İstanbul BAM 17. HD 2021/945 E. 2024/731 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
bam
2021/945
2024/731
13 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/945 Esas
KARAR NO: 2024/731
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/02/2021
NUMARASI: 2014/415 Esas, 2021/241 Karar
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2017/863 ESAS SAYILI DOSYASI
DAVA: Tapu İptali ve Tescil, Dairenin Rayiç Bedeli ile İşlemiş Kira Gelirlerinin Tahsili
KARAR TARİHİ: 13.06.2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı kooperatifin, müvekkilini üyelikten çıkararak yerine bir başkasını üyeliğe aldığını ve kura sonucu müvekkiline tahsis edilen dairenin de bu kişiye tahsis edildiğini, çıkarma kararının Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/239 E. - 158 K. sayılı ilamıyla iptal edildiğini, müvekkilinin üyelikten çıkarılması kararının kesinleşmediği ve yargılamanın devam ettiği dönemde yapılan genel kurul toplantılarına müvekkilinin davet edilmediğini, her üç genel kurulda da kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı kararlar vazedildiğini, kararların tümü hakkında yargılama yapılarak aleyhe kararların iptallerini istediklerini, 26/06/2011 tarihli genel kurul tutanağının (5) ve (6) nolu bentlerinde oy çokluğuyla kabul kararı kaydedilmiş ise de, oy sayıları belirtilmediğinden bu hususun mevzuata aykırı olduğunu, (9) nolu bentte üyelikten çıkarma yetkisinin yönetime devredilmesinin ve (11) nolu bentte aylık faizin fahiş olarak %4 şeklinde belirlenmesinin kanuna aykırı olduğunu, 01/06/2013 tarihli genel kurul bakımından ise, toplantı katılım sayısı ile kullanılan oy sayılarının çelişkili olduğunu, toplantıya toplam 28 üyenin katıldığı tutanağa dercedilmesine rağmen kullanılan toplam oy sayısının 43'ü bulduğunu, (5) ve (6) numaralı bentlerde kayıtlı oy sayılarının, toplamda katılımcı sayılarından fazla olduğunu, ilgililer hakkında bu kararlarla yapılan ibraların iptal edilmesi gerektiğini, müvekkilinin parasal yükümlülüklerini fazlasıyla yerine getirdiğini, ödemeler ve mahsupların, daha önceki yönetim kurulu üyelerinin bilgisi ve onayı dahilinde olduğunu, kooperatif yönetim kurulu eski başkanı olan müvekkilinin eşinin, kooperatifle aralarındaki hesapta lehine olan alacağını müvekkiline tümüyle temlik ettiğini, yeni yönetim kurulu üyeleri ile müvekkilinin eşi arasında ihtilaflar bulunması sebebiyle daha önce yapılan ödeme ve mahsupların inkar edilerek müvekkilini kooperatife borçlu çıkarttıklarını, müvekkilinin eşinin açığını artırmak amacıyla para almadıkları bir takım şahıslardan kooperatif adına para alınmış gibi makbuzlar kesilerek kooperatifin borcunun arttırıldığını ve bu şekilde müvekkili hesabına yapılan ödemelerin bir kısmının bu açığa mahsup edilmeye çalışıldığını, neticede ise müvekkilinin 121.520,00 TL borçlu bulunduğu gerekçesiyle dairesini iade etmediklerini, ancak müvekkilinin borçlu değil bilakis davalı kooperatiften alacaklı olduğunu belirterek hukuka aykırı genel kurul kararlarının iptaline; kooperatif üyelerine tekabül eden hukuk ve hakkaniyete uygun gerçek maddi yükümlülüklerin tespiti ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine; müvekkilinin eşi ... kooperatiften alacağının da tespit edilerek -eşinin müvekileme temlik etmiş bulunduğu- bu alacaktan fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL'nin faiziyle müvekkiline ödenmesine; ... İlçesi, ... Mh. ... ada, ... parsel, ... blok, ... numaralı dairenin müvekkili adına tapuya tescili ile fiilen teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle Kooperatif Kanununun 53. maddesi gereği 1 aylık süre içerisinde iptali talep edilmeyen genel kurul kararlarının davacı açısından bağlayıcı hale geldiğini, davacının üyelikten ihracının, kooperatif kararlarını öğrenmesine engel teşkil etmediğini, Kooperatifler Kanununun 16/3 maddesi gereğince, kooperatif genel kurulunun, ortaklıktan çıkarılma yetkisinin yönetim kuruluna devrinin geçerli olduğunu ve bu yetkinin, devredilemeyen yetkilerinden olmadığını, bu nedenle davacının buna ilişkin itirazının yerinde olmadığını, Konut Yapı Kooperetifi Tip Ana Sözleşmesinin 23/1. maddesinin 6. bendi uyarınca, ortaklardan tahsil edilecek taksit miktarı ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmek genel kurulun yetkisi dahilinde olduğundan gecikme halinde aylık %4 uygulanacağına ilişkin kararın da usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının, borcunun bulunmadığına ilişkin talebinin dayanaktan yoksun olduğunu, zira üyelikten ihracın iptaline ilişkin davacı tarafından açılan Bakırköy 8. Ticaret Mahkemesinin 2012/239 Esas ve 2013/158 Karar sayılı davada davacının kooperatife 43.000,00 TL dışında ödemesinin bulunmadığının bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, davacının söz konusu davada, borçlu bulunmadığının tespitini de talep ettiğini, ancak sonraki aşamalarda böyle bir talebinin olmadığını belirtmesi sebebiyle Mahkemece bu hususta karar verilmediğini, davacının, kooperatife yaptığı 43.000,00 TL ödeme dikkate alınarak bakiye borcunun belirlendiğini ve Bakırköy ... Noterliğinin ihtarnamesi ile 62.000,00 TL olan bakiye borcuna uygulanan aylık % 4 gecikme faizi hesaplanarak toplam borcunun 128,960,00 TL olduğu hususunun davacıya tebliğ edildiğini, davacının eşi ..., müvekkili kooperatiften bir alacağı bulunmadığı gibi davacıya temlik edildiği iddia edilen bu alacağın tespitinin de işbu davanın konusu olmadığından reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2017/863 ESAS 2017/897 KARAR SAYILI DOSYASI:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, kooperatiften ihracına yönelik kararın iptali ile ... Mah. ... Ada, ... parselde kayıtlı ... blok ... nolu bağımsız bölümün müvekkiline aidiyetinin tespiti için açılan Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/239 Esas sırasında kayıtlı davada verilen kararın kesinleştiğini, bu durumun ortaklar ve taşınmazın edinen kişinin bilgisi dahilinde olduğunu, buna rağmen davalıların, bu taşınmazı müvekkilinin haklarını hiçe sayarak ve açıkça zararlandırma amacı güderek 26/05/2011 tarihinde ... isimli ortağa tahsis edildiğini ve bilahare onun tarafından da halen tapu adına kayıtlı olan davalı ...’ya 12/04/2017 tarihinde 102.000,00 TL bedel gösterilerek tapuda devir ve temlik edildiğini, ihraç kararı kesinleşmeden kura ile müvekkiline tahsis edilen ve fiilen de teslim edilmiş olan bağımsız bölümün yeni bir ortağa tahsis edilmesi ve diğer dairelerin de kendilerine tahsis edilmesinin diğer davalı tasfiye memuru ve yöneticileri şahsen sorumlu hale getirdiğini, zira ortada bir hak ihlali ve şahsi sorumluluğu gerektirecek suç konusu fiil mevcut olduğunu, Türk Hukukunda taşınmazların tescili işleminin, sebebe bağlı işlemlerden olduğunu, sebep herhangi bir sebeple geçersiz ise yapılan işlemlerin tamamının geçersiz olduğunu, bu sebeple gerek müvekkiline ait taşınmazın gerekse diğer taşınmazların eşit bir ferdi ilişkiye geçişte kooperatifçilik ilkeleri ve kanunun emredici düzenlemeleri ihlal edilmiş olmakla geçerli bir tescil sebebi oluşturmadığını, yine geçersizliğin yanında ayrıca hileli bir işlem ile kanunu dolanma, kanuna karşı hilenin de mevcut olduğunu, kooperatifin, bütün ortaklarına ve üçüncü kişilere borçlarını ödemeden kendi malvarlığındaki bir taşınmazı devir ve temlik edemeyeceğini, tahsisin ise hiç yapılamayacağını, 21/06/2014 tarihli genel kurul kararından da görüleceği üzere, kooperatif hakkında muhtelif hacizler ile yüklü miktarda vergi borcu, SGK borcu ve muhtelif borçlar genel kurulca da kabul edildiğinden kooperatifin acz içinde olduğunu, müvekkilinin eşi ... tarafından müvekkiline temlik edilen kooperatife yapılan ödemelerin kabul görmemesi halinde dairenin her türlü takyidattan ari olarak tescil edilmesi mümkün ise eksik ödemeyi depo etmeye hazır olduklarını, belirtilen şekilde tescil mümkün değilse de müvekkilinin ödemesine göre alacağı tazminatın hesaplanarak tazmin edilmesi gerektiğini, müvekkilinin hakkı olan taşınmazlar müvekkiline haksız ve yasaya aykırı olarak teslim edilmediği gibi kooperatif yönetici ve tasfiye kurulu üyeleri tarafından haksız olarak el konularak kullanıldığını veya sınırlı sayı ilkesine göre belirlenmiş olan yapı kooperatiflerindeki ortaklığı ihlal ederek alınmaması gereken kişileri ortaklığa alarak bu kişilere verildiğini, bu sebeple yönetim ve tasfiye kurulu üyeleri ile kooperatifin ortak sayısı ve ürettiği taşınmaz sayısı ve anasözleşmesi belli ve bilinir olduğu halde ona sonradan ortak olan kişi ve ondan taşınmazı alan kişi de dahil olmak üzere müvekkilinin zararlarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek dava konusu taşınmazın her türlü takyidattan arındırılmış olarak davalı adına olan kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, haksız müdahalenin men'ine, boş olarak müvekkiline teslimine; bu talepleri kabul görmez ya da göremez ise, yapılan ferdileştirme işlemi ve özellikle davalı yöneticilerin kendi adlarına yapmış oldukları tahsis işlemleri geçersiz ve sebepten yoksun birer işlem olmaları ve de kanuna karşı hile oluşturmaları, muvazaalı işlem olmaları kooperatif borçlarını ödemeden ve de eşitlik ilkesine aykırı olarak ferdileştirildiklerinden ve de kanuna aykırı, emredici kuralları ihlal edici kararı genel kurulun dahi veremeyeceği ve temsile ve denetime yetkili kişilerin bu yok hükmündeki kararları uygulayamayacağı da gözetilerek ... Mah. (... ada, ... parsel ve ... ada ... ve ... sayılı parsellerin birleşmesinden oluşan) ... Ada, ... parsel de kayıtlı A-B-C-D-E bloklarda tahsis işleminin iptali ile davalı kooperatif adına tesciline; müvekkiline verilmemiş dairenin dava günündeki rayiç değerinin bütün davalılardan müştereken ve müteselsilen dava gününden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmin ve tahsili ile müvekkiline ödenmesine, diğer ortaklara dairelerin teslim tarihleri ve de kura çekim tarihi gözetilerek ön ferdileştirme işleminden sonra müvekkiline teslim edilmeyen dairesi için uğramış olduğu ve en az kira geliri kadar miktardan şimdilik HMK m.107 kapsamında 10.000,00 TL'nin tahakkuk dönemleri itibariyle işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmini ile müvekkiline ödenmesine, davalıların bu ödemelerden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin tüm içeriğini redederek esas davada yaptıkları tüm savunmalarını tekrar ettiklerini, davacının, kooperatife olan yükümlülüklerini yerine getrimemesi sebebiyle ihraç edildiğini, edimlerini ifa etmeyen davacının, kooperatiften bir talepte bulunmayacağını, davacının, müvekkili kooperatife ana para ve gecikme zamları olmak üzere toplam 280.280,00 TL borcunun bulunduğunu, bu tutarın içinde yasal faiz tutarlarının bulunmadığını, davacının, anasözleşme, genel kurul kararları ve yasa uyarınca ödemesi gereken tutarları aylık %4 gecikmesi ve yasal faizi ile ödediğini belgelemediği sürece hem esas davada hem de birleşen davada ileri sürdüğü taleplerin kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından ileri sürülen haksız ihraç iddiasını kabul etmediklerini, aksi kabul edilse bile davacının, tapu iptali ve tescil talebinin kooperatif tüzel kişiliğine karşı yöneltilmesi gerektiğinden bu talebinin husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, ayrıca davacının, uğradığını iddia ettiği zararın müvekkilinden tahsili talebinin de kabulünün mümkün olmadığını, şöyle ki, dava dilekçesinde belirtildiği üzere davacının kooperatif üyeliğinden ihraç edildiği tarihin 2010; dairenin başka bir üyeye tahsis edildiği tarihin ise 2011 olduğunu, müvekkilinin ise, kooperatif yönetim kuruluna 2015 yılında seçilmiş olup ondan önce hiçbir yönetsel görevinin olmadığını, dava konusu taleplerin de zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde; davacı tarafından ileri sürülen haksız ihraç iddiasını kabul etmediğini, aksi kabul edilse bile davacının, tapu iptali ve tescil talebinin kooperatif tüzel kişiliğine karşı yöneltilmesi gerektiğinden bu talebin kendisine yöneltilemeyecek olması sebebiyle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ayrıca davacının, uğradığını iddia ettiği zararın kendisinden tahsili talebinin de kabulünün mümkün olmadığını, şöyle ki, dava dilekçesinde belirtildiği üzere davacının kooperatif üyeliğinden ihraç edildiği tarihin 2010; dairenin başka bir üyeye tahsis edildiği tarihin ise 2011 olduğunu, kendisinin ise, kooperatif yönetim kuruluna 2015 yılında seçilmiş olup ondan önce hiçbir yönetsel görevinin olmadığını, dava konusu taleplerin de zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde; 2010 yılı sonlarında kooperatif yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini ve 2012 yılı Ağustos ayında İzmir iline gitmesi sebebiyle görevinden istifa ettiğini, davacının tüm iddialarının asılsız ve iftira kaynaklı olduğunu, kooperatife, birkaç düşük meblağlı ödemesi hariç tüm ödemelerimi banka kanalıyla gerçekleştirdiğini, davacının banka kayıtlarının incelenmesi halinde ödeme yapmadığının ortaya çıkacağını, davacıya fiilen bir daire teslimatı yapılmadığını hatırladığını, kooperatif kayıtları da incelendiğinde bu hususun açığa çıkacağını, davacının, kooperatif üyelerinin haklarını gasp ettiği ve zimmet suçunu işlediği mahkeme kararıyla kesinlik kazanan eşi ...'nın kin ve intikam duygusu ile hareket ettiğini düşündüğünü, üyeliği döneminde herhangi bir resmi ödemesi bulunmayan kooperatif üyeliğinin gereklerini yerine getirmeyen ...'nın daire veya tazminat talebinin haksız kazanca sebebiyet verecek nitelikte olduğunu, kooperatifin, ortaklarına eşit davranmadığı iddiasının doğru olmadığını, kooperatifin, üyelik gereklerini yerine getiren iyi niyetli üyeleri korumakla da yükümlü olduğunu, davacı bu görevlerini (aidat ödemeleri) yerine getirmiş olsaydı eşitlik ilkesinden bahsetmekte haklı olabileceğini, şahsına yöneltilen suçlamaları ve davalı taraf olmayı kabul etmediğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; "...Kooperatifler Kanunu'nun 59. Maddesine göre, "...Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur..." ve 62. Maddesi "..Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar..." hükümleri gereği, yönetim kurulu üyelerinin görevleri sırasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlann muhatabının kooperatif tüzel kişiliği olduğunu, tüzel kişinin bu zararları ödemesi halinde ve genel kurulda karanna bağlanmak suretiyle sorumlu kişilere rücu etme ve dava açma hakkının olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle davacının kooperatif yöneticilerine yapılan tahsis ve tapu tescilinin iptalini istemekte hukuki yararı ve birleşen davanın davalısı yönetim ve denetim kurulu üyelerine doğrudan dava açma hakkının olmadığı, Mahkememizce alınan ve itibar edilen 30/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda, davalı kooperatif kayıtlarında davacının cari hesabında yer alan toplam ödeme miktarının 43.000 TL olduğu ancak yapılan incelemede tespit edildiği üzere, 27/03/2008 tarihinde yapılan 15.000 TL'lik ödemenin dava dışı ... tarafından yapıldığı ancak dava dışı ...'nın üyelikten ayrılması ile bu bedelin iade edildiği bu nedenle ...’nın üyelik borcuna sayılamayacağı, dava dışı ... tarafından yatırılan 9.000 TL tutarın üye ...’nın üyelik borcundan düşüldüğü bu sebeple ...’nın üyelik borcuna sayılamayacağı,yönetim kurulu karar defterinin 2009/127 sayı ile karar altına alındığı iddia ettiği 23.800,00 TL tutar için üyeler ... ve ... tarafından imzalarının kendilerine ait olmadıkları hususunda Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığının 2010/21994 sayılı dosyası ile evrakta sahtecilikten dolayı suç duyurusunda bulundukları ve savcılık soruşturması sonucu kriminal polis raporunda bu karar metnindeki imzaların renkli fotokopi bilgisayar yazıcısı yoluyla aktarıldığı ve evrağın sahte olduğu tespit edildiğinden ...’nm üyelik borcuna sayılamayacağı, dava dışı ... tarafından yapıldığı iddia edilen ödemeler toplamı olarak 4.726,00 TL tutar için, dosyaya ibraz edilen evrakta yer alan ödemelere ait herhangi bir belge ve kayda rastlanmadığından davacı ...’nın üyelik borcuna sayılamayacağı, İhraç kararı iptal edilmesine rağmen ortaklar cetveline alınmayan davacı her ne kadar davalı kooperatifin üyesi olarak kayıtlı ise de, davacının akçeli yükümlülüklerinin tamamını eşitlik prensibi dahilinde yerine getirmediğinin bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği, 1163 sayılı kooperatifler kanununa göre kooperatif üyesinin, üyeliği gereği kendine tahsis olunan taşınmazın adına tapu iptal ve tescilini İsteyebilmesi için, üyesi bulunduğu kooperatife karşı tüm parasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve ödemelerinin tamamını gerçekleştiren diğer kooperatif Üyeleriyle eşit durumda olduğunu ispatlaması gerekeceği, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2013/1681 esas, 2013/3794 karar sayılı ilamı doğrultusunda, davacının normal ödeme yapan bir ortağa göre ödemelerinin eksik olduğu, bu nedenle tapu iptali tescil talebinde bulunamayacağı vurgulanmış olup Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2013/247 esas 2013/2468 karar sayılı ilamında, davacının tüm edimlerini yerine getirmesi halinde davalı kooperatif adına olan tapunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup somut olayda, davacının bu edimlerini yerine getirmediği, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davacının dava konusu daire için ödeme yaptığının ispatlanamadığı, bu tespit karşısında davacının, 1163 sayılı kanunda belirtilen şartlarının oluşmaması nedeniyle tapu iptal ve tescil talebinde bulunamayacağı, mali bilirkişi tarafından 43.000 TL olarak tespit edilen ödemesini, genel kurulun tespit ettiği 108.000 TL’ye tamamlamadan, teknik bilirkişi tarafından dava tarihindeki rayiç değeri 108.000 TL olarak tespit edilen ... Blok ... Normal kat ... Numaralı dairenin ya da eşdeğerlisinin kendisine teslimini ve adına tescilini isteyemeyeceği, dairesinin teslim edilmemesinde dolayı kira kaybının da söz konusu olamayacağı, birleşen davanın gerçek kişi davalılarından, kooperatif yönetim kurulu ve denetim kurulu üyesi olan .... ...,..., ..., ..., ... hakkında doğrudan sorumluluk davası açılamayacağı, davacının yerine ortak kaydedilen ve davacıya tahsisli dairenin 06.05.2011 tarihinde tapusunu alan davalı ... ile bu daireyi 12.04.2017 tarihinde satın alan davalı ...’nin dürüstlük kuralına aykırı davrandığını gösteren somut belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu haliyle adı geçenler davalıların sorumlu tutulamayacağı, davalı ...’in denetim kurulu üyeliğinin 03.10.2010 tarihli genel kurulda sona erdiği, davacının ihraç edildiği dönemde görevli olmadığı..." gerekçelerine istinaden asıl ve birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemenin, müvekkilinin üyeliğini ve bu üyeliği karşılığı ona tahsis edilen davaya konu dairenin öncelikle onun hakkı olduğunu artık sorgulayamayacağını, zira bu durumun Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2012/239 Esas sayılı dosyasında verilen karar ile kesinleştiğini, bir üye, kooperatiften çıkartılıp karar kesinleşmeden onun yerine başka üye alınamayacağı gibi bu üyenin kura ile kazandığı hakların ihlal edilemeyeceğini, bu nedenle davalı ...'nın üye yapılarak müvekkilinin dairesinin ferdileştirmede onun adına tescil edilmesinin yolsuz olduğunu, adı geçen davalıdan daireyi alan ...'nin ise kooperatife üye olması sebebiyle dairenin müvekkiline ait olduğunu bildiğinden taşınmazı edinmesinde iyiniyetli olmadığını, ayrıca tapunun iptal edilmemesi için özellikle gerçek olmayan bir ipotek işlemi oluşturulduğunu, geçersizliğin yanında ayrıca hileli bir işlem ile kanunu dolanma ve kanuna karşı hilenin de mevcut olduğunu, kooperatif acz içinde olduğundan bir tazminat ödenmesine karar verilse bile tahsil imkanı olmadığını, buna sebep olanların hem kooperatif hem de bu dava edilen yöneticiler olduğunu, Mahkemenin, müvekkilinin ödediği miktarları eksik ve yanlış ele alıp belirlediğini, ..., kooperatife yaptığı ödemeleri müvekkiline temlik ettiğini, alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğundan yapılmakla alacağın sahibinin temlik alan olacağını, ödemlerin banka kanalıyla yapıldığını ve ödemelerin yapıldığı konusunda kooperatif ile hiçbir çekişme de bulunmadığını, dava konusu dairenin değerinin birleşen dava tarihi ile belirlenmesi gerektiğini, müvekkili kadar ödeme yapmayanlara daireleri teslim edildiği gibi dava tarihinden önce bütün üyelerin fiilen dairelerini kullanmaya da başladığını, oysa bunun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, müvekkilinin ihracına yönelik kararın kesinleşmesinden sonra 2014 yılında kooperatife bildirildiğini, bu durumda 2014 ve sonraki yıllarda yönetici olan davalıların dava konusu daireyi ...'dan alarak müvekkiline vermeleri gerekirken bunu yapmadıkları gibi kooperatifi de tasfiyeye sokup kat irtifakı kurarak bu irtifaka göre müvekkiline ait dairenin yine kooperatif ortaklarına hatta yönetim de bulunanlara devrini sağladıklarını, yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin, yalnız kendi dönemlerinden dolayı değil diğer yönetimler tarafından yapılan kanunsuz işlemleri devem ettirdikleri içinde sorumlu olacağının kanun hükmü olduğunu, bu davalılardan bir kısmı hakkında müvekkilinin şikayeti üzerine Büyükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/202 Esas sayılı dosyasında ceza davası açıldığını ve mahkumiyetlerine karar verildiğini, tasfiye ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun, kooperatifin hak ve fiil ehliyetini aşarak yani ultra vires ilkesine aykırı davranarak ve bilinçli olarak müvekkilinin zararına sebep olmuş olmalarına dayandığını, davanın çözümü için yapılması gerekenler yapılmadan karar oluşturulduğunu, bilirkişilerin görevinin, kooperatif defter ve belgelerini inceleyerek önceki alınan ve kazanılmış hak oluşturan hesaplamaları da gözeterek ne kadar ödeme yapıldığını ve ne kadar yapılması gerektiğini tespit etmek; birleşen dava tarihine göre taşınmazın değerini belirlemek ve yapılacak oranlamaya göre ödenecek tazminat miktarını hesaplamak olduğunu, ancak Mahkemece ise, dairenin başkasının olduğu kabul edilmesine rağmen müvekkilinin tazminat haklarını dahi hesaplatıp buna karar vermediğini, Mahkemenin ödeme konusundaki saptamasının da hatalı olduğunu, genel kurullara çağrılmayan, kendisi üye olduğu halde üyelik haklarından yoksun bırakılan, kendisinden bu konuda hiç bir para istenilmeyen kişinin borcu olduğu ve onu ödemediğinden de bahsedilemeyeceğini, kooperatifin, kendi yükümlülüklerini yerine getirmemiş iken üyenin parasal edimlerini yerine getirmesini isteyemeyeceğini, müvekkilinin aidatları tam ödemediği söz konusu ise varsa borcun depo edilme talebinin incelenmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Asıl dava bakımından, hukuka aykırı genel kurul kararlarının iptaline; davacının, davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitine; davacının eşi ... kooperatiften alacağının tespit edilerek bu alacağın davacıya temlik edildiği de gözetilerek şimdilik 5.000,00 TL’nin faiziyle tahsiline; ... İlçesi, ... Mah. .. ada ... parselde kayıtlı ... blok ... numaralı dairenin davacı adına tapuya tesciline; Birleşen dava bakımından, terditli olarak, ... Mah. ... Ada, ... parsel de kayıtlı B blok 12 nolu taşınmazın her türlü takyidattan arındırılmış olarak davacı adına tesciline, haksız müdahalenin men'ine; ... Mah. ... Ada, ... parselde kayıtlı A-B-C-D-E bloklarda yapılan tahsis işleminin iptali ile taşınmazların davalı kooperatif adına tesciline; dava konusu dairenin dava günündeki rayiç değerinin faizi ile birlikte bütün davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; dava konusu dairenin teslim edilmemesi sebebiyle şimdilik 10.000,00 TL kira gelirinin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, uyuşmazlık ile ilgili bilirkişilerden rapor alınmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde ayrıntılı bir şekilde hükmün kapsamı düzenlenmiş olup hükmün hangi hususları kapsayacağı maddeler halinde ve açıkça belirtilmiştir. Bu maddenin 2. fıkrasına göre, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Somut olayda, asıl davaya ilişkin dava dilekçesi kapsamında davacı vekili, 26/06/2011 tarihli genel kurul ve 01/06/2013 tarihli genel kurul ile ilgili ileri sürdüğü iddialara dayalı olarak hukuka aykırı genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Kaldı ki Mahkemenin 29/04/2014 tarihli celsesinde, taraflar arasında uyuşmazlık tespiti yapılan konulardan birinin de, davalı kooperatifin 26/06/2011 ve 01/06/2013 tarihli genel kurul kararlarının iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu talebe ilişkin ne davacının bir feragat beyanına ne de bu talebin, dosyadan tefrikine yönelik bir ara karara rastlanmamış olup Mahkemece, asıl davanın reddine yönelik hüküm tesis edilmiş ise de, asıl dava kapsamında yer alan genel kurul kararının iptali talebi bakımından gerekçeli karar içeriğinde olumlu veya olumsuz herhangi bir tartışma ve değerlendirme yapılmaması HMK'nun 297/2 maddesine aykırı olmuştur. Açıklanan sebeplerle, istinaf incelemesine tabi usul ve yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemeyeceğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile ilk derece Mahkemesinin kararın kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/415 Esas 2021/241 Karar ve 25/02/2021 tarihli kararının HMK 353/1a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından (toplam 855,20 TL) davacı tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın (toplam 118,60 TL) mahsubu ile asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı alınması gereken 368,30 TL harcın (toplam 736,60 TL) davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate ALINMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.13.06.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25