İstanbul BAM 16. HD 2022/1679 E. 2024/926 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/1679
2024/926
16 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1679 Esas
KARAR NO: 2024/926 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/09/2021
NUMARASI: 2017/133 E. - 2021/323 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 16/05/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA: Davacı vekili İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Müvekkili ile hakim hissedarları aynı olan dava dışı ... Ltd. Şti.'nin ortak grup şirketi olduklarını, birlikte oluşturdukları ... tescilli markasını kullanan franchise sistemi oluşturduklarını ve bu kapsamda davalı ile İzmit/Kocaeli adresinde bulunan ...'de yer alan iş yerine ilişkin olarak franchise sözleşmesi aktedildiğini, ... markası ile faaliyete geçtiğini ve sistemin gerektirdiği her türlü desteğin davalı tarafa verilmesine rağmen davalı tarafın franchise sistemine ve markaya zarar verecek nitelikte eylemlerde bulunduğunu, Davalının işletmesinin camına müvekkilinin Franchise sistemine ve marka haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde “Değerli müşterilerimiz, bayisi olduğumuz ... bir tacire uymayacak yasa dışı yollara başvurduğu için geçici süre ile kapalıyız” yazan bir açıklama yapıştırdığını, ayrıca müvekkili şirketin tüm şubelerine de yine müvekkilini kötüleyen içerikte mail göndererek etkilemeye çalıştığını, yine ... Gazetesi’ne de gerçeğe aykırı beyanların yer aldığı röportaj verdiğini, müvekkilinin bu gazeteye tekzip metni göndererek gerçeği kamuya duyurduğunu, davalının bu eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının imzaladığı Franchise sözleşmesine aykırı davrandığını, TTK'nun 56. maddesi uyarınca müvekkilinin maddi ve manevi zararlarını tazmin etmesi gerektiğini belirterek, Müvekkil şirketin maddi ve manevi tazminat talep ve dava hakkı ile her türlü dava hakkı saklı kalmak kaydıyla; müvekkil şirketin eski Franchise Şubesi'nin sahibi ...'ın müvekkili şirketin ticari faaliyetlerine zarar vermek, müvekkil şirketin ticari itibarını zedelemek amacı ile yaptığı tüm eylemlerin 6102 sayılı T.T.K.'nın 54 ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, mezkur haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve giderilmesine; işbu dava dosyası kapsamında hükmün etkinliğinin sağlanması bakımından davalının işbu eylemleri sebebiyle davalıda yer alan müvekkil şirkete ait tüm ticari bilgilere, haksız rekabete sebebiyet veren tüm dokümanlara, iş evraklarına el konularak toplatılmasına, mezkur verilerin silinmesine, silinmesi mümkün değil ise haksız rekabetin işlenmesine yarayan araçların ve malların imha edilmesine, Mahkeme tarafından davalının haksız rekabet işlediğinin tespiti ve önlenmesine ilişkin verilecek kararın masrafın davalıdan alınarak Türkiye çapında tirajı yüksek olan üç gazeteden birinde ilanına, davalının haksız rekabet eylemleri nedeni ile Franchise Şubesi'nin işlemez hale gelmesi, kapatılması sebebi ile müvekkili şirketin aynı ilde yer alan Franchise Şubeleri ile imzalamış olduğu Franchise Sözleşmeleri dikkate alınmak suretiyle, maddi tazminat hesabı yapılarak müvekkili şirketin elde ettiği/elde etmesi mümkün bulunan kazanca göre fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL maddi ve 10.000,00-TL manevi tazminat ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 24/04/2019 havale tarihli dilekçesi ile 317.870,36 TL maddi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ederek, davasını ıslah etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev itirazında bulunduklarını, görevli mahkemenin İstanbul Fikri Sınai Hukuk Mahkemeleri olduğunu, dava dilekçesinde maddi tazminata dayandırılan cezai şartın 150.000,00 USD olarak belirlediğini, davacının kısmi olarak talepte bulunduğunu, somut olayda belirsiz alacak davasının şartlarının olmadığını, bakiye harcın ikmali için davacı yana süre verilmesi gerektiğini, taraflar arasında geçerli ve yürürlükte bir sözleşme mevcut iken haksız rekabetin oluşmasının mümkün olmadığını, yalnızca sözleşmeye aykırılık iddiaları için dava açabileceğini, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
GÖREVSİZLİK KARARI: İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesince, 2016/873 E. - 855 K. ve 13/12/2016 tarihli kararıyla; "...1-Davanın Mahkememizin Görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden Reddine," karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiş, İstanbul BAM 12.Hukuk Dairesi 2017/210 E. - 180 K. ve 10/05/2017 tarihli kararıyla "...ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verildiği, dosyanın İstanbul 1.FSHHM'nin 2017/133 E. -2021/323 K.sayılı dosyası üzerinden sürdürülerek karara bağlandığı anlaşılmıştır.
MAHKEME KARARI: İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 09/09/2021 tarihli 2017/133 E. - 2021/323K. sayılı kararıyla; "...Davacı şirket ile dava dışı ... LİMİTED ŞİRKETİ’nin ortaklarının aynı kişiler olsa dahi şirketlerin hukuken kendilerini oluşturan ortaklardan ayrı tüzel kişiliğe sahip oldukları, davacı şirkete dava dışı şirket adına tescilli markalar üzerinde inhisari lisans hakkı açıkça verilmiş ise davacının marka hakkından doğan dava açma hakkına sahip olacağı, davacı şirkete inhisari lisans hakkı verildiğine dair delil sunulmadığı anlaşılmakla davacının, yukarıda tescil bilgileri verilen markalardan kaynaklı talepte bulunamayacağı bu nedenle haksız rekabet dışındaki taleplerin reddine, Davalının işyerine astığı yazı, yerel bir gazeteye verdiği röportaj ve davacının bayilerine gönderdiği e-posta içeriğinin her birinin TTK 55/1-a-1 maddesi uyarınca davacıyı kötülemek suretiyle haksız rekabet oluşturduğu bu nedenle haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve giderilmesine, tazminata hükmedilebilmesi için aranan kusur şartının gerçekleştiği ancak davacının uğradığı haksız fiiliden dolayı talep edebileceği maddi tazminata ilişkin bilgi - belge sunmadığı görülmekle maddi tazminat talebinin reddine,Davacı manevi tazminat talep etmiştir. Davalı basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal etmiştir. Somut olayın özelliği, manevi tazminatın amaç ve içeriği, hak ve nesafet kuralları gereği manevi tazminat talebinin kabulü ile 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine" karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF BAŞVURULARI: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dışı ... ile müvekkilinin ortak grup şirketi olduklarını, dava konusu markanın birlikte kullanıldığını, aralarında lisans sözleşmesinin de mevcut olduğunu, buna rağmen Mahkemece marka hakkına dayalı taleplerinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını,Davalının birden fazla haksız rekabet eyleminin mevcut olduğunu, bu nedenle aralarındaki ticari ilişkinin sona erdiğini, müvekkilinin sözleşmeden elde edeceği menfaati davalının haksız eylemleri nedeniyle elde edemediğini, Haksız rekabet nedeniyle zarara uğramalarına rağmen Mahkemece davalının eylemlerinin zarara yol açmadığına dair değerlendirme yapmasının haksız rekabet eylemleri sonucu talep edilen tazminatın ruhuna aykırılık teşkil ettiğini, 25/12/2018 tarihli bilirkişi raporu ile zarar kalemlerinin ortaya koyulduğunu,En son alınan bilirkişi raporunda da maddi zararın hesaplandığını, ancak Mahkemece raporun dikkate alınmadığını, haksız rekabette davacının maddi tazminat istemiyle uğradığı zararın, davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp, davalını haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarı olduğunu,Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi haksız rekabete dayalı tazminat davalarında kar mahrumiyeti, gelir kaybı, marka değeri düşüşü, müşteri kaybı gibi tüm zarar kalemlerinin talebinin mümkün olduğunu, bunun için sözleşmenin feshinin dahi gerekmediğini,Gelir kaybı ve kar mahrumiyeti taleplerinin haksız feshe dayalı tazminat davası ile ileri sürülebileceği gibi haksız rekabete dayalı tazminat davasında da ileri sürülebileceğini, davalı yanın haklı menfaatlerini ortadan kaldırdığını, zararın birliği ilkesi çerçevesinde gelir mahrumiyeti talebinde bulunabileceklerini belirterek, haksız rekabetin tespiti ve manevi tazminat yönündeki karar dışında kalan kısmının hukuka aykırı olması sebebiyle kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili süresinde istinaf talebinde bulunmuşsa da, istinaf harcını yatırmadığından harcın tamamlanması için ilk derece mahkemesince kendisine ihtarlı tebligat yapılmış, buna rağmen kesin sürede harcı yatırmaması nedeniyle Mahkemece 15/09/2022 tarihli ek kararla istinaf talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığından kararın kesinleştiği tespit edilmiştir.
DELİLLER: Davacı tarafından dosyaya sunulan marka tescil belgesi örnekleri incelendiğinde; ... numaralı "...+Şekil" markasının 43. Sınıfta, ... numaralı "...+Şekil" markasının 43. sınıfta, ... numaralı "...+Şekil" markasının 43. sınıfta, ... numaralı "... +Şekil" markasının 43. sınıfta dava dışı ... Limited Şirketi adına tescilli oldukları tespit edilmiştir. Davacı şirket ile dava dışı ... Limited Şirketi'nin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; her iki şirketin ortaklarının da ... ve ... oldukları, adreslerinin de aynı olduğu tespit edilmiştir.Davacı tarafından dosyaya sunulan Franchise Sözleşmesi incelendiğinde; davacı ile davalı arasında ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının franchise alan tarafından işletmesinde kullanılmasına ilişkin sözleşme yapıldığı tespit edilmiştir.Franchise sözleşmesinin 16.2. maddesinde "Franchise alan tarafından işbu sözleşmenin herhangi bir maddesine aykırı davranılması halinde ... günden az olmamak üzere verilecek süre ile akde aykırılığın kaldırılmasını, bu süre içinde akde aykırılık giderilmezse sözleşme Aces tarafından tazminat, cezai şart ve her ne nam altında olursa olsun herhangi bir bedel ödemeksizin derhal feshedilebilecektir." 16.5. maddesinde "Franchise alan , sözleşmeye aykırı veya kusurlu davranarak, Sözleşmenin feshine neden olursa ...'in sözleşme sonuna kadar beklediği ortalama karı ,müspet veya menfi zararları tazmine edeceğini kabul beyan ve taahhüt etmiştir." şeklinde anlaştıkları tespit edilmiştir. Yine taraflar arasında davalının faaliyetini yürüteceği iş yeriyle ilgili 2014 tarihinde kiraya verenin davacı, kiralayanın davalı olduğu iş yeri kira sözleşmesi imzalandığı tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince alınan 27/03/2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; Taraflar arasında tanzim edilmiş olan Franchise sözleşmesinin 16.02 hükmü uyarınca davacı tarafça davalıya gönderilen yazılı bir uyarı gönderildiği ve daha sonra sözleşmenin davacı tarafından feshedildiğine ilişkin herhangi bir belge tespit edilememiş ancak davalı yanca, kapıya asılan yazı, Kocaeli gazetesine verilen 22/07/2016 tarihli röportaj ve bu röportajın eklendiği 25/07/2016 tarihinde diğer bayilere gönderilmiş olan elektronik posta içerikleri içeriğinden sözleşmenin en azından davalı yanca sonlandırıldığı ancak bu sonlandırmanın sebep ve şekilleri ele alındığında sözleşmenin Franchise alan tarafından kusurlu davranması nedeniyle sona erdiği, davacı şirket tarafından davalı aleyhine Adi Kiraya veya Hasılat Kiralarına ait takip taleplerine ilişkin 04.01.2016 tarihli 60 ay süreli kira kontratına dayanarak başlattığı icra takiplerinin davalının ... Gazetesine vermiş olduğu röportaj tarihi 22/07/2016 ve bayilere gönderdiği elektronik postaların 25/06/2016 tarihinden önce olduğu, yani kira sözleşmesinde yer alan “Kiracı kira bedellerini her ayın 5. günü mesai bitimine kadar kiraya verene ödeyecektir.” hükmü gereğince davacı kiralayanın davalıdan kira bedellerini talep hakkının doğduğu, davalının eylemlerinin TTK hükümleri gereğince haksız rekabet teşkil edip etmediği hususundaki tespitlerinin mahkemeye ait olduğu, Franchise sözleşmesinin 16.5. maddesinde “ Franchise alan, sözleşmeye aykırı veya kusurlu davranarak, sözleşmenin feshine neden olursa Aces'in sözleşme sonuna kadar beklediği ortalama karı, müspet veya menfii zararları tazmin edeceğini kabul beyan ve taahhüt etmiştir." hükmüne rağmen, taraflarına dosya kapsamına göre inceleme yapma yetkisi verilmiş olduğundan ve dava dosyasına davacının sözleşme döneminde beklediği kazancı gösterecek kayıt veya belgeler ile Franchise alan firmaya ait kar veya dönem zararını gösterecek yasal ticari defter kayıtları eklenmemiş olup bu tutarlara ilişkin değerlendirme yapılamadığı bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan 25/12/2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; Yapılan incelemeler sonucunda ... Ltd. Şti ile davalı ... arasındaki sözleşmenin Franchise alan tarafından kusurlu davranması nedeniyle 19/07/2016 tarihinde sona erdiği, davacı tarafın, dava dilekçesinde sözleşmenin 16.5.maddesine dayanarak sözleşmenin 9.2.maddesi gereğince sözleşmenin haksız feshi nedeniyle yoksun kaldığı frenchise bedellerinin sözleşme sonuna kadar olan tutarını talep ettiği, sözleşmenin 7.14.maddesinde tedarik mallarının standartta birlik taşıması açısından tavsiye edilen .... Ltd. Şti'den alarak sunmaya çalışacağı kararlaştırılmış olup ... Ltd. Şti'den alınacak mallar nedeniyle oluşacak karın davacı ile ilgisinin olmadığı, satışlardan doğacak karın davacıya ait olacağı ve mahrum kalınan kar olarak hesaplanamayacağı, sözleşmenin fesh edilmemesi halinde Sözleşmenin 9.2.maddesi gereğince her ayın ilk 5 günü içinde aylık cirodan KDV mahsup edildikten sonra ortaya çıkan bakiye tutarın yazın 3 ay %3, kışın 9 ay %4 ünü ...'a ödemesi gerektiği, davacı defter ve kayıtlarında yapılan incelemelerde davalı tarafından işletilen ... adlı şubenin yaptığı aylık ortalama ciro tutarının 132.595 TL olarak edildiği, dava konusu ... de yer alan işyerinin davalı tarafından 21/01/2016 tarihinde faaliyete başlatıldığı ve 19/07/2016 tarihinde sözleşmenin fesh edilmiş olduğu ancak davacının fesihten sonra Ocak 2017 tarihinden itibaren işyerini kendisinin işlettiği saptanmış olup sözleşmenin fesih tarihi olan 19/07/2016 dan davacının işyerini kendi adına çalıştırma tarihi Ocak 2017 dönemine kadar geçen 5 aylık süre için yoksun kaldığı gelir tutarı ise ( 5 x 132.595/1,08 x 1.18) = 28.974,46 TL olarak hesaplandığı, sözleşmenin kalan 53 aylık süresi için yapılan 13 ay x %3 ve 40 ay %4 kesinti oranından yapılan hesaplamada ise sözleşmenin feshedilmemiş olması halinde elde edebileceği franchise geliri (Royality) ise 53 ay süre için 288.295,90 TL olarak hesaplandığı, esas alınabilecek her iki halde de davacının talep edebileceği mahrum kalınan kar tutarı konusunda takdirin mahkemenin yetkisinde olduğu bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince alınan 24/08/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; Davacı tarafın davalının sözleşmeyi haksız feshinden dolayı sözleşme hükümleri uyarınca tazminat talep etme hakkı bulunduğu, ancak bu davanın konusunun, tarafların sözleşmeye aykırılıkları ve bu aykırılık sonucu ortaya çıkan zararın tespiti olmadığı, bu dava kapsamında davalı davranışlarının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının değerlendirildiği, yapılan değerlendirme sonucunda davalının işletmesinin camına yapıştırdığı yazı, davacının diğer bayilerine gönderdiği mail ve verdiği röportaj kapsamında yer alan ifadelerin haksız rekabet teşkil ettiği ancak bu fiillerden dolayı davacının uğradığı fiili veya kar mahrumiyeti şeklinde bir zararın dosya kapsamında ispatlamadığı bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan 03/02/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; 2007/07815 tescil numaralı “...+şekil” markası, ... tescil numaralı “...” markası, ... tescil numaralı “...” markası ve ... tescil numaralı “...” markasının “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”ni kapsayacak şekilde 43. sınıfta dava dışı ... LİMİTED ŞİRKETİ adına tescil edilmiş olduğu, davacı şirket ile dava dışı ... LİMİTED ŞİRKETİ’nin ortakları aynı kişiler olsa dahi şirketlerin hukuken kendilerini oluşturan ortaklardan ayrı tüzel kişiliğe sahip oldukları, davacıya, dava dışı şirket adına tescilli olan markalar üzerinde inhisari lisans hakkı açıkça verilmiş ise davacının marka hakkına tecavüzün önlenmesi hususunda dava açma hakkında sahip olacağı, davacı şirkete inhisari lisans hakkı verildiğine dair bir beyan veya belgenin dosyaya ibraz edilmemiş olmakla davacının, yukarıda tescil bilgileri verilen markalara istinaden, marka hakkına tecavüz davası açmada aktif husumetin olup olmadığını takdirin mahkemeye ait olduğu, davalının işyerine astığı yazı, yerel bir gazeteye verdiği röportaj ve davacının bayilerine gönderdiği e-posta içeriğinin her birinin TTK 55/1-a-1 maddesi uyarınca davacıyı kötülemek suretiyle haksız rekabet olarak kabul edilebileceği, Mahkemece davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği yönünde kanaat oluşması durumunda, davada tazminata hükmedilebilmesi için aranan kusur şartının gerçekleştiğinin kabul edilebileceği, davacının uğradığı haksız fiiliden dolayı dosya kapsamında talep edebileceği maddi bilgi ve belgeye rastlanmadığı, Mahkemenin görüşü sözleşmenin haksız feshinden dolayı davalının royality bedeli ödemesi yönünde ise aynı adreste faaliyete başladığı tarihe kadar olan (Royality)’nin 27.525,73 TL, sözleşme süresi sonuna kadar ise 286.847,18 TL olduğu, manevi tazminat bedelini takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.Mahkemenin 2018/577 E. 2020/123 K. ve 05/03/2020 tarihli kararı incelendiğinde; Davacı ...'ın, davalı ... aleyhine açtığı itirazın iptali davası açtığı, davacı ve davalı şirketin bir franchise sözleşmesinin tarafları olduğunu, davacının franchise alan, davalının ise franchise veren konumunda olduğunu, davalının sözleşme ile bayisi olan davacıya yapılan işi sürdürmek istememesi halinde %80 oranında yatırım ve maliyet iadesi garantisi verdiğini, davacının kendisine sözleşmede taahhüt edilen yatırım ve maliyet iadesinin şartlarını yerine getirerek, davalı şirkete sözleşmenin sürdürülemeyeceği ve taahhütte bulundukları yatırım iadesini ödemeleri için noter ihtarnamesi keşide ettiğini, noter ihtarına rağmen davalının herhangi bir ödemede bulunmaması üzerine İstanbul ... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 2020/2187 Esas, 2022/1850 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, dosyanın yargılamaya devem edilmek üzere Mahkemesine iade edildiği tespit edilmiştir.
G E R E K Ç E:Dava; davalının taraflar arasındaki franchise sözleşmesine aykırı davrandığı, davacının markalarını kötülediği iddiası ile haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla maddi ve manevi tazminatın tahsiline ilişkindir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilinin marka hakkıyla ilgili istinaf talepleri incelendiğinde; Franchise Sözleşmesine konu olan markanın dava dışı şirkete ait olduğu, davacının ilk derece mahkemesinde devam eden yargılama sırasında, markayla ilgili lisans sözleşmesinden kaynaklanan hak sahipliğinin mevcut olduğuna dair delil sunulmadığı, marka sahibi şirket ile inhisari lisans sözleşmesi yaptıklarına dair sözleşme örneği sunmadığı, HMK’nun 357/1. maddesi uyarınca istinaf aşmasında sunduğu sözleşmeye delil olarak dayanamayacağı, bu nedenle Mahkemece davacının markadan kaynaklanan haklara dayanarak talepte bulunamayacağına dair gerekçesinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı vekili maddi tazminat taleplerinin haksız olarak reddedildiğine dair istinaf talebi incelendiğinde; dosyaya sunulan sözleşme örnekleri, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile; taraflar arasında imzalanan Franchise Sözleşmesi uyarınca dava konusu ve davalı tarafından işletilen ... de yer alan işyerinin 21.01.2016 tarihinde faaliyete başladığı ve 19.07.2016 tarihinde faaliyetine son verdiği, davacının iş yerini Ocak 2017 tarihinden itibaren kendisinin işletmeye başladığı saptanmıştır. Davalının Franchise sözleşmesinin devam ettiği süreçte gerek iş yerinin camına astığı açıklama, gerek davacı şirketin diğer bayilerine gönderildiği e-mail içeriği, gerekse ... Gazetesi’ne verdiği röportajdaki açıklamalarının davacı şirketi ve ticari faaliyetlerini kötüleyici nitelikte oldukları, bu davranışların TTK’nun 55/1-a/1. maddesinde "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" şeklinde tanımlanan haksız rekabet niteliğinde olduklarından, davacı bu yöndeki iddialarını ispatlamıştır. Davalının eylemi haksız rekabet niteliğinde bulunduğundan, davacı tarafın TTK’nun 56/1-d maddesi uyarınca maddi, 56/1-e maddesi uyarınca da manevi tazminat talep edebilir. Mahkemece davacının haksız rekabet nedeniyle maddi zarara uğradığını ispat edemediği gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmişse de, davalının haksız fiil oluşturan eylemi nedeniyle davacının maddi zarara uğradığının da kabulü gerekir. Bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamaların sözleşmenin haksız feshedilmesi halinde sözleşme gereğince davacının mahrum kaldığı gelire ilişkin olup, davanın sözleşmenin haksız feshi nedeniyle açılmamasından dolayı Mahkemece bu hesaplamalara itibar edilememesi yerindedir. Ancak maddi tazminat miktarı kesin olarak tespit edilemiyorsa Mahkemece TBK’nun 50. ve 51. maddeleri uyarınca durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiği halde, mahkemece maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin devam ettiği süreye, davalının ticari hacmine, davalının haksız rekabet teşkil eden açıklamalarının niteliğine ve kusur durumuna, haksız rekabetin gerçekleştiği tarihteki mali ve ekonomik koşullara göre, 30.000,00 TL maddi tazminatın durumun gereğine ve hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılmıştır.Bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kazanılmış haklar saklı kalmak şartıyla, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine, 10.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 30.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davacı vekilinin istinaf isteminin esastan KABULÜNE,2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 09/09/2021 tarihli 2017/133 E. - 2021/323 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, -Davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine, -10.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -30.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,3-İlk derece yargılaması yönünden; -Alınması gereken 2.732,40 TL ilam harcının peşin alınan 187,86 TL harç ve 5.418,07 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.605,13 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 2.872,73 TL harcın davacıya iadesine, -Davacı vekili için haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, giderilmesi yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Davacı vekili için manevi tazminat yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Davacı vekili için kabul edilen maddi tazminat yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Davalı vekili için reddedilen maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı vekili için takdir edilen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,-Davacının yapmış olduğu 29,20 TL başvuru harcı, 187,86 TL peşin harç, 5.418,07 TL ıslah harcı, 903,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 7.800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.338,63 TL yargılama giderinden ret ve kabul oranına göre 7.510,70 TL' nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan 6.827,93 TL'sinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf yargılaması yönünden; a-Davalı vekilinin istinaf talebi değerlendirilmediğinden istinaf peşin harcının talebi halinde ilk derece mahkemesi'nce iadesine, b-İstinaf yargılaması sırasında davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 100,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 320,70TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 16/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02