SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 16. HD 2022/1727 E. 2024/914 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1727

Karar No

2024/914

Karar Tarihi

16 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2022/1727 Esas

KARAR NO: 2024/914

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/06/2022

NUMARASI: 2020/273 Esas - 2022/92 Karar

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 16/05/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, davacının içinde bulunduğu grup şirketlerden ... Ltd arasında 01.06.2015 tarihinde ve daha öncesinden de aynı distribütörlük ilişkisine dair 2013 tarihli eski tarihli sözleşmenin Davacı ... Ltd ile imzalandığını, davalının söz konusu distribütörlük ilişkisinin haklı nedenle sona erdirilmesinden sonra kötü niyetle davacı tarafından hem marka, hem de ticari ünvan olarak kullanılan ... markası hakkında bu marka ile Türkiye'de kendisinin hiç mal üretimi ve satışı olmadığı halde marka tescil başvurusunda bulunduğunu ve davacının kötü niyetle gümrükte durdurulması ve Türkiye'ye girişinin engellenmesi ne hedeflediklerini, Davacının bu niyetini İstanbul Anadolu 13 ATM 'nde 2020/276 esas sayılı dosyasında ... markası hakkında tedbir talebinde bulunarak ortaya koyduğunu, söz konusu distribütörlük ilişkisini söz konusu davada ikrar ettiğini, Davaya konu ... markasının Çince olup, davacının Shangai'daki fabrikasının önündeki caddenin adı olduğunu, Google arama motorunda bu ibareyi aradıklarında davacıya ait bilgi ve görsellerin ortaya çıktığını, sözkonusu markanın ilk ihdas eden ve gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, Davalının Türkiye içinde bu marka ile hiçbir zaman satış yapmamış olduğunu kendisine ait markası ile satış yaptığını, bu nedenle haksız ve kötü niyetli tescil ettirdiğini, Davacının 2015 ve 2025 yılları arasında ... markayı önceden tescil ettirdiğini , davacının 2006 yılında kuruluş lisansı olduğunu, 2016 yılından beri WIPO - nezdinde 22 adet ürün formülasyon patentinin olduğunu, domain alan adının 03.06.2007 tarihinde davacı tarafından alındığını ve 2025 yılına kadar bu domain adresinin geçerli olduğunu, ... “un 03/08/2006 tarihinde kurulmuş olup, endüstriyel yapıştırıcı alanında dünyada 60 ülkeye ihracat yapan ve Türkiye'de de sektörde alanında bilinen bir marka olduğunu, kurulduğundan beri bu marka ve ünvan İle ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, 15 Temmuz 2019 tarihinde bildirimle sözleşmeyi iptal edileceğini bildirildiğini ve davalının kötü niyetle 16 Temmuz 2019 tarihinde iş bu marka başvurusunda bulunduğunu, taraflar arasındaki maillerden bu durumun açıkça ortaya çıkacağını, Davalının kötü niyetli tescilinin gümrükte şekli olarak edindiği marka hakkına dayalı davacıya ait ürünlere el konulması ile 2 Temmuz 2020 tarihinde Gümrük Müdürlüğü nezdinde malların durdurma kararı ile ortaya çıktığını ve öğrenildiğini, davacının bu nedenle ciddi zarar gördüğünü, 77.280 Euro'luk malın blok ettirildiğini, Türkiye'deki alıcıların bu malı almaktan vazgeçtiği için ciddi zararlarının meydana geldiğini, doğmuş ve doğacak zararlara ilişkin ayrıca yasal yollara başvurulacağını Türkiye'deki endüstriyel yapıştırıcı alanında ... denildiğinde davalının değil, davacı firmanın akıllara geldiğini, Bu nedenle kötü niyetle yapılan temsilci tarafından yapılan başvuru nedeniyle davalı adına yapılan ... tescil nolu markanın SMK 10.maddesi kapsamında Davacı adına Devri ve tesciline, bu talep kabul görmediği takdirde anılan markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine, söz konusu markanın ve Ticaret ünvanının, web sitesi ve sair kayıtlarda kullanılmaması ve davalının markanın kullanımının yasaklanmasına, her türlü yayınlar hizmetler mallar ürünler ambalajlar ve benzeri evraklar ile internet alan adları da dahil olmak üzere internet üzerinde kullanımının önlenmesine karar verilmesinin talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı-karşı davalı şirket arasında 2010 yılından bu yana devam eden bir ticari ilişki olduğunu, 01.06.2013 tarihinde taraflar arasında "Distribütörlük Sözleşmesi" imzalandığını, davalı şirket bu sözleşme çerçevesinde karşı tarafın Çin'de bulunan fabrikasında üretilen tutkalların Türkiye ve belirlenen diğer ülkelerde satış işlemlerini gerçekleştirdiğini, sözleşmenin niteliği gereği davalı üretilen ürünlerin Türkiye'de piyasaya sunulmasındaki tek yetkili kişi olduğunu, bu sebeple Türkiye'de uzun yıllardır dava konusu markanın tanıtımı, yaygınlaştırılması