İstanbul BAM 16. HD 2024/567 E. 2024/722 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2024/567
2024/722
22 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/567 Esas
KARAR NO: 2024/722
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/02/2024
NUMARASI: 2024/159 Esas - 2024/202 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/04/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ın, ...'nin tek ortağı ve yetkilisi olduğunu, ham madde ticareti yaptığını, müvekkillerinin 19.07.2023 tarihli 01 numaralı ... ile ... Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi ile 76.500 Kg, 51 Palet polietilen pektim alım satımı için anlaştıklarını, bu anlaşma ... Ticaret Limited Şirketi adına ... Sanayi Limited Şirketi çalışanları ... ve ... adlı kişiler ile yapıldığını, ... Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi, olay tarihinde davalı ...'ın tek ortağı ve yetkilisi olduğu şirket olduğunu, müvekkillerinin bu alım satım işlemleri ile ilgili ... Plastik Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketinin çalışanlarından ... ve ... isimli kişilerle muhatap olduğunu, 01 numaralı Proforma uyarınca malların yüklendiği araç plakaları ... Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nden çalışanlar tarafından müvekkillerine bildirildiğini ve proformaların bu kişiler tarafından müvekkillerine gönderildiğini, 21.07.2023 tarihinde müvekkili şirketin ... Ticaret Limited Şirketi'ne 76.500 kg mal bedeli olan 2.500.000 TL parayı gönderdiğini, müvekkilinin bu parayı şirkete gönderdikten sonra müvekkilini arayarak ... Ticaret Sanayi Limited Şirketine çağırdıklarını, müvekkilinin saat 16.50 civarında bu adrese gittiğinde ...; "kendilerinin ... isimli şahıstan alacakları olduğunu müvekkilinin de ... ile birlikte çalıştığını, bu borcun ödenmeden malların araca yüklenmeyeceğini, göndermiş olduğu 2.500.000 TL'ye el koyduklarını" söylediklerini, müvekkillerinin kendisinin ... ile herhangi bir ticari ortaklığının bulunmadığını söylese de müvekkilinin saat 20.30'a kadar alıkoyduklarını, müvekkilinin ertesi gün tekrar gelmesi gerektiğini yoksa parasının ve malının kendisine verilmeyeceğini söylediklerini, müvekkilinin ertesi gün 22.07.2023 tarihinde tekrar ... Ticaret Sanayi Limited Şirketine gittiğini, ...'ın tekrardan müvekkilinin malını ve parasını vermeyeceğini söylediğini, müvekkilinin kendisinin ...'la bir ortaklığı veya iş ilişkisini olmadığına ikna edemediğini, bu sırada müvekkilinin almış olduğu 76.500 Kg malı teslim etmesi gereken başka bir şirket olduğundan zor durumda kaldığını, müvekkilinin malına ve parasına el koyan ...'ın müvekkilini bu zor durumundan faydalanarak müvekkiline zorla 2.000.000 TL'lik çek imzalattığını, ayrıca kendisini alacaklı gibi göstermek için müvekkiline banka yoluyla 2.000.000 TL havale yaptığını, müvekkilinin 2.500.000 TL ... Plastik şirketine gönderdiği paraya, 76.500 KG malına el koyan ...'ın ayrıca müvekkiline 2.000.000 değerinde çek imzalattığını, müvekkilinin başta gönderdiği 2.500.000 TL paradan 2.000.000 TL parayı "borç" açıklamasıyla müvekkiline geri göndererek 500.000 TL'yi teminat olarak hesabında tuttuğunu, sonuç olarak müvekkilinin 500.000 TL parasına, 76.500 Kg malına ve 2.000.000TL değerinde senedine cebir ve tehdit ile ... tarafından el konulduğunu, ... müvekkilinden zorla aldığı çeki bankaya ibraz ettiğini, çekin karşılıksız çıktığından işbu çekle ilgili "karşılıksızdır işlemine sebebiyet verme" suçundan Bakırköy 7. İcra Ceza Mahkemesinin 2024/12 Esas sayılı dosyasıyla şikayette bulunduğunu, müvekkiline karşı işbu dava konusu çekle ilgili icra takibi başlatılması halinde İİK madde 72 uyarınca icra takibinden önce menfi tespit davası açıldığı gözetilerek dava tutarının %15'i oranında teminat yatırılarak icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini, davanın kabulü ile, müvekkillerinin ... seri numaralı 31.12.2023 ödeme tarihli 2.000.000 TL bedelli çeke ilişkin borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili 15.02.2024 Tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın menfi tespit davası olduğunu, bu davalarda dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğunu, öncelikle davacıların davasını usulden dava şartı yoklugunda reddinin gerektiğini, davacıların dava tarihi ile aynı gün ve saatlerde birlikte hem huzurdaki davayı ikame ettiklerini hem de arabuluculuga başvurduklarını, müvekkilinin davacı yanlardan olan alacağına mahsuben işbu dava konusu çekin yetkili hamili olduğunu, TTK'da bono ve çek kayıtsız şartsız borç ikrarı anlamına geldiğini, davacının şirkette tacir olup bu hususu en iyi bilebilecek konumda olduğunu, davacıların dava konusu çeki gününde ödemediğini, çekin karşılıksız şerhi arkasına şerh edildiğini, davacıların borçlu olmadıgı yönünde ki soyut beyan ve ifadelerine itibar edilemeyeceğinden bahisle davanın dava şartı yoklugundan usulden reddine, işbu talepleri kabul görmez ise esasa ilişkin itirazların kabulü ile davanın esastan reddine davacıların %20 den aşagı olmamak üzere Kötü Niyet tazminatına Mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "Dava, Menfi Tespit talebine ilişkindir. 7155 Sayılı Kanun ile 6102 TTK.'nın 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/a maddesi uyarınca bu kanunun 4. maddesinde belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın alacak ve tazminatları hakkında dava açılmadan önce arabuluculağa başvurmuş olması dava şartıdır.Belirtilen kanunun 23. Maddesi ile 6325 Sayılı Kanunun eklenen 18a/2. Madde de ise arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması durumunda bir işlem yapılmaksızın usulden reddine karar verilir düzenlemesi bulunmaktadır. Davanın 15/02/2024 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, arabuluculuk görüşmeleri tamamlanmadan davanın açıldığı, Arabuluculuk Kanunu ve yönetmeliğinde verilecek olan 1 haftalık sürenin arabuluculuk görüşmeleri sonlandırılarak son tutanağının sunulmadığında verilecek süre olduğu, ayrıca dava dilekçesinde bildirilen arabuluculuk numarası ile yapılan UYAP sorgulamasında arabuluculuk dosyasının henüz sonuçlanmadığı uyarısını verdiği, arabuluculuk görüşmelerinin en geç kaç haftada biteceğinin yönetmelik ve kanunda belirtildiği bu durumda arabuluculuk görüşmeleri sonuçlanmadan davanın açıldığı ve usulune uygun arabulucuk son anlaşmama tutanağının sunulmadığı, dosya numarasının bildirilmediği" gerekçesiyle; -Davanın menfi tespit davası olduğu, 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu ile menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, geçici 1.madde ile de yürürlük tarihinin 01/09/2023 olduğu anlaşıldığından herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE", şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMLERİ: Davacılar vekili istinaf isteminde özetle; 15.02.2024 tarihinde icra takibinden önce menfi tespit davası açıldığını, 14.02.2024 tarihinde ise, menfi tespit talebi çek bedeline ilişkin olduğundan ve TTK'nın 5/A maddesi gereğince arabulucuya başvurulduğunu, Arabuluculuk dosya numarası ... olduğunu, dilekçe ekinde sunulduğunu, Dava açmadan önce zorunlu olan arabuluculuk kurumuna başvurulup arabuluculuk dosya numarasını hem dava dilekçesinde hem de UYAP sisteminde dava açarken yerel mahkemeye bildirdiklerini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01.02.2021 tarihli, 2020/1467 E. 2021/647 K. Sayılı kararında da "Somut olayda, davacının işbu davanın açılmasından önce arabuluculuğa başvurduğu ancak arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılmadığına dair tutanağı ibraz etmediği uyuşmazlık konusu değildir. 6325 Sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre, bu durumda, davacıya arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibrazı için bir haftalık kesin süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması gerekmektedir. Yasa hükmünün emredici nitelikte olduğu ve anılan hükümle, anlaşmazlık tutanağının dava dilekçesi ekinde sunulmaması durumunda ibrazı için kesin süre verilmesinin zorunlu tutulduğu açıkça görülmektedir. Nitekim bu durumda yasa hükmünde belirtildiği şekilde işlem yapılması gerektiği bölge adliye mahkemesinin de kabulündedir. Ancak mahkemece, davacının yargılamanın hiçbir aşamasında anlaşmazlık tutanağının var olduğunu dahi iddia etmediğinden bahisle anlaşmazlık tutanağının ibrazı için süre verilmeksizin davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Yasa hükmünün emredici niteliği gözetildiğinde, davacının anlaşmazlık tutanağının varlığını iddia etmemesi bu yoldaki tutanağın ibraz edilmeyeceğine ilişkin açık bir irade ortaya konulması niteliğinde olmadığından verilecek süreyi "nafile" kılacak mahiyette olmayıp salt bu sebeple davanın reddi sonucuna varılmasını gerektirmez. Bu itibarla, bölge adliye mahkemesince, davacıya anlaşmazlık tutanağını sunması için kesin süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, çelişkili gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." denilerek dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulduğu takdirde yasanın amir hükmü gereği arabuluculuk son tutanağının sunulması için bir haftalık kesin süre verilmesi gerektiği hüküm altına alındığını, HMK 115. Maddesinde dava şartı yönünden bir eksiklik olması durumunda bu eksikliğin tamamlanması için mahkemece kesin süre verileceğini, dava açmadan arabuluculuğa başvurulduğunu buna rağmen davanın usulden reddinin yerinde olmadığını, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerektiğini, Dava, takipten önce açılmış olmakla icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, ek istinaf dilekçesi ekinde arabuluculuk başvurusunun 14.02.2024 saat 19:40 olduğuna dair ek görüntüsünü ve anlaşamama tutanağı ile birlikte dosya evraklarını sunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İlk derece mahkemesinin davanın usulden reddine dair kararının yerinde olduğunu, ancak davanın usulden reddi nedeni ile davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta karar verilmemesinin yerinde olmadığını belirterek kararın bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir.
İNCELEME Dava tarihi; 15.02.2024'tür. Davacı vekilince sunulan Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ... nolu arabulucuk dosyası sureti incelendiğinde; arabuluculuk başvuru tarihinin 14.02.2024 olduğu, anlaşamama tutanağının ise dava ve karardan sonra 20.02.2024 Tarihli olduğu görülmüştür. Mahkemece dosyaya eklenen UYAP sorgu tutağına göre; arabuluculuk dosyası henüz sonuçlanmadığından dosyanın eklenemeyeceği uyarısı yer aldığı görülmüştür. Bakırköy ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden incelendiğinde; alacaklının davalı, borçluların davacılar olduğu, takibin 2.000.000TL bedelli kambiyo senedine dayalı olarak başlatıldığı, alacaklının 2.000.000TL çek bedeli ile ferileri ki toplam; 2.311.000TL'nin tahsilini talep ettiği, takip tarihinin 16.02.2024 olduğu anlaşılmıştır. Takip talebi ve eki kambiyo senedi örneğine göre; ... bankası Taşdelen Şubesi/İstanbul'a ait 31.12.2023 tarihli ... seri nolu 2.000.000TL bedelli çekte keşidecinin davacı ... Ltd Şti, avalist ve lehtarın davacı ... olduğu, çekin arka yüzünde sırası ile ..., ... ciroları olduğu, çekin 02.01.2024 tarihinde ibraz edildiği, karşılıksız şerhi olduğu anlaşılmıştır.
GEREKÇE Dava, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte olan TTK 5/a maddesine göre; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" şeklinde düzenlenmiş olup iş bu davanın, dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğunda duraksama bulunmamaktadır.6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) maddesine göre; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir ". Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır.Somut uyuşmazlıkta; davacı 14.02.2024 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapmış, 15.02.2024'te de iş bu davayı açmıştır. Bu durumda arabuluculuk anlaşamama tutanağı düzenlenmeden, zorunlu arabuluculuk sürecini tüketilmeden eldeki davanın açıldığı sabittir. Davalı bu hususta itirazlarını sunduğu gibi mahkemece, bu husus re'sen gözetilerek davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğundan davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili dosyanın istinaf aşamasında sunduğu dilekçeler ile ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş ise de; neticeten davanın reddi kararı verilmiş olmakla ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden bu husustaki istemi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf istemi vekalet ücretine ilişkindir. Davalı vekilinin 15.02.204 Tarihi itibarı ile cevap dilekçesi sunduğu, ilk derece mahkemesinin karar tarihinin 16.02.2024 olduğu, karar başlığında da vekil bilgilerine yer verildiği dikkate alındığında karar tarihi itibarı ile kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta karar verilmemesi yerinde görülmemiş, davalının istinafının kabulü ile kararın bu yönden kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, HMK 353.1.b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, -Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2- 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2024 tarihli 2024/159 Esas, 2024/202 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3- Davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harç için peşin alınan 34.155,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 33.727,40 TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacılara iadesine, -Yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,- Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT 7. maddesi gereğince 17.900TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;A.İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,- İstinaf istemi reddedilen davacı yönünden harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, B. İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1,169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 208,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.377,40TL'nin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, - Davacı tarafça yapılan istinaf masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, C.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere 22/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41