İstanbul BAM 16. HD 2022/1425 E. 2024/884 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/1425
2024/884
15 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1425 Esas
KARAR NO: 2024/884
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/04/2022
NUMARASI: 2020/684 Esas, 2022/384 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 15/05/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında franchise sözleşmesi yapıldığını, ancak davalı tarafın sözleşmeyi ihlal etmesi nedeniyle noter kanalı ile ihtarname çekildiğini, karşı tarafın ise bu sözleşmeyi fesih hakkı olmadığını, davacının sözleşme gereği istediği zaman önceden haber vermeden işletmeyi denetleyerek talimatlara uyup uymadığının denetim hakkı olduğunu, bu denetimin ticari defter, personel dosyası hesap denetimini de kapsadığını, yapılan denetimlerde 07/09/2020 ile 14/09/2020 tarihleri arasında işletmenin kapalı olduğunun tespit edildiğini, bu durumunda taraflar arasında yapılan sözleşmenin 25 ve 29 maddelerine aykırı olduğunu, bu yüzden davacı şirket tarafından franchise sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, bu nedenle de sözleşmenin 29. maddesi gereğince ve Borçlar Kanununun 126. maddesi gereğince fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 500.000-TL tazminatın en yüksek faizle alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmenin 09/06/2020'de olmayıp 2016 yılından beri devam ettiğini, Şubat 2020'de Ortaköy'deki dükkanı ...'e bırakarak Şişli'deki dükkanı işletmeye başladığını, bu nedenle Şubat 2020'de davacı şirketle davacının dilekçesine ekli sözleşmeyi akdettiğini, ancak bütün dünyada öngörülemeyen Corana Covid-19 Pandemisi nedeniyle dükkanını aylarca kapalı tutmak zorunda kaldığını, hatta davacının bilgisi dahilinde iş yerini devretmek istediği halde müşteri bulamadığını, Eylül ayı geldiğinde artık sözleşmeyi devam ettirmesinin müvekkili için beklenmeyecek ağır bir külfet oluşturduğundan sözleşmeyi feshetme gereği duyduğunu, davacının feshi ihbarı ile karşılaştığını, TBK'nın 138.maddesi gereğince sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülemeyen bir durum oluştuğunu, bu nedenle ifanın yerine getirilemediğini ve sözleşmeden dönme hakkının olduğunu, 16/09/2020 tarihli Büyükçekmece ... Noterliği vasıtasıyla sözleşmeyi feshettiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasındaki 09/06/2020 tarihli sözleşmenin 20 yıl süreli olduğu, davacı tarafın iş yerinin 3 günden fazla kapalı kaldığını gerekçe göstererek 15/09/0020 tarihinde gönderdiği ihtarname ile sözleşmeyi feshettiği, 2020 yılının ilk aylarında Türkiye'de başlayan Covid-19 salgınının sözleşme tarihinde davalının öngöremeyeceği bir mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceğinden, TBK'nın 138.ve 136. maddesindeki şartların davalı lehine kabul edilemeyeceği, sözleşmeye konulan kapalı olmama şartının bilirkişi raporunda da gösterilen İçişleri Bakanlığı Genelgesi'ndeki yeme-içme gibi yerlerin paket servis yapabilecekleri şeklindeki izni karşısında ihlal edildiği, dolayısıyla davacının yaptığı fesih işleminin haklı fesih olduğu, ancak sözleşmenin henüz başında olunuşu, geriye kalan süre, pandemi nedeniyle henüz ifaların tam olarak başlanamaması, sözleşmenin ileriye dönük değil de geriye etkili olacak şekilde sona erdiğinin kabulü ve de menfi zararın tazmini hakkaniyete uygun olacağı, çünkü her ne kadar fesih tarihinde bahsedilen İçişleri Bakanlığı Genelgesi gereği işletme paket servis şeklinde kısmen açık ise de işletme tam olarak açık olamadığı gibi, pandeminin ne zaman biteceğini öngörmenin mümkün olmadığı, bu nedenlerle mahrum kalınan uzun süreli kar yerine bilirkişilerce hesaplanan menfi zarara karar verilmesi gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.064,32-TL'nin 15/09/2020 tarihinden itibaren işleyen ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; -Franchise Sözleşmesinin sürekli edimli sözleşme niteliğinde olduğunu, bu nedenle ileriye etkili olarak feshedilebileğini ve kusuru nedeniyle sözleşmenin feshedilmesine neden olan taraftan müspet zarar talep edilebileceğini, bilirkişi raporunda da franchıse sözleşmesinin sürekli edimli olduğunun kabul edildiğini, somut olayda ifaya başlandığını, ifasına başlanan sözleşmeden dönülemeyeceğini, ancak yerel mahkemece hem davacı hem davalı tarafın bilirkişi raporuna itirazlarını değerlendirmeye almadan, eksik inceleme ve değerlendirme ile kanuna, hukuka usule aykırı karar verildiğini, -Bilirkişi raporunda hesaplama hatası da yapıldığını, ve bu hususa itiraz edildiği halde yerel mahkeme tarafından itirazlarının dikkate alınmadığını ve eksik inceleme neticesinde hukuken hatalı bir karar verildiğini, -Yerel mahkeme tarafından, davalı taraf vekiline hükmedilen avukatlık ücretinin hatalı takdir edildiğini, AAÜT 13/3.maddesi uyarınca davalı lehine hükmedilen vekalet ücretin, davacı lehine verilen vekalet ücretini geçemeyeceğini,-Yerel mahkemece ticari avans faizine hükmedildiğini, franchise sözleşmesi’nin 33.maddesinde, mevduata uygulanan en yüksek faize on puan ilavesi ile temerrüt faizi uygulanacağının kararlaştırıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, sözleşmenin feshi nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde açık şekilde sözleşmenin feshine dayalı olarak müspet zarar (kar kaybı) talep etmiştir. TBK'nın 125/son maddesi uyarınca sözleşmeyi haklı olarak fesheden taraf ancak olumsuz zararını isteyebilir, olumlu zararını isteyemez. Sözleşmenin feshedilmesi halinde kâr kaybının istenebilmesi için sözleşmede buna dair düzenleme bulunması gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 29.maddesinde, franchise verenin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğinde her türlü zararını (müspet ve/veya menfi) franchise alandan talep etme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabul gerekçesi olarak, davacının yaptığı fesih işleminin haklı fesih olduğu, ancak sözleşmenin henüz başında olunuşu, geriye kalan süre, pandemi nedeniyle henüz ifaların tam olarak başlanamaması, sözleşmenin ileriye dönük değil de geriye etkili olacak şekilde sona erdiğinin kabulü ve de menfi zararın tazmininin hakkaniyete uygun olacağı şeklindedir. Davanın kısmen kabulüne karar verilen miktar istinaf sınırı altında kaldığından, davalının kararı istinaf edememesi ve istinaf sebepleri ile bağlılık kuralı nedeniyle Dairemizce bu aşamada feshin haklı olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılması mümkün değildir. Dosya kapsamına göre sözleşmenin kurulmasından itibaren davalının davacıdan alım yaptığı anlaşıldığına göre, ifaların tam olarak başlamadığı yönündeki gerekçe yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde müspet zarar (kay kaybı) talep ettiğine göre, taraflarca getirilme ilkesi ve taleple bağlılık kuralı uyarınca mahkemece yapılacak iş, davacının müspet zarar talebi hakkında olumlu veya olumsuz karar vermekten ibarettir. HMK'nın 26.maddesi uyarınca hakim tarafların talep sonuçları ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu nedenle davacı taraf sözleşmenin feshine dayalı olarak açıkça müspet zarar talep ettiğine göre, taraflar arasındaki sözleşme ve dosya kapsamına göre, davacının müspet zarar (kar kaybı) talebi değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, taleple bağlılık kuralına aykırı şekilde davacı tarafça talep edilmediği halde menfi zarara hükmedilmesi doğru görülmemiştir.Davanın maddi tazminat davası olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/3.maddesi uyarınca davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretin, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceği halde, ilk derece mahkemesince kabule göre, davacı lehine 5.064,32-TL vekalet ücretine hükmedildiği halde, davalı lehine 41.796,78-TL vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen KABULÜNE, 2-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/04/2022 tarih ve 2020/684 Esas, 2022/384 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-Kaldırma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 6-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 105 TL posta masrafı olmak üzere toplam 325,7-TL'nin davalıdan alınarak , davacıya verilmesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.15/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19