İstanbul BAM 16. HD 2022/1134 E. 2024/746 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/1134
2024/746
29 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1134 Esas
KARAR NO: 2024/746
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/04/2022
NUMARASI: 2019/11 Esas - 2022/54 Karar
DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
KARAR TARİHİ: 29/04/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın akdettiği sözleşmelerde şirketi temsilen mimar ...'in tek yetkili olduğunu, müvekkili ile davalı ... İzmit, Kartepe Mevkii içerisinde yapılması planlanan "... Kocaeli Kampüsü Projesi" kapsamında "Anaokulu, İlkokul, Ortaokul ve Lise Yapıları ile Sosyal ve Kültürel Birimleri"nden oluşacak yapılaşmaya ait konsept+avan+kesin tuygulama projeleri ve keşif-metraj çalışmaları ile birlikte statik+mekanik +elektrik+ peyzaj uygulama projelerinin yapılacağı hususunda aralarında bir dizi teklif aşaması geçirdiklerini, davalı ... tarafından, Kartepe Belediyesi'nden ruhsat alımı ile ilgili sorun yaşanacağından bahisle şimdilik uygulama projelerinin ertelenmesi ve sadece konsept proje üzerinden devam edilmesi müvekkilinden talep edildiği, bunun üzerine taraflar arasında 28/11/2017 tarihinde "Mimari Konsept Projesinin Hazırlanması"na dair sözleşme imzalandığını, müvekkilinin sözleşmeye uygun olarak projeyi teslim ettiğini karşılığında 90.000 TL aldığını, müvekkili tarafından işbu dava konusu projenin tamamlanmasını müteakiben 11.06.2018 tarihinde, davalı ... ile müvekkilinin ofisinde yüzyüze toplantı gerçekleştirildiğini, bu toplantıdan hemen önce tüm telif hakları müvekkiline ait olan işbu dava konusu okul projesinin ... tarafından Kartepe Belediyesi'ne müvekkilinin isminin silinerek sunulduğu duyumu alındığını, toplantı sırasında da karşılıklı görüşme ile FSEK kapsamında tüm telif hakları müvekkiline ait olan projenin değişikliklerle başka bir firmaya yaptırılacağının öğrenildiğini, müvekkilinin hazırlamış olduğu okul projesine müellif müvekkilinin izni olmaksızın davalı ... ve iş bu dava konusu müvekkiline ait projenin uygulanması amacıyla diğer şirket ... yetkilisi Mimar ... tarafından Kartepe Belediyesinde imza atılmak suretiyle ruhsat alındığını, müvekkili tarafından eserin, eser sahibinin izni dışında kullanılmasının Konsept Proje Sözleşmesinin 5. maddesinin 4. paragrafında "Teklife konu projelerin mali ve manevi haklarıyla ilgili olarak 5846 sayılı yasa kapsamında FSEK maddeleri geçerli olduğunu, FSEK gereği, ... Mimarlık tarafından ortaya konan tasarım prensipleri herhangi başka bir şekilde kullanılmaz." denilmek suretiyle yasaklandığını, davalı ...'e verilen sunum örneklerinde tüm çizim ve görsellerin altında da "Bu çizim 5846 Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamındadır. ...'in malı olup her hakkı saklıdır. Müellifin izni olmadan çoğaltılamaz. Kopya edilemez, ödünç verilemez ve kullanılamaz" ibaresi yer aldığını, müvekkilinin hazırlamış olduğu okul projesine, müellif müvekkilinin izni olmaksızın davalı ... ve işbu dava konusu müvekkilline ait projenin uygulanması amacıyla diğer davalı şirket ... yetkilisi mimar ... ("...") tarafından Kartepe Belediyesi'nde imza atılmak suretiyle ruhsat alınmış olduğunu, müvekkilinin izni olmaksızın davalı ...Tic. Ltd. Şti. (...Koleji) projenin tüm görsellerini, müvekkilinin adı olmaksızın şirketin web sitesinde, sosyal medya hesaplarında, ... Avm'de sergilenerek broşürleştirilmiş, yol kenarlarındaki biliboardlarda tanıtımlarını yapılmış olduğunu; öncelikle tecavüzün ref'ine dair tedbiren hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen inşaatın durdurulması, davalı Sınav Koleji'ne ait internet sitesi/web sayfasına erişimin engellenmesi, internette yer alan içeriklerin kaldırılması/silinmesi, projenin görsellerinin olduğu bilbordların ve broşürlerin yok edilmesi ile tecavüzün ref'i, mali haklara tecavüz sebebiyle de 3 kat bedel talebi, eserin eski haline iadesi ve her bir davalıdan ayrı ayrı 20.000 TL olmak üzere toplamda 60.000 TL manevi tazminat talebi ile yargılama sonucunda verilecek hükmün müvekkili lehine olması halinde FSEK ve MK' nın 24. maddesi uyarınca Türkiye' de yayınlanmış 3 büyük gazetede masrafları davalılara ait olmak üzere yayınlanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." tanınmış markasını Türkiye sınırları içerisinde kullanma hak ve yetkisine sahip olduğunu, bu markalar altında Türkiye'nin hemen her il ve ilçesinde özel okul, kreş, temel lise ve kurs olarak faaliyette bulunmak üzere değişik şahıs ve şirketlere franchisse hakkı veren sözleşmelerde franchisser olarak yer almakta olduğunu, diğer davalı ...'ün de bu müteşebbislerden biri olduğunu, tamamen kendi nam ve hesabına ticari faaliyette bulunan ayrı bir gerçek kişiliğe sahip, davacı ile sözleşmeler imzalayan ... ile müvekkil şirket arasında organik bir bağ bulunmadığı gibi, davacı ile yapılan sözleşmede alt işveren üst işveren ilişkisi de bulunmamakta olduğunu, açıklanan nedenlerle müvekkili şirkete huzurdaki davada husumet yöneltilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu davanın müvekkili yönünden husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinden özetle; davacı tarafın arabuluculuğa başvuru dava şartını yerine getirmemiş olduğunu, husumet ve taraf yönünden de usule ilişkin itirazlarının olduğunu, davacı ile aralarında FSEK 52 madde şartlarını taşıyan bir sözleşme olmadığını, deliller arasında sunulan sözleşme olarak adlandırılan belgenin sözleşme niteliğinde olmadığını ve sadece son sayfasının davacının imzasının yer aldığını, davacılara bir eser çizdirilmemiş olduğunu, uygulanan projenin davacılar ile bir alakası olmadığını, uygulanan projenin tamamen davalı ... mimarlığa ait olduğunu, daha önce ilişkisi bulunan davacılardan dava konusu proje için teklif istediklerini, astronomik bir teklif gelince çalışamayacaklarını davacılara bildirdiklerini, davacının ısrarı üzerine birkaç örnek göndermelerini kendisi gibi başka bürolardan da örnekler alındığını, onlarınki beğenilirse onlarla çalışılacağını bildirdiklerini, davacıların sunduğu projenin beğenilmediğini, diğer davalı ... Nak. San, ve Tic, Ltd, Şti. ile çalışmaya karar verildiğini, davacılar ile çalışılmadığını ve sözleşme imzalanmadığını, davacıya yaptığı ödemenin projelerin birinde devam etmeleri halinde yapacakları işten mahsup etmek veya talep halinde geri ödemek üzere borç olarak ödeme yapılmış olduğunu, devam etmekte olan projelerinin tüm haklarının ... Mimarlığa ait olup Kartepe Belediyesinde de kayıtlı proje müellifinin ... Mimarlık olduğunu, davacının hiç bir özgün çalışma vermediğini, kullanılan proje ile bir alakasının olmadığını, proje oda tescilinin de müvekkilinin kişisel verilerini izni olmadan kullanmak suretiyle yaptırmış olduğunu, davacının çizimlerinin FSEK'de belirtildiği gibi "Güzel Sanat Eseri” olmadığı ifade edilerek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin çok sayıda projenin müellifliğini yapmış, piyasada bilinen bir kuruluş olduğunu, diğer davalılardan ...'ün okul işinde proje için doğrudan müvekkil şirketi düşünmemiş, projesi için müvekkil şirket de dahil olmak üzere birtakım araştırmalara ve görüşmelere girerek en uygun projeyi yapabilecek mimarlık ofisini aramaya başladığını, müvekkili şirketin işverenden olumlu bir dönüş aldığını ve kendileriyle çalışılmaya karar verildiğini, talepler doğrultusunda müvekkili tarafından planlama yapılarak görseller hazırlanmış ve işverene sunulduğunu, anlaşma sağlandığından müvekkili ile İsverenin sözleşme imzalamış ve müvekkili, projesi ile Kartepe Belediyesi'nden ruhsat alarak proje müellifi olduğunu, davacının kendi projelerinin müvekkil tarafından alınıp kullanıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirketin davacılarla hiçbir tanışıklığı olmadığını, davacının diğer işlerini ve işveren ile ön hazırlık aşamasında kalan görüşmelerinde ne tür çalışmalar yapıldığını dahi bilmediğini, dava konusu yapının müellifinin müvekkili şirket yetkilisi ... olduğunu, müvekkilinin proje müellifi olduğu projede müvekkili tarafından tüm detayların çalışılmış ve buna göre Kartepe Belediyesi'nden ruhsat alındığını, davacıya özgü bir fikir ve çalışmanın söz konusu olmadığını, projenin tamamen müvekkili şirkete özgü olduğunu, davacının eseri söz konusu olmadığını, burada davacının bir eseri söz konusu olmadığından değişikliği men yetkisi de bulunmadığını, projenin, davacının projesi üzerinden değişikliğe gidilerek yapılan bir proje olmadığını, tüm talepleri ile birlikte davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mahkemenin 2019/11 Esas sayılı dosyasında açılan tecavüzün ref'i ve mali haklara tecavüz sebebiyle 3 kat bedel talepli davalarının tefrik edilerek, 3 kat bedel tazminatı talebinin mahkememizin 2019/85 Esas sayılı dosyasına ayrıldığını, İşbu tefrik kararı sonrasında da arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verildiğini, işbu davada arabuluculuk dava şartı eksikliğinin giderildiğini ve 29/07/2019 tarihinde yapılan Arabuluculuk Görüşmesinde Uzlaşamama Tutanağı imzalandığını, müvekkili firmanın Mali Haklarına Tecavüz sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000TL olmak üzere 3 Kat bedel tazminatının (telif tazminatı) hak ihlali tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsili talebi ile müvekkili ...'in manevi Haklarına yapılan tecavüz sebebiyle ise her bir davalıdan ayrı ayrı 20.000 TL olmak üzere toplamda 60.000 TL manevi tazminatın hak ihlalinin başladığı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkilinin ve diğer davalı ...'ün mesleki tecrübelerini vb. daha önceki dilekçelerde olduğu gibi sıralayarak İşverenin müvekkili şirket dahil bir takım araştırma ve görüşmeler yaptığını, projesini en iyi şekilde yapacak mimarlık ofisi araştırması yaptığını, müvekkili şirketinde çalışma yaptığını ve işverenden olumlu dönüş aldığını, işverenin talepleri ve imar durumu müvekkili ile paylaşılmış, talepler doğrultusunda müvekkilinin planlama yapıp görseller hazırlanmış ve işverene sunulmuş olduğunu, müvekkili ile sözleşme imzalanarak anlaşma sağlandığını, müvekkilinin Kartepe Belediyesinden ruhsat alarak proje müellifi olduğunu ifade ettiğini, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin davacı ile tanışıklığı olmadığını ve hiç görüşmediklerini, müvekkilinin projesinin özgün olduğunu, binanın araziye yerleşiminin işveren tarafından belirlendiğini, davacıya özgü bir fikir ve çalışmanın sözkonusu olmadığını, davacı tarafça yapılan hazırlık mahiyetindeki işverenin taleplerini karşılamada yetersiz olduğunu, ücret ve diğer husularda da işveren ile davacının anlaşamadığından, işverenin müvekkili ile çalışmaya karar verdiğini ve çalışmanın bu şekilde olduğunu, davacının iddialarını reddediklerini bildirmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/04/2022 tarih ve 2019/11 Esas - 2022/54 Karar sayılı kararıyla; ".. davacı olarak görünen ... Ltd. Şti'nin yetkilisi ve sahibi diğer davacı mimar ... ise de davacı şirketin davaya konu mimari projenin hazırlanması sunulan teklif aşamaları bakımından herhangi bir şekilde ilgisinin olmadığı projenin diğer davacı ... tarafından hazırlanan onun adına telif kaydı alındığı, yine dosya içerisindeki belgelerden projeye ilişkin mali hakları davacı şirkete devredildiğine ilişkin belge veya kayıt da olmadığı anlaşıldığından davacı şirket yönünden, davacı sıfatı olmadığı bu sebeple husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı olarak görülen ... A.Ş'nin ise Sınav markalarının sahibi olması sebebiyle davaya konu projelerin uygulandığı okulda kullanılacak isim sebebiyle diğer davalı ... ile aralarında düzenlenen franchise sözleşmesi kapsamında okulun görsellerini paylaştığı davaya konu projenin uygulanması ile ilgili hukuki ve fiili ilişkisinin bulunmadığı, bu sebeple davalı ... A.Ş'ye husumet yöneltilmeyeceği anlaşıldığından, bu davalı yönünden de husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Neticeten davacı ...'e ait mimari projenin izinsiz olarak kullanılması, değişiklik yapılması, çoğaltılması, adın belirtilmemesi şeklinde davacının FSEK den kaynaklanan mali ve manevi haklarının ihlal edilmesi sebebiyle ihlal eylemini gerçekleştiren davacı ... ve ...'ın maddi ve manevi tazminat talebi bakımından sorumlu oldukları, ihlale konu projenin % 80 oranında davacıya ait projeden faydalanmak suretiyle hazırlanması sebebiyle FSEK 68. madde uyarınca hesaplanan toplam 1.445.054,05 TL maddi tazminatın ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan alınarak davacı ...'e ödenmesine karar vermek gerekmiş, asıl dava bakımından ise davacılar tarafından tecavüzün refi ve projenin eski hale getirilmesi talep edilmiş ise de birleşen tazminat davasının görüldüğü 2020/239 Esas sayılı dosyada taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğundan artık tecavüzün refi talep edilemeyeceğinden asıl dava bakımından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine, vekalet ücreti ve yargılama gideri bakımından asıl davada davacı ... LTD. ŞTİ yönünden husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi, diğer davacı yönünden ise esastan karar verilmesi sebebiyle red sebepleri farklı olduğundan ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edildiği, birleşen dava yönünden ise davacı ... LTD. ŞTİ. yönünden ve davalı ... AŞ. yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiğinden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edildiği, yargılama gideri bakımından ise, yargılama giderleri tazminat taleplerinin olduğu birleşen 2020/239 Esas sayılı dava dosyası üzerinden değil de esas dosyamız olan 2019/11 Esas sayılı dosyası üzerinden yapıldığından yargılama giderleri bakımından asıl dava ve birleşen dava ayrımı yapılmaksızın masrafların yapılmış olduğu asıl dava üzerinden hesaplama yapılmasına karar verilmesine." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; "Her ne kadar mahkeme kararında davalı ...'ın ihlalleri tespit edilip kabul edilmiş olsa da, davalı ... ile davalı ... arasında bir franchise sözleşmesi olduğundan bahisle davamızın husumetten reddedilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki, franchıse sözleşmesi taraflara verilen iki haftalık kesin süre içerisinde sunulmamış olup hükme dayanak alınamayacağını, Davacı ... tek yetkili ortağı mimar ... olup, teklifleşmelerde bulunan ... Mimarlık da işbu davalara taraf olduğunu, bu nedenle davacı ... açısından davada husumet red kararı verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca gerekçede yer verilen 21.02.2019 tarihli TMMOB Mimarlar Odası Kocaeli Şubesi'ne yapılan telif kaydı başvurusundan dahi her iki davacının da hak sahibi olduğunun anlaşıldığını, Davacı firma ... yönünden manevi tazminat talebimiz bulunmamasına rağmen, birleşen davanın manevi tazminat açısından husumetten reddine karar verilmesi ile bu hususta aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, FSEK 68. maddeye dayanılarak açılan davada talep edilen üç kat bedel tazminatı kanunda bir tecavüzün refi yöntemi olarak belirtilmiş olup, mahkemece tazminata hükmedilmesi ile ref olgusunun kabulü anlamına geldiğini, bu nedenle mahkeme kararıyla farazi sözleşme ilişkisi kurulduğundan bahisle ref talebinn reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davalılar aleyhine sadece 20.000 TL manevi tazminat bedeline hükmedilmesinin dosya kapsamındaki deliller ile ihlallerin ağırlığı karşısında oldukça düşük kaldığını, Birleşen dava açısından, tecavüze binaen 3 kat bedelindeki tazminat bilirkişi raporlarında verilen yüzdelik benzerlik oranı uyarınca hesaplandığını, hakların ihlalinin yüzdelik orana göre hesaplanması ve buna göre aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup hükmün bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere farazi sözleşme bedelinin tamamı üzerinden hesaplanan 3 kat bedel tazminatı olarak kabulü gerektiğini, eğer oran ile hesaplama yapılması gerekildiği kanaatine varılacaksa da iki bilirkişi raporu arasındaki oransal çelişkinin giderilmesi gerektiğini, Mahkeme kararında tecavüzün tespitine ilişkin hem asıl hem de birleşen davadaki dava dilekçemizde hükmünilanı talep edilmişse de bu talep mahkemece değerlendirilmediğini, Mahkeme kararında emsal sözleşme bedeli üzerinden telif tazminatı hesaplanmış olmasına rağmen, mahkeme tarafından sehven rayiç bedel hesaplaması olduğu yazıldığını, işbu hususun istinaf tarafından düzeltilmesi gerektiğini, Birleşen dava dilekçemizde maddi tazminat tutarı açısından faiz başlangıcı belirtilmesine rağmen, belirtilmediğiden bahisle dava tarihi esas alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; "Mahkemece tarafımızca ve diğer davalılarca bildirilmiş olan delillerin tamamı toplanmaksızın ve tanıklar dinlenmeksizin karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu,Karara dayanak yapılan bilirkişi raporunun açıkça taraflı olup, bilirkişi raporu doğrultusunda davasını (süresine uymaksızın) ıslah eden davacının taleplerinin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,Davacı mimarlık ofisinin projesi ile davalı müvekkilin projesi arasında bulunan yüksek orandaki benzerliğin, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenmiş "Milli Eğitim Bakanlığı İnşaat ve Emlak Dairesi Başkanlığı Eğitim Yapıları Asgari Tasarım Standartları Kılavuzu" kuralları çerçevesinde yapılmasından kaynaklandığını,Esasen ... hazırlanan proje klasik okul mimarisi ile planlandığını, davacı tarafından hazırlanan proje modern mimari ile yapıldığını, işbu projenin mevcut okul binası ile hiçbir benzerliği olmadığını, Bilirkişinin proje bedelini de hatalı hesapladığını; meslek odalarının önerdiği hizmet hesaplama yöntemine göre, dava konusu okulun yapımında uygulanan tüm projeler vd. diğer hizmetlerin bedeli 162.633 TL olduğunu, kaldı ki bu miktar dahi yüksek olup, piyasa şartlarında bu bedel üzerinden neredeyse her işte %30-40 oranında indirim yapıldığını, bu nedenle bilirkişilerce yapılan mali tazminat bedeli hesabının da fahiş olduğunu, Davacının ıslahının süresi içinde yapılmadığını; mahkemece ara kararı ile davacıya ıslah için 2 haftalık kesin süre verilmiş ise de HMK m.181de açıkça ıslah için 1 haftalık süre öngörüldüğünü, kanunda belirlenen süre karar ile değişemeyeceğinden davacı yanın ıslahı süresi içerisinde yapılmadığını, Davalı müvekkil tarafından hazırlanan proje özgün olup davacının manevi şahsına yönelik herhangi bir eylem içinde bulunulmadığını, bu nedenle manevi tazminat talebinin kabulünün de hatalı olduğunu, Mahkeme kararın yeterli gerekçeyi içermediğini, kararın gerekçesinde ''alınan bilirkişi raporlarında davacının mali haklarının ihlal edildiği tespit edilmiş'' denilmekle yetinildiğini, bunun gerekçe olarak kabul edilemeyeceğini, Davacının davası belirsiz alacak davası değil kısmi dava olduğundan, davacının mali haklara yönelik taleplerinin zamanaşımı sebebi ile reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, zira dava tarihi 14.01.2019 olup ıslah tarihi ise 23.12.2021 olduğunu, dava tarihi ile ıslah tarihi arasında 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğini, Davacının davasının kısmi dava olması sebebi ile faiz tarihinin dava tarihinde talep edilen kısmına dava tarihinden, ıslah edilen kısmına ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, alacağın tamamı yönünden dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin de hatalı olduğunu, Mahkemece mali haklara ticari faiz işletilmesine karar verilmiş ise de; davacı da davalı müvekkilimiz de tacir olmadığından işletilecek bir faiz varsa bunun yasal faiz olması gerektiğini." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; "Mahkemece verilen karar iki ayrı davanın birleştirilmesi ile verilmiş bir karar olduğunu, birleştirme kararı verilen dosyada davacılar tarafından talep edilen hususların birbirinden farklı olduğunu birleşen davanın yetkisizlik sebebi ile dinleme olanağı olmadığı olmadığından verilen kararın usule aykırı olduğunu, Davacı, mali haklar için ... isimli şirket yönünden talepte bulunmuş olup, mahkeme tarafından da davacı ... Mimarlık yönünden husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verildiğini, ... mimarlık dışında mali hak talep eden başka bir davacı bulunmadığından mali haklara yönelik talebin reddi gerektiğini, ancak mahkemece sadece manevi hak talep eden davacı ...'in talebi aşılarak, aynı zamanda ... hakkında mali haklara ilişkin davanın kabulüne karar verildiğini, FSEK 68 uyarınca talep edilebilecek olan bedele ilişkin haklar FSEK 66'da düzenlenen tecavüzün refi davasının feri niteliğinde olan bir dava olduğunu, yani davacının bu talebinin tecavüzün ref'i talebi olmadan tek başına istemesinin mümkün olmadığını, bu itibarla davacının dava şartı olmadan açtığı dava ile bu talebi reddolduğundan ayrı bir dava ile açtığı bedele ilişkin davanın dinlenme olanağı bulunmadığını,Dava konusu mimari projeye ilişkin davacı ile müvekkilimiz arasında imzalanmış herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşmede müvekkilimizin imzası bulunmadığını, kaldı ki taraflar arasındaki görüşmeler ve anlaşmalar tanıklarımızın anlatımları ile ortaya çıkacakken mahkemece bu delilimiz toplanmadan karar verildiğini, Davacı tarafından çizilen projenin kullanıldığını kabul etmemekle birlikte davacının projesinin kullanılması durumunda dahi bu projenin bedeli ödenmiş olduğundan ve telif konu bir yayma çoğaltma ve umuma arz etme veya uygulama olmadığından davacının davasının dinlenemeyeceğini,Davacının hakkı olmamakla birlikte ancak maddi tazminat talebinde bulunması gerekirken, kötü niyetli olarak davasını FSEK 66 vd maddelerine dayandırmasının usule aykırı olduğunu, Mahkemece bilirkişi raporundaki ifadelerin tekrarlanarak, ayrıca gerekçe gösterilmemesinin usule aykırı olduğunu, oysa davacının 'Çoğaltma, işleme ve yayma hakkının ihlal edildiği'nin iddia edildiğini, mahkemece bu hususların ne şekilde ihlal edildiğine yer verilmediğini, Müvekkilimiz tarafından davacı tarafın ihlal edilen bir hakkı bulunmadığını, uygulanan proje davacının dahi olsa ücreti eksiksiz verilerek alınan bu projenin, bir kez ve ilgili bu iş için uygulamasının çoğaltma anlamına gelmediğini,Bir an için davacının projesinin çoğaltılıp kullanıldığını ve mali haklarının ihlal edildiğini varsayarsak bile; davacının ''yapıp teslim etmiş olduğu proje'' bedelinin (90.000,00 TL) 3 katı hesaplanarak mali hakların belirlemesi gerektiğini, oysa bilirkişiler bunu dikkate almadığını,Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporları keşif yapılmadan proje üzerinden inceleme ile yapıldığından hüküm kurmaya elverişli olmadığını, Müvekkilimiz tarafından davacıya istediği yapının bina yönü, bina içerisinde ve dışarısında olması gereken alanların ne şekilde yerleştirilmesi v.s. gibi hususlar bildirilmiştir, aynı zamanda bu yapının okul olması sebebi ile yasal mevzuat gereği yapı içerisinde olması gereken zorunlu alanlar ve bu alanların m2 miktarları göz önüne alındığında davacı tarafından hazırlanan projedeki yapının taşınmaza uygulanması dışın da bir projenin oluşturulması mümkün olmadığını,Burada projeyi çizdiren müvekkilimiz davacı ve diğer davalı mimara, kendi önerisini, yapılması planlanan okulun ihtiyaçlarına göre çizdirdiğini, dolayısı ile iki projenin bu açıdan benzemesinin gayet normal olduğunu,Davaya konu projenin FSEK kapsamında eser niteliğinde olmadığını, tüm dünyadaki okul projelerinde sınıf yapıları, spor salonu, havuz, gibi yapıların şekli ve büyüklüğü birbirine benzediğini, bilirkişi raporunda mimari projenin mimarın şahsi özelliklerini yansıtan cephe karşılaştırılmasının da hiç yapılmadığını, Davacı tarafından müvekkilimize verilen 9 adet A-4 sayfadan ibaret dokümanlar olup bir an için davacının projesinin ruhsat için kullanıldığını varsayarsak dahi, davacının vermiş olduğu projeye ilişkin dokümanlar ile hiçbir belediyeye başvuru dahi yapılamayacağı, ruhsat almaya aday olabilmesi için bile zorunlu değişikliklere uğramaya muhtaç olduğunu,Bilirkişi heyeti tarafından İmar Kanunu yönünden de raporda herhangi bir değerlendirmeye gidilmediğini, zira 3194 İmar Kanununda değişiklik yapan 12.07.2013 tarih ve 6495 Sayılı Kanun’un 73. Maddesiyle 8 maddesine eklenen j bendi gereğince 'özgün bir ifade içermeyen bu proje için İmar Kanunu gereği müelliften izin almak zorunluluğu bulunmadığını', FSEK'in genel hükmünü kaldıran ve mimari projelere özel bir ayrıcalık getiren İmar Kanunu 8/j maddesi bu konudaki özel hükmün görmezden gelinmesi imkanı bulunmadığını
tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi heyeti mahkemenin kendilerinden maddi tazminat yönünden hesaplama yapılması talep edilmesine karşın, dosya hakkında hem hukuki hem mimari anlamda tespitler yapmak sureti ile kendilerinden talep dışında değerlendirmeler yapıldığını, heyette hukukçu bilirkişi olmadığından hukuki anlamda yapılan değerlendirmelerin geçersiz olduğunu,Bilirkişi raporunda 1.445.054,05 TL'nin davacıya ödenmesine yönelik yapılan tespitin farazi olduğunu, bilirkişiler tarafından davacının iddia ettiği sözleşme konusu işe yönelik bir mali yönünden hesap yapılmak yerine tüm proje hazırlanmış ve taraflar anlaşmış gibi değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, Kaldı ki müvekkilimiz anlaştıkları bedeli davacıya ödendiğini (90.000,00 TL), bir an için müvekkilim tarafından davacıdan teslim alınan bu projenin çoğaltılarak kullanıldığını varsayarsak bile, doğacak mali hak tarafların anlaştıkları bedel olan 90.000,00 TL üzerinden hesaplanması gerektiğini,Kaldı ki davacının 15.11.2017 tarihli teklifinde (mahkeme dosyasına sunulmuştur) kendisinin ruhsat projesinin müellifi olması durumunda, istediği ücreti açıkça yazıp (260.000 TL + KDV), bu işle ilgili uygun gördüğü bedeli açıkça ortaya koyduğunu, Davacı tarafça ıslahın süresi içerisinde yapılmadığını; kanunda ıslahın 1 haftalık kesin süreye bağlanmış olup hakim tarafından sürenin değiştirilmesinin mümkün olmadığını, 14.12.2021 tarihli duruşmada kesin süre verilmesine karşı davacı tarafça ıslahın 23.12.2021 tarihinde yapıldığını, süresinde yapılmayan ıslahın yapılmamış sayılması gerektiğini,Davacı taraf mali haklar yönünden kısmi dava açtığını, haksız fiil niteliğinde sayılan işbu davada zamanaşımının TBK 72. maddesi uyarınca 2 yıl olduğunu, davanın ilk açıldığı 14.01.2019 tarihi itibariyle zaman aşımı süresinin başladığını, ıslah tarihinin 23.12.2021 olduğu gözetildiğinde davacının mali haklara yönelik taleplerinin zamanaşımına uğradığını,Davanın kısmı dava olması sebebi ile faiz tarihinin dava tarihinde talep edilen kısmına dava tarihinden, ıslah edilen kısmına ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, alacağın tamamı yönünden dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca faiz türünün de ticari değil yasal faiz olması gerektiğini,Müvekkilin davacı tarafından çizilen projeyi kullanmadığını, bu sebeple de davacının manevi haklarının zedelenmediğini ve manevi zararının oluşmadığını, tazminat miktarının da yüksek belirlendiğini, müvekkil temerrüte düşürülmediğinden dava tarihinden önceki bir tarihten faiz işletilmesinin usule aykırı olduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, eser sahipliğinden doğan haklara tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından, "ASIL DAVA YÖNÜNDEN -Davacı ... Ltd. Şti yönünden husumet yokluğundan davanın REDDİNE, -Davalı ... A.Ş. yönünden, husumet yokluğundan davanın REDDİNE, -Diğer davalılar yönünden taraflar arasında birleşen dava bakımından sözleşme ilişkisi kurulduğundan davanın REDDİNE,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN: -Maddi tazminat davası bakımından, davacı ... Ltd. Şti yönünden husumet yokluğundan davanın REDDİNE, -Davalı ... A.Ş. yönünden, husumet yokluğundan davanın REDDİNE, -Davalılar ... ve ... yönünden, davanın KISMEN KABULÜ ile, toplam 1.445.054,05 TL' nin birleşen dava tarihi olan 29/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...' e verilmesine, -Manevi tazminat davası bakımından, davacı ... Ltd. Şti yönünden husumet yokluğundan davanın REDDİNE, -Davalı ... A.Ş. yönünden husumet yokluğundan davanın REDDİNE, -Toplam 20.000 TL Manevi tazminatın 24/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılar ... ve ...' dan alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine." karar verilmiştir. Hüküm davacılar vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 26.07.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda yer alan yeminli mali müşavir - bağımsız denetçi Hüseyin Kalender'in 32 sayfalık raporun hiçbir sayfasında imzasının bulunmaması usule aykırı olduğundan; bilirkişinin davet edilerek rapor içeriğinin kendisine ait olması halinde imza eksikliğinin ikmal edilmesi, ayrık görüşünün bulunması halinde buna ilişkin beyanlarının aldırılması gerekmektedir. Birleşen dosyada sadece davacı ... yönünden manevi tazminat istemi bulunmasına rağmen, mahkemece diğer davacı ... Mimarlık Mühendislik Ltd.Şti.yönünden de değerlendirme yapılarak davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi hatalıdır. Birleşen davada mali haklar yönünden sadece ... Mimarlık yönünden talepte bulunduğu ve mahkemece davacı ... Mimarlık yönünden husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verildiği; ancak mali hak talep eden başka bir davacı bulunmamasına rağmen mahkemece sadece manevi hak talep eden davacı ...'in talebi aşılarak aynı zamanda bu davacı yönünden mali haklara ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi usule aykırıdır. Tecavüzün tespitine ilişkin hem asıl hem de birleşen davada hükmün ilanı talep edilmesine rağmen mahkemece bu konuda olumlu veya olumsuz karar verilmemesi usule aykırıdır. Birleşen davada, mahkemece alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu, raporların tarafların iddia ve savunmalarını karşılamaktan uzak olduğu hususu da gözetildiğinde; mahkemece raporlar (ve davalılar tarafından dosyaya sunulan 29.06.2022 tarihli uzman görüşü) arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve her iki tarafın itirazlarını karşılayacak şekilde yeni oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor aldırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır. Davalıların "Islahın bir haftalık yasal sürede yapılmadığı" ve "Islah ile artırılan kısmın zamanaşımına uğradığı" yönündeki itirazların mahkemece değerlendirilmesi gerekirken, bu yönde olumlu veya olumsuz hiçbir değerlendirme yapılmaması usule aykırı olduğundan; yukarıda açıklanan nedenlerle sair yönlerden inceleme yapılmaksızın istinaf eden taraf vekillerinin istinaf istemlerinin kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/04/2022 tarih ve 2019/11 Esas - 2022/54 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harçlarının talepleri halinde istinaf eden taraflara iadesine, 5-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan yargılama gideri olan 882,80 (220,70x4)TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 96,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 978,80 TL'nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 6-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri olan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacılardan alınarak davalı ...'a verilmesine, 7-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri olan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 79,20 TL posta masrafı olmak üzere toplam 299,90 TL'nin davacılardan alınarak davalı ...'e verilmesine, 8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.29/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41