İstanbul BAM 16. HD 2022/1753 E. 2024/841 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/1753
2024/841
2 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1753 Esas
KARAR NO: 2024/841 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/06/2022
NUMARASI: 2021/556 E. - 2022/525 K.
DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
KARAR TARİHİ: 02/05/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA: Davacı vekili İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; müvekkili Şirketin ... Bankası nezdinde bulunan ... İBAN numaralı hesabında bulunan 270.000,00-TL'nin davalı banka tarafından 14.12.2015 tarihinde yetkili olmayan ... isimli şahsa ödenmekle müvekkili şirketin zarara uğramasına yol açıldığını, ... daha önce müvekkili şirket tarafından vekaletname verildiğini, ancak sonrasında vekaletten azledildiğini, azil tarihinden yaklaşık 4 ay sonra yapılan para çekme işleminin davalı bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davrandığının göstergesi olduğunu, müvekkili şirketin zarara uğramasının bankanın asli kusurundan kaynaklı olduğunu, bu nedenle davalı banka aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından yapılan icra takibine davalı bankaca itiraz edildiğini, bu nedenle itirazın iptali davası açma zorunluluğu doğduğunu belirterek, arz edilen nedenlerle itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince 08/06/2021 tarihli, 2021/16 Esas, 2021/402 Karar sayılı kararı ile yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine ve dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın işbu davayı haksız fiil hükümlerine dayandırarak açtığını, TBK'nun 72. maddesi gereği iddia edilen hususun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıldan fazla süre geçmiş olmakla zarar iddiası ve taleplerinin müvekkili banka yönünden zaman aşımına uğradığını, öncelikle davanın bu yönden reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer yandan işbu davada müvekkili bankanın Genel Müdürlüğü'nün İstanbul'da olması nedeniyle İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacıya iddiasına ilişkin delili sunması için süre yerilmiş olmasına rağmen bu delilin sunulmadığını, bu nedenle davacıya delilini sunması için kesin süre verilmesi gerektiğini, davacı şirket tarafından, davaya konu olayda 3. şahıs konumunda olan ... lehine 24.02.2014 tarihli vekaletname düzenlendiğini, bu vekaletname ile bankalardan dilediği miktarda çekme yetkisinin verildiğini, bu vekaletnamenin müvekkili banka kayıtlarına eklendiğini, vekaletname düzenleme tarihinden davaya konu işlem tarihi olan 14.12.2015 tarihine kadar dava dışı ... tarafından işbu vekaletnameye dayanılarak birçok kez para çekme işlemi gerçekleştiğini, yapılan tüm işlemlerde herhangi bir mevzuata aykırılığın söz konusu olmadığını, TBK'nun 42. maddesine göre temsil yetkisinin geri alındığının 3. kişilere bildirilmesi gerektiğini, aksi halde mümessilin yaptığı hukuki işlemlerin geçerli olacağını, azle ilişkin müvekkili bankaya herhangi bir bildirimin yapılmadığını, bu nedenle müvekkili bankanın azilden haberdar olmaması nedeniyle haksız fiilden, kusurundan ve sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, kaldı ki söz konusu hesabın dahi 3. şahıs ... tarafından açılmış olduğunu, davacı şirketin azil işlemini ileride kendi lehine kullanmak üzere gerçekleştirmiş olabileceğini, diğer yandan vekile azil olayını Noter vasıtasıyla bildirilmiş olmasının yeterli olmadığını, azil olgusunun 3. kişilerin bilgi edinmesini alışılmış araçlarla duyurulmasının zorunlu olduğunu, müvekkili bankaya vekaletnamede olduğu gibi azilnamenin de bildirilmesi gerektiğini, davacı yanın müvekkili bankaya azil hususunu bildirmeyerek dikkat, özen ve bildirme yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, bu nedenle müvekkili bankanın sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirket ve vekili ile müvekkili banka arasında oluşan güven ilişkisi ve teamül çerçevesinde hukuki düzenlemelere uygun olarak hareket edildiğini, davacı şirket adına ... tarafından işlemler süreklilik arzettiğinden her işlem için vekaletin geçerliliğinin kontrol edilmediğini, aksi düşüncede her defasında para çekme talimatının hazırlanması ve bu talimatın şirketten teyidine alınması, akabinde para çekimi yapılmasının söz konusu olabileceğini, azil durumu müvekkili bankaya bildirilmemiş olmakla, sorumluluğun söz konusu olamayacağını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2022 tarihli 2021/556E. - 2022/525 K. sayılı kararıyla; "...Borçlar Kanunu'nunda açıkça vurgulandığı üzere temsil yetkisinin son bulması, vekilin yetkisiz temsilci haline gelmesi ve yaptığı işlemlerin bu sebeple geçersiz sayılması için, azil keyfiyetinin temsilciye ulaştırılması gerekeceği, temsilci ya da 3. Kişilere temsil yetkisinin geri alındığı yönetimine uygun biçimde ulaştırılmadıkça bu yetkinin devam ettiği kabulü gerekeceği davalı banka atfen herhangi bir kusurun söz konusu olmadığı hususu tespit ve rapor edildiği, denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın reddine" karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkeme kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, azilnameden 4 ay sonra azledilen kişiye davalı banka tarafından müvekkiline ait hesaptan para ödenmesinin davalı bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davrandığının göstergesi olduğunu, davalının vekaletnamenin sıhhatini araştırma yükümlülüğü bulunduğunu,Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi, bankaların güven kurumu olarak kabul edilmesi ve bu nedenle bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirdiğini, Ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak bankanın objektif özen yükümlülüğü altında bulunduğunu, hafif kusurundan dolayı dahi sorumlu olduğunu,Mahkemece azil keyfiyetinin bankaya bildirilmemesi nedeniyle bankanın sorumlu olmayacağına dair gerekçesinin, Yargıtay kararlarında da ifadesini bulan ağırlaştırılmış özen yükümlülüğünü göz ardı eden bankanın sorumluluğunu sıradan vatandaşın durumu ile eşdeğer gören hukuka aykırı bir yaklaşım olduğunu,Davalının tüm bankaların mutat uygulaması gibi vekaletnamenin geçerli olup olmadığını telefonla ilgili noterden sorabileceği halde sormadığını, bu durumun davalının objektif özen görevini açıkça kötüye kullandığını gösterdiğini,Müvekkili şirketin zarara uğramasının, bankanın asli kusurundan kaynaklı olduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı Mahkeme kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini, aksi halde dosyanın yeniden hükmolunmak üzere mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden incelendiğinde; alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, 270.000,00-TL alacak için 03/12/2020 tarihinde ilamsız genel haciz yolu ile takibe girişildiği, ödeme emrinin borçluya 08/12/2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 09/12/2020 tarihinde takibe, borca, ferilerine itiraz ettiği ve icra takibinin durduğu, itirazın iptali davasının yasal süresi içinde açıldığı görülmüştür. Kartal ... Noterliğinin 24/02/2014 tarihli, ... Yevmiye numaralı vekaletnamesi incelendiğinde; vekil edenlerin ... Ltd. Şirketi’ni temsilen ve kendi adına asaleten ..., vekil edilenlerin ise münferiden yetkili olarak ... ve ... oldukları, vekaletnamede yer alan “Banka İşlemleri” bölümü incelendiğinde; “ T.C. hudutları dahilinde halen mevcut bulunan ve bundan böyle mevcut olacak olan bilumum resmi, yarı resmi, hususi, milli ve yabancı bankalar ile özel finans kurumları nezdinde mevcut her neyi hesaplarımızdan dilediği miktarda gerek Türk parası ve gerekse döviz olarak para çekmeye, hesaplara para yatırmaya, bankamatik kart ve şifrelerini teslim almaya, yeni hesaplar açmaya, açılmış hesapları dilerse kapatmaya, vadeli hesapların vadelerini bozmaya, yenilemeye, ahzukabza, makbuz ve ibralar vermeye adımıza bankalara gelmiş ve gelecek olan gerek Türk Parası ve gerekse döviz cinsindeki havaleleri almaya , ibralar vermeye, hesap özete, ekstre ve ayrıntılı hesap dökümleri almaya, gerektiğinde internet bankacılığı işlemlerimi takip etmeye, elektronik ortamda bankacılık işlemleri yapmaya , internet bankacılığı ile ilgili şifreler talep etmeye , şifreleri teslim almaya , dilerse değiştirmeye , dilerse yenisini talep etmeye, her türlü evrak ve belgesi tanzim ve imzalamaya, tüm bu hususlarla ilgili olarak yapılması gereken iş ve işlemleri yapmaya, takip etmeye ve imza ile neticelendirmeye.... MÜNFERİDEN YETKİLİ olmak üzere ... vekil tayin edildi..” şeklinde vekil tayin edildiği tespit edilmiştir.Dosyaya sunulan Kartal .... Noterliğinin 03/07/2015 tarihli, ... Yevmiye numaralı azilname incelendiğinde; azledenlerin ... LTD. ŞTİ.'ni temsilen ve kendi adına asaleten ..., azledilenlerin (muhatapların) ise ... ve ... olduğu, azilnamede bilgi için gideceği yer bölümünün boş bırakıldığı tespit edilmiştir.Taraflar arasında imzalanan Bankacılık Sözleşmesi ve davacıya ait hesaptan ...’a yapılan ödemeye ilişkin banka hesap hareketleri dosya içine getirtilmiş, incelendiğinde 14/12/2015 tarihinde 270.000,00 TL’nin ...’a ödendiği, hemen arkasından da ... Cari Ödeme açıklaması ile ...’e havale edildiği tespit edilmiştir.Dosyaya sunulan Kartal .... Noterliğinin 21 Ekim 2020 tarihli, ... Yevmiye numaralı ihtarname örneği incelendiğinde; aynı konuyla ilgili davacı şirket tarafından davalı bankaya zarar ziyanın karşılanması için ihtarname gönderildiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince iddia ve savunmalar doğrultusunda bankacılık alanında uzman bilirkişi ...’den alınan 10/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davalı bankaya, 3. kişi ... temsil yetkisinin davacı şirket tarafından geri alındığı yani azil keyfiyeti bildirilmemiş olmakla para çekme aşamasında bu yetkinin devam ettiği kabul edileceğinden davalı bankaya atfen herhangi bir kusurun söz konusu olmadığı tespit ve rapor edilmiştir.
G E R E K Ç E:Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Her ne kadar davacı vekili, bankanın objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle istinaf talebinde bulunmuşsa da, dosyada mevcut taraflar arasındaki Bankacılık Sözleşmesinin T 29. maddesinde, Şirketin/kuruluşun/ortaklığın temsilinde meydana gelen değişiklikler ticaret sicilinde ilan edilse ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilse bile bankaya yazılı olarak bildirilmedikçe bankaya karşı herhangi bir hüküm ifade etmeyeceğinin kararlaştırıldığı, davaya konu işlemin ise para çekme de dahil bankacılık işlemleri ile ilgili vekil edilen dava dışı ...’ın vekillikten azledilmesinden sonra davacı şirketin banka hesabından para çekmesi olduğu, özel vekil olarak yetki verilen ...’ın vekillikten azledildiğinin Ticaret Sicil Gazetesinde veya başkaca bir yerde ilan edilmesine gerek bulunmasa da, davalı bankaya bildirilmesinin zorunlu olduğu, davalı bankanın kendisine bildirilmeyen azilnameden haberdar olmasının beklenemeyeceği, davacı şirket tarafından bankaya verilen vekaletname uyarınca yetkili kılınan ... ’a ödeme yapılmasında bankanın kusurunun bulunmadığı, bankanın her defasında ilgili noterden vekaletnamenin geçerli olup olmadığını sormasının beklenemeyeceği, bu nedenle davacı şirketin zarara uğramasında kusurunun bulunmadığı, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 816,00 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırıldığı anlaşılan 388,40 TL'nin talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 02/05/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41