ve değerinin emek verdiğini, markayı ve ürünleri tanınır hale getirdiğini, buna rağmen davacı taraf iyi niyetli olmayacak bir şekilde 13.06.2019 tarihinde davalıya yolladığı bir e -posta mesajı İle çeşitli sebepler sunarak marka hakkındaki Türkiye'deki çalışmaları kendilerinin yürüteceğini belirttiğini, oysaki tarafların arasındaki sözleşmenin yürürlüğünün bitiş tarihi sözleşmede 2020 yılı Haziran ayı olarak belirtilmiş olduğunu, davalının sözleşmenin sona erme tarihini davacıya bildirdiğini,Buna rağmen davacı tarafından, davalının müşterilerine e-posta gönderip ticarete bundan sonra kendileri ile devam edeceklerini belirttiklerini, davalının ticari ürünler üzerinde yıllardır harcadığı çabayı göz ardı edip, ... ibaresinin Türkiye'de tanıtılmasında kendisinin bir emeği olmadan markadan doğan haklar üzerinde söz sahibi olmak istediğini, davalının yıllardır "..." markasının tescil edildiği sınıflarda piyasada iş yaptığını, kimya sanayi dalında pazarda tanınan bir şirket olup, endüstriyel yapıştırıcı ürünlerini yıllardır üzerinde emek sarf ettiği, piyasada tanınmasına büyük katkı sağladığı ürünler üzerinde 3. Şahısların haksız girişimlerini de dikkate alarak "..." ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, İş yaptığı ülke sayısını da arttırmak isteyen müvekkil basiretli bir tacir gibi davranarak markasını Türkiye'de tescil ettirmesinin ardından Madrid Protokolü çerçevesinde markasının haklarının korunması amacıyla Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri'nde de marka başvurusunda bulunduğunu, Taraflar arasındaki 21.06.2015 tarihli sözleşmenin "Use of the trademarks" başlıklı 4. maddesi ve 4.1 ile 4.2 numaralı alt bentlerinde davalı şirketin davacı taraftan aldığı ürünler için kullanacağı markada serbest hareket etme hakkının olduğunu, 4. Markaların Kullanımı 4.1. Distribütör, işbu sözleşmenin süresi boyunca reklam ve dağıtım amacıyla kendi ticari markalarını kullanabilir.4.2. Tedarikçinin, Distribütörün sözleşme dal hiçbir hakkı bulunmamaktadır." inde kullandığı mallar için kullandığı markalar üzerinde Yine önceki 10.06.2013 tarihli sözleşmenin Trademarks başlıklı bölümünde "Distributor is authorized to sell products with their own brand name." Maddesine aynı hususun yer aldığını,Taraflar arasındaki yazışmalarda da yer aldığı şekilde davalı , davacı tarafa yolladığı 25.06.2019 tarihli e -posta ile "..." ibaresinin Türkiye'de kendisi tarafından kullanılmakta olduğunu belirterek, eğer Türkiye'de kendisinin kullandığı markaların haklarını ihlal edecek şekilde davranılırsa gerekli yasal prosedürlere başvurulacağını bildirdiğini, davacının davalı tarafından marka tescil başvurusu yapılarak Türkiye'de korunduğunu bildiğini, buna rağmen müvekkilin kullandığı marka ile Türkiye'ye mal gönderen davacı yabancı şirket hakkında gümrükte işlem başlatılmış mallar gümrükte tutulduğunu, davacının davalının marka başvurusuna itirazının olmadığını, Türk Marka Hukuku uygulamasında ülkesellik prensibinin kabul edildiğini, Davacının "..." markasının kullanıldığına ilişkin sunulan deliller genelde tekstil ürünleri, çanta, kalem, bardak vs. ürünleri olduğunu, Türkiye'deki tescilin kapsamında bu ürünlerin olmadığını, "..." ibaresinin davacı firmanın ticaret unvanı içinde yer almakta olması ile bu ibarenin marka olarak tescil edilmesi ayrı hukuki sonuçlar doğuracağını, Taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde markaya dair reklam, fuar, çalışmaları doğrudan ... tarafından yapılacağı ve tüm fikri hakların, markaların, doğrudan müvekkil şirket tarafından kullanılacağının belirtildiğini, davacının "..." ibaresi altında üretilmiş herhangi bir ürünü olmadığını, bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini, karşı dava dilekçesinde: davalı şirketlerin marka tecavüzü işlem ve eylemlerinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, SMK 149. Maddesinde belirtilen taleplerin (tazminat haklarının talep ve dava edilmesi hakkının saklı tutulduğunun belirtilerek) kabulüne, tecavüz konusu ürünlerin toplatılmasına, kanun maddesinin d, e,f bentlerinin uygulanabilirliğinin tespit edilerek müvekkil şirket lehine uygun bir karar verilmesinin etmiştir.-Mahkeme ara kararı gereğince; Davalı ... TİC. A.