Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
bam
2024/749
2024/865
18 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/749 Esas
KARAR NO: 2024/865
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
ARA KARAR TARİHİ: 20.05.2024
NUMARASI: 2024/342 Esas
DAVA: İFLAS (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156))
KARAR TARİHİ: 18.07.2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Hollanda'da kurulu, Hollanda devletine ait bir ihracat kredi kuruluşu olan müvekkili şirketin, dava dilekçesinde belirtilen poliçelerin yetkili hamili olduğunu, davalı şirketin, poliçenin aval vereni olduğunu, ödeme yapılmaması üzerine poliçelerden doğan alacağın tahsili amacıyla İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile İİK'nın 154 vd. maddelerine dayalı başlatılan iflas yoluyla adi takibin davalının itirazı itirazı üzerine durdurulduğunu, müvekkili şirketin poliçelerin yetkili hamili olması sebebiyle poliçelerin bizatihi kendilerinin başka bir delile gerek olmaksızın müvekkilinin alacağını ispat eder nitelikte olduğunu belirterek icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasına ve takibin devamına; ihtiyati haciz şartları mevcut olduğundan teminatsız bir şekilde dava konusu alacağı karşılayacak şekilde davalı şirketin banka hesapları, menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklarına İİK md. 257 vd. hükümleri gereğince ihtiyati haciz konulmasına; davalı şirketin mal kaçırma dahil alacaklıların zararına tasarruflarda bulunma olasılığının bu aşamada oldukça yüksek olması nedeniyle davalı şirketin taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine 3. kişilere devrinin önlenmesi amacı ile tedbir konulmasına, hükmedilecek muhafaza tedbirleri gereği davalı şirketin mal varlığına dair defter tutulmasına; müvekkili şirketin alacağı, fer'ileri, takip ve yargı harç ile giderlerinin Mahkeme veznesine depo edilmesine, icra takibi konusu yapılmış alacak tutarı için depo emri kararı verilmesine, borcun yasal süre içerisinde depo edilmemesi yahut müvekkili şirkete ödenmemesi halinde davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesi ve delil listesinin HMK’nun emredici hükümleri gereğince usulüne uygun olmadığını, müvekkilinin, davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, dayanak olarak gösterilen kambiyo senedi vasfına haiz olmayan sözde poliçeler ile ilgili imza itirazlarının mevcut olduğunu, imzanın müvekkili şirketi temsile yetkili kişinin eli ürünü olmadığını, bu hususun icra dosyasına yapılan itirazda açıkça beyan edildiğini, bu bakımdan imza incelemesi yapılması gerektiğini, davacının, müvekkili şirket aleyhine örnek: 11 iflas yolu ile adi takip taleplerinde ödeme emri -eski no: 153- şeklinde takip başlattığını, bu nedenle ortada kambiyo senedine dayalı bir takibin mevcut olmadığını, davacının dava dilekçesi içeriği ve iddiaları müphem, son derece genel ve soyut iddialar olup kabulünün mümkün olmadığını, yabancı dilde düzenlenmiş belgelerin şekil şartları yönünden incelenmesini talep ettiklerini, belirli bir içerikte ve açıklıkta olmayan bu belgelerin kambiyo senedi vasfı taşımadığının açık olduğunu, sokut olayda yaklaşık ispat kuralı gerçekleşmediği gibi İİK m. 257 devamında belirtili şartların hiçbirinin mevcut olmadığını, bu nedenle 20.05.2024 tarihli mahkemenin ara kararı ile söz konusu taleplerin reddine dair kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, sonuç olarak müvekkili şirket ile davacı arasında hukuki bir ilişki bulunmadığını, sunulan evrak ve kayıtların da hukuki ilişkinin var olduğunu ispat edecek mahiyette olmadığını belirterek davanın reddine, haksız ve kötüniyetli davacının aleyhine %20’dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesinin 20/05/2024 tarihli ara kararı ile; yaklaşık ispat kuralı gerçekleşmediği gibi İİK'nun 257 ve devamı maddeleri ile HMK'nun 389 ve devamı maddelerinde öngörülen koşullar gerçekleşmediğinden bahisle davacı vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz isteminin bu aşamada reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Ara karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin alacağı kambiyo senedi niteliğinde poliçelere dayandığından somut olayda yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğini, zira kambiyo senedinin yetkili hamilinin, kambiyo senedi kapsamında alacağını ispat için kambiyo senedinden başka bir delile ihtiyaç duymayacağını, kaldı ki davalı şirketin malları hakkında defter tutulması yönünde ihtiyati tedbir kararı tesis eden Mahkemenin, somut olayda yaklaşık ispat şartlarının gerçekleştiğini de kabul ettiğini, İİK'nun 257. maddesinde sayılan sair şartların somut olayda sağlandığını, ayrıca davalı şirketin ticari merkezini dahi boşaltmış olduğunun tespit edildiğini, açık bir mal kaçırma şüphesinin mevcut olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddi yönündeki 20.05.2024 tarihli ara kararının kaldırılarak teminatsız bir şekilde dava konusu alacağı karşılayacak şekilde davalı şirketin banka hesapları, menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklarına İİK md. 257 vd. hükümleri gereğince ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, iflas yoluyla adi takibe itirazın kaldırılması ve iflas talebine ilişkindir. Davacı vekili derdest dava kapsamında ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş olup Mahkemece taleplerin reddine karar verilmesi üzerine söz konusu ara karar, ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiği yönünden istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesine konu uyuşmazlık, somut olayda ihtiyati haciz talep edilip edilemeyeceği ve şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İcra ve İflas Kanununun 159. maddesi "muhafaza tedbirleri" üst başlığı altında düzenlenmiş olup Mahkemelerin verdiği muhafaza tedbirlerine yönelik karar ile borçlunun malvarlığının dağılmasına engel olunarak geçici hukuki koruma sağlanır. Yasa koyucu tarafından, iflas davası, kişinin tüm malvarlığını ve geniş bir alacaklı kitlesini ilgilendirdiğinden İİK 159. maddesi ile Mahkemeye, alacaklıların yararı için zorunlu göreceği bütün muhafaza tedbirlerini alabilme olanağı tanımıştır. Düzenleme ile mahkemeye takdir hakkı tanınmıştır. Ancak, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi halinde alacaklının talebi üzerine mahkemenin bu tedbirlere karar vermeye mecbur olduğu ifade edilmiştir. İİK'nun 159. maddesinde belirtildiği üzere muhafaza tedbirleri bütün alacaklıların menfaatine olan muhafaza tedbirleridir. Hukuk Muhakemeleri Kanununda, tedbiri alan organ bakımından ayrım yapılmaksızın muhafaza tedbirleri geçici hukuki koruma niteliğinde kabul edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Diğer geçici hukuki korumalar" başlığı altında düzenlenen 406. maddesinde, Mahkemece, gerekli hallerde, mal veya haklarla ilgili defter tutulmasına ya da mühürleme yapılmasına karar verilebileceği, ihtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. Mahkemenin hükmettiği muhafaza tedbirleri, İcra ve İflas Kanununun çeşitli hükümlerinde düzenlenmiştir.Sonuç olarak, yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, iflas davalarında, geçici hukuki koruma tedbiri niteliğinde olan İİK'nun 159. maddesi kapsamında muhafaza tedbirleri verilmesi mümkün olup somut olayda takibe itirazın kaldırılması ile davalının iflası talep edildiğinden niteliği itibariyle muayyen bir alacağın ödenmesi talebini içermeyen iflas davalarının, ihtiyati haciz kararına konu olabileceği söylenemez. Buna göre bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gereken ihtiyati haciz talebinin, yaklaşık ispat koşulu ve İİK'nun 257 ve devamı maddelerinde öngörülen koşullar gerçekleşmediğinden bahisle reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesinin 20/05/2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına, yeniden bu farklı gerekçe ile ihtiyati haciz talebinin reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/342 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 20/05/2024 tarihli ara kararın KALDIRILMASINA,2-Davanın niteliğine uygun düşmeyen ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 4-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin mahkemece verilecek esasa dair kararda DEĞERLENDİRİLMESİNE, 5-Dosyanın gerekli işlemlerin yerine getirilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b-2 maddesi gereğince düzeltilerek aynı yasanın 362/1-f bendi ve İİK'nun 258/son fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18.07.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52