İstanbul BAM 16. HD 2022/1499 E. 2024/887 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/1499
2024/887
15 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1499 Esas
KARAR NO: 2024/887
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 09/06/2022
NUMARASI: 2020/233 Esas, 2022/80 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
KARAR TARİHİ: 15/05/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin TPE nezdinde “...” esas unsurlu çok sayıda markanın sahibi olduğunu, 21/07/2008 tescil tarihli “ekmeğinizi elletmeyin” ibareli slogan markasının sahibi olduğunu ve işbu markanın 14/03/2017 tarihinde TPMK nezdinde yenilendiğini, davalının ise yakın tarihte “el değmeden üretilmiştir” ibaresini ve müvekkilinin şekil markasına ayniyet derecesinde benzer logoyu ürün ambalajlarına yerleştirdiklerini, davalının dava konusu oluşturan ürünleri ürettiğini, satışını ve pazarlamasını yaptığını, davalı tarafından kullanılan “el değmeden üretilmiştir” ibaresini içerir markanın müvekkilinin markasına tecavüz ettiğini ve aynı zamanda hâksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin önlenmesini, durdurulmasını ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, davalının “el değmeden üretilmiştir” ibaresini ve el şeklini ihtiva eden dava konusu ürün ve ürün ambalajlarını internet ortamı dahil her türlü mecrada kullanmasının, üretmesinin, satmasının, ithal ve ihraç etmesinin yasaklanmasını, söz konusu ibare ve el şeklini ihtiva eden tüm ürünlere ve ürün görsellerinin kullanıldığı her türlü belge ve tanıtım malzemesine her yerde el konulmasını ve imhasını, kararın ilanını talep ve etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taklit ürün, haksız rekabet ve tecavüz konulu iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin “...” ve sahibi olduğu çeşitli markalarının ekmek emtialarının sunumunda ve ambalajında kullandığını, TPMK nezdinde ... numaralı endüstriyel tasarım tescil belgesi sahibi olduğunu, tüm ürünlerinde kendi tescilli markalarını kullandığını, toplumda ulaşmış olduğu bir tanınmışlık düzeyi olduğunu, davacı ve davacı markasından yarar sağlamasının söz konusu olamayacağını, “...” “...” ibarelerinin üretim teknolojisinin niteliğini belirttiğini, söz konusu durumun yalnızca davacı tarafa ait bir özellik olmadığını, üretim karakteristiğini belirttiğini, paketlenmiş ekmek sektöründe bulunan tüm ekmek firmaları tarafından kullanılmasının olağan olduğunu, söz konusu ibarelerin markasal bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceğini, ürünün üretim, hazırlanış, paketleme yöntemine ilişkin bilgilendirme mahiyetinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin ve davalı şirketin aynı alanda Unlu Mamuller sektöründe faaliyet gösterdiği, her iki şirketin de uzun yıllardır bu sektörde faaliyette bulundukları, davacı şirketin ... esas unsurlu markası ile bilindiği, davalı şirketin ise ... esas markası ile bilindiği, davaya konu davacıya ait ... numaralı "..." ile davalının olan "... kullanımı karşılaştırıldığında, öncelikle bu kullanımların kullanıldığı ürünlerde taraflara ait ... ve ... markalarının yer aldığı, bu kullanımların ürünlerdeki marka kullanımı yönünden esas unsur teşkil etmediği, davacı adına tescilli "..." ve davalıya ait "..." ibareleri, tüketici tarafından ürünün ambalajlı olduğu ve ürünlerin gıda emtiasında olması sebebiyle el değmeden üretilip sağlık açısından sakıncalı olmadığı yönünde tüketici nezdinde olumsuz bir intiba bırakmamak adına yer verildiği, bu sloganların kullanıldığı ürünlerdeki esas unsurun taraflara ait ... ve ... markaları olduğu, bu kullanımların ancak tali unsur olarak değerlendirilebileceği ve markasal bir kullanım olmadığı, her ne kadar her iki kullanım arasında şekil olarak El şeklinin, şekil ve karakter ve renk olarak farklı olduğu, ayrıca buradaki el şeklinin tüketicinin dikkatini çekmek bakımından el değmeden üretildiğini belirtmeye yönelik kullanıldığı, tasarım yönünden de herhangi bir benzerlik olmadığı, davalı kullanımlarının markasal olmaması yine gerek tasarım gerekse yazı ve şekil olarak da davacı markası ile benzer olmadığı, SMK'nın 29.maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz oluşmadığı, yine TTK 54 ve 55.maddeleri uyarınca haksız rekabet hükümlerine aykırı eylem de tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları tekrar ederek, yerel mahkeme tarafından markaların karşılaştırılması esnasında bütünsel bir yaklaşım izlenmediğini, yalnızca ortak unsurların neler olduğunun tespiti ile yetinildiğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile de sabit olduğu üzere markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, yerel mahkemece markanın unsurlarının tek tek ele alınması, el şeklinin ortak olduğunun tespiti ile marka ibarelerinin ayrıştırılarak değerlendirilmesi gerektiğini, tüketici kitlesinin aynı olduğu tespit edilmişken bu hususun bir yana bırakılmasının hatalı olduğunu, davalının binlerce seçenek arasından ürünün hazırlanış, üretim ve paketleme yönetimini düz yazı ile farklı kelimeler ve farklı logo kullanarak ifade edebilecek iken, daire içerisinde el ibaresinin bulunması, "..." ibaresinin iki satır olacak şekilde oluşturulmasının, düz yazı tipinden ziyade dörtgen bir alan içine farklı karakterde bir yazı tipi ile yazılmış olmasının davalının ürünün hazırlanış, üretim ve paketleme tarzını ifade etmekten ziyade, bu ibareyi markasal olarak kullandığını gösterdiğini, yerel mahkemenin ...” ibarelerinin ancak tali unsur olarak değerlendirilebileceği ve markasal bir kullanım olmadığı şeklindeki kanaatinin hatalı olduğunu, taraf markalarının aynı mal ve hizmetleri kapsaması yanı sıra aynı ihtiyaçları karşılamaya yönelik olması, aynı dağıtım kanalları ile piyasaya sürülmesi, birbirleri yerine ikame edilebilir olmaları sebebi ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabuledilmesi gerektiğini, müvekkilinin markasının tanınmış olması ve tüketici nazarında müvekkili ile özdeşleşen “...” ibaresinin akla müvekkilini getirecek olması, bu sebeple tüketicilerin sonraki markanın müvekkilimizin bir uzantısı olduğu ya da müvekkili ile bir bağlantısı olduğu izlenime kapılabilmesi ihtimalinin yok sayıldığını, davalının bu işareti kullanma zorunluluğu bulunmadığını, davalının sırf müvekkilinin emeğinden haksız yararlanmak ve bu bağlamda haksız kazanç sağlamak saikıyla hareket ettiğini ve seçebileceği binlerce marka varken müvekkilinin markasına benzeyen kullanımı tercih ettiği açık olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu davacıya ait ... numaralı "..." markası ile, davalının "..." kullanımlarının taraflara ait ürünlerde ... ve .... markalarının altında yer aldığı, bu kullanımların ürünlerdeki marka kullanımı yönünden esas unsur teşkil etmediği, tali unsur niteliğindeki davacı adına tescilli "..." ve davalıya ait "..." ibarelerinin birbirinden farklı olduğu, davalı kullanımlarının markasal olmadığı, tasarım, yazı ve şekil olarak da davacı markası ile benzer olmadığı, bu nedenle markaya tecavüz ve haksız rekabetin gerçekleşmediği anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19