SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 16. HD 2022/1635 E. 2024/927 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1635

Karar No

2024/927

Karar Tarihi

16 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2022/1635 Esas

KARAR NO: 2024/927 Karar

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 17/09/2021

NUMARASI: 2018/482 E. - 2021/257 K.

DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli) Fikir Ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.)

KARAR TARİHİ: 16/05/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında; davalının ... kurucusu ve aynı zamanda müvekkilinin Fakültedeki Eğitmeni olduğunu, aynı zamanda müvekkilince özgün olarak tasarlanan logonun "Yayın Kimliği Projesinin" idarecisi ve projelere geçer not veren yetkili "profesör" unvanına sahip öğretim üyesi olduğunu, müvekkilinin İstanbul Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi'nde öğrenim görmekteyken, 2013-2014 yıl bahar döneminde almış olduğu "Yayın Kimliği Projesi" kapsamında 27.05.2014 tarihinde davaya konu logoyu kendi özgün fikri ve becerisiyle tasarladığını, müvekkilinin tasarlamış olduğu logoyu karşılaşabileceği hukuka aykırı saldırıları bertaraf edebilmek için 07/11/2017 tarihinde Beyoğlu ... Noterliği'ne onaylattığını, davalının müvekkiline ait alan tasarımı "..." markası adı altında faaliyet gösteren ... isimli firmaya sattığını, davalının profesyonel olarak tasarım işi ile iştigal ettiğini, bu suretle evveliyatında öğrencisi olan müvekkilinin tasarımından kazanç elde ettiğini, müvekkilinin tasarımının taklit edildiğini öğrenir öğrenmez saldırının durdurulmasını temin için noter vasıtasıyla dava dışı ... Ltd. Şirketi'ne ihtarname gönderdiğini, ihtarnameyi tebellüğ eden muhatabın hukuka aykırı fiillerini durdurmak bir yana "müvekkilinin yasal yollara başvuramayacağını, elinde yeterli delil bulunmadığını, bilirkişi incelemesinde uzmanların kesinlikle bu tasarımın özgün olmadığına karar vereceklerini, şayet müvekkili yasal yollara müracaat ederse kendilerinin de müvekkiline karşı dava açıp savcılıklara suç duyurusunda bulunacaklarını 06.02.2018 tarihli ihtara cevabında beyan ettiklerini, dava dışı ... olarak tescil edilmiş ...Ltd. Şirketi'nin, Patent enstitüsünden celp edilecek tescil evrakından da anlaşılacağı gibi müvekkilinin noter vasıtasıyla bu davaya konu logoyu kendisinin tasarladığını kayıt altına almasından bir ay sonra ... firmasının markası olan "..." ve dava konusu logonun birlikte ... tescil numarası ile marka tescil başvurusunu yaptığını, müvekkilinin özgün tasarımıyla aynı font, basit formlar, renk, kalınlık vb. unsurlar kullanılarak birebir örtüştüğünü ve ilk bakışta dahi aynı logoyu sadece "..." yerine "..." yazarak marka tasarımın yapıldığını, müvekkilinin tasarımının FSEK'in 4/1- 6. maddesinde tanımlandığı üzere grafik eser olarak fikir ve sanat eseri olduğunu belirterek, davalının tecavüzünün durdurulmasını, söz konusu logonun davalının web sitesinden kaldırılmasını ve FSEK'in 68. maddesi uyarınca müvekkilinin ihlal edilen mali haklarının (şimdilik 5.000,00 TL) kendisine ödenmesini ve ayrıca FSEK'in 70.maddesi uyarınca da manevi yönden zarara uğrayan müvekkiline manevi tazminat ödenmesine (10.000,00 TL) karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında; davacının tasarımını Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’nin "Yayın Kimliği Projesi" kapsamında tasarladığını, davalı ...’in ise fakültede öğretim üyesi olarak çalıştığı dönemde ders kapsamında üretilen bu projeyi, yani davacının eserini taklit ettiğini iddia ettiğini, bu iddianın hem hukuken geçersiz, hem de gerçeklerden uzak, hayatın olağan akışına tamamen aykırı ve mantıksız bir senaryo olduğunu, müvekkili ...’in dostu olan, "..." markası adı altında faaliyet gösteren ... Limited Şirketi’nin sahibi ...'ün müvekkiline yayınevinin logosunu değiştirmek istediğini söylediğini, bunun üzerine müvekkilinin davaya konu olan logoyu tasarladığını, 2016 yılı Aralık ayında mail yoluyla çizimlerini gönderdiğini, ...'