İstanbul BAM 16. HD 2024/511 E. 2024/943 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2024/511
2024/943
16 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/511 Esas
KARAR NO: 2024/943 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/01/2024
NUMARASI: 2023/1126 E. - 2024/76 K.
DAVANIN KONUSU: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 16/05/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının alacaklı olarak yer aldığı Samsun İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasından üçüncü şahıs olarak davacı şirkete 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, ancak sehven süresinde itiraz edilemediğini, 31.10.2023 tarihinde davacı firmanın ... hesabına tebliğ edilen 89/3 haciz ihbarnamesine karşı dava şartı zorunlu arabuluculuk müessesine başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, işbu menfi tespit davasını açmak zorunda kaldıklarını, Samsun İcra Dairesi' nin ... E. dosyasından gönderilen 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin davacı şirkete ulaştığı tarihler itibarı ile dava dışı takip borçlusu ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ve davalı ... Pazarlama Ticareti Limited Şirketi'ne ( Yeni Unvan : ... Ticaret Limited Şirketi) herhangi bir borcu bulunmadığını, dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile yapılan ... Dosya numaralı arabuluculuk toplantısında davacı firmadan herhangi bir alacağı olmadığını ve antrepolarında malının bulunmadığını beyan ettiğini, arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesi ekinde yer aldığını, ayrıca resmi defter kayıtları incelendiğinde açığa çıkacağını, icra takibinin borçlusu ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne işbu davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini beyanla, davacının dava dışı takip borçlusuna bir borcu olmadığının ve uhdesinde takip borçlusuna ait bir malının bulunmadığının tespitine, vekalet ve yargılama masraflarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve arz etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı 3. şahıs şirketin vekilinin 27.11.2023 tarihinde mevcut davayı mahkemede açtığını, ancak açılan davada davacının, davalı şirketin vekili olmalarına rağmen dosyanın açılışı esnasında taraf vekili olarak eklenilmediğini, HMK'mum m. 119/1-ç'de taraf vekili eklenmesinin dava şartı olarak düzenlendiğini, bu hususun Yargıtay uygulamalarında (Yargıtay 13. H.D.2015/36321E.,2018/2344 K.) taraf teşkilinin sağlanmaması nedeniyle, usuli eksiklik olarak ifade edilmekle beraber, davacının icra dosyasına yapmış olduğu bildirim sonrasında taraflarınca tesadüfen mevcut davadan haberleri olduğunu, nihayetinde davacının, taraf teşkilini sağlamadan açmış olduğu davada kötü niyetli davranmış olduğunun bariz olduğunu, davaya konu Samsun İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyasında, arabuluculuk tutanaklarında ve aynı konuda açılmış olan 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde hala görülmekte olan davada taraf vekili olarak kayıtlarının bulunduğunu, iş bu davadan önce yine tarafları ve konusu aynı olan Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1074 E. sayılı davanın açıldığını, davanın halen derdest halde olduğunu, HMK 114/1-ı,i ve 115. maddelere göre derdestliğin dava şartı olarak düzenlendiğini, mahkemenin dava şartını resen dikkate alacağı gibi, tarafların da bu durumu ileri sürmesi halinde, dava esasa girilmeden dava şartlarının noksanlığı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Samsun İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası içeriğinden de anlaşılacağı üzere, icra dosyalarının 2 kere derkenar edildiğini, hazırlanan derkenarlara dayalı olarak 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan dava ile mevcut davaya dayalı olarak mahkeme nezdinde icra dosyasının durdurulduğunu beyanla, davanın reddi ile icra takibinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2024 tarihli 2023/1126 E. - 2024/76 K. sayılı kararıyla; "...davacı her ne kadar İİK.89. maddeye dayalı menfi tespit talebinde bulunmuş ise de, İİK’dan kaynaklanan işbu davanın ticari dava niteliğinde bulunmadığı, taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişkinin bulunmadığı, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görevi kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmakla, mahkememizin görevsizliğine, dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2020/18 Esas - 2020/71 Karar) (emsal: Yargıtay 19. H.D.’nin 2015/15365 Esas, 2016/3253 Karar sayılı ve 26.02.2016 tarihli ilamı, aynı dairenin 2015/7065 Esas, 2015/17162 karar sayılı ve 17.12.2015 tarihli ilamı) dair; 1-Mahkememizin görevsizliğine, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine, kararın kesinleştiği tarihten itibaren başlatılmak suretiyle iki hafta içinde talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevdiine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 2-HMK'nun 20. ve 331/2. maddeleri uyarınca iş bu kararın kesinleşmesine müteakip yasal süresi içerisinde talep üzerine dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine, 3-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA," karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF BAŞVURULARI: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağının açıkça düzenlendiğini, TTK.'nun 5. maddesinde; “aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmünün yer aldığını 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5-(3) maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğunu, bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağını, Dava sebebinin İİK'dan kaynaklı olmasının var olan görev sorununa etkisi olmadığı kanaatinde olduklarını, İİK m.89 içeriği gereği açılan menfi tespit davası için özel bir görev kuralı konmadığını, bu sebeple davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, Mahkeme nezdinde açılan işbu davanın, tarafların tacir olması ve husumetin tacir olmak sıfatından kaynaklı olmasından dolayı, yargılama görevinin Asliye Ticaret Mahkemeleri olması gerektiğini, Görev sorunu açısından da, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanması gerektiğini, HMK’da yer alan görev konusuna ilişkin kuralların, TTK md. 4’e nazaran “genel” hüküm niteliğinde olduğunu, TTK’nın ise HMK’ya nazaran özel bir kanun olduğunu, TTK’nın HMK’dan daha sonra yürürlüğe girmesi ve TTK’da ticari davalara ilişkin öngörülen göreve ilişkin hükümlerin, HMK’da yer alan düzenlemelere göre daha özel nitelikte olduğu gerekçeleri ile Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olması gerektiğini, Tacir niteliğindeki tüzel kişileri ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işlerin ticari işlerden olduklarını, eğer, bir muamele, fiil veya iş ticari iş ise, bunlara özel ticari kuralların uygulanacağını, bu tüzel kişilerin bir mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanmaları veya tüketmelerinin söz konusu olmadığını, Türk Ticaret Kanununda, ticaret şirketlerinin tacir sayılacağının hükme bağlandığını, o halde bir tacirin, dolayısıyla ticaret şirketlerinin faaliyetlerinin tamamının ticari olmasının asıl olduğunu, Ticaret şirketlerinin, bütün hukuki ilişkileri ticari faaliyet kapsamında olup, özel hayatlarına ilişkin bir işlemin söz konusu olmadığını belirterek, istinaf talebimin kabulü ile ilgili Mahkeme kararının kaldırılmasına, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunun tespiti ile davanın esasına girmek üzere dosyanın Yerel Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, TTK'nun 1. maddesinde ticari hükümlerin tanımlandığını, 3. maddesinde ticari işlerin tanımlandığını, bu maddelerle ticari iş ve adi iş ayrımının yapıldığını, ticari işlere TTK'nun ilgili maddelerinin uygulanacağını, adi işlere ise TBK ve TMK'nun uygulanacağını, Ayrıca TTK'nda tacirin de gerçek kişi tacir ve tüzel kişi tacir olarak ikiye ayrıldığını, farklı usul hükümlerinin uygulanacağının ifade edildiğini, TTK'nun 12, 16 ve 19. maddeleri uyarınca da gerçek kişiler ile tüzel kişilerin tacir sıfatını taşırken sorumluluklarının farklılaşacağını, TTK'nun 19. Maddesi uyarınca, ancak ve ancak gerçek kişi olan tacirin hukuki işlem ve eylemleri yaptığı anda o işin ticari işletmeyle ilgili olmadığını karşı tarafa açıkça bildirmesi halinde borcun adi olacağının kararlaştırılacağını, tüzel kişiler için böyle bir hükmün bulunmadığını, maddenin mefhumu muhalifinden tüzel kişilerin tüm işlerinin ticari işletmesiyle ilgili olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, TTK'nun 4 ve 5. maddeleri uyarınca da tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olan uyuşmazlıklarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, Davaya konu olan Samsun İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin konusunun da çek olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkilerin haciz tutanağı ile tespit edildiğini, tacirler arasında kambiyo senetlerinden doğan uyuşmazlıkların mutlak ticari davalar olduklarını, Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmeleri gerektiğini, İİK'nun m. 89'da yer alan menfi tespit davasının MK ve İİK'nun m. 72'de görülen menfi tespit davasından farklı hususlar içerdiğini, bu nedenle farklı usul kurallarının işletileceğini, HMK'nun 1 ve 2. maddeleri uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri genel mahkeme olarak düzenlenmişse de, TTK'nun 4 ve 5. maddeleri ile özel düzenleme yapıldığından görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, Öte yandan İİK 89/3'e göre açılan 3. şahsın açtığı menfi tespit davasının asıl amacının icra dosyasının borçlusu ile takip dışı 3. şahıs arasında herhangi bir alacak ilişkisinin varlığı veya yokluğunun tespiti üzerine olduğunu, bu sebeple mahkeme davanın esasına girmeden iki taraf arasındaki hukuki ilişkinin ticari olup olmadığı, var ise alacak ilişkisi olup olmadığı, ne kadar olduğu gibi sorulara cevap bulamayacağını, dava şartı olan görevin davanın her aşamasında ele alınabileceği de kanunda ifade edildiğini, Yine tarafları ile davacı arasında ve davacı ile ihbar olunan takip borçlusu arasında arabuluculuğa gidilmesinin de TTK 5/A maddesinde düzenlenen ticari işlerde zorunlu arabuluculuk hususuna yönelik usuli uygulamanın varlığının da mevcut davanın ticari iş olduğunu gösterdiğini, Mahkeme gerekçeli kararında birtakım istinaf ve Yargıtay kararlarını konu edinmişse de söz konusu kararlardan bazılarının taraflarının gerçek kişi tacirler, kiminin gerçek kişi tüketiciler ile tüzel kişi banka, kimininse esnaf ile gerçek kişi işçi arasında geçtiğinin anlaşıldığını, dolayısıyla gerekçe olarak gösterilen üst mahkeme kararlarının mevcut uyuşmazlığa ışık olabilecek kararlar olmadığının görüldüğünü, Mahkemenin gerekçeli kararında yalnızca göreve ilişkin değerlendirmede bulunmuşsa da, taraflarınca ileri sürülen derdestlik itirazına ilişkin herhangi bir değerlendirmede bulunmadığını, HMK'da dava şartları arasında değerlendirme açısından öncelik sonralık gibi bir sıranın mevcut olmadığını, dolayısıyla mahkemece dava şartlarının varlığına ilişkin yalnızca göreve dair konunun ele alınmasının da bir başka usuli hatayı teşkil ettiğini, nitekim derdestlik itirazına yönelik dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş olsaydı sürecin uzamayacağını, müvekkilinin haklı alacağına daha erken kavuşmuş olacağını belirterek, istinaf başvurularının kabulüne, İstanbul Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1126 E. 2024/76 K. sayı, 19/01/2024 tarihli ilamı ile verilen görevsizlik kararının kaldırılmasına, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olacağının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E:Dava, İİK’nun 89/3. maddesi uyarınca davacıya gönderilen üçüncü haciz ihbarnamesiyle ilgili menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince görevsizlik nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı her iki taraf vekili de istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi HMK 355 maddesi gereğince kamu düzeni ve istinaf sebepleri bağlı kalınarak yapılmıştır.Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. İhtisas mahkemesinde bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her davanın genel mahkemelerde görülmesi gerekir. Dava konusu takip dosyasında, davalı takip alacaklısı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından takip borçlusu ihbar olunan ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin borcundan dolayı, davacıya İİK'nun 89/1,2,3. maddeleri uyarınca haciz ihbarnamelerinin gönderildiği, davacının borçlu olmadığı iddiasıyla menfi tespit davası açtığı, davanın tarafları arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı, TTK'nın 4.maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari davadan söz edilemeyeceği, davacının icra takibine konu olan davalı ve ihbar olunan şirketler arasındaki ticari ilişkinin tarafı olmadığı gibi, davanın konusunun da alacaklı ve borçlu arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanmadığı, davanın HMK'nın 2.maddesi gereğince genel görevli asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği, Mahkemece ilk önce dava şartlarından olan görev hususunu değerlendirmesinin hukuka uygun olduğu kanaatine varılmakla, mahkemenin bu yöndeki kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yandan alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı yandan alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri olarak; a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 30,00 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 15,00 TL'sinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, b)Davalı avansından kullanıldığı anlaşılan; 242,00 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 121,00 TL'sinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 16/05/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02