Ş. tarafından davalılar ... Ve ... LTD. Aleyhine açılan karşı dava tefrik edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "...1-Davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli ... numaralı ... markasının tescilli olduğu tüm sınıflarda HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, 2-Davalı tarafından davacının ... marka ve ticaret unvan hakkına yönelik tecavüzün önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda davalı tarafından ... markasının her türlü yayınlar, hizmetler, mal ve ürünler, tanıtım malzemesi, ticari evrak v.s. Her türlü materyalde internet ortamında ve sosyal medya hesaplarında kullanımının yasaklanmasına, davalı tarafından gümrük müdürlükleri ve idaresi nezdinde ... markası hak sahipliğine dayalı taleplerin yasaklanmasına ve önlenmesine, hükmün kesinleşmesi halinde Türkiye çapında yayınlanan bir gazetede yayınlanmasına ve karar suretinin bir örneğinin WIPO' ya gönderilmesine, İskenderun Gümrük Müdürlüğünde el konulan mahkememizin 2020/77 D.iş sayılı dosyanın mahkememizin 2020/338 Esas sayılı dosyası ile görüldüğü anlaşıldığından bu dava konusu olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına... " Şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Mahkemenin ülkesellik ilkesini dikkate almadığını, bu konuda bilirkişi kök ve ek raporuna itirazda bulunulmuş ise de itirazın dikkate alınmadığını, Çin’de sahip olunan marka hakkının Türkiye’de tanınmadığını, Türkiye’de ... markasını yaratan, piyasaya sunan ve tanıtımını sağlayan, satış ağı kurarak bu markaya bağlı bir müşteri kitlesi oluşturan Müvekkilimi olduğunu ve markanın 2019 da tescil ettirildiğini, davacının bir yıl tescile itiraz etmediğini, markayı kullandığının delili olarak tekstil ürünleri, kupa, çanta. kalem vb ürünleri göstermişse de; delil olarak sunduğu ürünlerin müvekkilinin iş yaptığı ve ... markasını kullandığı ürünlerin sektörüne yakın bir sektör olmadığını, davacının kötüniyetli dava açtığını Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/15 E. , 2020/545 K. sayılı kararında “Marka hukukunda tescil ve korumanın ülkeselliği ilkeleri geçerli olup, Avusturya'daki marka tescili bir başkasının markasına tecavüz teşkil edecek şekilde Türkiye'de kullanılmasına imkan vermez.” şeklinde olduğunu, Davalının 2010’da davacı ile başlayan ticari ilişkisinin 2013 yılında davacının distribütörü olmasıyla deva ettiğini ve davacıya ürettirdiği ürünleri Türkiye’de ... markası adını vererek satmaya başladığını, 2013 ve 2015 tarihli her iki distribütörlük sözleşmesinde de davalının davacıya ürettirdiği ürünlerde dilediği markayı seçip kullanabileceği şeklinde yansıdığını, Davacının Türkiye’de tescilli bir markası ve üstün hakkı söz konusu olmamasına rağmen müvekkilinin tescil ettirdiği, müşteri portföyü yarattığı marka üzerinde hak iddia etmesi nedeni ile kötüniyetli olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1842 E., 2021/1878 K. sayılı kararında “tescilli marka sadece tescilli olduğu ülkede koruma altında bulunmakta olup her ne kadar davacının yurtdışında tescilli markaları davalının Türkiye’de tescilli markasıyla aynı ibare ve aynı sınıf hizmetleri taşısa da “markaların ülkeselliği” ilkesi gereği davalının dava konusu markayı Türkiye’de tescil ettirmesine engel değildir. Davalının dava konusu markayı tescilde yukarıda anılan ve kötüniyetli tescil konusunda karine olabilecek davranışlarda bulunduğuna dair dosya kapsamında bir belirleme de yapılamadığına göre davalının 556 sayılı KHK’nın 35. maddesi uyarınca kötüniyetli marka başvurusunda bulunduğundan bahisle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır” şeklinde olduğunu,Türkiye ve Çin’in marka koruma politikalarına bakıldığında ise; Her iki ülkenin de Madrid Protokolü ve Paris Sözleşmesine taraf ülkeler olduklarını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/2047 E., 2021/2190 K. sayılı kararında de belirtildiği üzere “Türkiye’nin Paris Sözleşmesine taraf olmasının, markanın doğrudan Türkiye'de tescilli markaya karşı korunmasını sağlamayacağı” yönünde odluğunu,kararın ülkesellik prensibine açıkça aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin eksik ve subjektif değerlendirmeler içeren bilirkişi raporuna itibar ederek karar verdiğini, raporunun tek taraflı olarak hazırlandığı izlenimi uyandırdığını, ülkesellik prensibinin değerlendirilmediğini, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, HMK m. 279/4’e aykırı olarak her iki raporunda da hukuki değerlendirmede bulunulduğunu,Mahkemenin, davacının eski distribütörü olması ve markanın Çin’de tescilli olmasına dayanılarak davalının kötüniyetli olduğuna dair yapılan ön kabulün yerinde olmadığını, raporun da bu yönden yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir.