ın logoyu Türk Patent ve Marka Kurumu’na tescil ettirdiğini, davacının iddia ettiği gibi ...’in logoyu ...’a satmasının söz konusu olmadığını, logonun firmaya hediye olarak verildiğini, davacının eser sahipliğini ispatlamak amacıyla mahkemeye delil olarak Beyoğlu ...Noterliği'nin 07.11.2017 tarihli ve ... yevmiye nolu beyannamesini ileri sürdüğünü, üstelik dava dilekçesinde "noterden onaylatılmış" ibaresiyle sanki bu tür beyannameler eser sahipliği bakımından "resmi onay" anlamına gelebilirmiş gibi bir yaklaşımda bulunduğunu, oysa noter beyannamesinin hukuken hiçbir şekilde bir tescil işlemi olmadığını, noterin bu işlemi yalnızca ilgili kişinin o andaki beyanına ilişkin bir damga olduğunu, 3. kişilere karşı hukuki koruma niteliğinde herhangi bir tescil kabiliyetinin bulunmadığını, bu tarihten çok önce 28 Aralık 2016 tarihinde müvekkilinin yardımcısı ... tarafından elektronik posta yoluyla .... gönderildiğini, 2017 yılı Şubat ayı itibariyle firmanın tüm bastığı kitaplarda kullanılan, alenileşen bir grafik eser olduğunu, davacının kendi ürettiği bir logoyu bir notere gidip beyan etmesinin ...’in eser sahipliği karinesini yıkmaya yeterli gelmeyeceğini, müvekkilinin ...'in tasarımı hediye etmek suretiyle kendi adıyla yayınlamış olduğu için söz konusu tasarımın eser sahibi sıfatını taşıdığını, ödüllü ve kariyeri tasarım başarıları ile dolu olan müvekkilinin bugüne kadar Türkiye’nin en büyük markalarına grafik tasarım üretmişken, bir öğrenci projesini alıp bir firmaya sattığını iddia etmek kabullenilemez bir durum olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI: İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 17/09/2021 tarihli 2018/482 E. - 2021/257K. sayılı kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı hükme esas alınan son heyet raporlardaki değerlendirmeler dikkate alındığında her ne kadar davacı kendisine ait grafik eserin davalı tarafından izinsiz bir şekilde kullanıldığı iddiasıyla eser sahipliğine tecavüze dayalı olarak iş bu davayı açmış ise de logolar üzerinde çok detaylı bir grafik işçilik ya da grafik olarak tasarımcının kendine has yorumu gözükmediği, bu şekilde yapılmış logoların benzerleri ile birçok yerde karşılaşılabildiğini, hali hazırda bu şekilde aynı mantıkla yapılmış ve hazır logo olarak da satışa sunulmuş bazı sitelerden alınan örnekleri ve başka şirketler tarafından uygulamalarının bulunduğunu, iki logo da özgün bir tasarıma sahip gözükmediğini, logolar birbirinin benzeri olmadıklarını, tek ortak özelliği her iki tasarımcının da birbirine benzer bir şablon font kullanmış olmaları ve gayet tekdüze ve basit bir şekilde ufak bir grafik oynama ile logo oluşturmuş oldukları, taraflara ait logolarda benzerliklerin her iki tasarımcının da birbirine benzer bir şablon font kullanmış olmalarından kaynaklanmış olduğu, davacının logosunun benzerlerinin hem logo olarak, hem de yazı karakterleri olarak daha önceden var olduğundan, logosunu tasarlarken daha önceki çalışmalardan esinlenmiş olabileceği, davacının logosu sadece harflerle oynanarak dizayn edildiğinden, dolayısıyla özgün, özel, görülmemiş, yapılması, düşünülmesi son derece zor bir logo olmadığı, davacı logosunu noterde onaylattığı tarihten önce dünyada yapılmış birçok benzer logonun ve bu logonun yapılabileceği çeşitli yazı karakterlerinin de var olduğu dikkate alındığında davacının eser niteliği bulunmayan grafik çalışmaya ilişkin açmış olduğu eser sahipliğine tecavüz iddiasının ve buna dayalı tazminat taleplerinin dinlenilemeyeceği " gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Bilirkişilerin çok iyi bilmelerine rağmen font ve formun farkını mahkemeye açıklamadıklarını, kasıtlı olarak hatalı rapor yazdıklarını, tasarımda kullanılan karakterlerin font olduklarını, belirli bilgisayar karakteri, bilgisayar harfi veya şablon olduklarını beyan ettiklerini, itirazlarına rağmen bu hususun bilirkişilere sorulmadığını, aydınlanmadığını ve bilimsel ve teknik açıklamalardan uzak muhatabını kandırmaya matuf raporların hükme esas alınarak hukuka aykırı bir karar verildiğini, yine defalarca talep etmelerine rağmen hiçbir araştırma ve açıklama yapılmayarak, iki logo üst üste konulduklarında kalınlık ve formların mesafelerinin birebir diğeriyle aynı oldukları hususunun göz ardı edildiğini ve değerlendirilmediğini, Yerel Mahkemece dosyaya son olarak atanan bilirkişi heyetinin hazırladığı raporun da, daha önceki yanlı ve sübjektif olduğu tartışmasız olan rapor gibi kötü niyetli ve hükme esas teşkil etmekten uzak olduğunu, Bir form olarak tasarlanan müvekkilinin logosuna mukabil, şablon ve daha önce elektronik ortam veri tabanlarında kayıtlı harflerin örnek olarak gösterildiğini, Bilirkişi heyetinin, davanın belli bir kısmının teknik bir konu gibi görünmesinden istifadeyle bilimsel bir takım görüş ve kanaatler bildiriyormuş gibi yaptıklarını ve davanın bütününü bu dar alana sıkıştırmaya gayret ederek, davalıyı aklamaya çalıştıklarını, şablon harflerinden emsal getirdiklerini, Her ne kadar dava teknik hususlar ihtiva ediyor gibi gözükse de, bilinçli tüketici üzerinde ve dikkat sahibi herkesçe ilk bakışta ve kolaylıkla hem de hiçbir uzmanlık gerektirmeyecek bir şekilde oluşan etki ile raporda örnek olarak sunulu harflerle müvekkilinin tasarımı logonun çok ayrı şekiller olduğu, müvekkilinin tasarımının gerçekten de bir güzel sanat eseri ve özgün bir tasarım olduğunu, Dosyadaki son ve hükme esas alınan bilirkişi heyetinin 28.04.2021 tarihli raporu kendilerinin yapmış oldukları mesleğe, müvekkilinin eserine ve geçimlerini temin ettikleri güzel sanatlara bir hakaret ve aşağılama mahiyetinde olduğunu, Bilirkişilerin anlaşılmayacak şekilde özgün tasarım ve sanat eseri anlayışı algısı, belirttikleri vasıf ve mahiyetlerde oluşturulabilecek şekil ve grafiklerin daha önce gözlerin görmediği, bilgisayarların çizmediği, insanların tasarlamadığı hatları barındırmasının mümkün olmadığını, Yerel Mahkemenin uygun göreceği şekilde HMK'da düzenlenmiş uzman tanık olarak bilirkişilerin huzurda dinlenilmeleri üzere kendilerine davetiye gönderilmesi veyahut masrafı tarafımızdan karşılanmak üzere yeniden yazılı rapor hazırlamalarına karar verilmesi yönündeki taleplerinin ciddiye alınmayarak kabul edilmediği gibi, reddedilmeye bile layık görülmediğini, Müvekkilin özgün tasarımı taklit edilmek suretiyle çizilen logonun ...'a bedel karşılığında satıldığını ve Türk Patent ve Marka Kurumu'na 2017/111740 numarasıyla dosya da mevcut olduğu üzere tescil işleminin gerçekleştirildiğini, Davalı ...’in proje danışmanı ve logoya geçer not veren eğitmen olduğunu, Satış raflarında kitap sırtlarındaki iki logonun birbirinden ayırt bile edilemeyecek şekilde kalınlık ve form mesafeleri üst üste konulduğunda birebir aynı olduğunu,Dosyamızda mevcut meslek kuruluşundan gelen cevabi yazıda, bu tasarımın 100.000,00 TL bir ücret mukabili tasarlanacağının ifade edildiğini, dosyaya cevaben yazılı bildirimle gönderen firmanın, müvekkili ve "bilirkişiler" gibi grafik tasarımcısı güzel sanatlar eğitiminden geçmiş tasarımcılar olduklarını belirterek, duruşmalı inceleme yapılmasını, hak ve hukuka aykırı kararın kaldırılarak haklı davaları ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: Dosya arasında bulunan TPMK kayıtları incelendiğinde; 07/12/2017 başvuru, 26/06/2018 tescil tarihli, ... numaralı " ..." ibareli markanın dava dışı ... Limited Şirketi adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından FSEK uzmanı ... ve Endüstriyel tasarım uzmanı Doç Dr. ...'dan oluşan heyetten alınan 11/11/2019 tarihli raporda; davaya konu logonun eser vasfını haiz olmadığı, davacının davaya konu logonun hak sahibi olduğu, davacı tarafa ait logo tasarımı ile davalı tarafa ait logo tasarımı arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebeple benzer olarak algılandıkları, davacı tarafa ait logo tasarımı ile son derece benzer tasarlama mantığı ile tasarlanmış monogram logoların pek çoğunun kamuya sunulduğu, davacı tasarımının tek farkının tercih edilen yazı karakteri olduğu ancak bu tür logoların herkesçe sıkça yapılan herhangi bir hususiyet arz etmeyen ve monogram yapıları nedeniyle benzer olmalarının tabi olduğu, herkesçe bilinen kullanılagelen harcıalem logoların başkaları tarafından da oluşturulmasının hak ihlali sayılamayacağı yönünden görüş ve kanaat bildirdikleri anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince itirazların değerlendirilmesi yönünden grafik tasarımcısı ..., grafik tasarımcısı ... ve Sektör bilirkişisi Prof Dr ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 24/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda; "Davacının logo tasarımının hazırlayanın hususiyetini yansıttığı, ayırt edici özelliklere sahip olduğu, estetik değer taşıyan bir grafik eser olup FSEK m 4/6 kapsamında güzel sanat eseri sayılacağı, davacı ve davalınım logo tasarımları birbirinden farklı, iki ayrı eser olduğundan maddi ve manevi hak ihlali oluşmadığı, rayiç bedel tespiti açısından grafik tasarım meslek kuruluşlarından görüş ve fikir alınmasının daha doğru ve geçerli olacağı sonuç ve kanaatlerine varıldığı" yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince iki rapor arasındaki çelişkilerin giderilmesi yönünden bir FSEK uzmanı, 3 kişilik grafik tasarım uzmanı akademisyen bilirkişiden oluşan heyetten alınan 28/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda; "taraflara ait logoların eser niteliğinde olmadığından bahisle eser sahipliğinden kaynaklanan hak ihlalinin söz konusu olmadığı yönünde bir kanaat oluştuğu, davalının logosunu oluştururken, davacının logosunu esas aldığı, işlemiş olduğu şeklinde bir değerlendirmede de bulunulamayacağı, logoların birbirine benzemesinin her iki tarafın da daha önceden var olan logolardan yararlanmanın bir sonucu olduğu, bu doğrultuda davacıya ait logonun eser olmadığı ve davalının logosunun da davacının logosundan hareketle oluşturulmadığı kanaatine ulaşılmış olduğu bu sebeple rayiç bedel konusunda bir değerlendirme yapılmadığı sonuç ve kanaatlerine varıldığı" bildirilmiştir.

