İstanbul BAM 16. HD 2022/1656 E. 2024/980 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/1656
2024/980
23 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1656 Esas
KARAR NO: 2024/980 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/11/2020
NUMARASI: 2019/86 E. - 2020/305 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 23/05/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şahıs adına 25 ve 35. sınıflarda tescilli ... sayılı "..." markasının hükümsüzlüğü talepli olarak açılan Bakırköy 2. FSHHM'nin 2015/16 Esas sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiğini, 11.01.2017 tarihinde kararın taraflarınca istinaf edildiğini, İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin 2017/338 Esas, 2017/627 Karar sayılı kararı ile; müvekkili markalarının asli unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı adına tescilli ve dava konusu olan ... nolu markanın ise "..." olduğu, bu markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, "..." harfinin büyük harfle yazıldığına göre Türkçe karakterde olduğu ve aynı anlamlara geldiği, davalı tarafın "..." ibaresinin hizmetin kalitesine ve niteliğine vurgu yaptığı, bu yönden ayırt edicilik sağlamadığı, davalı markasının da asli ve ayırt edici unsurunun "..." olduğu, 25. ve 35. sınıflar yönünden sınıfsal ayniyet bulunduğu ve ortalama bir tüketicinin bu iki markayı karıştırabileceği, iki markanın birbiriyle bağlantılı olduğunun algılanabileceği gerekçeleriyle davalarının kabul edildiğini ve "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, bu davanın devam etme sürecinde davalı tarafça 35. sınıfın tüm alt grupları dahil mağazacılık hizmetleri yönünden ise 1-34. sınıflar arası düzenlenen tüm malların satış hizmetleri için yaptığı tescil başvurusunun kabul edildiğini ve dava konusu ... sayılı "..." markasının tescil edildiğini, "..." ve "..." markalarının iltibas yarattığı hususunun kesinleşmesi ile Mahkemenin ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar vermesi gerektiğini, ortalama tüketicinin, hükümsüzlüğü talep olunan davalı markalarında yer alan küçük farklılıkları hatırlamadığını, müvekkili şirketin "...", "...", "...", "..." markaları dikkate alındığında, "..." ibarelerinin müvekkili şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkil şirkete ait “...” markalarının da 35. sınıfta tescil edilmiş olduğunu iddia ederek, davalı adına ... sayı ile tescilli "..." markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait olan "..." markasının hükümsüzlüğünü talep ederek dava açıldığını, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi huzurunda görülen 2015/16 E., 2016/ 184 K. sayılı dosyada 09.08.2016 tarihli alınan üç kişilik heyetten oluşan ve konularında uzman bilirkişi raporuyla da davacının haksız ve mesnetsiz iddialarının çürütüldüğünü, raporda markaların bütünsel olarak değerlendirildiğini ve davacının markasının Türkçe kelime "..." anlamına geldiğini, müvekkili markasının ise İngilizce kelime "..." (dosya, belge) anlamına geldiğini, iki markanın bu nedenle okunuşunda farklılığın olduğunu, müvekkili markasındaki logoda yıldız sembolünün ... kelimesine vurguda bulunduğunu, iki markanın bütünsel algısı karıştırma ihtimalini doğurmadığını, tüketicinin davacının ürününü almak isterken müvekkili ürününü almasının ve markalar arası bağlantı olduğunu düşünmesinin ve müvekkili ürünün davacı markasının bir devamı olduğunu zannetmesinin mümkün olmadığını ve müvekkilinin bundan haksız yararlanmasının söz konusu olmadığını, davacının markasını kullandığı mal ve hizmetler ile müvekkilinin faaliyet alanının farklı olduğunu, davacının ticari kayıtları üzerinde inceleme yapılarak markalarını hangi mal ve hizmetlerde kullandığının tespit edilmesini istediğini, müvekkilinin “HAZIR GİYİM VE KONFEKSİYON” alanında faaliyette bulunduğunu, davalının markalarını hiçbir şekilde, yani yasanın aradığı şekilde kullanmadığını, davalının “... TEKSTİL” alanında hiçbir tarihte faaliyette bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
MAHKEME KARARI: Bakırköy 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi tarihli 2019/86 E. - 2020/305 K. sayılı kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı deliller ve dosya kapsamı ile uyumlu görülen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; en eskisi 29/02/2000 başvuru tarihli olmak üzere "..." esas unsurlu markaların davacı adına tescilli olduğu 05/10/2015 başvuru tarihli "..." markasının ise davalı adına tescilli olduğu ayrıntıları bilirkişi raporunda belirtildiği üzere markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlikler mevcut olup, markaların bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenime bakıldığında davacı markaları ile seri marka olduğu algısı yaratacak şekilde karışıklığa sebep olacağı ve dolayısıyla SMK 6/1 maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Kapatılan Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/16 Esas sayılı dosyasında görülen davada davalı adına olan ... tescil nolu "..." markasının İstanbul 16.BAM Hukuk Dairesinin 2017/348 Esas 2017/627 Karar sayılı kararı ile tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşmiş olmakla bu davanın yargılaması görülürken davalının yeniden aynı marka için tescil başvurusunda bulunmuş olması, davacı markalarının bilinirliği, markanın piyasadaki konumu ve tarafların faaliyet alanları da dikkate alındığında davalı tescilinin TMK'nun 2 maddesi anlamında kötü niyetli olduğu ve böylece SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyet sebebiyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; -Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine," karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Bakırköy kapatılan 2. FSHHM'nin 2015/16 Esas, 2016/184 Karar sayılı karar sayılı dosyasında uzman bilirkişilerden alınan bilirkişi raporları ile müvekkilinin markasının davacının markaları ile benzer olmadığına dair görüş bildirildiğini, İstanbul BAM 16. HD'sinin bu kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne dair verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkilinin "..." unvanını 12/11/2015 tarihinde ticaret siciline tescil ettirdiğini, Müvekkilinin ... tescil numaralı "..." markasının 35. Sınıfta tescilli olduğunu, müvekkilinin faaliyet alanının yalnızca "koruyu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemelerden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler, Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, kepler. Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri." alanında faaliyet gösterdiğini, ticaret sicilindeki firma tescilinde de faaliyet alanının aynı olduğunu, Davacının ise "Bakkal ve marketlerde yapılan perakende ticaret( belirli bir mala tahsis edilmemiş mağazalarda gıda, içecek veya tütün ağırlıklı perakende ticaret" alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin faaliyet alanında yer alan 25. Sınıftaki mal ve hizmetlerle ilgili bir faaliyetinin bulunmadığını, Davacının "..." markasını özellikle gıda sektöründe kullandığını, Müvekkilinin markasının görsel, işitsel ve logo olarak davacının markasından farklı olduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını,Davacının markalarını yasanın aradığı şekilde ciddi olarak kullanmadığını, yaygın olarak marka toplayıcılığı halinin söz konusu olduğunu, yasanın bunu koruyamayacağını, Davacının diğer alanlarda olduğu gibi "... TEKSTİL" alanında hiçbir tarihte faaliyette bulunmadığını, "..." markasının 35. sınıf kapsamındaki “koruyu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemelerden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar. Ayak giysileri. Baş giysileri. Danteller ve nakışlar (aplikeler), güpürler, fistolar, dar dokumalar, şeritler ve kurdeleler, ekstraforlar, fitiller, giysiler için kumaştan yapılmış hazır harfler ve rakamlar, armalar, rütbe işaretleri vatalar” yönünden de tek bir kullanımının dahi olmadığını, Mahkemece alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, markaların benzer alıcı kitlesine hitap etmediklerini, logolarının farklı olduğunu, Müvekkilinin markasının İngilizce "..." ve "... (dosya, belge)" kelimelerinden oluştuğunu, davacının markasının ise Türkçe "..." kelimesinden oluştuğunu, bu nedenle markaların okunuşlarının birbirlerinden farklı olduğunu,Benzerlik karşılaştırmasında markanın bir bütün olarak dikkate alınması gerektiğini, Markanın tanınmışlık düzeyinin dikkate alınması ve tüketici, halk üzerinde bıraktığı izlenimde görsel ve işitsel olarak aynı olarak algılanıyor olması gerektiğini, müvekkilinin 2006 yılında ürettiği giysilerinde bu markayı kullandığını, davacının ise çocuk giyim sektöründe hiçbir faaliyetinin bulunmadığını, bilirkişi raporundaki tespit ve görüşlerin tamamen hukuka aykırı olduğunu,Bilirkişi raporunda davacının kullanmadığı markaları davalının markası ile yan yana getirerek benzerliğin bulunduğu değerlendirmesi yapılmasının da bilirkişinin taraflı olduğunu gösterdiğini, Daha önce görülen davada üç kişilik uzman bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan bilirkişi raporu ile çelişen ve tek bir bilirkişi tarafından hazırlanan rapora itibar edilmesinin ve raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hukuka ve içtihatlara aykırı olduğunu belirterek, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai haklar Hukuk Mahkemesinin 12/11/2020 tarihli, 2019/86 Esas, 2020305K. Sayılı usul ve yasaya aykırı ve haksız kararının kaldırılması, aksi halde bozma kararı verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dairemizce dosya içine getirtilen Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile; ... numaralı "...", ... numaralı "...l", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "..." markalarının 25. ve 35. sınıflar da dahil pek çok sınıfta davacı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir. Dosyada bulunan TPMK kaydı incelendiğinde; 05/10/2015 başvuru, 15/06/2016 tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının 35. sınıfta davalı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir. Dosya içinde bulunan Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/16 Esas, 2016/184 Karar sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ... A.Ş., davalının ... olduğu, davalıya ait ve 25. Ve 35. Sınıflarda tescilli ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü için 22/01/2015 tarihinde dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 12/12/2016 tarihinde davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 13/03/2017 tarihli, 2017/338 Esas, 2017/627 Karar sayılı kararı ile istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne ve davalı adına tescilli ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek onandığı ve 17/12/2018 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince marka patent vekili ...'den alınan 28/09/2020 havale tarihli raporda; "... davalıya ait ... tescil nolu markanın, davacıya ait markalarla benzer olması, aynı mal/hizmetleri kapsaması ve aynı zamanda markaların belirtilen bu ilişki nedeniyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin de bulunması nedeniyle, SMK'nın 6/1 uyarınca 35. sınıf açısından hükümsüzlüğüne ilişkin şartların mevcut olduğu ve davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunda ise takdirin Mahkemede olduğu" belirtilmiştir.
G E R E K Ç E: Dava; davalı adına tescilli ... numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalının müvekkiline ait markanın davacının markalarıyla benzer olmadığına dair istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; Sınai Mülkiyet Kanununun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nun 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir.SMK'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak sayılmıştır.Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; daha önce taraflar arasında görülüp kesinleşen Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/16 Esas, 2016/184 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi, davacı tarafın daha önce tescil edilmiş markalarının asli unsuru "..." ibaresidir. Davalı adına tescilli ve dava konusu olan ... numaralı marka ise düz yazı şeklinde yazılmış, davalı vekilinin istinaf dilekçesindeki iddiasının aksine şekil unsuru içermeyen "..." ibaresinden oluşmaktadır. Her iki markada da "..." ibaresi ortak olup, markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik mevcuttur. Her ne kadar davalı vekili müvekkilinin markasının İngilizce "belge-dosya" anlamına gelen "..." ibaresini içerdiğini, davacının markalarının ise Türkçe "..." ibaresinden oluştuğunu belirterek, markaların anlamlarının ve okunuşlarının farklı olduğunu savunmuşsa da, davalının markasındaki "İ" harfi büyük harfle yazılmış olduğuna göre Türkçe olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda markaların işitsel ve kavramsal olarak benzer oldukları, davalı markasında yer alan "..." ibaresinin, mal veya hizmetin kalitesine, niteliğine, vurgu yapan, kalite veya nitelik vurgusu amacıyla kullanılan bir ibare olduğundan bu ibarenin de markaları farklılaştırmadığı, davacının "..." ibaresini içeren pek çok markası tescilli olduğundan, markaların hitap ettikleri ortalama tüketici nezdinde davalının markasının davacının seri markalarından birisi olduğu zannının oluşacağı, bu şekilde her iki marka arasında ilişkilendirilme ve bağlantı ihtimalinin mevcut olduğu, davalının markasının 35. sınıfta tescilli olup, davalının markasının tescilli olduğu bazı malların müşterilerin elverişli bir şekilde görmesi için bir araya getirilmesi hizmetlerini de kapsadığı, davacının ... tescil numaralı "..." markasının da 35. sınıfta tescilli olduğu, bu mal ve hizmetler yönünden markaların sınıfsal ayniyeti de dikkate alındığında, ortalama tüketici kitlesinin bu iki markayı karıştırması, aralarında işletmesel bir bağ kurması veya davalının markasının, davacının markalarından biri gibi algılaması kaçınılmazdır. Dolayısıyla davaya konu "..." markası ile davacıya ait "..." esas unsurlu markalar arasında tescilli oldukları ortak ve bağlantılı mal ve hizmetler için karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu kanaatine varılmıştır.Davalı vekilinin müvekkilinin markasının kullanıldığı mal ve hizmetler ile davacının markalarının kullanıldığı mal ve hizmetlerin farklı olduğuna dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; marka hükümsüzlüğü davasında davalının markasını hangi mal ve hizmetlerde kullandığı sonuca etkili olmayacağı, yine davalı tarafından davacının markalarını kanunun aradığı şekilde kullanmadığı ve daha çok gıda maddelerinde kullandığı savunulmuşsa da, Mahkemece kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük kararı verildiği, kullanmama definin ancak SMK’nun 6/1. maddesi uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında ileri sürülebileceği, bu nedenle davalı vekilinin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı vekilinin müvekkilinin markasının kötüniyetle tescil edilmediğine dair istinaf talebinde bulunmadığı, davalının ... tescil numaralı, 25. ve 35. sınıflarda tescilli "..." markasının hükümsüzlüğü için davacı tarafından 22/01/2015 tarihinde Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine dava açıldıktan sonra, yargılama devam ederken aynı kelimden oluşan işbu davaya konu markanın 35. sınıfta tescili için 05/10/2015 tarihinde başvuru yapmasının SMK’nun 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetli tescil niteliğinde olduğu, davalının daha sonraki 12/11/2015 tarihinde "..." unvanını tescil ettirmesinin de savunma olarak ileri sürülemeyeceği, Mahkemece davalının marka tescilinin kötüniyetli olduğunun kabulü ile davalının markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için hükümsüzlüğüne karar vermesinin yerinde olduğu kanaatine varılmakla, davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 23/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02