İstanbul BAM 18. HD 2021/979 E. 2023/2334 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
bam
2021/979
2023/2334
14 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/979
KARAR NO: 2023/2334
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/11/2020
NUMARASI: 2019/58 Esas, 2020/648 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 14/12/2023
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının taşınmaz mal ve oto satımı aracılığı yaptığını, dava dışı İstanbul Anadolu Yakası Oto Galericiler Derneği üyesi olduğunu, derneğin dağınık durumda bulunan oto galericilerinin aynı çatı altında toplamak amacıyla bir projeye aracı olduğunu, davacı ile davalı ile bu dernek arasında 21.03.2014 tarihinde bir sözleme yapıldığını, bu amaçla kaparo olarak davalıya 10.000,00 TL miktarlı havale yapıldığını, beş yıl geçmesine rağmen projenin hayata geçmediği, bunun üzerine ödenen kaparo bedelinin iadesi için icra takibi yapıldığını, söz konusu icra takibinin İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası olduğunu, davalının söz konusu icra takibine itiraz ederek takibin durdurulmasına sebep olduğunu, itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı vekili yasal süresinden sonra sunduğu beyan (cevap) dilekçesinde özetle; davalı şirketin köklü bir şirket olduğu, inşaat sektöründe güçlü vc bilinen bir şirket olduğu, bu bilinirliğini de kullanarak ... isimli bir proje başlattığı, davacının bu proje konusu hizmet için bağlanma parası ödediği, davacı ve dava dışı dernek ile birlikte proje çalışmaları devam ederken davacı tarafından birden bir icra takibi yapıldığı ve verilen kaporanın iadesinin istendiği, buna itiraz edildiği, aradaki sözleşme dernek üyelerine yönelik hizmet geliştirileceğinin, söz konusu hizmetin proje geliştirmek olduğu, bunun sonucunda taraflar arasında bir taşınmaz satış vaadi yapılmasının amaçlandığı, bu amaçla çalınalar yapıldığı, gerekli projelerin çizilmesi, arsa geliştirme faaliyetlerinin yapılmasının üstlenildiği, davacıya da bu projede öncelik sağladığı, projenin gerçekleştirilmesine yönelik masraflar için alınan kaporaların iade edilmeyeceğinin açık olduğu, sözleşmenin bilerek imzalandığı, davalının talep etmesi mümkün olmayan bir hususu talep ettiği, ayrıca 31.12.2014 tarihine kadar proje gerçekleşmezse, tarafların birbirlerinden herhangi bir alacaklarının da olmayacağının kararlaştırıldığı, böylece bu tarih itibariyle yapılan masrafların taraflar üzerinde kaldığı, bir an için iade gerekse bile temerrüt şartlarının oluşmadığı ancak faiz talep edildiği, ticari defterler üzerinde inceleme yapılması gerektiği, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı, davacının kötüniyetli olup icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirtilerek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "Davanın KISMEN KABULÜNE, 1-Davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 10.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 oranda ve değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine, 2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan 10.000,00 TL %20 si oranında inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiş olup, karar süresinde davalı vekilince istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşme maddeleri gereğince davacının davalı müvekkili şirketten herhangi bir talebi olmayacağı hususunun yerel mahkemece gözardı edildiğini, taraflar arasında projeyi beraberce geliştirmek adına imzalanan birtakım hizmetlerin birlikte yürütüleceği konusunda imzalanmış bir sözleşme olduğunu, sözleşmenin 2.maddesinde ... tarafından alınan arsayı belirlenen amaca uygun projenin hazırlanması, uygulamaya geçecek aşamaya getirilmesi şeklinde belirtildiğini, ortaya çıkacak projeyi geliştirmeyi hedeflediğini, ortak geliştirilecek proje için yapılan masrafları müvekkili şirketten talep etmeyeceğini aynı sözleşme ile taahhüt ettiğini, sözleşmenin 3.6.4.maddesinde bu hususun belirtildiğini, bedel iadesi talep edilemeyeceğinin sözleşmenin 3.13.maddesinde belirtildiğini, bu davada her iki tarafın da tacir olduğunu, imza altına aldıkları sözleşmenin hukuki sonuçlarını öngörebilecek nitelikte olduklarını, ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kötüniyet şartlarının oluşmadığının açık olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı, hukuki dayanaktan yoksun olmasına rağmen hükme esas teşkil ettiğini, sanki bir taraf tüketici imiş gibi yorumlama yapılarak rapora itibar edildiğini, ek bir rapor alınmasına lüzum görülmediğini, TTK m.18/2 fıkrasında tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini belirterek davanın ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesine cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafından projenin yapılması gerektiğini, sözleşmenin üzerinden yıllar geçtiğini, geliştirmek vazgeçip ortada projenin hiç olmadığını, davalının aldığını geri vermek zorunda olduğunu, sözleşme davalı tarafından yerine getirilse davacı belli bir süre sonra bu projeyi almaktan vazgeçse davalının savunmasının doğru olacağını, ancak bu şartın uygulanması için iki ayrı eksiğin olduğunu, birincisi ortada hiç proje olmadığı, ikincisi davacı projedeki yeri almaktan vazgeçmeyi yıllarca bir yerim olsun diye beklediğini, hiçbir hareket olmadığı görülünce istirdat hakkı zamanaşımına uğramasın diye geri istediğini, ileri sürülen hususların hem bilirkişi hem de mahkeme tarafından değerlendirildiğini, tazminat yönünden de likit olmayan bir alacağın olmadığını, verilen miktarın açıkça belli olduğunu, mahkemenin inkar tazminatına hükmetmesinin doğru olduğunu belirterek istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, projenin yerine getirilmemesi sebebi ile davalı tarafından ödenen bedelin iadesi için açılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.Davacı vekili, Davacının taşınmaz mal ve oto satımı aracılığı yaptığını, dava dışı İstanbul Anadolu Yakası Oto Galericiler Derneği üyesi olduğunu, derneğin dağınık durumda bulunan oto galericilerinin aynı çatı altında toplamak amacıyla bir projeye aracı olduğunu, davacı ile davalı ile bu dernek arasında 21.03.2014 tarihinde bir sözleme yapıldığını, bu amaçla kaparo olarak davalıya 10.000,00 TL miktarlı havale yapıldığını, beş yıl geçmesine rağmen projenin hayata geçmediği, bunun üzerine ödenen kaparo bedelinin iadesi için icra takibi yapıldığını, söz konusu icra takibinin İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası olduğunu, davalının söz konusu icra takibine itiraz ederek takibin durdurulmasına sebep olduğunu, itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 10.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 oranda ve değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine, Alacak likit olmakla hüküm altına alınan 10.000,00 TL %20 si oranında inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 21.03.2014 tarihinde davacı ile davalı şirket ve dernek arasında hizmet sözleşmesi yapıldığı görülmüştür. Hizmet sözleşmesinin 3.6.4. maddelerinde kaparo bedellerinin kendisine geri ödenmeyeceğini bildiği ve ödemeye onay verdiğini kabul ve beyan ettiği, ..bu bedel noter masrafına yatırıldıktan sonra bağımsız bölümün satış bedeline aktarılacağı belirtildiği görülmüştür. İstanbul ...İcra Dairesi ... sayılı icra dosyasının dosya arası edildiği anlaşılmıştır. Takibin ilamsız takip olup, itiraz üzerine durduğu, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talep edildiği anlaşılmıştır. Ticaret sicil kayıtları, dekont sureti, vergi dairesi yazıları dosya içerisine alındığı görülmüştür. Dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, hesap uzmanı ve mali müşavirden oluşan heyete dosyanın tevdi edildiği, tarafların defterlerinin incelendiği, davalının yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edildiği, takip tarihi itibariyle denkleştirici adalet ilkesi gereğince 20.612,01TL bedelin tespit edildiği, İfa imkansızlığı 6098 s.TBK.nunun 136.m.sinde (818 s.BK’nun 117.m.) ,"- Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır.Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür." şeklinde düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemede açıklandığı üzere,6098 s.TBK.nun 136.m.si (818 s. BK’nun 117.m.) uyarınca, borçluya yükletilemeyen sonraki ifa imkânsızlığı hallerinde satış bedelini ödemekle yükümlü alıcının borcu sona ereceğinden,davalı satıcının karşı taraftan peşinat olarak ve taksit ödemesi olarak aldığı nakdi ödemeyi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmesi gerekir. Henüz almadığı şeyleri ise isteme hakkından mahrum olur.Davalı tarafın sözleşme gereği edimini ifa etmediği, davalının ödediği bedel konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, sözleşmede alınan kaparonun satış bedelinden mahsup edileceğinin açıkça belirtildiği, sözleşme kapsamında herhangi bir projenin başladığına dair davalı tarafından sunulan sübut bir delilinde bulunmadığı, takip tarihi itibariyle faiz işletilmesine karar verildiği, davacı tarafın ödediği bedeli talep etme noktasında haklı bulunduğu ayrıca ödenen bedelin banka dekontu ile de belirlenebilir olup likit olduğu anlaşılmakla sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalı tarafın istinaf talepleri yerinde olmamıştır. Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; davalının istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca oybirliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1.HMK m.353/1-b-1 davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3.Alınması gereken 683,10 TL harçtan peşin olarak yatırılan 170,78 TL'nin mahsubu ile bakiye 512,32 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 14/12/2023 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38