İstanbul BAM 16. HD 2022/1263 E. 2024/780 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/1263
2024/780
29 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1263 Esas
KARAR NO: 2024/780
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 17/06/2021
NUMARASI: 2017/31Esas 2021/127 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/04/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalılar aleyhine İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/199 Esas, 2015/238 Karar sayılı dosyası ile açılan davada davalıların maddi tazminat ödemesine karar verildiğini, karar harici bakiye tazminat alacağı için dava dosyasında alınan ikinci ek rapora dayanılarak İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak davalıların haksız ve kötü niyetli itirazları üzerine takibin durduğunu, söz konusu itirazların tamamen haksız olarak sadece icra takibini geciktirme amacı taşıdığını ileri sürerek, davalıların icra takibine yaptıkları itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar ... ve ... San. Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilleri aleyhine yapılmış olan takibe dayanak gösterilen İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/199 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporu ve bu raporun sunulduğu dosyanın taraflarınca temyiz edildiğini ve henüz kesinleşmediğini, bilirkişi raporu olsa dahi henüz likit bir alacağın mevcut olmadığını, davacı tarafın bilirkişi raporunu hüküm olarak değerlendirip, icra takibine konu yapmasının mümkün olmadığını, 03/11/2010 tarihli ihtarnameye dayanarak 02/08/2012 tarihinde dava açıldığını, TBK'nın 60.maddesi uyarınca davacının alacağının zamanaşımına uğradığını saunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki dava ile aynı konuda açılmış ve devam eden Mahkemenin 2012/199 Esas sayılı dosyası bulunduğunu ve dosyanın Yargıtay incelemesinde olduğunu, icra takibinin dayanağı yapılan bilirkişi raporunun hatalarla dolu olduğu gibi icra takibinin hatalı raporla dahi örtüşmediğini, dava konusu projelerin eser vasfı bulunmadığını, dava konusu yapıtların FSEK kapsamında korunamayacağını, müvekkilinin pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, mevcut olmayan temerrüt için faiz işletildiğini savunarak davanın reddine, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacı tarafından davalılar aleyhine açılan Mahkemenin 2012/199 Esas, 2015/238 Karar sayılı dosyası ile FSEK 68.madde uyarınca açılan tazminat davasında, davalılar aleyhine 7.800-TL tazminata hükmedildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 16/03/2018 tarihinde kesinleştiği, işbu davaya konu icra takibinin davacının haksız eylemin sorumlularını öğrendiği bu karar tarihinin üzerinden bir yıl geçmeden 08/02/2016 tarihinde icra takibine başlandığı, ayrıca FSEK 68. maddesine dayalı olarak açılan davalardaki zamanaşımı süresinin, söz konusu madde uyarınca hükmedilebilecek telif ücretinin niteliği itibariyle taraflar arasında mahkeme kararıyla oluşturulan farazi sözleşme ilişkisi kapsamında değerlendirildiğinden, BK. 125. maddesi gereğince 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğu, bu nedenle zamanaşımı itirazlarının reddedildiği, davacının mimari projesinin izinsiz kullanıldığı iddiasıyla davalılara karşı açılan ve Yargıtay'dan geçerek kesinleşen 2012/199 Esas sayılı dava ile davalıların davacıya ait mimari projeyi izinsiz olarak kullandıkları, projenin FSEK kapsamında eser niteliğinde olduğu, davacı tarafça işin %40'ının tamamlandığı, bu oran üzerinden ve 2010 yılına göre proje rayiç bedelinin hesaplanması gerektiği hususlarının kesin hüküm halini aldığı, bu nedenle yargılama sırasında alınan ve bu tespitler dışında tamamlanan iş oranı ve proje bedeliyle ilgili farklı hesaplamalar içeren 13/11/2020 tarihli bilirkişi raporu dışındaki raporlara itibar edilmediği gerekçesiyle, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile davalıların 62.028-TL asıl alacak ile 43.378,07-TL işlemiş faize yapmış oldukları itirazın iptaline ve takibin bu meblağ üzerinden devamına, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; -Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının davanın reddedilen kısımları bakımından hatalı olduğunu, işbu hatalı raporlara dayalı olarak verilen kısmen red şeklindeki mahkeme hükmünün de hatalı olduğunu, zira; kesinleşmiş mahkeme ilamına göre davalıların, müvekkiline telif ücreti ödemeden kullanmış oldukları mimari proje nedeniyle eser hakkını ihlal ettiklerini, -Mahkemece rapor tanzim edilirken aynı mahkemenin 2012/199 E. sayılı kesinleşen dosyası ve bu dosyadan hükme esas alınan nihai rapordaki projelerin bitmiş kesin projeler olarak kabul edilerek, hesaplama yapılmasının gerekli ve yeterli olacağını, zira Yargıtay incelemesinden geçen kararın bu şekliyle bağlayıcılık kazandığını, -Bilirkişi raporunda toplamda mimarlık işinin %40’ının yapıldığı ve esas bedelin hatalı olarak, Tuzla İstanbul için önemli bir yerleşim yeri iken 22.238,37-TL olduğu tespitinin de açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, yapı ücret oranı tablosundaki oran doğru tespit edildiğinde, toplam ücretin 165.131,91-TL olarak sonuçlandığını, tamamlanmış alan kabul edilen bu toplamın %40’ının ise 66.052,56-TL olduğunu, itiraz üzerine doğru oran esas alındığında bu rakama ulaşılması gerekirken, hangi oranlarla 2010 yılı için 22.239,37-TL sonucuna ulaşıldığına anlam verilemediğini, -Bilirkişi raporundaki faiz hesaplamasında “ticari temerrüt faizi” oranlarını dikkate alması gerekirken hangi oranı esas aldığı belirtilmeden yapılan hesaplama hatalı olduğunu, -Yerel mahkemece, icra inkar tazminatı koşulları oluşmuş olduğu halde, alacağın likit olmadığından bahisle icra inkar tazminatı talebimizin reddine karar vermesinin de doğru olmadığını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; -Dava açıldığı sırada temyiz incelemesinde olan bir dosyada alınan bilirkişi raporu ile icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, kesinleşmemiş bir kararın davanın bozulma ihtimali bulunurken henüz inceleme tamamlanmamışken bu rapora dayanarak icra takibi başlatılmasının savunma hakkının kısıtlanması anlamına geldiğini, -Anayasal bir hak olan savunma hakkının işbu dava neticesinde verilen karar ile yok sayıldığını, bilirkişi raporu hukuken yalnızca delil niteliğini haizken nihai hüküm niteliğindeymişçesine takip başlatıldığını, -Bahsi geçen raporun hatlarla dolu eksik ve hukuka aykırı olduğunu, ek bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların tamamının hatalı verilere dayandığını, -Davaya cevap dilekçesinde belirttikleri üzere alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; -Müvekkil aleyhine aynı mahkemenin 2012/199 E.sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu mesnet gösterilerek ilamsız icra takibi başlatılmasının hukuk nosyonuna aykırı olduğunu, -Yerel mahkemecece davanın derdestliliği konusu değerlendirilmeksizin kabül kararı verildiğini, oysa ki anılan ilk davadan verilen karar Yargıtay'da temyiz incelemesinde iken, iş bu istinafa konu davanın ikame edildiğini, davacının aynı konuya ilişkin talebini usulüne uygun surette ıslah yoluyla arttırmak yerine huzurdaki davaya konu icra takibini açtığını, icra takibinin dayandığı bilirkişi raporunun usuli ve esasa ilişkin çok sayıda hata içermekte iken, mahkemece yalnızca davacının beyanları esas alınarak objektiflikten uzak bir karar verildiğini, -Davacının hatalı bilirkişi raporundaki hatalı hesaplamanın üç katını alarak icra takip işlemi yaptığını, ancak davacının FSEK 68. maddede belirtilen, "sözleşme yapılsaydı talep edilebilecek bedelin üç katını isteme" imkanının hakim kararına bağlı olduğunu, hükmedilmemiş yargılama neticesinde karar verilmemiş, hükmen mevcut olmayan hayali bir meblağın likit ve muaccel bir alacak gibi icraya konmasının hukuka aykırı olduğunu, -Müvekkilinin yalnızca mülk sahibi olduğu taşınmaza ait projeye ilişkin uyuşmazlığın tarafı olarak aleyhine hüküm tesis edilmesinin izaha muhtaç olduğunu, kaldı ki, projenin hususiyeti hakkında da herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacının çizimi FSEK anlamında "eser" vasfını taşımadığı gibi sahibinin hususiyetini barındırmadıkça eser olarak kabul edilemeyeceğini ve FSEK korumasından faydalanamayacağını, -Yerel mahkemece davacının hukuka tamamen aykırı adeta yeni bir uygulamaya yönelik hüküm tesis edildiğini, hiç bir kanunda farklı bir davada alınan bilirkişi raporu mesnet gösterilerek icra takibi yapılması gibi bir madde veya uygulama bulunmadığını, yerel mahkemece adeta kanun koyucunun yerine geçilerek hukuktan ve uygulamadan uzak karar verildiğini, -Takibe konu bilirkişi raporu ile icra takibinin dahi örtüşmemediğini, hatalı bilirkişi raporunda kabul etmedikleri meblağın 29.496 TL olduğunu, takipte asıl alacak olarak gösterilen meblağın 80.688-TL olduğunu, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davacı tarafından davalılar aleyhine FSEK 68.madde gereğince talep edilen tazminat tutarının tahsili yönünde başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davanın ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu, bu nedenle FSEK 68.madde gereğince talep edilen tazminat için ilamsız takibi başlatılmasına yasal bir engel bulunmadığı, ilamsız icra takibinin, alacaklının ilam ya da ilam niteliğindeki bir belgeye bağlı olmaksızın para veya teminat alacağı için başvurabileceği bir takip yolu olduğu, kesinleşen İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2012/199 E-2015/238 K. sayılı kararı ile FSEK 68.madde gereğince tazminata hükmedildiği, işbu davaya konu tazminat talebinin bakiye tazminat talebine ilişkin olduğu, kesinleşen dava ile işbu davanın konusu aynı olmadığından derdestlik itirazının yerinde olmadığı, FSEK'in 68.maddesi uyarınca varsayımsal bedel veya telif tazminatı talebi, farazi sözleşme ilişkisine dayandırıldığından, TBK'nın 146 vd. (BK'nın 125 vd.) maddeleri uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, ihlal ve icra takip tarihi arasında 10 yıllık sürenin dolmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla, davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 3-Davalı ... vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 4-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9- TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davalıdan alınması gereken 7.200,28 TL harçtan, peşin alınan (80,70 TL maktu+1800- TL nispi olmak üzere) toplam 1.880,7-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.319,58 TL harcın davalı ...'dan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davalıdan alınması gereken 7.200,28 TL harçtan, peşin alınan 1800-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.400,28-TL harcın davalı ...'dan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 7-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. 29/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41