaman aşımı definin incelenmesi mümkün değildir. Nitekim dava tarihinde Ticaret-Asliye Hukuk Mahkemeleri arasında görev değil işbölümü ilişkisi olup, itiraza tabidir. Keza 6102 sayılı TTK geçici 9/1 mad. göre “Bu Kanunun göreve ilişkin hükümleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalarda uygulanmaz. Bu davalar, açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan Kanun hükümlerine tâbidir." Yani mahkemenin bunu resen ele alabileceği iddiası doğru değildir. Yargıtay HGK kararı (12.10.1994 14/305-601) uyarınca mirasçıların birbirine açtığı davalar bir istisna kabul edilmiş olup, mirasçılar birbirlerine karşı dava açabilirler; bu halde, mirasçıların hep birlikte dava açmalarına imkan ve lüzum yoktur. (“mirasçıların birbirleri aleyhine dava açmasını engelleyen hüküm yoktur. Onun için bir mirasçının diğeri hakkında dava açması için miras şirketine mümessil tayini lazım gelmez” “terekeye ait bir hakkın borçlusu mirasçılardan biri olduğu takdirde, diğer mirasçıların borçlu mirasçıya karşı dava açmaları mümkündür”(2.HD 20.04.1972 2521/2548) Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 5. Bası, s.659) Buna rağmen, İst. Anadolu 3. SHM 13/23 Ter. (Kartal SHM 2010/ 41) dosyasından verilen yetkiyle, davada ... terekesini temsilen ...yer almış ve duruşmalara icabet etmiş ise de, 28.01.2015 tarihli dilekçesi, 01.03.2016 duruşma ve aşamalardaki beyanlarıyla izah ettiği üzere, davalılardan ...’in vefat ve mirasçılarının mirasını reddi neticesinde davadaki taraf sıfatı da ortadan kalkmıştır. ..." şeklindeki beyanlarıyla istinaf isteminin reddini dilemiştir.Dava, alacak istemine ilişkindir.Dosyanın incelenmesinde; İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’ nin 2015/11 Tereke Sayılı dosyası üzerinden davalı ... Tereke iflas idare memuru olarak atanan ...’ın görevinin kaldırılarak yerine ...’ın atandığı halde gerekçeli kararın ve istinaf taleplerinin önceki Tereke iflas idare memuru olarak atanan ...’a tebliğ edildiği anlaşılmakla davalı ... Tereke iflas idare memuru olarak atanan ...’a gerekçeli kararın ve istinaf taleplerinin tebliği ile istinaf süresi dolduktan sonra Dairemize gönderilmek üzere dosya ile ilgili geri çevirme kararı verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Gerekçede yazılı EKSİKLİK TAMAMLANARAK, İSTİNAF İNCELEMESİ YAPILMAK ÜZERE TEKRAR DAİREMİZE GÖNDERİLMESİ İÇİN dosyanın kararı veren İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ' ne GERİ ÇEVRİLMESİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 30/05/2024 günü, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45