Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
bam
2024/728
2024/785
4 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/728 Esas
KARAR NO: 2024/785
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 14/12/2023
NUMARASI: 2016/79 Esas
BİRLEŞEN İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMENİN
2016/1178 ESASSAYILI DOSYASINDA:
DAVA: GENEL KURUL KARARININ İPTALİ
BİRLEŞEN İSTANBİL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2015/598 ESASSAYILI DOSYASINDA:
DAVA: KAT İRTİFAKI İPTALİ VE YENİDEN KURULMASI
BİRLEŞEN İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2018/920 ESAS SAYILI DOSYASINDA
DAVA: TAPU İPTALİ VE TESCİL
BİRLEŞEN İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2014/606 ESAS SAYILI DOSYASINDA:
DAVA: KAT İRTİFAKININ İPTALİ
KARAR TARİHİ: 04/07/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tedbir kararına itiraz eden üçüncü kişiler vekili itiraz dilekçesi ile; müvekkillerinin kooperatif üyesi olup, emsallerine göre kooperatife fazla ödeme yaptıklarını, bu nedenle açtıkları İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/178 Esas, 2021/651 Karar sayılı dosyasında alacaklı olduklarının hüküm altına alındığını, ilama dayalı alacağın tahsili için kooperatif aleyhine takip başlattıklarını, takipte kooperatife ait Arnavutköy ilçesi, ... mevki, ... ada ... parsel, ... Blok ... nolu, ... blok ... ve ... nolu bağımsız bölümlerin satışını talep ettiklerini, ancak mahkemenin 25/10/2023 tarihli ara kararı ile söz konusu bağımsız bölümlerin cebri icra yoluyla satışı da dahil olmak üzere devir ve temlikinin önlenmesi yönünde tedbir kararı verildiğini öğrendiklerini, dosyaya taraf olmayan müvekkilleri aleyhine tedbir kararı verilemeyeceğini, davacıların mali yükümlülüklerini de yerine getirmediğini belirterek tedbir kararının anılan bağımsız bölümlerin cebri satışının engellenmesine yönelik kısmının kaldırılmasını, bağımsız bölümlerin dava konusu olup olmadığı ve davacıların aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı denetlenmeden verilen tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacıların kooperatifin kendilerine tahsis ettiği bağımsız bölümlerin ortak alana isabet etmeleri nedeniyle bağımsız bölüm alamadıkları iddiasıyla kat irtifakının yeniden tesisi ile tescil talebinde bulundukları, tedbir istemine konu bağımsız bölümlerin kooperatif adına kayıtlı olup uzun yıllardır davacıların zilyetliğinde olduğu, tedbir kararı verilmemesi ve bağımsız bölümlerin satışı halinde, telafisi imkansız zarar doğma ihtimali olduğu gerekçesiyle üçüncü kişiler vekilinin tedbire itirazının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde üçüncü kişiler vekili tarafından istinaf edilmiştir. Üçüncü kişiler vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkillerinin kesin hükme bağlı alacağın tahsili için takip başlattıklarını ve bağımsız bölümlerin satışını talep ettiklerini, davada taraf olmayan müvekkilleri hakkında tedbir kararı verilemeyeceğini, davacıların mali yükümlülüklerini .yerine getirmediğini ve ortaklıktan çıkarıldıklarını belirterek tedbir kararının anılan bağımsız bölümlerin cebri satışının engellenmesine yönelik kısmının kaldırılmasını, bağımsız bölümlerin dava konusu olup olmadığı ve davacıların aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı denetlenmeden verilen tedbir kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava ve birleşen dava, kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. İlk derece mahkemesinin 25/10/2023 tarihli ara kararı ile; ... ada ... parsel, ... Blok ... nolu, ... blok ... ve ... nolu dava konusu taşınmazın cebri icra yolu ile satışı da dahil olmak üzere devir ve temlikinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş, üçüncü şahıslar vekili ara karara itiraz etmiştir. Mahkemenin 14/12/203 tarihli ara kararı ile tedbire itirazın reddine karar verilmiş, üçüncü şahıslar vekili ara kararı istinaf etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 389/1 maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'', HMK 390/1 maddesinde "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.", HMK 390/3 maddesinde "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'', HMK 391/1 maddesinde "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" düzenlemelerine yer verilmiştir. İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarında biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır. (m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini, keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir (m. 390/3). Yani, ispatı gereken hususların tam olarak değil; kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir... yaklaşık ispat ispatsızlık veya sadece talepte bulunanın beyanlarıyla yetinileceği anlamına gelmemektedir. Talep eden, ispat ölçüsü düşürülmüş olsa dahi, bir ispat faaliyetinde bulunmak, bu çerçevede delillere dayanmak ve tam olmasa da iddia ettiği hususların gerçekliğini kuvvetle muhtemel olduğunu gösterecek şekilde ispat etmek durumundadır. Şu halde, ispat ölçüsünün düşürülmesi, tedbirin koşullarının, özellikle tedbire esas olan hakkın hüküm altına alınabilmesi için maddi hukuk kurallarında öngörülen koşul vakıaların bir kısmının incelenmeyeceği ya da üstün körü inceleneceği anlamına gelmemektedir. Zira ispat ölçüsü, incelemenin kapsamına değil, hakimdeki usuli kanaatin derecesine ilişkindir... Şüphesiz, talep eden bir ispat faaliyetinde bulunmuşsa bunu tam ispat seviyesinde aramamak gerekir; fakat tamamen ispatsız veya delile dayanmayan bir faaliyet de afaki tehlike olgusuna dayanılarak yeterli kabul edilemez (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2476, 2477). Teminat amaçlı tedbirler, ihtiyati tedbirlerin temel şeklidir. Burada para alacağı dışındaki ihtilaf konusu hakkın müstakbel icrası teminat altına alınmaya çalışılmaktadır. Şayet hakkın gerçekleşmesinin engellenmesi veya esaslı şekilde ağırlaşması tehlikesi bulunuyorsa bu durumda teminat amaçlı tedbirler söz konusu olacaktır. Böylece ihtilaf konusu hak korunarak yargılama sonunda icrası mümkün kılınacaktır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 391. maddesi, teminat amaçlı ihtiyati tedbir olarak karar verilebilecek tüm ihtimalleri kapsayıcı bir hüküm sevk etmiştir. Buna göre, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebilir... Malın hukuken muhafaza altına alınması daha çok taşınmazlarda karşımıza çıkar. Taşınmazın tapu sicilinde malik gözüken kişiye karşı satış vaadi sözleşmesinde olduğu gibi bir şahsi talep hakkı ileri sürülüyorsa çekişmeli haklar şerhi (TMK m. 1010), muvazaada olduğu gibi ayni talep hakkı ileri sürülüyorsa geçici tescil şerhinin (TMK m. 1011) tapu siciline kaydedilmesi talep edilebilir. Her iki şerhin de hukuki niteliği teminat amaçlı ihtiyati tedbirdir. Şerhler, taşınmazın devredilmesine engel olmadığı, yalnız ayni etki ortaya çıkardığı için (TMK m. 1011), uygulamada tapu sicilinde işlem yapılmasını yasaklayan ferağdan men (tasarruf yasağı) şeklindeki teminat amaçlı ihtiyati tedbirler yaygınlık kazanmıştır... Ferağdan men kararı ile malikin o taşınmaz bakımından tasarruf yetkisi hakim kararı ile ortadan kaldırılmakta ve bu durum tapu siciline bildirilmektedir... Uygulamada ferağdan men kararının iradi tasarrufların yanında cebri tasarrufları da engelleyip engellemediği hususunda tereddüt edilmektedir... Kanımızca ferağdan men şeklindeki teminat amaçlı ihtiyati tedbir kararı cebri satışı da durdurur. Hacizle ihtiyati tedbirin karşı karşıya gelmesi durumunda mutlaka öncelik verilecekse tedbire öncelik verilmesi gerekir. Ancak ihtiyati tedbirin içeriği belirlenirken her zaman ayrıntılı bir belirleme yapılmaması gerektiği halde, uygulamada ortaya çıkması muhtemel sakıncalar söz konusu ise yine de mahkemenin bu durumu da gözetip tedbir kararını yeterli açıklıkta vermesi, bu bağlamda talep edenin karşı karşıya kaldığı tehlikenin cebri satışın da engellenmesini gerektirip gerektirmediğini belirlemesi uygun olacaktır. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2503, 2504, 2505). Dairemizce yapılan inceleme ve yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde; bağımsız bölümlere kooperatif borçları nedeniyle başlatılan takip dosyalarında haciz uygulandığı, mevcut deliller dikkate alındığında tapu iptal ve tescil istemine konu davada tedbir kararı verilmemesi ve taşınmazın satışı halinde davanın konusu kalmayacağından telafisi imkansız zararların doğma ihtimali bulunduğu, bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla, mahkemece verilen tedbire itirazın reddi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından üçüncü şahıslar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/79 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 14/12/2023 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan üçüncü kişiler vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Üçüncü kişiler tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.04/07/202
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09