Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
bam
2024/632
2024/827
11 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/632 Esas
KARAR NO: 2024/827
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/03/2024
NUMARASI: 2024/175 Esas, 2024/177 Karar
DAVA: KONKORDATO (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
KARAR TARİHİ: 11.07.2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin temellerinin 1992 yılında atıldığını, iki ortaklı olan müvekkili şirketin 20.000.000,00 TL olan sermayesinin tamamının ortaklar tarafından ödendiğini, nakit akım dengesizliğini giderme, ödeme kabiliyetinin devamlılığını sürdürerek üretim ve faaliyetlere devam edebilme ve bunun yanında itibarını koruma ve olası bir iflas halinden korunma sebebiyle konkordato başvurusunu yapma gereğinin hasıl olduğunu, müvekkili şirketin, borçları bakımından bir tenzilat talebinde bulunmamakla birlikte borçları için vadelerin uzatılmasını ve taksitlendirme talep ettiğini, müvekkili şirketin konkardato talebinde bulunmasına sebep olan asıl sorunun, nakit akışının bozulması ve likit sorunu yaşaması olduğunu, ülkede bulunan ekonomi gereği müvekkili şirketin, alacağını alamadığından borçlarını ödeyemediğini, yaşanan yüksek kur artışı ve kredilerde uygulanan yüksek faiz yükünü mevcut gelirleriyle karşılayamadığını, müvekkili şirketin bankalarda bulunan paralarına, kredi taksitlerini tahsil edememe riskini gören bankalar tarafından bloke konulduğunu, anlatılan tüm bu olumsuzluklar sebebiyle müvekkili şirketin, borçlarını tenzilat yapılmaksızın ve vadelere yayılmaksızın ödeyemeyeceğinden vade konkordatosunu içeren konkordato teklifinde bulunulmasının zorunlu hale geldiğini, haklarında konkordato talebinde bulunulan müvekkilleri ... ve ...'in tacir sıfatını haiz olmadığını, bu kişilerin de konkordato talebinde yer almasının zorunlu olduğunu, zira müvekkili şirket adına düzenlenen kredi sözleşmeleri üzerinde şirket ortakları olan ... ve ...'in asaleten ve kefaleten imzalarının bulunduğunu, müteselsil kefil olan şirket ortakları aleyhine takip başlatılması halinde İİK m.94 kapsamında ortakların hisselerinin haczi sebebiyle şirketin iyileştirilmesinin zorlaşacağını ve buna bağlı olarak ön projelerinin gerçekleşmesinin de riske gireceği için bu kişileri de kapsayacak şekilde mühlet kararı verilmesi gerektiğini, sunulan ön projeye göre alacaklıların alacağını %100 ve faizsiz olarak (KDV hariç) konkordatonun tasdiki akabinde 2025 yılından itibaren 2027 yılı sonuna kadar 36 aylık sürede alacaklarını tahsil edeceklerini, rehinli alacaklılarla ise İİK. 308/h maddesi çerçevesinde yapılacak görüşmelerle borçların yapılandırılmak sureti ile ödeneceğini belirterek müvekkillerinin hepsi bakımından geçici mühlet verilmesine, Mahkemece öngörülen gerekli tedbirlerin alınmasına, kesin mühlet verilmesine, akabinde konkordato talebinin kabulü ve tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesinin 14/03/2024 tarihli celsesinde, davacılar ... ve ... hakkında kesin mühlet verilmesi isteminin reddi ile, geçici mühlet, geçici mühletin uzatılması ve tüm tedbir kararlarının kaldırılmasına karar verilerek adı geçen davacılar yönünden tefrikine karar verilen davanın Mahkemenin 2024/175 Esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi 19/03/2024 tarihli gerekçeli kararında, somut olayda, davacı gerçek kişi borçluların şirketten bağımsız bir konkordato projesinin bulunmadığı, projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, tamamen ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin ön projesi üzerine temellendirildiği, davacıların teklif ettikleri ön projenin başarısının, şirketin başarısına bağlandığı nazara alındığında bağımsız bir konkordato teklifinin bulunmadığı, davacı gerçek kişilerin iflasa tabi şahıslardan olmadığı dosya kapsamı ve komiser heyeti raporlarından anlaşılmakla davacı gerçek kişiler hakkında kesin mühlet verilmesi ve konkordatonun tasdiki istemlerinin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili gerçek kişiler bakımından bir proje sunulmuş olup hiç proje sunulmamış olmadığını, ilk derece mahkemesi veya komiser heyeti tarafından söz konusu projeyi revize etmeleri hususunda bir bildirim yapılmadığını, müvekkillerinin şahsi mal varlığı bulunmakta olup bu malvarlıklarının haciz baskısında olmadıkları takdirde kefaletten doğan borcu ödemeye yetebileceğini, bu nedenle yalnızca projenin şirketin projesinden bağımsız olmadığı gerekçesiyle müvekkillerin kesin mühlet ve konkordato projesinin tasdiki taleplerinin reddine yönelik kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkillerinin önemli miktardaki borcunun şirketin borçlarından doğduğunu ve konkordato talebinde bulunan şirket tarafından borçların ödenmesi için bir ödeme planı hazırlanması sebebiyle her borçlunun ayrı ayrı ve birbirinden bağımsız bir ödeme planı hazırlamasında bir fayda bulunmadığını, aynı borç sebebiyle yapılacak ödemelerin üç farklı projeye göre yapılması talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bankaların, şirketlerin kredi borçlarından doğan alacakları için şirket ortaklarının müşterek ve müteselsil kefaletini talep ettiğini, dolayısıyla tüm bankaların, vermiş olduğu ticari krediler bakımından şirket ortaklarına başvurabildiğini, ancak konkordato ile, şirketlere tüm borçların yapılandırılmasına ilişkin bir hak tanındığını, Mahkemelerce bu hakkın sınırlandırılması yani geçici/kesin mühlet verilmemesi veya verilmesinin imkansız koşullara bağlanmasının konkordatonun ruhuna aykırı olacağını, zira böyle bir durumda bankaların, müşterek ve müteselsil kefalet hükümlerine göre şirket ortaklarına icra işlemleri başlatabileceğini, tüm malvarlıklarını paraya çevirebileceğini ve borçlarını tahsil edebileceğini, sonuç olarak ise, ortakların tüm malvarlıkları ile şirketin borcunu ödemelerinden sonra şirketin, finans kuruluşları yerine ortaklarına borçlandığı bir senaryo olacağını, finans kuruluşlarına olan borcun ödenmesi nedeniyle herhangi bir yapılandırma veya indirim de söz konusu olamayacağından şirketlerin, ortaklarına olan borçlarını yapılandırmak için konkordato talebinde bulunmuş olacağını, başka bir anlatımla heyetin önerdiği görüşün, finans kuruluşlarını fiilen imtiyazlı alacak haline getirdiğini, zira önerilen görüşün, ortakların tüm malvarlıkları ile şirketin borçlarını ödemesinden başka bir sonuç oluşturmadığını, özetli gerçek kişiler bakımından konkordato talebinin reddine karar verilmesinin finansal kuruluşların alacaklarını fiilen imtiyazlı hale getireceği gibi diğer alacaklılar aleyhine bir durum oluşturacağını, zira kefalet hükümlerine göre alacaklarını garanti altına almayan alacaklılar konkordato projesi kapsamında ödeme alabileceklerken, alacakları kefalet ile garanti altına alınmış olan banka ve finansal kuruluşların tüm alacaklarını konkordato hükümlerine ve konkordatonun ruhuna aykırı olarak tahsil edebileceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Talep, borçlu şirket ve ortakları hakkında, İİK'nun 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ile konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde davacılar vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından, Mahkemenin 20/10/2023 tarihli ara kararı ile, borçlu ... San. ve Tic. AŞ, ... ve ... hakkında 20/10/2023 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, 12/01/2024 tarihli duruşmada, geçici mühletin 20/01/2024 tarihinden itibaren 2 ay uzatıldığı, 14/03/2024 tarihli duruşmada ise davacılar ... ve ... hakkında kesin mühlet verilmesi isteminin reddine; geçici mühlet, geçici mühletin uzatılması ve tüm tedbir kararlarının kaldırılmasına karar verildiği ve adı geçenler yönünden tefrikine karar verilen dava kapsamında işbu istinaf başvurusuna konu kesin mühlet verilmesi ve konkordatonun tasdiki istemlerinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Konkordato geçici komiser heyeti tarafından sunulan 27/11/2023, 05/01/2024 ve 29/01/2024 tarihli raporlarda; davacılar ... ve ...'in, borçlu ... San. ve Tic. AŞ'nin ortağı olduğu ve borçlu şirketin banka ve finans kurumlarına olan kredi borçlarına kefil olduğu, borçlu şirketin konkordato talep etmesi nedeniyle şahsi konkordato talep ettiği, sırf kefalet borçları sebebiyle konkordato talep edilemeyeceğinden ... ve ... yönünden geçici mühletin devamı kararı verilmesinin uygun olmayacağı, ... ve ... ile ilgili olarak konkordatonun başarılı olamayacağı anlaşıldığından geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verilmesinin Mahkemenin takdirinde olduğu bildirilmiştir. "...Konkordato isteminde bulunan her bir davacı için ayrı konkordato ön projesi sunulmalı, İİK’nın 305. maddesinde konkordatonun tasdiki için aranan şartlar her bir davacı için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayda, davacılar ... ve ... ayrı konkordato ön projesi sunmuş olsa da ödeme planları ve ödeme tekliflerinin davacı şirketin projesiyle aynıdır. Öte yandan davacı gerçek kişiler, davacı şirketin konkordato projesine nakit finansması sağlayarak ve alacaklarından vazgeçerek katkı sağlayacaklarını beyan etmektedir. Oysa kendi ticari mevcudiyetleri dahi bizatihi şirkete bağlı olduğu gibi konkordatoya tabi olan borçları için ayrı bir kaynakları, malvarlıkları ve özgün projeleri bulunmamaktadır. Bu durumda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından davacı gerçek kişiler yönünden konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/571 Esas 2022/4223 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, borçlular ... ve ...'in konkordato teklifi, ortağı oldukları ... San. ve Tic. AŞ'nin banka ve finans kurumlarına olan kredi borçlarına kefil olmasından kaynaklanmaktadır. Tüzel kişi ve kefillerinin konkordato taleplerinin aynı dilekçede birleştirilmesi mümkün olmakla birlikte konkordatonun tasdiki için aranan şartların her bir borçlunun şahsında gerçekleşmesi gerekir. Kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmelidir. (Yeni Konkordato Hukuku, Editör Selçuk Öztek, 2. Baskı, sh. 148) Somut uyuşmazlıkta, borçlular ... ve ...'in dosyaya sunulu ön projelerine göre, müteselsil kefaletten kaynaklanan borçların tamamının ortağı oldukları asıl borçlu olan ... San. ve Tic. AŞ tarafından ödeneceğinin öngörüldüğü, şirket borçlarından kaynaklı bir ödeme planı veya iyileştirme planı sunmasını gerekli kılacak yeterli bir gelirlerinin bulunmadığı, ancak şirketin iyileştirme projelerine destek olmak amacıyla 2024 yılından başlayarak 2027 yılı sonuna kadar her yıl 4.000.000,00 TL olmak üzere toplamda 16.000.000,00 TL tutarında sermaye artırımı yapılacağının öngörüldüğü komiser heyeti tarafından sunulan raporlardan anlaşılmaktadır. Ne var ki, her iki borçlu gerçek kişi yönünden konkordato ön projesi sunulmuş olsa da, ödeme planları ve ödeme tekliflerinin borçlu şirketin projesiyle aynı olduğu, buna göre borçlu gerçek kişilerin, şirketten bağımsız projesi bulunmadığı gibi projelerinin başarısının da, borçlu şirketin projesinin başarısına bağlı kılınarak tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, ayrıca sunulan projelerin kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği dikkate alındığında bağımsız ve kendine özgü tedbir içermeyen konkordato projesi başarıya ulaşamayacağından Mahkemece, iflasa tabi olmayan borçlu gerçek kişilerin kesin mühlet verilmesi ve konkordatonun tasdiki taleplerinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/175 Esas 2024/177 Karar ve 19/03/2024 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK'nın 308/a bendi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11.07.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52