G E R E K Ç E: Dava, davacıya ait ve eser niteliğinde olduğu iddia edilen logoyla ilgili FSEK’ten kaynaklanan mali ve manevi haklara tecavüz edildiğinin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili müvekkiline ait logonun FSEK kapsamında eser niteliğinde olduğunu, aleyhe görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağını belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, dosya incelendiğinde; her üçü de tasarımcı olan bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 24/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait logonun, tasarlayanın hususiyetini yansıttığı, ayırt edici özelliklere sahip olduğu, estetik değer taşıdığı ve FSEK’in 4/6. maddesi uyarınca güzel sanat eseri sayılacağına dair görüş bildirilmişse de, bilirkişi heyetinde FSEK uzmanı bir bilirkişinin yer almadığı, FSEK konusunda uzman bilirkişinin de yer aldığı diğer iki bilirkişi raporunda da, davacıya ait tasarımın eser niteliğinde olmadığına dair görüş bildirildiği, hatta benzer tasarımların daha önce de kamuya sunulduğuna dair görsellere de yer vermeleri nedeniyle bilirkişi raporlarının denetime uygun oldukları, davacının FSEK hükümleri gereğince hak talebinde bulunduğu, ancak davaya konu edilen davacıya ait logo tasarımının sahibinin hususiyetini taşıyan, özgün bir grafik olmadığı, bu nedenle FSEK’in 4/6. maddesinde tanımlanan grafik eseri niteliğinde olmadığının tespit edildiği, bilirkişilerin duruşmada dinlenmelerinin davanın sonucuna etkili olmayacağı, davacının FSEK kapsamında korunması gereken bir hakkının mevcut olmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 16/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınFikirTazminatkonusuesastan(Maddikararistinafİstemli)istanbulVeEserimahkemekararı(ManevidelillerSanatdosyaİstemli.)başvurusu

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim