İstanbul BAM 16. HD 2022/1264 E. 2024/760 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/1264
2024/760
29 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1264 Esas
KARAR NO: 2024/760
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/03/2022
NUMARASI: 2021/435Esas 2022/41 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:16/03/2021
KARAR TARİHİ: 29/04/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 25/02/1991 tarihinden bu yana, Ayvalık'ın Cunda Adası'nda "..." markasını, tescilsiz olarak 30 yıldır kesintisiz kullandığını, 2008 yılında da "www...com adresli internet sayfasını satın aldığını, o günden bu yana da her yenileme döneminde yenilemelerini yaptığını, müvekkilinin Cunda Adasında "...", "...", "...", "..." ve hatta yalnızca "..." denildiğinde dahi bilinip, markayı meşhur hale getirdiğini, markanın gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin 30 yıldır kullandığı isim, unvan ve logosunun renkleri mal ve hizmetler dahi birebir kopyalanmak suretiyle, İstanbul'da ikamet eden ve hiç tanımadıkları davalı adına tescil ettirildiğinin tespit edildiğini, bu tescilin kötüniyetli olduğunu, bu nedenle 6769 sayılı SMK'nın m.25, m.6/3 ve m.6/9 bentleri gereği markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde, davacının "gerçek hak sahipliği" bulunduğu yönünde intiba uyandırmaya çalıştığını ve ilk görüşte böyle bir hak mevcutmuş gibi gözükmüşse de gerçekte böyle bir durumun olmadığını, davacının 2008 yılında internet adresini satın aldıklarını belirtimişse de internet sitesinin bu tarihte alındığına ilişkin bir maddi delil sunamadığını, davacının restoranının pizza restoranı olduğunu, müvekkili tarafından tescil ettirilip de hayata geçirilen markanın Ege mutfağını konsept edinen bir restoran olduğunu, bu nedenle isminin ... olduğunu, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının 10/07/1995 tarihinde "..." unvanlı işyeri açma ruhsatı aldığı, 05/05/2000 tarihinde "..." işletme adı ile içkili istirahat ve eğlence yeri işletme izin belgesi aldığı, "..." unvanının 11/10/1994 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı, Ayvalık Ticaret Odasına "..." unvanı ile 20/08/2014 tarihinde kaydolduğu, "www...com" alan adı ile sitenin 25/06/2008 tarihinde kurulduğu, vergi levhasının ise 25/02/1991 tarihli olduğu, önceye dayalı gerçek hak sahipliğinin koşullarının somut olayda gerçekleştiği kanaatine ulaşıldığı, önceye dayalı gerçek hak sahipliğinin hukuki koşullarının gerçekleşmiş olmasının münhasıran kötüniyetli tescilin kabulü için yeterli olamayacağı, yan delillerle desteklenmesi gerektiği ve dosyada kötüniyete delalet edecek başkaca bir somut veri sunulmadığı gerekçesiyle, davalıya ait ... tescil numaralı markanın tescilli olduğu 29.30 ve 43.sınıftaki davacının fiili markasal kullanımları olan "restoran hizmetleri, yiyecek içecek sağlanması hizmetleri ve emtiaları" ile benzerlik arzeden emtia ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları tekrar ederek; -Davalının tescil ettirdiği logoda, sözcük, şekil, yazı karakteri, üçgen içine büyük punto ... yazısının, alttaki restaurant yazısının, büyük küçük harf kullanımının, hatta renklerin dahil birebir müvekkilin logosunu kopya edilmek suretiyle adına marka tescili yaptırdığını, bunun tesadüfle, yahut açmayı düşündüğü restauranta konsept yakalamak amacıyla olduğu savunmasına itibar edilemeyeceğini, -Kök bilirkişi raporunda da, davalının kötüniyetli olduğunun kabulü gerekeceğinin açıkça ifade edildiğini, -Müvekkilinin uygulamada haklarını korumasına imkan vermeyecek şekilde parçalı kısmi hükümsüzlük kararı oluşturmak suretiyle kısmen kabul kısmen red kararı verilmesinin hatalı olduğunu, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesinde ileri sürdüğü savunmaları tekrar ederek; -Karşı tarafın, istikrarlı olarak tek bir marka ibaresi kullanmadığından herhangi bir markayı maruf hale getirme olasılığının söz konusu olmadığını, SMK md. 6/3 uyarınca gerçek hak sahipliği ilkesinden yararlanabilmesinin mümkün olmadığını, -Müvekkilin markasında bulunan "..." ibaresinin bir coğrafi işaret olmayıp, markanın bütünün bir parçası olan ve işletmenin konseptini yansıtan bir ibare olduğunu, -Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının istikrarsız olarak birçok marka ismi kullanmasına karşın en sık kullandığı "..." ibaresi üzerinde SMK md. 6/3 uyarınca gerçek hak sahipliği olduğunu var sayılsa bile, bu marka ile müvekkilin "..." ibareli markası arasında karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek yeterli benzerlik olmadığını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 1-Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin aşağıda kalan bendin dışında kalan vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mevcut delillere göre davacının tescilsiz kullandığı, “...” “...” markaları ile davalı adına tescilli “...” ibareli markanın ayırt edici unsurlarının müşterek olduğu, davacının “...” ve “...” ibareleri üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğu, davalının, davacının tescilsiz kullandığı "..." markasını birebir aynı yazı logo, aynı yazı tipi ve aynı logo ve yazı renkleriyle, davacı markasındaki "..." ibaresini, "..." ibaresi ile değiştirerek "..." olarak kendi adına tescil ettirdiği anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. 2-Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda bir markanın aynısını ya da benzerinin marka olarak tescil ettirilmesinin tek başına kötüniyetli başvuru olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay'ın uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescillerinin kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edildiği, kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyetin tescil başvurusu anında varolması gerektiği, somut olayda davalının, davacının tescilsiz kullandığı "..." markasını birebir aynı yazı logo, aynı yazı tipi ve aynı logo rengi ve yazı rengiyle, davacı markasındaki "..." ibaresini, "..." ibaresi ile değiştirerek "..." olarak kendi adına tescil ettirdiği, söz konusu benzerliğin tesadüfen sağlanmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalının bu tescilinin davacının ticaretine engel olma çabası taşıdığı, dava konusu özgün ibare ve logoyu kendi adına marka olarak tescilinin kötü niyetli bir tescil olduğu, kötü niyetli tescil edilen markanın, kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kötü niyetin ispatlanamadığı yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığı, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 3-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/03/2022 gün ve 2021/435 Esas 2022/41 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-Davanın KABULÜ ile, davalıya ait 2020/94594 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, 5-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafından yatırılan peşin harç tutarı olan 59,30 TL ile 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 118,6 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 25.500-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8- Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
İstinaf aşamasında; 9-Davalı tarafın İstinaf talebi reddedildiğinden alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafça yatırılan 80,70 TL istinaf harcının mahsubu ile bakiye 346,9 harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,10-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 11-Davacının istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 12-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 220,70-TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 160,1- TL posta masrafı olmak üzere toplam 380,8 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 13-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41