İNCELEME Dava konusu hükümsüzlüğe konu ... sayılı "..." ibareli marka 01,02, 16, 19 ve 35 sınıflarda 16.07.2019 tarihli başvuruya istinaden davalı adına tescil edilmiştir.Marka vekili ..., bilgisayar mühendisi ... müşterek bilirkişi raporunda neticeten; İnternette yapılan araştırmalar sonucunda “...” ibaresinin davacı tarafça kullanıldığı, davalı tarafça kullanıldığına dair herhangi bir bilginin yer almadığı, Davacının ... markasını 01. Sınıfta yer alan “Endüstriyel Yapıştırıcılar; cerrahi bandajlar için yapıştırıcılar, poster yapıştırmak için yapıştırıcılar, reklam yapıştırıcıları, lastik yapıştırıcıları, lastik tutkalları, duvar kağıdı montajı için yapıştırıcılar, duvar kağıdı için tutkallar, ökse ve endüstriyel tutkal” ürünlerinin üretimi ve satışında markayı ilk ihdas eden ve istimal eden gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğu, Davacının tescilli markaları ve kullanımları ile davalının ... no İle tescilli markasının tescil kapsamındaki 01/02/16/19 ve 35. Sınıflardaki mal ve hizmetlerle karşılaştırıldığında;1.sınıfta yer alan “Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç vapıştırıcılar.” İle aynı olduğu, 35. Sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.Gübreler ve topraklar.İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler.Yangın söndürücü maddeler.Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar”. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetler açısından Benzer ve ilgili olduğu, Sözkonusu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kitlesi nezdinde iltibasa neden olabileceği, talep edilen ... ... markasının, davacının ve dava dışı şirketin ticaret ünvanlarında klavuz unsurlardan biri olduğu, SMK 6 ve SMK 25. Maddeleri uyarınca bu açıdan da markanın kısmi hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, Davalının başvurusunu kötüniyetle yaptığı kanaatimizin olduğu ve fakat bu konudaki nihai değerlendirme ve takdir hakkının Sayın mahkemenize ait olduğu, 6769 Sayılı SMK.nun 10. Maddesi uyarınca davalı adına Türkpatent nezdinde ... no ile tescilli markanın davacı adına devrinin talep edilmesi koşullarının mevcut olduğuna dair raporunu sunmuşlar, ek raporda kök rapordaki görüşlerini sürdürmüşlerdir.

GEREKÇE Dava, ... markasının devri, olmadığı takdirde hükümsüzlüğü ile markaya ve ticaret unvanına tecavüzün tespiti, meni, refi istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince markanın hükümsüzlüğü ile markaya tecavüze dayalı istemler yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında önceye dayalı ticari ilişki ve distirütörlük ilişkisi olduğu ihtilafsız olup dava konusu ... ibareli markanın ÇİN'de 1.sınıfta davacı adına tescilli olduğu, keza davacının ticaret unvanında da ... ibaresinin yer aldığı, (Çin Halk Cumhiriyeti Devlet Sanayi ve Ticaret Kurulu'nun cevabi yazısına göre; şirektin faaliyet alanının; sıcakta eriyen yapıştırıcıların üretimi, satışı, kimyasal hammaddeler ve ürünler, iş işçi koruma malzemeleri, tekstil plastik üretimi, satış, ithalat olarak belirtildiği) taraflar arasındaki distribütörlük ilişkisinin feshine ilişkin 15 Temmuz 2019 tarihli e-mailin sunulduğu, davalının ise 16.07.2019'da dava konusu markanın tescili için başvuruda bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalıya markayı tescil hakkı vermediği, önceye dayalı ticari ilişkiye rağmen yabancı kelimeden ibaret markanın seçilmesinin tesadüfi olamayacağı ve davalının markanın tescilinde kötüniyetli kabul edilmesinin yerinde olduğu, davalının ülkesellik ilkesine ilişkin savunmasının yerinde olmadığı, bilirkişi raporunun yeterli ve hükme elverişli olduğu dikkate alınarak davalı vekilinin istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle HMK 355 md gereğince istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin ilkeler dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 18-TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanın(MarkacevapkonusuesastanKaynaklanan)hükümsüzlüğüneistinafdereceHükümsüzlüğündenistanbulgerekçeMarkamahkemesininwıpo'incelemekararıistemikabulüdosyanumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim