SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 16. HD 2022/1624 E. 2024/931 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1624

Karar No

2024/931

Karar Tarihi

16 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2022/1624 Esas

KARAR NO: 2024/931 Karar

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/01/2022

NUMARASI: 2017/486 E. - 2022/32 K.

DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 20/04/2017

BİRLEŞEN İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNİN 2017/726 ESAS -2018/39 KARAR

DAVA Marka (Kullanmama Nedeni İle İptal)

DAVA TARİHİ: 26/10/2017

BİRLEŞEN KARŞI DAVA İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNİN 2018/17 ESAS - 2018/5 KARAR

DAVA: Markanın İptali

DAVA TARİHİ: 13/06/2017

KARAR TARİHİ: 16/05/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ait "..." markalı tütün sarma kağıtlarının 1822 tarihinde Fransa'da üretilmeye başlandığını ve ilk olarak 1918 yılında faaliyete başlayıp tanınmış bir tütün sarma markası haline geldiğini, 1923 yılında ABD'de "..." markasının tescil edildiğini, "..." markasının 1994 yılından bu yana WIPO nezdinde de tescilli olduğunu, ayrıca EUIPO'da 40'ın üzerinde ülkede tescil edilmiş bulunduğunu, Türk Patent nezdinde müvekkiline ait "..." ibaresini içeren ... numaralı "... Şekil", ... numaralı "...", ... numaralı "... ", ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." markalarının da tescilli olduklarını, markalarının WiPO ve Türk Patent nezdindeki markaların 34. sınıfta tescil edildiğini, "..." markaları ürünlerin Türkiye'de de uzun süredir kullanıldığını ve tanınmış hale geldiğini, sosyal medyada ve diğer mecralarda da binlerce kişi tarafından bilindiğini, davalı tarafından 17.10.2016 tarihinde tescil edilen ... başvuru nolu "... Şekil" markasında isim ve şekil unsurlarında öne çıkan ibarenin "..." ibaresi olduğunu, markanın 34. sınıfta tescil edildiğini, davalının markadan yararlanarak haksız yarar sağlamak istediğini, davalının markasında "..." ibaresinin markanın en başında kullanıldığını, tüketicinin dikkatini çekecek ve karışıklığa yol açacak nitelikte bulunduğunu, baskın unsurun da her iki markada "..." ibaresi olduğunu, her iki markanın baskın unsurlarının fonetik olarak da birbirlerine benzer olduklarını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun m. 25/1 hükmü atfıyla uygulanacak olan 5/1-ç ve 6/1, 5, 9 hükümleri uyarınca davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin "..." ibaresini taşıyan birçok markasının da bulunduğunu, markaların seri marka olarak değerlendirilmesinin de mümkün olduğunu, tüm markaların baskın unsurunun da "..." ibaresi olduğunu, bu nedenle de davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalının davaya konu markasını tescil ettirmesinin ardından yine "..." ibaresini taşıyan birçok marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkiline ait markalar ile benzerlik gösteren başvuru konusu markaların davalının kötü niyetli olduğunu kanıtladığını, müvekkiline ait markanın WIPO ve EUIPO nezdinde tecilli olmasının dahi tanınmışlığa bir karine teşkil ettiğini, müvekkiline ait olmadığı ileri sürülen tüm markaların ... grup şirketlerine ait olduklarını, "..." markası ile davalı markası arasında ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimalinin mevcut olduğunu, davalının markasında baskın unsurun da "..." ibaresi olduğunu, benzer şekilde Türk Patent nezdinde yapılar itirazlar neticesinde "..." ve "..." markalarının tescil edilemediğini, davalı markasının da aynı şekilde hükümsüz kılınması gerektiğini, "..." markasının yalnız ilgili tüketici nezdinde değil, genel tüketici nezdinde tanınmışlığa ulaştığını, davalı markasının tanınmışlıktan haksız yarar sağlayacağı, bu nedenle tüm sınıflarda hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkiline ait markanın "www..." adresi üzerinde tanıtıldığını, "..." ibareli ürünlerin internet üzerinden yurtdışından ithal edildiğini, bunun da markanın kullanıldığını gösterdiğini, dava konusu markanın müvekkilinin alan adını içermesi sebebiyle SMK'nun 6/6. maddesi bakımından da hükümsüz kılınması gerektiğini belirterek, açıklanan nedenlerle davalı karşı davacı ... Anonim Şirketi hakkında haksız rekabet ve marka hakkının kötüye kullanılması nedeni ile maddi tazminat ve fazlaya ilişkin tüm diğer hakları saklı kalmak kaydı ile; markanın 3. kişilere devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı ...'ne ait ... no'lu tescilli markaya ilişkin başvurunun kötü niyetle yapılmış olması, müvekkiline ait tescilli marka ile benzer ve aynı mal ve hizmet sınıfında yer alması ve müvekkiline ait tescilli markanın tanınmışlığından faydalanarak haksız yarar sağlaması nedeni ile ... no'lu marka tescilinin hükümsüzlüğüne kararı vermesi ile marka tescilinin sicilden terkin edilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı karşı davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP-KARŞI DAVA:Davalı vekili yasal süresinden sonra sunduğu cevap ve karşı dava dilekçesinde; dava dilekçesinde de kayıtlı olduğu üzere, davaya konu markanın sahibi müvekkil şirketin ticarî merkezinin "... Mh. ... Sk.No:... Balgat/Ankara" olduğunu, şu halde huzurdaki asıl dava bakımından yetkili Mahkemenin Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi yetkisiz olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davacı karşı davalının (...) Türk Patent nezdinde ... sayılı "...+şekil" markasına sahip olmakla birlikte, ... sayılı "...", ... sayılı "...", ... sayılı "...", ... sayılı "..." markalarına sahip olmadığının görüldüğünü, nitekim bu markaların bir kısmının Fransa adresinde kayıtlı bulunan ... (...) ... şirketine ait göründüğünü, dolayısıyla her ne kadar unvanlarda benzerlik olsa da, davacının söz konusu markalara dayanamayacağını, yalnız 99/6295 sayılı "ocb+şekil" markasına dair beyanlarda bulunabileceğini, diğer markaların davacının grup Şirketlerine ait markalar olmasının da durumu değiştirmeyeceğini, davacının bu markalara dayanarak hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, müvekkiline ait ... sayılı markanın 07, 09, 14, 25, 32, 34 ve 41.sınıflarda tescilli olduğunu, yalnız 34. sınıf açısından davacı markası ile benzer olabileceğini, davacının markasını on yıla yakın zamandır kullanmadığını, iptal koşullarının oluştuğunu, davacı markasının tanınmış marka olduğu yönünde de herhangi bir delile yer verilmediği gibi tarınmış marka ölçütlerinin de karşılanmadığını, Türk Patent neznindeki tanınmış marka listesinde de yer almadığını, davacının seri marka oluşturmaya yeterli markasının da bulunmadığını, kaldı ki uzun süredir kullanılmayan markanın seri marka algısı yaratmasının da mümkün olmadığını, her iki marka birlikte değerlendirildiğinde iltibas tehlikesinin de mevcut olmadığını, müvekkilinin markasının "..." kelimelerinin baş harflerinden oluşan "..." ibaresi ile ve bu kelimelerle birlikte kullanıldığını, TAPDK tarafından 12.10.2005 tarihinde 25694 sayılı Resmi Gazete ile çıkarılan ve 12.97.2011 tarih ve 27992 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik ile değişikliğe uğrayan "Sarmalık Kıyılmış Tütün Mamullerinin Üretimi, Ambalajlanması ve Piyasaya Arzına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre davacının ilgili ürünleri Türkiye'de satması, dağıtması ve ithal etmesinin yasak olduğunu, söz konusu yasağın 25.10.2016 gün ve 29868 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Yaprak Sigara Kağıdı Üretimi ve Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" yürürlüğe girene kadar devam ettiğini, bu çerçevede yasağın uygulandığı dönemde davacı markasının uzun yıllar kullanıldığı iddiasının temelsiz olduğunu, SMK m. 9/1 çerçevesinde markanın Türkiye'de kullanılmasının zorunlu olduğunu, delil olarak sunulan internet siteleri görsellerinin tarihsiz olarak sunulduğunu ve yurt dışı kullanımlara ait olabileceğini, davacının markasını 34. sınıf kapsamında ne şekilde kullandığını da ispat edemediğini, müvekkiline ait markanın şekil ile desteklenen, iltibas yaratmaya mahal vermeyecek bir marka olduğunu, WIPO nezdinde davacıya ait bir marka tescilinin de bulunmadığını, yapıları aramalarda dava dışı Fransa merkezli ... şirketine ait markaların görüldüğünü, aynı şekilde EUIPO'da var olduğu iddia olunan tescillere de rastlanmadığını, ispat yükünün markayı kullandığını iddia eden kişiye ait olduğunu, 1999-2017 yılları arasında kullanılmayan markanın 34. sınıf yönünden iptalinin gerektiğini, müvekkilinin markasını 556 sayılı KHK döneminde tescil ettirdiğini, daha sonra yürürlüğe giren SMK'da yer alan ve başkasının alan adının marka olarak kullanılmasına hükümsüzlük sonucu bağlayan hükmün kendileri açısından uygulama alanı bulmayacağını, taraflarınca yapılan araştırmada, davacı-karşılık davalı adına kayıtlı ... sayılı "..." markasının tescil kapsamındaki 34. sınıfta mülga 556 sayılı KHK m. 14 bağlamında ciddi bir biçimde kullanılmadığının tespit edildiğini, ikame ettikleri işbu davanın devamı sürecinde, davacı-karşı davalının kullanılmadığı halde markalar sicilini işgal eden dava konusu markayı her an üçüncü kişilere devretme veya marka üzerinde lisans verme riski bulunduğunu, Sınai Mülkiyet Kanunu md.159 ve mülga 56 sayılı KHK md. 76 uyarınca dava konusu markanın, hüküm kesinleşinceye kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesi ve lisans verilmemesi için ihtiyatî tedbir kararı verilmesini ve bu hususun TPMK’ya bildirilmesini talep ettiklerini beyan ederek, açıklanan nedenlerle asıl dava bakımından; yetki itirazlarının kabulüyle yetkili Mahkemenin Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, Mahkemenin yetkisizliğini, haksız ve dayanaksız asıl davanın reddini, karşı dava bakımından; mevcut durumun muhafazası ve davanın etkinliğini sağlamak amacıyla, dava konusu markanın muhtemel devrini ve/veya marka üzerinde lisans verilmesini önlemek amacıyla Sınai Mülkiyet Kanunu md. 159, mülga 56 sayılı KHK m. 76 vd. ile HMK. md. 389 vd. hükümleri gereği ihtiyatî tedbire, karşı davalarının kabulüyle TPMK nezdinde davacı-karşı davalı adına kayıtlı 99/6295 sayılı "...+şekil" markasının yasal süreler içinde kullanılmaması nedeniyle Sınai Mülkiyet Kanunu md. 9 ve 26/1(a) (ve mülga 556 sayılı KHK md. 14 gereğince iptaline, asıl ve karşı dava bakımından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

BİRLEŞEN İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNİN 2017/726 ESAS, 2018/39 KARAR SAYILI DAVASI DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketlerin kökeninin 1822 de Bollore ailesi tarafından Fransa da atıldığını ve ilk kez 1918 de tarih sahnesine çıkararak kısa süre içinde dünyanın bir numaralı tütün sarma kağıdı ve benzeri tütün ürünleri ve bu alandaki kalitenin tanımı haline gelen "..." markalı tütün sarma kağıtlarının tanınmış bir tütün sarma markası haline geldiğini, 1923 yılında ABD'de "..." markasının tescil edildiğini, "..." markasının 1994 yılından bu yana WIPO nezdinde de tescilli olduğunu, ayrıca EUIPO'da 40'ın üzerinde ülkede tescil edilmiş bulunduğunu, Türk Patent nezdinde müvekkiline ait "..." ibaresini içeren ... numaralı "... Şekil", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." markalarının da tescilli olduklarını, markalarının WiPO ve Türk Patent nezdindeki markaların 34. sınıfta tescil edildiğini, "..." markaları ürünlerin Türkiye'de de uzun süredir kullanıldığını ve tanınmış hale geldiğini, sosyal medyada ve diğer mecralarda da binlerce kişi tarafından bilindiğini, davalı tarafından 17.10.2016 tarihinde tescil edilen ... başvuru nolu "... Şekil" markasında isim ve şekil unsurlarında öne çıkan ibarenin "..." ibaresi olduğunu, markanın 34. sınıfta tescil edildiğini, davalının markadan yararlanarak haksız yarar sağlamak istediğini, davalının markasında "..." ibaresinin markanın en başında kullanıldığını, tüketicinin dikkatini çekecek ve karışıklığa yol açacak nitelikte bulunduğunu, baskın unsurun da her iki markada "..." ibaresi olduğunu, her iki markanın baskın unsurlarının fonetik olarak da birbirlerine benzer olduklarını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun m. 25/1 hükmü atfıyla uygulanacak olan 5/1-ç ve 6/1, 5, 9 hükümleri uyarınca davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin "..." ibaresini taşıyan birçok markasının da bulunduğunu, markaların seri marka olarak değerlendirilmesinin de mümkün olduğunu, tüm markaların baskın unsurunun da "..." ibaresi olduğunu, bu nedenle de davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalının davaya konu markasını tescil ettirmesinin ardından yine "..." ibaresini taşıyan birçok marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkiline ait markalar ile benzerlik gösteren başvuru konusu markaların davalının kötü niyetli olduğunu kanıtladığını, müvekkiline ait markanın WIPO ve EUIPO nezdinde tecilli olmasının dahi tanınmışlığa bir karine teşkil ettiğini, davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini, "..." markasının yalnız ilgili tüketici nezdinde değil, genel tüketici nezdinde tanınmışlığa ulaştığını, davalı markasının tanınmışlıktan haksız yarar sağlayacağı, bu nedenle tüm sınıflarda hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkiline ait markanın "...." adresi üzerinde tanıtıldığını, "..." ibareli ürünlerin internet üzerinden yurtdışından ithal edildiğini, bunun da markanın kullanıldığını gösterdiğini, dava konusu markanın müvekkilinin alan adını içermesi sebebiyle SMK'nun 6/6. maddesi bakımından da hükümsüz kılınması gerektiğini, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdindeki 2017/486 Esas sayılı dava dosyasının da, davalı tarafın 2016 21028 tescil numaralı marka tescilinin hükümsüzlüğüne ilişkin olup, davacı tarafın müvekkili şirketler grubunun bir üyesi olduğunu, ayrıca davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davayı da etkileyeceğini, bu itibarla, davalar arasında bağlantı bulunduğunu, aynı yargı çevresinde yer alan ve aynı sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış olan davalar arasında bağlantı bulunması halinde birleşmesi gerektiğinden ve İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdindeki 2017/486 Esas sayılı dava dosyasıyla sıkı bir bağlantısı bulunan bu davanın diğer davayla birleştirilmesi gerektiğini belirterek, davalı ... Anonim Şirketi hakkında haksız rekabet ve marka hakkının kötüye kullanılması nedeni ile maddi tazminat ve fazlaya ilişkin tüm diğer hakları saklı kalmak kaydı ile; usul ekonomisi ilkesi ve bağlantılı davalar olduğu dikkate alınarak İstanbul 2. FSH Hukuk Mahkemesi nezdindeki 2017/486 E. sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesine, davalı ...’ne ait 2016/21028 no’lu tescilli markaya ilişkin başvurunun kötü niyetle yapılmış olması, müvekkiline ait tescilli marka ile benzer ve aynı mal ve hizmet sınıfında yer alması ve müvekkiline ait tescilli markanın tanınmışlığından faydalanarak haksız yarar sağlaması nedeni ile 2016/21028 no’lu marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar vermesi ile marka tescilinin sicilden terkin edilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVAYA CEVAP VE KARŞI DAVA: Davalı-karşı davacı vekili dosyaya sunduğu cevap ve karşı dava dilekçesinde; öncelikle müvekkilinin adresinin Ankara'da olması nedeniyle yetki itirazında bulunduklarını, asıl dava bakımından haksız ve yersiz davanın reddini, müvekkilinin markasının davacı -karşı davalıya ait markalarla benzer olmadığını, kötüniyetle tescil edilmediğini, davacı-karşı davalının markasının tanınmış marka olduğunu kanıtlayacak delil sunulmadığını, bu nedenle asıl davanın reddine karar verilmesini, davacı-karşı davalının markalarını tescilli oldukları mal ve hizmetlerde 556 sayılı KHK'nın 14. maddesi ve SMK'nun 9 ve 26. maddeleri uyarınca ciddi ve etkin şekilde kullanmadığını, kullanıldığının davacı-karşı davalı tarafından ispatlanması gerektiğini belirtrek, karşı dava bakımından mevcut durumun muhafazası ve davanın etkinliğini sağlamak amacıyla dava konusu markanın muhtemel devrini ve/veya marka üzerinde lisans verilmesini önlemek amacıyla SMK 159 ile HMK 389 vd. Hükümleri gereği ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve karşı davanın kabulü ile davacı karşılık davalı adına kayıtlı 2003/15519, 2004/29488, 2007/04128, 2013/62799, 2013/91784 sayılı markaların yasal süreler içinde kullanılmaması nedeniyle SMK md.9 ve 26/(a) hükümleri gereğince iptali ile yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesi talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.

TEFRİK VE BİRLEŞTİRME KARARLARI: Mahkemece 09/01/2018 tarihli duruşmasında " 1-Davalı yanın yetki itirazının ve karşı davasının cevap süresinde olmaması nedeniyle yetki itirazının reddine, karşı davanın işbu dosyadan tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmesine ve usül ekonomisi yönünden mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine," karar verilmiş olup karşı dava yönünden Mahkemenin 2018/17 Esasına kaydedilmiş ve Mahkemenin 12/01/2018 tarihli, 2018/17 Esas, 2018/5 sayılı kararı ile işbu dosyası ile birleştirilmiştir. İstanbul 1.FSHHM'nin 06/02/2018 tarih 2017/726 Esas ve 2018/39 sayılı kararı ile de "1-Mahkememizin 2017/726 Esas sayılı dava dosyası ile İstanbul 2.FSHH Mahkemesi'nin 2017/486 Esas nolu dava dosyaları arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması, biri hakkında verilecek hükmün diğer dava dosyasını da etkileyecek olması nedeniyle HMK 166/1 MADDE GEREĞİNCE her iki dava dosyasının BİRLEŞTİRİLMESİNE, 2-Mahkememizin 2017/726 Esas sayılı dava dosyasının esasının kapatılarak, yargılamaya birleşme kararı verilen İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/486 Esas sayılı dava dosyası üzerinden yürütülmesine," karar verilmiş ve dava işbu dosyası ile birleştirilmiştir.

MAHKEME KARARI:İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 27/01/2022 tarihli 2017/486 E. - 2022/32K. sayılı kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı, TPMK kayıtları, ayrıntılı değerlendirme içeren son sunulan heyet raporundaki değerlendirmeler ve izahı yapılan gerekçelerle; 1-Asıl dava ve birleşen (1 FSHHM'nin 2017/726 Esas sayılı dosyası) davanın KABULÜ İLE; Davalı/Davacı - Karşı Davacı adına TPMK nezdinde ... no ile tescilli ''...'' ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, SİCİLDEN TERKİNİNE, 2-Birleşen 2 FSHHM 2018/17 Esas sayılı dosyasından açılan (TEFRİKLE GELEN) davanın ve birleşen 1 FSHHM 2017/726 Esas sayılı dosyasındaki karşı davanın REDDİNE, " karar verilmiştir.

İSTİNAF BAŞVURUSU: Asıl davada davacı, birleşen 2017/726 Esas sayılı davada davalı -karşı davacı, birleşen 2018/17 Esas sayılı davada davacı ... vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; 2017/726 Esas sayılı davanın davacısı ... şirketi ile 2017/486 Esas sayılı davanın davacısı olan ... firmaları iki ayrı tüzel kişilik olmalarına ve farklı markalara sahip olmalarına rağmen, Mahkemece bu konuda hiç bir gerekçeye yer verilmeden iki firmanın tek şirket, iki firmanın sahip oldukları markaların aynı şirketin markaları olarak değerlendirildiklerini, Birleşen davalar ile karşılık davalarda taleplerin birbirlerinden farklı olduklarını ve buna göre değerlendirme yapılması gerektiğini,Marka sahiplerinin grup şirketi olarak kabulünün, marka bazında inceleme yapılmasına engel olmayacağını,Kullanmama nedeniyle iptali talep edilen markaların sahipleri tarafından kullanılıp kullanılmadıklarının araştırılması gerektiğini, bu konuda yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, İptalini talep ettikleri ... numaralı "...+Şekil" markasının, başka firmaların başka markaları ve belgeleri dikkate alınarak kullanıldığının kabulünün hukuka aykırı olduğunu, kullanım belgelerinin markanın sahibi olan ... firması ile hiç ilgisinin bulunmadığını, ... numaralı markanın ... firmasına ait markalar dikkate alınarak tanınmış marka olarak kabul edilmesinin, ayrıca dava tarihine göre hangi belgelere göre tanınmış marka kabul edildiğinin de gerekçeden anlaşılamadığını, ... numaralı markanın ... firması tarafından Türkiye'de ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığının ispat edilmesi gerektiği halde, ispat edilemeyen kullanıma rağmen tanınmış marka olarak kabul edilmesinin marka hukuku ilkelerine aykırı olduğunu, 4773 sayılı kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkartılan 12/05/2005/25964 gün/sayılı gazetede yayınlanan Yönetmelik hükümleri uyarınca, gerekli şartları sağlayıp Türkiye'de uygunluk belgesi alarak markayı kullanmaları gerekirken, yasal şartları yerine getirmekten kaçınan ve sahip olduğu markayı kullanmak için hiçbir girişimde bulunmayan marka sahiplerinin kendi kusurlarından lehlerine sonuç çıkartmalarının ve bu durumun markanın kullanılmaması için hakli neden sayılmasının kabul edilemeyeceğini, bu konunun araştırılması için ısrarlı taleplerinin Mahkemece reddedildiğini,12/06/2017 dava tarihinden kısa bir süre önce 01/01/2017 marka sahibi .... İle .... A.Ş. Arasında imzalandığı iddia edilen lisans anlaşmasının TPMK nezdinde tescil ettirilmediğini, dava dışı şirkete üretim izni verilmiş olsa bile markanın ciddi şekilde kullanıldığına dair dosyaya hiç bir delil sunulmadığını, hangi ürünlerin hangi tarihte satışa sunulduğunun ispatlanamadığını, ... firmasının sigara kağıdıyla ilgili dosyaya sunduğu ilk faturanın 06/02/2018 tarihli olduğunu, bu tarihin dava tarihinden çok sonra olduğunu, ..., ..., ..., ..., ... tescil numaralı markaların Türkiye'de ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldıklarına dair dosyada hiç bir delil ve bilgi bulunmadığını, buna rağmen yetersiz bilirkişi raporlarına itibar edilerek markaların 34. Sınıftaki mallarda ciddi ve etkin şekilde kullanıldığının kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Marka sahibinin tescilli markalarının koruma süresi sona ermeden aynı markaları yeniden tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğunun dikkate alınmadığını, Müvekkiline ait ... numaralı "..+Şekil" markasının diğer markalarla hiçbir benzerliğinin bulunmadığını, müvekkilinin markasında asli unsurun hayvan figürlü şekil olduğunu, orijinal bir kombinasyon olduğunu, markalar arasında bilinçli tüketici nezdinde iltibas tehlikesinin bulunmadığını,Davaların taraflarına ait markaları ve taraf taleplerini ayrıştırmayan yetersiz bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, Kullanmama nedeniyle iptal davalarında marka bazında ayrı ayrı araştırma ve değerlendirme yapılması gerektiğini, bu nedenle raporların hükme esas alınmaması gerektiğini belirterek yapılacak inceleme sonucunda; 2017/486 E. sayılı asıl ve 2017/726 E. sayılı birleşen davanın reddine, birleşen 2018/17 E. sayılı davalarının ve 2017/726 E. sayılı davadaki karşılık davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: Dosya içine getirtilen TPMK kayıtları incelendiğinde; ... numaralı "..." markasının 07, 09, 14, 25, 32, 34 ve 41. sınıflarda davacı-karşı davalı ... adına tescilli olduğu, 34. sınıfta "Tütün, çiğneme tütünleri, sigaralar, purolar. Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, tütün içenlere mahsus malzemeler: pipolar, puro ve sigara ağızlıkları, küllükler, tütün kutuları, sigara sarmak için aletler, sigara kağıtları, nargileler, çakmaktaşları, çakmaklar. Kibritler. " emtiasının yer aldığı, 24/05/1999 koruma tarihli, ... numaralı "...+Şekil" markasının 07 ve 34. sınıflarda "Tütün; tabaka veya rulo halinde sigara kağıtları, sigara sarmaya mahsus makineler, rulolar, doldurmaya mahsus makineler, uç şeklinde filtreler dahil tütün kullananlara mahsus eşyalar" için ... adına tescilli olduğu, 17/06/2003 koruma tarihli, ... numaralı "...+Şekil" markasının 25, 32, 41. sınıflarda,15/09/2004 koruma tarihli, ... numaralı "..." markasının 14. ve 25. sınıflarda,03/09/2006 koruma traihli, ... numaralı "... +Şekil" markasının 34. sınıfta,24/04/2013 başvuru, 10/06/2014 koruma tarihli, ... numaralı "...+Şekil" markasının 34. sınıfta, 05/09/2013 başvurma, 18/11/2014 tescil tarihli, ... numaralı "..." +Şekil" markasının 34. sınıfta .... adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesi'nce marka vekili ... , akademisyen... ve Tekel Başmüdürü ...'dan oluşan I.heyetten alınan 12/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda; "...Markalar arasında benzerlik bulunduğu sonucuna varıldığı, markalar arasında benzerlik bulunduğu tespiti de yapıldıktan sonra bu benzerliğin ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırmaya yol açıp açmayacağı düşünülmesi gerektiği, Tütün Mamulleri tüketicisi olarak ürün satın alan kitlenin ürün ve marka algılarının, ürünün kalite düzeyinin yanında paket ve ambalajlarındaki görsel ve estetik ögelere, isim ve marka imajlarına dayalı olduğu görülmekte ve buna bağlı satış trendleri oluştuğunu, raporda marka ve şekilleri gösterilen ürünler Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescil edilen, işlenmiş veya işlenmemiş haldeki tütün, sigaralar, purolar, enfiyeler, tömbekiler, kibritler ve sigara kullananlara ait eşyalar-emtia olarak kategorize edilen 34 nice sınıfı içerisinde kullanıldığını, hükümsüzlüğü istenen marka görsel açıdan, renk ve tasarım benzerliği bakımından davacı markalarından farlılık gösterdiğini, ancak her iki markanın telaffuz edilme şekli ve piyasadaki muhtemel kullanımı düşünüldüğünde, markalar benzer nitelikte olacak ve davalının renk kullanımları adeta davacıya ait “...” marka ürünün yeni ve devam eden bir versiyonu şeklinde bir algı yaratacağını, dolayısıyla davalı markasının ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme de dâhil karıştırma durumu yaratacağı sonucuna ulaşıldığını, sonuç olarak; davacı markalarının Türkiye'de ciddi şekilde kullanıldığına dair bulguların dosyada mevcut olduğu, davalı tarafça ileri sürülen ithalat yasaklarının ancak davacı bakımından kullanmama için haklı neden teşkil edeceği, bu çerçevede davacı markalarının kullanılmış olduğu, davacı ve davalı markalarınım işitsel açıdan benzer oldukları, 34. Sınıfta tescilli oldukları, ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere ortalama tüketici nezdinde karıştırma ihtimalinin de mevcut olduğu, dolayısıyla davalı Markasının 34. Sınıf bakımından hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, “...” markasının tüketici nezdinde öncelikli olarak tercih edilen, tanınan ve bilinen, aynı zamanda bu bağamda tarihi misyonu olan markalar olduğu, benzer marka taşıyan ürünün piyasada kalite ve satış itibarı ve tanınma düzeyi yüksek olan davacı markası ürün olarak teveccüh görme yanılgısına yol açabileceği" görüş ve kanaatlerini belirtmişlerdir. İlk derece mahkemesince I.heyete ... yerine marka vekili ... dahil edilerek alınan 09/12/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda; "...Esas davada, davacının ... tescil no.lu markası ile davalının ... tescil nolu markasının işitsel açıdan benzer oldukları, 34. sınıfta tescilli oldukları, ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere ortalama tüketici nezdinde karıştırma ihtimalinin de mevcut olduğu, dava konusu ... tescil no.lu markanın tescil edildiği 34. sınıf bakımından hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu; Esas davada “...” markasının tüketici nezdinde öncelikli olarak tercih edilen, tanınan ve bilinen, aynı zamanda bu bağlamda tarihi misyonu olan marka olduğu, benzer marka taşıyan ürünün piyasada kalite ve satış itibarı ve tanınma düzeyi oları davacı markası ürün olarak teveccüh görme yanılgısına yol açabileceği; dava konusu ... tescil nolu markanın tescil edildiği tüm sınıflar yönünden SMK m.6/5'e dayalı hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu; Birleşen 2018/17 E. sayılı davada, davalınım ... tescil no.lu markasının Türkiye'de ciddi şekilde kullanıldığına dair bulguların dosyada mevcut olduğu, davacı tarafça ileri sürülen ithalat yasaklarını ancak davalı bakımından kullanmama için haklı neden teşkil edeceği, bu çerçevede davacı markalarının kullanılmış olduğu; Birleşen 2017/726 E. no.lu davada, davacının ..., ..., ... tescil no.lu markaları ile davalının ... tescil no.lu markasının işitsel açıdan benzer oldukları, 34. sınıfta tescilli oldukları, ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere ortalama tüketici nezdinde karıştırma ihtimalinin de mevcut olduğu, dava konusu ... tescil no.lu markanın 34. sınıf bakımından hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu; Birleşen 2017/726 E. no.lu davada, “...” markasının tüketici nezdinde öncelikli olarak tercih edilen, tanınan ve bilinen, aynı zamanda bu bağlamda tarihi misyonu olan markalar olduğu, benzer marka taşıyan ürünün piyasada kalite ve satış itibarı ve tanınma düzeyi olan davacı markası ürün olarak teveccüh görme yanılgısına yol açabileceği; dava konusu ... tescil no.lu markanın tescil edildiği tüm sınıflar yönünden SMK m.6/5'e dayalı hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu; Birleşen 2017/726 E. no.lu davada karşı dava yoluyla davalının ..., ..., ..., ..., ... tescil no.lu markalarının kullanmama nedeniyle iptalinin talep edilmiş olduğu; davalı adına 34. sınıfta tescilli olan ..., ... ve ... no.lu markaların Türkiye'de ciddi şekilde kullanıldığına dair bulguların dosyada mevcut olduğu, davacı tarafça ileri sürülen ithalat yasaklarını ancak davalı bakımından kullanmama için haklı neden teşkil edeceği, bu çerçevede davacı markalarının kullanılmış olduğu; ancak davalı adına 34. sınıf dışında tescil edilmiş olan ... ve ... no.lu markaların tescil edildikleri sınıflarda kullanıldıklarını gösterir deliller ibraz edilmemiş olmakla bu markalar yönünden kullanmama nedeniyle iptal şartlarının mevcut olduğu" görüş ve kanaatlerini belirtmişlerdir.İlk derece mahkemesince Marka uzmanı (Ticaret Hukuku ABD) Dr. ... ile Tütün Eksperi/ Tütün Teknoloji Müh. ...'dan oluşan II.heyetten alınan 22/03/2021 tarihli raporda; "... 2017/726 e. ve 2018/486 e. sayılı birleştirilen dava dosyalarına konu olan markalarına ilişkin; somut olayda davacısı ... şirketi olan İstanbul 2. FSHHM'nin 2017/486 E. Sayılı dosyası ile, davacısı ... (...) ... olan İstanbul 1. FSHHM'nin 2017/726 E. Sayılı dosyası, işbu dosya nezdinde İstanbul 1. FSHHM”'nin 06.02.2018 tarihli ve 2017/726 E. 2018/39 K. neticesinde birleştirildiğini, bu doğrultuda Mahkememize sunulan 12.12.2018 tarihli ilk raporun 7. sayfasında da davacıların aynı kişiler olduğu ve bu gerekçe ile 2017/726 e. ve 2018/486 e. sayılı dava dosyalarının birleştirildiği ifade edildiği, bu bağlamda 2018/17 e. sayılı dosyada yer alan 2018/5 karar no.lu 12.01.2018 tarihli İstanbul 2.FSHHM kararında dosyalardaki tarafların aynı olduğu hususu belirtildiğini, taraflarınca yapılan incelemede ise ... şirketi ile ... (...) ... şirketinin aynı şirketler grubunu oluşturan iştirakler olduğu kanaatine ulaşıldığını dolayısıyla, birleştirilerek görülen bu dava dosyaları bakımından her iki davacı şirkete ait “...” asli unsurlu farklı markaların mevcut olduğu ve bunların bir bütün halinde davalının markası ile kıyaslanmasının isabetli olacağı kanaatine ulaşıldığını, dava konusu tescillerle ilgili olarak “...” şirketler grubunun yavru şirketi konumunda olduğu; davacılar ile davalının markalarında ortak olarak “...” ibaresinin yer aldığı ve bu ibarede ayniyet olduğu, bu ortak unsurun davacıların öncelik sahibi olduğu markalar açısından asli ve ayırt edici unsur olduğu; davalı markası açısından ise tüketicinin bu ibareyi bukalemun resmi ile birlikte bir bütün olarak algılayacağının düşünüldüğünü, raporda detaylı sunulan gerekçelerle davalı karşı davacının markasının, davacılara ait markanın bir türevi olduğu kanısını oluşturduğunu, başka deyişle davalının “...” markası, köken gösterme yönünden yarattığı zincir markası görünümü sonucunda davalı karşı davacının işletmesi ile davacı karşı davalıya ait işletmeler arasında bir bağlantı olduğu izlenimi yaratma potansiyel taşıdığını, dolayısıyla 34. Sınıf açısından davacı markaları ile davalının 2016/21028 sayılı markası arasında tüketicide karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde bir benzerlik olduğu kanaati hasıl olduğunu, dosyadaki mevcut delillerin davacıların “...” asli unsurlu markalarının SMK m.6/4 gereği “Paris sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalardan” olduğunun; bu sebeple davalının 34. sınıftaki tescilinin hukuka aykırı olduğu; ayrıca SMK m.6/5 gereği davacıların daha önceki tarihte tescilini yapmış oldukları “...” asli unsurlu markaların, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyinden davalının haksız bir yarar sağlayabileceği; ayrıca davalının, davacı markalarının ayırt edici karakterini zedeleyebileceği kanaatine varıldığından davalının markasının tescil edildiği tüm sınıflarda hükümsüz kılınabileceği sonucuna varıldığını, buna ek olarak, davacıların sahip oldukları tanınmışlıktan haksız yarar elde etme maksadıyla davalının, ilgili pazarın yönetmelik değişikliği ertesinde rekabete açılmasını müteakiben, davacıların tescilli markalarıyla benzer marka başvurularını ardı ardına yapması nedeniyle davacının hükümsüzlük talebini kötüniyetle tescile dayandırılabileceği kanaati hasıl olduğunu, ayrıca dava konusu asli unsur olan “...” ibaresinin tanımlayıcı olmadığı; buna karşılık davacıların bu unsuru içeren markalarının tanınmışlığı ve yüksek ayırt ediciliği de somut olayda tespit edildiğinden, davalının kötüniyetli tescilinin bölünmemesi gerektiği ve 34. Sınıf dahil olmak üzere tüm sınıflarda da hükümsüzlüğe karar verilebileceği kanaatine ulaşıldığını, dosya içeriği incelendiğinde davacı ...'nin ... sayılı markasının SMK m.6/4 anlamında tanınmış marka olduğunun kabulü gerektiği; Birleşen davanın diğer davacısı ... adına kayıtlı markalar da dikkate alındığında birleşen dosyanın davacıları açısından SMK m.6/5 anlamında tanınmışlık şartının karşılandığının düşünüldüğünü, dosya içeriği incelendiğinde davalı/karşı davacının TPMK nezdinde 2016-2017 tarihlerinde yapmış olduğu “...” asli unsurlu marka başvurularının reddedilmesi; davacıların yarattığı seri markalardan istifade etmeye çalışması, davacıların yurt içi ve yırt dışındaki önceki tescillerinden haberdar olmayıp, “...” ibaresini tescil ettirmeye çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı dikkate alındığında davalı/karşı davacının davranışlarının bir bütün halinde kötüniyetli olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve tüm sınıflarda hükümsüz kılınması gerektiğinin düşünüldüğünü, açıklanan nedenlerle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin oluştuğu, bu sebeple davalı/karşı davacının ... sayılı markasının SMK m.6/1 ve SMK m.6/4 açısından 34. sınıfta hükümsüz kılınabileceği; birleşen dosyaların davacılarına ( ... ve ... şirketlerine) ait “...” asli unsurlu markalarının SMK m.6/4 ve m.6/5 anlamında tanınmış marka oldukları, özellikle SMK m.6/5 gereği davalı/karşı davacının ... sayılı markasının 34. sınıf dahil olmak üzere tüm sınıflarda hükümsüz kılınabileceği; davalı/Karşı davacının ... sayılı markasının SMK m.6/9 açısından kötü niyetle tescil edildiğinden 34. sınıf dahil olmak üzere tüm sınıflarda hükümsüz kılınabileceği; davacı/ karşı davalının (... şirketinin) ... sayılı markası açısından SMK m.9 açısından 34., sınıfta kullanmamaya dayalı iptal şartlarının oluşmadığı, davacı/ karşı davalının (... şirketinin) ..., ..., ... sayılı markaları açısından SMK m.9 açısından 34. sınıfta kullanmamaya dayalı iptal şartlarının oluşmadığı" görüş ve kanaatlerini be belirtmişlerdir.

G E R E K Ç E :Asıl ve birleşen 2017/726 Esas sayılı davalar marka hükümsüzlüğü, birleşen 2017/726 Esas sayılı davayla ilgili açılan karşı dava ve birleşen 2018/17 Esas sayılı davalar ise kullanmama nedeniyle marka iptali davasıdır. Mahkemece asıl ve birleşen 2017/726 Esas sayılı hükümsüzlük davalarının kabulüne, iptal davalarının ise reddine karar verilmiş, karara karşı asıl davada davacı, birleşen 2017/726 Esas sayılı davada davalı -karşı davacı, birleşen 2018/17 Esas sayılı davada davacı ... vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Öncelikle asıl davada davacı, birleşen 2017/726 Esas sayılı davada davalı -karşı davacı, birleşen 2018/17 Esas sayılı davada davacı ...’nin .... ve .... şirketlerine karşı açtığı kullanmama nedeniyle marka iptali davalarıyla ilgili istinaf talepleri incelenmiştir. 2017/726 Esas sayılı davada açılan karşı dava ile iptali talep edilen davalı ... adına tescilli ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının tescil tarihi olan 10/06/2014 tarihinden ve ... numaralı "..." +Şekil" markasının tescil tarihi olan 18/11/2014 tescil tarihinden bu markaların iptali için açılan birleşen 2017/726 Esas sayılı davadaki karşı davanın açıldığı 13/06/2017 tarihine kadar SMK’nun 9/1. maddesinde öngörülen 5 yıllık süre dolmadığından, bu gerekçeyle bu markalarla ilgili iptal davalarının reddine karar verilmesi gerektiği, halde, mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmaksızın farklı gerekçeyle iptal davasının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Diğer markalarla ilgili iptal davalarıyla ilgili yapılan incelemede; kullanmama nedeniyle marka iptali davalarında davalı olan .... vekillerince markanın kullanıldığına dair dosyaya sundukları belgeler incelendiğinde; (...) .... ile ... A.Ş. arasında 2017 yılında imzalanan “...” markalı ürünleri de kapsadığı anlaşılan Distribütörlük Sözleşmesi, ... A.Ş adına düzenlenmiş 06/03/2017 tarihli, marka bilgisi içermeyen TAPDK Tesis Kurma Uygunluk Belgesi, 04/07/2017 tarihli, marka bilgisi içermeyen TAPDK Üretim ve Faaliyet Uygunluk Belgesi, 11/12/2017 tarihli iki adet, “...” yaprak sigara kağıdı ve “...” yaprak sigara kağıdı ibarelerini içeren TAPDK Piyasaya Arz Uygunluk Belgeleri, şirketin adını içermeyen T.C. Ekonomi Bakanlığı’nın tarihsiz Yatırım Teşvik Belgesi, 13/04/2017 tarihli yine ... A.Ş. ile ilgili T.C. Ekonomi Bakanlığı tarafından düzenlenmiş çeşitli belgeler, marka bilgisi içermeyen 06/06/2017 tarihli Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kapasite Raporu (Belgede Teka Kağıt şirketinin üretime başlama tarihi 22/05/2017 olarak yazılı), ... (France) tarafından ... A.Ş.adına düzenlenmiş, marka bilgisi içermeyen 02/05/2017 tarihli Gümrük Beyannamesi, yine ... A.Ş. adına düzenlenmiş 25/04/2017 tarihli, marka bilgisi içermeyen 1.000.000,00 Euro bedelli fatura, 27/12/2017 tarihli, marka bilgisi içermeyen Gümrük Beyannamesi, 19/12/2017 tarihli, “...” markasının yer aldığı 259.595,00 Euro bedelli fatura, 06/02/2018 tarihli ... tarafından ... adına düzenlenmiş “... ” ibaresini içeren 94.915,36 TL’lik fatura, ... tarafından ... Tic. Ltd. Şirketi’ne düzenlenen “... ” ibaresini içeren 172.034,09 TL’lik fatura, ... tarafından ... Ltd. Şirketi’ne düzenlenen 26/11/2010 tarihli, “...” ve “” markasını içeren 5.757,40 Euro bedelli fatura, ... tarafından ... Tic. Ltd. Şirketi’ne düzenlenen ve “...” markasını içeren 08/02/2011, 27/09/2011, 07/12/2011, 10/04/2012, 09/08/2014, 02/03/2015, 23/12/2015, 01/04/2016, 04/01/2016 tarihli, “...” markasını içeren fatura örnekleri ile “...” markasının yer almadığı fatura örnekleri sunulduğu görülmüştür. Birleşen 2018/17 Esas sayılı marka iptali davasıyla ilgili yapılan incelemede; davalı ... şirketinin ... numaralı "...+Şekil" markasının kullanıldığına dair dosyaya hiçbir delil sunulmadığı, markanın kullanıldığına ilişkin sunulan tüm belgelerin davalı ... (...) .... şirketiyle ilgili olmasına ve her iki şirketin farklı ülkelerde kurulu ve faaliyette olmalarına rağmen, HMK’nun 297/1-c maddesindeki mahkeme kararlarının gerekçeli olması kuralına aykırı olarak, Mahkemece her iki şirketin grup şirketleri olduğuna dair yetersiz gerekçeyle, davalı ... şirketinin markasının da Türkiye’de ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığı kabul edilerek, bu markanın iptaline ilişkin 2018/17 Esas sayılı marka iptali davasının reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır.Birleşen 2017/726 Esas sayılı davada marka iptali talebiyle açılan karşı davada; dosyaya sunulan marka kullanımına ilişkin belgelerde "..." ve " ..." markalarının yer aldığı, bu kullanımların davalı ... adına 34. sınıfta ... numaralı "...+Şekil" markası için SMK’nun 9/2-a maddesinde belirtilen markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden kullanılması niteliğinde olup olmadıkları, davalının markalarının 34. sınıfta yer alan "sigara kağıdı" emtiasından başka emtia için de tescilli olmasına rağmen, sunulan faturalarda sigara kağıdının yanı sıra yer alan farklı emtianın davalının iptali talep edilen markalarının tescili kapsamındaki diğer emtiaya ilişkin olup olmadıkları, davalının iptali talep edilen markalarının tescilli oldukları tüm mal ve hizmetler için ciddi ve etkin bir şekilde kullanılıp kullanılmadıkları konusunda değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, alınan son iki bilirkişi raporunda da 34. sınıfta tescilli olmayan ... ve ... numaralı markaların iptal koşullarının mevcut olduğuna dair görüş bildirilmesine rağmen, gerekçesi açıklanmadan bilirkişi raporlarına aykırı olarak bu markalarla ilgili iptal davasının da reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu nedenlerle asıl davada davalı, birleşen 2017/726 Esas sayılı davada davalı -karşı davacı, birleşen 2018/17 Esas sayılı davada davacı ... vekilinin diğer istinaf talepleri incelenmeksizin, istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, mahkemece davacı-davalı ... ve .... şirketleri arasındaki ilişkinin mahiyeti belirlenerek, her iki firma arasında ekonomik ve idari bağın bulunup bulunmadığının araştırılması, ayrıca daha önce rapor alınan bilirkişi heyetinden veya yeni oluşturulacak bilirkişi heyetinden yukarıdaki gerekçede açıklanan ve marka kullanımlarıyla ilgili belirtilen eksiklikleri giderecek şekilde yeniden rapor alınarak, buna göre değerlendirme yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Asıl davada davacı, birleşen 2017/726 Esas sayılı davada davalı -karşı davacı, birleşen 2018/17 Esas sayılı davada davacı ... Anonim Şirket vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 27/01/2022 tarihli 2017/486 E. - 2022/32 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde asıl davada davacı, birleşen 2017/726 Esas sayılı davada davalı -karşı davacı, birleşen 2018/17 Esas sayılı davada davacı ...'ne iadesine, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak;a)Davalı-davacı ... Anonim Şirket'i avansından kullanıldığı anlaşılan; 882,80 TL istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile 18,00 TL (posta-teb-müz) masrafının, davacı-davalı ... ve davacı-davalı ... şirketlerinden alınarak ...'ne verilmesine, b)Davacı ... tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 16/05/2024 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

(MarkafshhmbirleştirilmesinebirleştirmecevapkarşısicildengereğincekararlarıKaynaklanan)sınaisayılıhükümsüzlüğünekararistinaftefrikreddinetapdkHükümsüzlüğündenistanbuldavasıMarkafikrîsınaîtefriklemahkemesinineuıpogelendavayamahkemebirleşenkarşıdelillerhaklarfikrikabulüdosyamaddeterkininebaşvurusuhukukcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim