SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/738

Karar No

2024/830

Karar Tarihi

11 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/738 Esas

KARAR NO: 2024/830

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 04/04/2024

NUMARASI: 2024/1 Esas, 2024/348 Karar

DAVA: KONKORDATO (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))

KARAR TARİHİ: 11.07.2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 04/03/2010 tarihinde kurulduğunu, müvekkilleri ... ve ... her birinin %50 pay sahibi olduğunu, iflasa tabi kişilerden olmadığını ve müvekkili şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğunu, müvekkili gerçek kişilerin, pay sahibi ve ortağı olduğu şirketin tüm banka borçlarına aynı zamanda müteselsil kefil olduklarını ve şirketin borçlarından dolayı ödeme güçlüğüne düştüklerini, konkordatonun başarılı olabilmesi için hem müvekkili şirketin hem de müvekkili şirketin ortakları için konkordato mühleti talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, gerek ülke ekonomisindeki dalgalanmalar gerekse dünya genelinde yaşanan likidite sıkıntısının müvekkili şirketi olumsuz etkilediğini, bunun yanı sıra maliyetlerin artmasının, piyasa genelindeki talep düşüklüğünün, yüksek faiz giderlerinin müvekkili şirketi finansal dar boğaza soktuğunu, müvekkillerinin yaşanan ekonomik krizden oldukça etkilendiğini ve bu durumun, yüksek hadlerdeki kredi faizlerinin vadelerinde ödenmesini engellediği gibi kur farklarının sürekli artışının, dış piyasada kendisini gösteren talep düşüklüğünün de müvekkili şirketin ödeme güçlüğüne düşmesinin başlıca nedenlerini oluşturduğunu, müvekkili şirket ve yetkilileri hakkında vade konkordatosu talebinde bulunduğunu, müvekkili şirketin iflasına karar verildiğinde alacaklıların, alacaklarının ancak %48'ini alacağını, hatta birçoğunun ise iflas tasfiyesi neticesinde hiçbir pay alamayacağını, konkordato teklifinin kabulü halinde ise alacaklıların, alacaklarının tamamını 3 yıl içerisinde elde edeceğini belirterek müvekkilleri hakkında geçici mühlet ve kesin mühlet kararı verilmesini, akabinde konkordatonun tasdikini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; geçici mühlet içinde konkordato talebinin reddi ve iflâsın açılması ile ilgili durumların İİK'nun 287/5. maddesinin yollamasıyla İİK'nun 292. maddesinde düzenlendiği, bu maddeye göre, kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflâsın açılması hallerinden birinin de borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatifin konkordato talebinden feragat etmesi hali olduğu, somut olayda komiser heyeti tarafından verilen rapor ve ek raporda borçlu şirketin borca batık olduğu, borçlu şirket yetkililerinin şirketi münferiden temsil etmelerine rağmen bir yetkilinin duruşmaya mazeretsiz katılmadığı, diğer yetkilinin ise rapor sunduğu, raporun herhangi bir resmi kayıt içermeyen fotokopiden ibaret bir belge olması nedeniyle mazeretin kabul edilmediği, kaldı ki şirketi münferiden temsile yetkili iki kişinin bulunması sebebiyle bir tanesinin raporlu olması halinde dahi diğerinin duruşmaya gelerek açıklama yapma zorunda olmasına rağmen gelmediği gerekçelerine istinaden borçlu şirket yönünden geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin feragat nedeniyle reddine ve borçlu şirketin iflasına; tacir sıfatı bulunmayan gerçek kişi borçlular hakkında verilen geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin feragat nedeniyle reddine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacılar vekili ile alacaklı ... Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; karara dayanak yapılan müvekkili şirketlerin rayiç değerlere göre borca batıklığını tespit eden bilirkişi raporlarında müvekkili şirketin borca batıklığı kesin ve açık bir şekilde tespit edilmediği gibi rapora karşı itirazlarının da denetime elverişli olacak şekilde değerlendirilmediğini, raporlarda açık şekilde maddi hatalar ve çelişkiler bulunduğunu, stokların rayiç değeri "0" olarak alınmış ise de müvekkili şirketin diğer stoklarının -fason üretim ile üretilmiş bulunan stokların- dikkate alınmadığını, incelenmesi halinde stokların 30.000.000,00 TL'den fazla olacağının görüleceğini, güncel stok durumu hakkında araştırma yapılmadığını, 25/03/2024 tarihli raporda verilen sipariş avansları bakımından -55.183.142,03 TL tutarında rayiç değer farkı hesaplaması yapılmış olup bu hesaplamanın da hatalı olduğunu, eksi (-) olarak kabul edilen bu rakamın gerçek bir alacak olduğunu ve mutabakatlarının bulunduğunu, şirket kayıtlarının incelenmesi ile bu durumun ortaya çıkacağını, alacaklara faiz işletildiğinde veya bu sipariş avansları karşılığında mal alınması durumunda bu rakamın çok daha yüksek olacağını, oysa raporda, bu tutarın gerçek bir alacak olmadığı ve virman işlemler olduğu yönünde hatalı bir değerlendirme yapıldığını, nihai raporun "E-Maddi Olmayan Duran Varlıklar-1-Haklar" kısmında 13.068.095,01 TL tutarında rayiç değer farkı yer aldığını ve buna ilişkin olarak raporun sonuç kısmında "... firmasıyla olan bu ilişkinin izaha muhtaç olduğu" yönünde bir tespite yer verildiğini, bu tespite ilişkin itirazlarının ara raporda da dikkate alınmadığını, müvekkili şirketin, ... firmasıyla şirkete özgü bir yazılım yapılması konusunda anlaştığını, bu yazılımın gerçek değerinin 20.000.000,00 TL dolaylarında olduğunu, itirazlarına rağmen yazılımın değerinin tespit edilmediğini, söz konusu yazılımın, değeri itibariyle şirketin aktiflerinde yer alan bir hak olduğunu ve yazılımın değerlemesi yapılmadan bu hakkın doğrudan eksi (-) rayiç değer olarak rapora alınmasının hatalı olduğunu, nihai raporda "Portföyde gözüken 23.671.553,81 TL tutarındaki çekler gerçek bir varlık niteliği taşımayan geçici hesaba alınmıştır. Bu çeklerin akıbeti belirsizdir." değerlendirmesinin hem muhasebe ilkelerine, hem hukuka hem de maddi gerçekliğe aykırı olduğunu, zira komiser heyeti bu çeklerle ilgili olarak gerekli incelemeyi yapmış olsaydı bu çeklerin, şirketin aktifinde yer alan gerçek varlıklar olduğunun tespit edilebileceğini, nihai raporda müvekkili şirketin pasiflerinde 140.000.000,00 TL'yi aşan bir borca yer verildiğini, ancak borç tutarına karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, konkordato mühlet süresince müvekkili şirketin, alacaklıları ile görüşmelere devam ettiğini ve güncel durumda müvekkil şirketin uzun vadeli ticari borçlarının mutabakat ve ibralar sonucunda 80.000.000,00 TL'ye kadar gerilediğini, yine banka borçlarının müvekkili şirketin ortaklarının şahsi gayrimenkulleri ile ipotek tesis edilerek teminat altına alındığını, ticari borçlarda ki bu azalmalara rağmen eksik inceleme nedeniyle müvekkili şirketin uzun vadeli borçlarının gerçekte olandan 2-3 kat fazla hesaplandığını, nihai raporda, şirketin 29/02/2024 tarihi itibariyle 1.710.104,51 TL kar raporladığı, bu karın tamamen dayanıksız kesilen kur farkı geliri faturasından kaynaklandığı, mühlet içerisindeki 2 aylık dönemde 4,48 milyon TL zarar ettiğini söylemenin mümkün olduğu yönünde yapılan tespitin de hatalı olduğunu, müvekkili şirketin 29/02/2024 tarihi itibariyle kar raporladığının tespit edilmesine karşın, eksik inceleme ile kur farkı geliri faturasının yok sayılarak müvekkili şirketin zarar etmiş olarak kabul edilmesinin kabul edilebilir olmadığını, söz konusu kur farkı geliri faturasının, müvekkili şirket ile ... firması arasında ihtilaflı bir konu olduğunu, bu firma tarafından söz konusu kur farkı geliri faturası kabul edilmemiş ise de, kur farkı geliri gerçek bir fatura bedeli olup hukuki bir ihtilafın parçası olduğunu, nihai raporda, ödenmemiş sermaye bedeli olan 70.000.000 TL'nin şirketin aktiflerinde değerlendirilmesinin mümkün olduğunun belirtildiğini, dolayısıyla bu tutarın şirketin aktiflerinde yer alması gerekmekte iken buna ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkil şirketin borca batık olarak değerlendirilebilmesi için, borca batıklık bilançosunun açık, net, kesin ve denetime elverişli olması gerektiğini, oysa müvekkili şirketin aktif ve pasif değerlerinin net ve doğru şekilde tespit edilmediğini, müvekkili şirketin özkaynaklarının -162.894.818,01 TL olduğu yönündeki tespitin de hatalı ve eksik incelemeye dayalı olduğunu, müvekkili şirketin borca batık olup olmadığının tespiti amacıyla ayrıntılı bir rapor alınması gerektiğini, borca batıklık bilançosunda şirket malvarlığının satış değerleri gerçekçi olarak saptanarak bu malvarlığının şirket borçlarını ödemeye yetişip yetişmeyeceğinin belirlenmesi gerektiğini, bu haliyle müvekkili şirketin borca batık durumda olduğunun kabulünün mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Alacaklı ...Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde; davacı şirket tarafından ticari ilişkiden kaynaklı borca dayalı keşide edilip müvekkili şirkete verilen çekin ibrazı üzerine konkonrdato başvurusu sebebiyle banka tarafından ödenmediğini, davacının, salt alacaklılarını mağdur etme maksadıyla konkordato davası ikame ettiğini, davacı tarafın esas gayesinin, konkordato müessesesinin nimetlerinden faydalanırken tüm mal varlığının aktiflerini alacaklılardan kaçırmak olduğunu ve bu gayesine de ulaştığından davacı şirketin iflasına karar verilmesinin fahiş bir hataya dayalı olduğunu, kaldı ki konkordato komiser heyetince, davacı şirketin hileli hareketler sonucunda mal varlığını eksilttiğinin ve esasen borca batık olmadığının tespit edildiğini, 25/03/2024 tarihli konkordato komiser heyetinin üç aylık geçici mühlet dönemine ilişkin nihai raporunda, borçlu şirketin mal varlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarrufları ve muvazaalı işlemlerinin tek tek tespit edildiğini, raporun sonuç kısmında da, ticari defterlerden tespit edilen usulsüzlüklerin, şirketin konkordato kurumundan faydalanmaya layık olmadığını gösterdiği şeklinde tespit de bulunularak davacı şirketin, muvazaalı işlemler ve hileli tasarruflarda bulunarak kasten alacaklılarını zarara uğratmak saikinde olduğunu ortaya koyduğunu, davacı şirket, hileli işlemler ile mal varlığını azaltmışsa da farklı şirketler üzerinden ticari faaliyetine devam etmesinin, davacının dürüst şekilde hareket etmediğinin en net göstergesi olduğunu, davacı şirket adresinin bulunduğu yerde, şirket yetkilileri aynı olan 3 şirketin daha mevcut bulunduğunu, bu şirketlerin ticari defterlerinin incelenmesi halinde, davacı borçlu şirket yetkililerinin, ... şirketinde pasifleri, diğer şirketlerde ise aktifleri toplamak suretiyle alacaklılardan mal kaçırdığının görüleceğini, yerel mahkemece, görünen gerçekliğe itibar edilmeksizin, hileli hareketlerin üstü örtülerek davacının iflasına karar verildiğini, davacı borçlu şirketin kötü niyetle hareket ettiğini, esas amacının konkordato mühleti almak değil şirketi iflasa sürüklemek olduğunu, davacı şirketin, kendi belirlediği alacaklı grubuna ödemelerini tamamladığını, şirket muhteviyatındaki tüm malları ve demirbaşlar gibi şirketin devamını sağlayacak nitelikteki malzemeyi kaçırarak ardından iflas ettiğini, yerel mahkemece verilen iflas kararının davacıyı ödüllendirdiğini, konkordato talebinin reddedilerek iflasına karar verilebilmesi için davacı şirket yetkilisinin duruşmada hazır edilerek dinlenmesi gerekmesine rağmen mahkemece, talep eden şirket vekili ya da yetkilisi dinlenmeden iflas kararı verilmesinin hukuka uygun olmadığını, hileli şekilde iflas ettiğinden bahisle davacı şirket hakkında yaptıkları şikayet üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/49362 Sor. numaralı dosyası ile açılan soruşturmanın devam ettiğini, açıklanan sebeplerle iflas kararının kaldırılarak, davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesinin hukukun gereği olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Talep, konkordatonun tasdikine ilişkindir.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde davacı vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Davacılar vekili 02/04/2024 tarihinde Uyap'tan sunduğu dilekçesi ile, tüm müvekkilleri yönünden davadan feragat ettiğini bildirmiş olup vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.Komiser heyeti tarafından sunulan üç aylık geçici mühlet dönemine ilişkin 25/03/2024 tarihli nihai raporda; borçlu şirketin tekstil sektöründe faaliyet gösterdiği, 29.02.2024 tarihi itibariyle şirkette 7 personel istihdam edildiği, mevcut durumda şirketin neredeyse gayri faal durumda olduğu, şirketin mühlet içerisindeki 2 aylık dönemde faaliyetlerinden (-) 4.486.342,63 TL zarar raporladığı, şirketin 29.02.2024 tarihi itibariyle rayiç değerlere göre özvarlıklarının toplamının (-) 162.894.818,01 TL olarak hesaplandığı, diğer bir anlatımla şirketin kısa ve uzun vadeli borçlarının toplamının aktiflerin değerinden 162.894.818,01 TL daha fazla olduğu, şirkete ait 12 adet taşıtın konkordato talebinden hemen önce muhtelif kişilere satıldığı, bu satışlardan şirket hesaplarına giren bir bedel olmadığı, ilgili kişilerden olan alacakların geçici hesaba alınarak usulsüz bir şekilde kapatıldığı, şirketin ilişkili olduğu (yönetim kurulu üyeleri arasında borçlu şirketin yetkilileri olan ... ve ... bulunmaktadır) ... A.Ş.'den 3.081.716,73 TL tutarında alacağı bulunurken, herhangi bir tahsilat yapılmamasına rağmen bu alacağın ticari defterlerde usulsüz bir şekilde sıfırlandığı, şirket tarafından “alüminyum radyatör” adı altında 1.860.613,43 TL tutarlı ticari mal alışı yapıldığı, sonrasında ise bu mallara ilişkin olarak ... ve ... firmalarına 31.679.089,16 TL tutarında “alüminyum” açıklaması ile izaha muhtaç faturalar kesildiği, tekstil sektöründe faaliyet gösteren şirketin, alüminyum radyatör satın alıp bu malları yaklaşık 17 katına iki firmaya faturalamasının dikkat çektiği, “Maddi Olmayan Duran Varlıklar” hesabının bakiyesinin 13.177.385,36 TL olduğu, hesabın detayı incelendiğinde, ... firmasından alınan ve yine bu firmaya kesilen faturaların önce 150 hesap altında “Kartela Yönetim Sistemi” açıklamalı hesaba işlendiğinin, sonra bu hesapta kalan 13.068.095,01 TL tutarındaki bakiyenin “260 Haklar” hesabına alındığının tespit edildiği, ... firmasıyla olan bu ilişkinin izaha muhtaç olduğu, portföyde gözüken 23.671.553,81 TL tutarındaki çeklerin ticari defterlerde gerçek bir varlık niteliği taşımayan geçici hesaba kaydedildiği, bu çeklerin akıbetinin belirsiz olduğu, şirket ortaklarının sermaye taahhütlerinden dolayı şirkete 70.000.000,00 TL borçlu olduğu, sermaye taahhüdünden kaynaklı borcun 60.000.000,00 TL'lik kısmının 30.11.2023 tarihinde usulsüz bir şekilde ödenmiş gösterilerek “Kasa” hesabına alındığı, akabinde ise çeşitli virman kayıtları yapılarak nihayetinde gerçek bir aktif niteliği taşımayan geçici hesaba kaydedildiği, şirketin 01.12.2023 tarihli düzeltme kaydı ile 60.000.000,00 TL'yi “Ödenmemiş Sermaye Taahhütleri” hesabına geri işlediği, ortakların sermaye taahhütlerinden kaynaklı borçları dışında şirkete 31.000.000,00 TL daha borçlu oldukları, bu borcun 17.154.680,00 TL'lik kısmının önce “727 Alacak Senetleri” hesabına alındığı, sonra da “Doruk Makine Yedek Parça” açıklaması ile “253 Makine, Tesis ve Cihazlar” hesabına aktarıldığı, oysa ticari defterlerde ... Makine isimli bir cari hesap bulunmadığı, yapılan bu işlemle, gerçekte olmayan makine ve teçhizatlar varmış gibi ticari defterlere işlenerek ortakların şirkete olan borcunun gizlenmeye çalışıldığı, yine şirket ortaklarının 13.845.320,00 TL tutarındaki borcunun çeşitli virmanlar ile denetlenemeyecek kadar karışık muhasebe kayıtları ile geçici hesaba kaydedilerek usulsüz bir şekilde sıfırlandığı, şirkete ait makine ve teçhizatın imalat için gerekli olan en önemli kısmının 09.06.2023 tarihinde ... Makine isimli firmaya satıldığı, ... Giyim unvanlı şirketin 02.01.2024 tarihinde “720 Hesap Kapama” açıklaması ile 4.350.078,86 TL tutarında dayanaksız bir şekilde alacaklandırıldığı, sonrasında bu firmaya yine dayanaksız bir şekilde 4.305.470,40 TL tutarında kur farkı faturası kesildiği, ... Tekstil firmasına 06/12/2023, 07/12/2023 ve 08/12/2023 tarihlerinde 20.925.000,00 TL tutarında boyalı kumaş satışı yapıldığı, sonrasında bu firmadan olan alacağın “759 Verilen Sipariş Avansları” hesabına torba kayıt şeklinde işlenerek sıfırlandığı, borçlu şirketin, Komiser Heyetinden onay almadan ... A.Ş.'den aldığı 1.400.000,00 TL tutarlı çeki ... Tekstil isimli firmaya verdiği, konkordatoya tabi alacaklıların alacaklarının ödenmesinde kullanılabilecek olan kaynaklarla konkordatoya tabi borçların ancak %4,13'ünün ödenebildiği, şirketin ise konkordato ön projesinde konkordatoya tabi borçların %75'ini 2025, 2026 ve 2027 yıllarında 9 taksitte ödenmesini teklif ettiği, ortaya çıkan bu tablonun, sunulan konkordato ön projesinin hiçbir şekilde hayata geçme ihtimalinin bulunmadığını açıkça ortaya koyduğu, ticari defterlerden tespit edilen usulsüzlüklerin, şirketin konkordato kurumundan faydalanmaya layık olmadığını gösterdiği, Mahkemece iflas koşullarının oluştuğuna kanaat getirilmesi durumunda, İİK m.308, f.2 uyarınca tasfiyenin basit tasfiye usulune göre yürütülmesine karar verilebileceği, ... ve ... ise, derdest dosyadan konkordato talep eden ... şirketinin ortakları ve yetkilileri olduğu, bu kişilerin, ... şirketinin finans kurumlarına olan müteselsil kefaletleri nedeniyle konkordatoya başvurduğu, ... konkordatoyu başarıya ulaştırabilmesinin tamamıyla ... şirketinin konkordatoyu başarıya ulaştırmasına bağlı olduğu, ... şirketinin konkordatoyu başarıya ulaştırabilmesi mümkün olmadığından, ... de konkordatoyu başarıya ulaştırmasının mümkün olmadığı, ... ve ... tacir sıfatını haiz olduklarına dair herhangi bir veriye ulaşılamadığı bildirilmiştir. Borçlu şirketin rapora itirazı üzerine komiser heyeti tarafından sunulan 02/04/2024 tarihli raporda; heyetlerince görevlendirilen bilirkişi ... tarafından borçlu şirketin 31.01.2024 tarihli stoklarının rayiç değerinin 2.642.838,00 TL olarak tespit edildiği, raporda, şirketin fasoncularda bulunan ürünlerinin de rayiç değerinin belirlendiğinin belirtildiği, yani borçlu şirket vekilinin fason olarak yaptırılan ürünlerin kıymet takdirinin yapılmadığı yönündeki beyanının somut gerçekle örtüşmediği, 31.01.2024 tarihinden sonra şirketin 1.281.600 TL tutarında tişört ve 1.594.882,82 TL tutarında kumaş satışı yaptığı, yani bilirkişi tarafından kıymeti belirlenen stokların tamamının Şubat 2024 döneminde satıldığı, şirketin, kaydi olarak kalan stoklarını da maliyet hesaplarına atarak “Stoklar” hesabını sıfırladığı, stoklarını ticari defterlerinde sıfırlayan şirket tarafından gelinen noktada stokların rayiç değerinin tam olarak tespit edilemediği yönünde getirilen itirazın tümüyle dayanaksız olduğu, borçlu şirketin ticari defter kayıtlarının yargı denetimine elverişli olamayacak kadar usulsüz bir şekilde tutulduğu, 159.01.0000 no'lu Verilen Sipariş Avansları hesabına 30.11.2023 tarihinde torba hesap şeklinde kayıtlar işlendiği, 30.11.2023 tarihinde 159.01.0000 no'lu hesabın bakiyesinin 111.245.051,71 TL olduğu, sonrasında bu hesap bakiyesinin çeşitli virman işlemleri ile 296 no'lu Geçici Hesaba alındığı, 01.12.2023 tarihinde tekrar virman işlemleri yapılarak 2023 yılı sonunda 62.676.038,57 TL olan hesap bakiyesine 2024 yılında yine virman kayıtları işlenerek hesap bakiyesinin 55.183.142,03 TL olduğu, şirket, gerçek sipariş avanslarını 159 no'lu hesap altında şirket ismi belirterek açmışken 159.01.0000 no'lu hesabın torba hesap şeklinde kullanıldığı, dolayısıyla, bu hesap kaleminde sadece virman işlemleri bulunmakta olup gerçek bir alacağı gösteren kayıtların yer almadığı, borçlu şirket vekili her ne kadar ... firmasından özel bir yazılım programı alındığını iddia etmiş ise de, ticari defterlerdeki ... Yazılım cari hesabı incelendiğinde, borçlu şirket ile söz konusu şirket arasında sürekli bir para, çek ve fatura alışverişi olduğu, bu firmadan alınan fatura ve kesilen faturaların önce 150 no'lu “İlk Madde ve Malzeme” hesabında takip edildiği, hatta 150 no'lu hesaptan Satılan Malın Maliyeti hesabına aktarımlar yapıldığı ve neticede 150 no'lu hesapta kalan bakiyenin “260 Haklar” hesabına alındığının tespit edildiği, yani borçlu şirket vekilinin iddia ettiği şekilde ... firmasıyla özel olarak geliştirilen bir yazılımla ilgili gerçekleştirilen bir ticari ilişki bulunmadığı, borçlu şirketin, ticari defterlerinde 01.12.2023 tarihinde portföyde gözüken 23.671.553,81 TL tutarındaki çeki 296 no'lu geçici hesaba alarak gerçek bir varlık olmaktan çıkardığı, borçlu şirket tarafından bizzat portföyden çıkarılan çeklerin heyetlerince gerçek bir varlık olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, borçlu şirket vekili her ne kadar borçların azaldığını beyan etmiş ise de, ticari defter kayıtlarının bu beyanı doğrulamadığı, şayet belirtildiği gibi alacaklarından feragat eden alacaklılar varsa, bunların ticari defterlere işlenmesi gerektiği, öte yandan işaret edilmeli ki, sunduğu beyanlarla borca batık olmadığını öne süren şirketin, bizzat kendisi tarafından sunulan ön projede zaten (-) 106.766.242,77 TL tutarı ile borca batık olduğunu belirttiğini, önceki raporlarında ... firmasına ilişkin tespitlerin ayrıntılı bir şekilde izah edildiği, söz konusu firmanın herhangi bir alacağı yokken, firmanın, ticari defterlerde önce dayanaksız bir şekilde alacaklandırıldığı, sonra da kur farkı kesilerek borçlandırılarak hesabının sıfırlandığı, ... firmasının hiç alacağı yokken firmanın önce ticari defterlerde alacaklandırılıp sonrasında fatura kesilerek borçlandırılmasının izaha muhtaç olduğu, kaldı ki önceki raporlarında şirketin faaliyetlerinden zarar ettiğinin ifade edildiği, kur farkı geliri esas faaliyet çerçevesinde bir gelir olmadığından, borçlu şirketin faaliyetlerinden zarar ettiğine yönelik tespitlerinde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, heyetlerince, ödenmemiş sermaye bedeli olan 70.000.000 TL'nin tahsil kabiliyeti şüpheli görüldüğünden, bu tutarın rayiç bilançoda aktifler arasında gösterilmediği, nitekim ortaklar ... için sunulan konkordato ön projelerinde de sermaye taahhüt borçlarının ödenmesine ilişkin hiçbir hedefe yer verilmediği, fakat bir an için 70.000.000 TL'nin tahsil kabiliyetinin bulunduğu kabul edilse dahi bu tutarın şirketi borca batıklıktan çıkarmaya yetmediği, öte yandan pandeminin şirketler üzerindeki olumsuz etkisinin en asgari düzeye indirilmesi amacıyla 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'de değişiklik yapıldığı, bu Tebliğ hükmü çerçevesinde hesaplama yapıldığında Tebliğ hükmüne göre 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderler, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının yarısı borca batıklık hesabında nazara alınmadığında, 2020 yılı için 3.126.075,98 TL, 2021 yılı için ise 6.696.477,71 TL olmak üzere toplam 9.822.553,69 TL'nin borca batıklık hesabında dikkate alınmaması gerektiği, şirketin borca batıklığı (-) 162.894.818,01 TL olduğundan, Tebliğ hükmüne göre hesaplanan 9.822.553,69 TL'nin borca batıklıkta dikkate alınmamasının şirketi borca batık olmaktan çıkarmadığı, tebliğ hükmüne göre hesaplama yapıldığında borca batıklığın (-) 153.072.264,32 TL olduğu bildirilmiştir."...Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/1521 Esas 2024/1969 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, borçlu şirket ve gerçek kişiler hakkında 04/01/2024 tarihinden itibaren üç ay süre ile geçici mühlet kararı verilmiş olup henüz kesin mühlete geçilmeden davacılar vekilince sunulan feragat dilekçesi ve alınan raporlar dikkate alınarak borçlu şirket yönünden geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin feragat nedeniyle reddine ve borçlu şirketin iflasına; tacir sıfatı bulunmayan gerçek kişi borçlular hakkında verilen geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin feragat nedeniyle reddine dair karar verilmiştir. Komiser heyeti tarafından sunulan rapora göre, borçlu şirketin 29/02/2024 tarihi itibariyle kaydi değerler üzerinden özkaynaklarının (-) 11.638.682,31 TL iken rayiç değerler üzerinden düzenlenen bilançoya göre özkaynaklarının (-) 162.894.818,01 TL olduğu, ayrıca 6102 Sayılı TTK'nun 376. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümlerine göre de şirketin özkaynaklarının (-) 153.072.264,32 TL olduğu yönünde yapılan tespitler uyarınca borçlu şirketin hem kaydi değerlere göre hem de rayiç değerlere göre borca batık olduğu anlaşılmaktadır. Borçlu şirkete ait tüm malvarlığının rayiç değerinin tespitine yönelik raporlar alındığı, hem bu raporların hem de komiser heyetince sunulan raporların ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, bu anlamda borçlu şirket vekilinin, rapora karşı itirazlarının karşılanmadığına yönelik istinaf sebebinin de yerinde olmadığı, sunulan raporlar kapsamında borcu batıklık konusunda yeterli ve gerekli inceleme ve değerlendirmelerin yapılarak borca batıklıklığın usulünce tespit edildiği, hatta borçlu şirketin, bizzat kendisi tarafından sunulan ön projede zaten (-) 106.766.242,77 TL tutarı ile borca batık olduğunun da belirttiği ve bu hale göre konkordato talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, İİK'nun 292/son maddesi uyarınca duruşmada dinlenmeleri amacıyla borçlu şirketin ortakları ve yetkilileri olan ... duruşma gün ve saati usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen adı geçenlerin duruşmada hazır olmadığı, ... sağlık durumuna ilişkin rapor sunulmuş ise de Mahkemece, gerekçeleri açıklanarak sunulan sağlık raporuna itibar edilmemiş olup kaldı ki münferiden yetkili olan ...'in duruşmaya gelip beyanda bulunmasının da yeterli olduğu nazara alındığında borçlu şirket yetkililerinin çağrılarak dinlenmesi ile ilgili gerekli işlemlerin yerine getirildiği görülmüştür. Ayrıca borçlu şirketin borca batık olduğunun anlaşılmasına göre alacaklı ... Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusu da yerinde değildir. Öte yandan 2004 sayılı İİK'nun 308/2 maddesi uyarınca, konkordato süreci iflâsla sonuçlandığı takdirde, iflâs kararını veren mahkemenin, tasfiyenin basit veya adi tasfiye usulüne göre yapılmasına karar vereceği düzenlenmiştir. Her ne kadar somut olayda Mahkemece tesis edilen kararda tasfiye usulü belirlenmemiş ise de, düzenlenen bilirkişi raporunda tasfiyenin basit tasfiye usulune göre yürütülmesine karar verilebileceğinin belirtildiği gibi tasfiye işlemlerini yürüten Bakırköy ... İcra Dairesinin ... İflas sayılı dosyasında da basit tasfiye usulünün uygulanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca iflas kararı ile birlikte iflas açılarak müflis şirketin tasfiye işlemlerine başlandığından esası etkilemeyecek nitelikte olan kaldırma kararlarının iflas prosedürünü sekteye uğratacağı ve daha sonrasında verilecek iflas kararı ile iflas yeniden açılacağından ilave zaman ve masraf kaybına yol açtığı dikkate alındığında bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekili ile alacaklı ... Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1 Esas 2024/348 Karar ve 04/04/2024 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar vekili ile alacaklı ... Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı ve alacaklı ...Tic. Ltd. Şti. tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK'nın 308/a bendi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11.07.2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

(İİKtartışılmasıistinafKaynaklanandereceKONKORDATOistanbulgerekçeKonkordatodan(Adiİlanedenlerikonkordatodüşünüldü308/h))mahkemegereğidelillerin285dosyanumarası

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim