Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
bam
2024/442
2024/811
5 Temmuz 2024
T.C.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/442 Esas
KARAR NO: 2024/811
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/12/2023
NUMARASI: 2023/798 Esas, 2023/993 Karar
DAVANIN KONUSU: Sigorta (Yangın Sigortası Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 05/07/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili şirketin iş yerini 30.09.2016 tarih ve ... nolu sigorta poliçesi ile güvence altına aldığını, müvekkiline ait “... Mahallesi ... Sk. No:... Silivri/İstanbul” adresinde bulunan ve ... ve ... üretim tesisi olarak faaliyet gösteren işletmenin depo kısmında, 01.11.2016 günü saat 02:50 sularında büyük bir yangın meydana geldiğini, yangında depo ve içerisinde istifli bulunan malların büyük oranda hasar gördüğünü, davalıya gerekli tüm ihbar ve bildirimlerde bulunulduğunu ve davalı ... şirketinin derhal yetkili eksperlerini görevlendirerek, 01.11.2016 tarihinden itibaren enkaz kaldırma ve hasarın tespitine ilişkin işlemlere başladığını, enkazın kaldırılmasının yaklaşık olarak 24 gün sürdüğünü, davalı tarafın hasar tespit çalışmalarına devam ederken bir anda tüm çalışmalara son verdiğini ve meydana gelen hasara ilişkin herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığının bildirildiğini ve tahsil ettiği sigorta primlerini müvekkiline iade ederek dava konusu poliçenin başlangıçtan itibaren hükümsüz olduğunu ileri sürdüğünü, davalının tam da hasar ve zarar miktarının ortaya çıktığı bir aşamada müvekkilinin yatırdığı primleri iade etmesinin sözleşmeye aykırı olup haksız ve kötü niyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle; sigorta poliçe limiti dahilinde uğranılan tüm zararların tespitine, şimdilik 100.000,00 TL’nin 01.01.2017 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 19.12.2018 tarihli dilekçesi ile dosyaya sunulu 02.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda emtiaların hasar bedelinin toplam 1.840.681,59-TL, demirbaş/makine teçhizatların hasar bedelinin toplam 254.558,26-TL, bina hasar bedelinin toplam 3.228.280,18-TL olduğununu tespit edildiğini, 18.12.2018 tarihinde harcın tamamlandığını dava değerinin 4.750.000,00-TL ye ulaştığını beyan ederek dosyanın heyete tevdiini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu riziko adresinin müvekkili şirkete teminatı başlamayan ve yürürlükte olmayan ... numaralı İşyerinizin Güvencesi Yangın Sigorta Poliçesi ile sigorta ettirildiğini, yürürlükte olmayan ve bu sebeple başlangıçtan itibaren iptale alınan bu poliçede dain mürtehin sigortalı ... Bankası A.Ş. Gaziantep Ticari Şubesi olduğunu, dolayısıyla tazminat talep etme hakkının ... Bankası A.Ş. Gaziantep Ticari Şubesi'ne ait olduğunu, davacının, dava açabilmesinin ancak dain mürtehin bankanın iş bu davayı açabilmesi konusunda kendisine açık muvafakat vermesine bağlı olduğunu, böyle bir muvafakat belgesi bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıalarını delilleri ile ilişkilendirmediğini, üzerine düşen "somutlaştırma külfetini" yerine getirmediğini, delillerin kendilerine tebliğ edilmediğini, poliçede sigorta konusu işyerinde hasardan sonra gündüz saatlerinde davacı yan ....'nin banka hesabına dekontta hiçbir açıklama yapmaksızın ve anılan poliçe peşinatının da üzerinde 44.346,54 TL ödenildiğini, kayıtlarda yapılan incelemede anılan ... sayılı Yangın Poliçesinin 30/9/2016 tarihinde 25.187,73 TL peşinatının 30/10/2016 tarihinde 15.109,00.-TL ilk taksitinin ve müteakip aylarda aynı tarihlerde de diğer primlerinin ödenmesinin kararlaştırıldığını, davacı ... ettirenin peşinat dahil ilk taksiti de ödemediğini, ödenen peşinat ve primin ise hasar gerçekleştikten sonra ödendiğini, 44.346,54 TL davacı hesabına iade edildiğini ve bu hususun kendisine Beyoğlu ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarname ile bildirildiğini, açıklanan nedenlerle; davanın aktif husumet yokluğundan reddine, esasa geçilmesi halinde yürürlükte poliçe olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasında sigorta primine ilişkin peşinat ve ilk taksitin ötelenmiş olmasına rağmen davacının oluşturulan sigorta poliçesi korumasının 30/09/2016 tarihinden itibaren başlamış olduğu, hasarın primin ödenmesinden önce gerçekleşmiş olmasının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağına ve buna göre de detaylı gerekçeli dosya kapsamı ile uyumlu olması nedeni ile itibar edilen bilirkişi raporuna göre davacının 1.840.681,58 TL emtia, 3.288.280,18 TL ve 253.000,00 TL makine hasarı olmak üzere 5.381.961,76 TL'lik oluşan zarardan sorumlu olduğu ancak bu zarardan poliçedeki %10 muafiyet miktarına denk gelen 538.196,17 TL'nin poliçe hükümleri gereği indirilmesi gerektiği ve bu miktar düşüldüğünde davacının davalıdan 4.843.765,59 TL talep etme hakkı bulunmasına rağmen davacının bu rakamdan daha düşük 4.750.000,00 TL talepte bulunduğu, taleple bağlılık kuralı gereği davalının bu tutardan sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
DAİREMİZİN 2020/615 E-2023/1177 K sayılı 02.11.2023 tarihli karar ile; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 184 ve 186.maddesi düzenlemeleri emredici niteliktedir. Yasanın emredici düzenlemelerine aykırı hüküm tesis edilmesi ise aynı yasanın 33.maddesinde yer verilen genel ilkeler arasındaki hakimin Türk Hukukunu resen uygular düzenlemesine de aykırılık teşkil edecektir. Mahkemece, tahkikatın tamamlandığının kabulü halinde yasanın emredici düzenlemeleri gereğince işlem yapılması gerekirken HMK 27.maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğurur şekilde davalı tarafın yokluğunda ve tahkikatla ilgili beyanları alınmaksızın hüküm tesis edilmiş olması isabetli görülmemiştir."gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Dairemizin kaldırma kararından sonra Mahkemece; istinaf kararı sonrasında işbu esas üzerinden yargılamaya devam olunduğu ve yapılan yargılamada araştırılacak başka husus olmadığından tahkikatın tamamlandığı bildirilerek sözlü yargılama aşamasına geçildiği ve taraf vekillerinin sözlü yargılama kapsamında beyanları alınarak, istinaf kararından önceki kararda yer alan aynı gerekçeler ile davanın kabulüne kabulü ile (1.840.681,58 TL emtia + 3.288.280,18 TL bina + 253.000,00 TL makine hasarı olmak üzere toplam 5.381.961,76 TL'den %10 muafiyet miktarı 538.196,17 TL'nin mahsubu sonrası kalan) 4.843.761,59 TL'den taleple bağlı kalınarak 4.750.000,00 TL'den davalı tarafın mahsup talebi dikkate alınarak poliçe primi 100.732,73 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.649.267,27 TL'nin 01.01.2017 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; yerel mahkeme tarafından aralarında sigorta uzmanının da bulunduğu heyetten alınan bilirkişi raporunda, davaya konu hasardan dolayı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığına dair görüş belirtilmiş olmasına karşın bu raporu elimine edecek başka bir heyetten rapor alınmaksızın raporda belirtilen görüşün aksine hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel Mahkeme hükmünün bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini, Sigorta prim peşinatının süresinde ödenmediğinden dolayı riziko tarihinde müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu başlamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı usul ve yasaya aykırı olduğunu, sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için TTK'nun 1421. maddesi hükmü uyarınca primin tamamının veya ilk taksitinin ödenmiş olmasının zorunlu olduğunu, davaya konu sigorta poliçesinin vade tarihlerinin 29.09.2016 - 29.09.2017, tanzim tarihinin 30.09.2016 olduğu, sigorta Poliçesinde peşinatın 30.09.2016 tarihinde 25.187,73.-TL ilk taksitin 30.10.2016 da 15.109,00.-TL olarak yapılması gerektiği yazılı olduğu, rizikonun, poliçe tanzim tarihinden tarihinden 31 gün sonra 01.11.2016 tarihinde gerçekleştiğini, davacı tarafından sigorta primine ilişkin rizikonun gerçekleştiği 01.11.2016 günü saat 02:50 den sadece 7 saat 35 dakika sonra dekontta hiçbir açıklama yapılmaksızın 44.346,54.-TL ödendiğini, davacı sigortalı tarafında ödenen bu miktarın davacıya aynen iade edildiğini ve bu hususun kendisine noter ihtarı ile bildirildiğini, Sigorta poliçesi priminin tamamının veya ilk taksitinin yatırılmadığı takdirde sigortacının sorumluluğunun başlamayacağı yönündeki yasa hükmünün poliçede açıkça vurgulandığını, sorumluluğunun başlamadığı, rizikonun gerçekleşmesinden sonra primin ilk taksitini ödenmesinin, kanunun ve sigorta sözleşmesinin bu açık hükmünü bertaraf edici işlem olmadığı, sonuçta müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun başlamadığı nazara alınarak davanın reddin karar verilmesi gerekmekte iken Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin davanın kabulüne dair kararının gerekçelerinin TTK' nın amir hükümleri ile yargıtay uygulamalarıyla çeliştiğini, Yerel Mahkeme gerekçesinde, taraflar arasında 29.09.2016 tarihli e mail yazışmaları ile poliçe prim peşinatı ödenmeden sigorta teminatının sigorta sözleşmesinin tanzim tarihinden itibaren başlayacağına dair anlaşma yapıldığı ileri sürülmekte ise de Yerel Mahkemece alınan bilirkişi raporunda tespit olunduğu üzere dosyaya sunulu e mail yazışma dökümlerinin içeriğinde Mahkemenin ulaştığı sonucu destekleyen hiçbir yazışma bulunmadığını, bu nedenle Yerel Mahkemenin bu gerekçesinin dosya kapsamı ile bağdaşmadığını, dosya kapsamında yer alan yazışmalar içeriğinde Yerel mahkemenin gerekçesinde belirtildiği şekilde sigorta şirketinin ilk peşinatın 04.11.2016 tarihinde ödeneceğine ve poliçe teminatının 30.09.2016 tarihinden itibaren geçerli olduğuna dair hiç bir yazışmasının söz konusu olmadığını, dosya içeriğinde yer alan hiçbir belgede sigorta teminatının prim ödenmeksizin başlayacağına dair Mahkemenin kabul kararına dayanak gösterdiği gerekçeyi haklı çıkartacak bir belgenin olmadığını, ayrıca poliçe tanziminde itibaren geçen 31 gün içinde poliçe primini ödemek için banka hesap numarasının kendisine bildirilmesini bekleyen sigortalının hasardan sadece 7 saat 35 dakika sonrasında hiçbir kimseden bilgi almadan müvekkili şirketin banka hesabına prim ödemesi yapmış olmasından dolayı Mahkemenin bu gerekçesinin de hatalı olduğunu ve dosya delilleri ile bağdaşmadığını, sigorta şirketlerinin mutad eksper atama uygulamasından hareketle hasarın sigorta şirketi tarafından da önce teminat kapsamında kabul edildiği sonucunun çıkartılmasının hukuken mümkün olmadığını, Sigorta sektöründe hasar ihbarı yapıldıktan sonra doğrudan sigorta eksperi atanmasının mutat bir uygulama olduğunu, sigorta şirketi tarafından sigorta eksperinin görevlendirilerek olay mahalline gönderilmesinin hasarın sigorta teminatı kapsamında gerçekleştiğinin sigorta şirketi tarafından da kabul edildiği müeyyidesi ile sonuçlandırılamayacağını, somut olayın gerçekleşme seyri nazara alındığında Mahkeme ilamında ileri sürülenin aksine asıl dürüstlük kuralına aykırı davrananın süresinde hiçbir prim ödemediğinden dolayı tazminat talep etme hakkı bulunmamasına karşın müvekkili şirketten haksız tazminat talep etmeye çalışan davacı şirket olduğunun açıkça ortaya çıktığını belirterek Yerel Mahkeme hükmünün kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesinin talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, davacı sigortalının, davalı sigortacısına karşı açmış olduğu poliçedeki rizikonun gerçekleşmiş olmasından kaynaklı hasar bedelinin tazmini istemine ilişkidir.Davacı sigortalıya ait işyerinin davalı ... şirketi nezdinde 29/09/2016 tarihli başlangıç ve 29/09/2017 bitiş tarihli ...numaralı "İşyerinizin Güvencesi Yangın Sigorta Poliçesi" ile sigortalı bulunduğu, ödenecek sigorta primleri toplamı 100.732,73-TL olup, peşinatın 30/09/2016 tarihinde 25.187,73-TL, 1. Taksitin 30/10/2016 tarihinde 15.109,00 TL olmak üzere belirlenen sigorta priminin 5 taksitte ödenmesinin kararlaştırıldığı, dava konusu rizikonun 01/11/2016 tarihinde meydana geldiği, dosya kapsamında yer alan ... Bankası A.Ş. dekontuna göre; davacı tarafından davalıya rizikonun gerçekleştiği 01/11/2016 tarihi saat 02.52'den sonra aynı gün saat 10.25'te 44.346,54- TL ödendiği anlaşılmıştır. Mahkemece, taraflar arasında sigorta primine ilişkin peşinat ve ilk taksitin ötelenmiş olmasına rağmen davacının oluşturulan sigorta poliçesi korumasının 30/09/2016 tarihinden itibaren başlamış olduğu hasarın primin ödenmesinden önce gerçekleşmiş olmasının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gerekçesi davanın kabulüne karar verilmiş, karar yasal süresi içinde davalı tarafca istinaf edilmiştir. İstinafa konu uyuşmazlık, rizikonun gerçekleştiği tarihten sonra sigorta priminin bir kısmının ödenmiş olması sebebiyle davalı ... şirketinin sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1430.maddesinde sigortalının prim ödeme borcu; 1431.maddesinde prim ödeme zamanı ve 1434.maddesinde de prim ödemesinde temerrüdün sonuçları düzenlenmiştir. TTK'nun 1434/1.maddesinde "ilk taksiti veya tamamı bir defada ödenmesi gereken prim, zamanında ödenmemişse, sigortacı, ödeme yapılmadığı sürece, sözleşmeden üç ay içinde cayabilir. Bu süre, vadeden başlar. Prim alacağının, muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemiş olması hâlinde, sözleşmeden cayılmış olunur" düzenlemesi yapılmıştır. Bu yasal düzenlemeye göre, primin taksitle ödenmesinin kararlaştırıldığı hallerde, ilk taksitin zamanında ödenmemesi halinde sigortacının 3 ay içinde sözleşmeden cayma hakkı bulunmaktadır.Davaya konu somut olayda; taraflar arasındaki poliçede, peşinatın 30/09/2016, ilk taksitin 30/10/2016 tarihinde ödenmesi kaydıyla, primin 5 taksit halinde ödenmesinin kararlaştırıldığı; davaya konu edilen rizikonun 01/11/2016 tarihinde gerçekleştiği ve davacı tarafından 01/11/2016 tarihinde 44.346,54- TL davalı ... şirketine ödeme yapıldığı görülmektedir. Bu itibarla; davacının, poliçe priminin peşinat ve ilk taksitini ödemede temerrüte düştüğü; rizikonun yasal 3 aylık cayma süresi içinde gerçekleştiği, davalının temerrüt nedeniyle riziko tarihine kadar sözleşmeden cayma iradesini ortaya koymadığı ancak Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye nolu 24/11/2016 tarihli ihtarnamesi ile hasardan sonra ödeme yapıldığından yasa gereği sigortacının sorumluluğu başlamadığından bahisle poliçenin hükümsüz olduğunu belirterek yapılan ödemenin iade edildiği davacıya bildirilmiştir. Davalı ... bir taraftan da davacının hasar ihbarı nedeniyle eksper görevlendirip inceleme yaptırdığı; eksper tarafından 07.11.2016 tarihinde ön ekspertiz raporu ile alınan aksiyonlar belirtilerek muallak hasar tutarı belirlenmiş, eksperin 20.03.2017 tarihli raporunda da"... hasar poliçe başlangıç tarihinden sonraki 33.günde meydana gelmiştir. Önceki dönem poliçesi vardır. Hasarın yakın nedeni yangın olarak belirlenmiş olup gerçekleşen riziko için poliçede teminat olduğu görülmüştür. Bununla birlikte sigorta şirketinizden alınan bilgiye göre sigortalının ilk primi ödemediği bu sebeple yangının teminat kapsamı dışında değerlendirildiği öğrenilmiştir. Sigortalı ile hasar tutarı üzerinde mutabakat sağlamak için 03.01.2017 tarihinde tarafımızca tespit edilen hasar hesaplaması gönderilmiştir. Bunun üzerine sigortalı 10.01.2017 tarihinde dönüş yapmış ve bazı hususlara itirazı olduğunu bildirmiştir. Sigortalının bu itirazı üzerine 26.01.2017 tarihinde ekli mailde yer alan bilgi ve belgeler talep edilmiştir. Ancak bu maile herhangi bir şekilde dönüş olmamıştır. Sigortalıdan uzun süre dönüş olmadığı için 01.03.2017 tarihinde tekrar mail atılarak mutabakat için göndermiş olduğumuz hesaplama üzerinden dosyanın kapatılacağı bilgisi verilmiştir." denilmiştir.Davalı ... şirketi primin peşin ödeme tarih olan 30/09/2016 ve ilk taksitin vadesi olan 30/10/2016 tarihinden sonra riziko tarihine kadar sözleşmeden cayma iradesini ortaya koymadığı gibi, sözleşmenin kurulduğu tarihin 30/09/2016 tarihi olmasına rağmen taraflarca itiraza uğramayan mail yazışması içeriğinden poliçenin peşinatın ve ilk taksitin ödenme tarihlerinin değiştirildiği ve buna göre de prim ödeme tarihinin 04/11/2016 tarihi olarak kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Bu hali ile riziko tarihine kadar herhangi bir cayma iradesini ortaya koymayan, rizikonun gerçekleşmesinden sonra davacının ihbarı üzerine davalı ... şirketi tarafından eksper görevlendirip zarar konusunda inceleme yaptıran, riziko gerçekleştikten sonra prim peşinatının ödenmemesi nedeniyle sözleşmenin hükümsüz olduğunu ileri süren davalı sigortacının sözleşmeden caydığının kabulü mümkün değildir. Zira; güven ve iyiniyet temelinde akdolunan sigorta sözleşmelerinde, tarafların tüm haklarının kullanımında (sözleşmenin kurulmasında olduğu kadar, sona erdirilmesinde de) bu ilkelere bağlı biçimde hareket etmesi gereklidir. ( Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/4632 E- 2020/6340 K sayılı kararı)Prim peşinatının rizikodan önce yatırılmaması nedeniyle sigortacının sorumluluğunun başlamadığı hallerde, sigortacının; olaydan ve ihbardan, diğer anlatımla rizikoyu öğrendikten sonra primleri tahsil etmesi, sonrasında geri vermemesi ve bir ihtarla da sözleşmeyi feshetmemesi hallerinde, sigortacının sözleşmeyi ayakta tutması halinde, tahsil öncesi gerçekleşen rizikodan sorumlu olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarındandır.Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı sigortacı bakımından geçerli bir sözleşmeden cayma durumunun bulunmadığı, davalı ... şirketinin, davacının prim ödemede temerrüde düşmesine rağmen sözleşmeyi ayakta tutma iradesini gösterdiği ve prim peşinat ve ilk taksit ödemesinin taraflar arasındaki 31.10.2016 tarihli mail yazışmaları ile 04.11.2016 tarihine ertelendiği anlaşılmıştır. Bu hali ile basiretli tacir gibi davranmakla yükümlü olan davalı şirketin, rizikonun gerçekleşmesi halinde sorumluluğu üzerine aldığı, davacı şirkete bu süreçte rizikonun gerçekleşmesi halinde sorumlu olmayacağı yönünde herhangi bir bildirimde bulunmadığı görülmüştür. Bu şekilde sözleşmeyi ayakta tutup rizikoyu bilmesine rağmen prim tahsilatını öteleyen sigortacının riziko gerçekleştikten sonra, davacı tarafından yapılan ödemeyi iade ederek sözleşmenin hükümsüzlüğünden bahisle sözleşmeyle bağlı olmadığını iddia etmesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesi ile bağdaşmaz.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353-1.b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/798 Esas, 2023/993 Karar sayılı ve 22/12/2023 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 79.397,88 TL harçtan mahsubu ile bakiye 78.970,28 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere Başkan ... muhalefetiyle oyçokluğu ile karar verildi.05.07.2024
MUHALEFET ŞERHİ Türk Ticaret Kanunun 1421.maddesinde; "(1) Aksine sözleşme yoksa, sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidinin ödenmesi ile başlar; kara ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda, sigortacı, sözleşmenin yapılmasıyla sorumlu olur.(2) 1430 uncu madde hükmü saklıdır." düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanunun 1421.maddesinde; aksine sözleşme yoksa sigortacının sorumluluğunun primin veya ilk taksitin ödenmesi ile başlayacağı belirlenmiştir. Yasanın 1430.maddesinde; sigorta ettirenin, sözleşme ile kararlaştırılan primi ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiş, 1431.maddesinde; sigorta priminin tamamının, primin taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa, ilk taksitin sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.Taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmesinde sigorta priminin taksitler halinde ödeneceği belirlenmiştir. Poliçede; sigorta primi ödeme koşulları başlıklı kısmında, sigorta ücretinin ödenmesi ve sigortacının sorumluluğunun başlaması klozunun bu poliçenin ayrılmaz bir parçası olduğu ve poliçe ile birlikte sigorta ile teslim edildiği belirtilmiş, devamında, sigorta priminin veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa peşinatın poliçenin teslimine rağmen ödenmemesi halinde sigortacının sorumluluğunun başlamayacağı kararlaştırılmıştır. Taraflar tacir olup, kanuni düzenlemeler ve taraflar arasında düzenlenen poliçe hükümleri tarafları bağlamaktadır. Poliçede açıkça primin taksitler halinde ödeneceği, primin ödenmemesi halinde sigortacının sorumluluğunun başlamayacağı düzenlendiğinden davalının sorumluluğuna gidilemez. Öncelikle bu hususun tartışılması gerekir.Olayın meydana gelmesinden sonra davacı taraf poliçede belirlenen primin ilk taksitini ödemiştir. Olayın meydana gelmesinden sonra primin ödenmesi davalının sorumluluğunu doğurmaz. Olayın meydana gelmesinden sonra eksper görevlendirilmesinin poliçenin ayakta olduğuna delalet teşkil etmez. Zira bu durum rutin gerçekleştirilen bir olaydır. Olayın meydana gelmesinden önce gerçekleştiği iddia edilen bir kısım mailler dosyaya ibraz edilmiş ise de yazışmaların davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığı belirli değildir. Kaldı ki, sözleşmede davalının sorumluluğunun yani sigortacının sorumluluğunun primin ilk taksitinin ödenmesi ile başlayacağı açıkça belirlenmesi karşısında mail yazışmaları ile davalının yani sigortacının poliçeyi ayakta tuttuğu şeklinde yorumlanması sözleşme hükmüne açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Dosya kapsamına göre; davalı sigortacının, primin ilk taksiti ödenmemesine rağmen sorumluluğunu üstlendiğine dair herhangi bir davranışı söz konusu değildir. Bu durum yani davalının poliçe kapsamında sorumlu olduğuna dair iddia dosya kapsamına, somut vakıaya ve olayın oluş şekline uygun düşmemektedir. Mail yazışmaları, eksper görevlendirilmesi gibi bir kısım fiili davranışlar sözleşmenin açık hükmünü veya kanunun açık hükmünü ortadan kaldırıp davalının sorumluluğunu doğuracak nitelikte yorumlanması, tarafların tacir olması da göz önüne alınarak mümkün görülmediğinden çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir. Zira davalı sigortacı aldığı primi iade ettiği gibi sonraki primleri de tahsil etmemiştir.05.07.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09