İstanbul BAM 16. HD 2022/1683 E. 2024/670 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/1683
2024/670
5 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1683 Esas
KARAR NO: 2024/670
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 31/03/2022
NUMARASI: 2018/579 Esas, 2022/305 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 05/04/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin babasına ait şirkette dezenfektan ürünler üretip, sanıkların da ortak olduğu şirketin ortağı olan ...' in (... LTD ŞTİ ) firmasına satmakta iken ... A.Ş. yetkililerinin müvekkilinin ürettiği ürünleri oradan bildikleri için müvekkiline gelerek üretimi birlikte yapmak, satışını onlar organize ederek çalışmak üzere anlaşma yapmış olduklarını, bu anlaşmaya göre müvekkilinin üretim konusunda danışmanlık yaparak üretimi organize edeceğini, 3 ay içinde müvekkilinin şirket ortağı alarak alınarak birlikte bir iş ortaklığına gidilecek diye kararlaştırılarak 26.02.2015 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, sözleşme sonrasında bir ay müvekkilinin ürünlerin üretimini yaptığını, bu ürünlerle TBMM' nin dezenfekte edilmiş olduğunu, müvekkilinin şirketin talebiyle ürün geliştirme , ürünleri tablet haline dönüştürme, farklı sunum şekilleri, ambalajlar tasarlayarak kullanım alanını genişletmek, piyasaya sürmek amaçlı çalışmalar yaptığını, Kayseri Devlet Hastanesi' ne dezenfeksiyon işlemi, dezenfektan ürünleri satışı yapıldığını, bu satışlarla ilgili müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi, sözleşmede belirtilen ortaklığa alma ile ilgili işlemlerin yapılmadığını, müvekkilinin bunları hazırladığı halde firmanın yöneticileri aralarındaki yönetimsel problemler, satış ve organizasyon problemleri, bekledikleri ihaleleri almaması gibi sebepleri bahane ederek kopukluklar yaşandığını, sonrasında 13.02.2016 tarihinde ... Ticaret A.Ş 'nin müvekkilini Ankara'ya toplantı yapmak üzere uçak gidiş dönüş biletini almak suretiyle çağırdığını, müvekkilinin Dezenkonun Ankara Balgat' da bulunan adresine gittiğinde ilk başta herhangi bir farklılık hissetmediğini, fakat toplantı odasına girildiğinde bugüne kadar yapılmayan bir uygulama yapılarak firma ortağı ... tarafından telefonların toplattırıldığını ve toplantının sağlıklı yürümesi, dikkatlerin dağılmaması için olduğu açıklanarak toplantıya başlanılmış olduğunu, toplantının şirket yöneticilerinden ... Danışmanları Kimyager ..., Prof Dr ..., Prof Dr ... ve kocası bulunarak başladığını, ürünlerden konuşulduktan sonra ... müvekkiline "biz bu ürünlerin içeriğini bilmiyoruz, bunları bize söylemen gerekir” diyerek müvekkiline yöneldiğini, müvekkilinin de "ürünlerin uygulamasını yapıyoruz, satıyoruz, formül bana aittir, ürünlerde bir sorun yok, bu bilgi bana ait benim ürettiğim formülasyondur, bunu paylaşamam" deyince ortamın gerilmiş olduğunu, ... ayağa kalkarak hakaret etmeye başladığını, bu hakaret üzerine de şoförü ve iri yarı başka birinin odaya girerek müvekkilini aynı katta başka bir odaya almış olduklarını, odaya giderken, ... da arkalarından geldiğini, müvekkiline silah gösterilerek darp ettiklerini, o sırada müvekkile bir kısım evraklara zorla imza attırdıklarını müvekkilinin neye imza attığını göremediğini, yüzünde ve vücudunda darp izleri olması nedeniyle dönüş için uçak bileti alınmasına rağmen, ... isimli soför, ... ile birlikte müvekkilinin otomobille İzmir'e getirildiğini, telefonuna da el konulmuş olduğunu, yolda Afyon'da ailesinin merak ettiğini söyleyerek ...'in ... numaralı telefonundan eşinin ... numaralı telefonunu aradığını, araçlar ile müvekkilinin iş yerine gelerek ürünlerde kullanılan kilit nitelikte hammaddeyi zorlayarak aldıklarını, müvekkilinin Ankara'ya giderken aracını havalimanına bıraktığı için yine hep birlikte havaalanına gidildiğini, sonra havalimanına gidip ... İstanbul'a gitmesi için bırakıp müvekkilinin de havalimanının park yerinin önündeki yuvarlakta bırakarak müvekkilini bırakarak gittiklerini, ısrarla, konuşması halinde ölümle tehdit ettiklerini, müvekkilinin aracını alarak Buca Devlet Hastanesi Acil Servisine giderek düştüğünü söylediğini, ağrı kesici kas gevşetici iğne yaptırarak evine dönmüş olduğunu, yaşadığı korku ve tehditler nedeniyle etrafındaki herkese düştüğünü söyleyerek geçiştirdiğini, müvekkilinin Dezenkonla ilişkisi formülleri istedikleri profesöre verdikten sonra firmayla başka iletişimi olmadığını, en son İstanbul ....İcra Müdürlüğü' nün ... sayılı dosyası ile kendisine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi ödeme emrinin 12.12.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkilinin böyle bir borcu olmadığı gibi, 13.02.2016 tarihinde zorla imzalatılan evraklardan biri olabileceğini olduğunu düşündüğünü, o gün birden fazla evrak imzalatıldığı için senedi hatırlayamadığını, müvekkilinin senedin aslını göremediğini, müvekkilinin yıllarca üzerinde çalıştığı formüllerin, emeğinin davalı tarafından gasp edildiğini, müvekkilinin elinden formülleri alarak müvekkili konunun dışında tutarak sömürmek için müvekkili darp ve tehditle baskı altında tutmaya çalıştığını, müvekkilinin ... ve ... mezunu bilgisayar ve malzeme mühendisi olup Kimya alanında Ar-ge çalışmaları yoğun, üretken bir insan olarak iş hayatını kendi alanında yürüttüğünü, davalının ise bu husustaki bilgi birikimine el koyup ticari olarak yararlanmak istediğini, müvekkilinin ticari hayatını, aile hayatını zora sokarak baskı ile istediklerini elde etme çabasında olduğunu , savcılık dosyası incelenip, imza ve yazının müvekkiline ait olmadığını, imza ve yazı incelemesi yapıldığında durumun açığa çıkacağını, senet üzerindeki nakden yazısının da müvekkiline ait olmadığını, bir Anonim Şirkette karşılığı olmadan 70.000 EUR ödemenin neye dayanarak yapıldığının defterlerle ve ödeme dekontları ile teyide muhtaç olduğunu, müvekkiline yapılmış böyle bir ödeme bulunmadığını, müvekkilinin davalı şirket ile çalışmış olduğu toplam 4 -5 aylık süreçte hiçbir ödeme almadığını belirterek açıklanan nedenler ile müvekkilinin borçlu olmaması sebebiyle davalı tarafından açılmış bulunan 11.02.2016 tanzim 26.02.2016 vadeli 70.000 EUR lık bonodan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığı tespitiyle senedin iptaline, İstanbul ... İcra Müdürlüğü 'nün ... E. sayılı takibin iptaline ve dava sonuna kadar HMK 209/1 gereğince tedbiren takibin durdurulmasına karar verilmesine, müvekkilinin davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitine karar alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yer alan tüm hususlar gerçeğe aykırı olup davacı tarafın yargılama konusu borçtan kurtulmak amacıyla işbu davayı açtığını, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında yapılan görüşmeler esnasında davacı tarafın; temizlik ürünleri sanayinde kullanılan nano gümüş malzemesi ile geliştirilen ürünlere ülkemiz sağlık bakanlığı tarafından ruhsat verildiğini, kendisinin Amerika’da nano gümüş fabrikasında çalıştığını ve bu ürünü kolaylıkla temin edebileceğini belirttiğini, bunun üzerine müvekkili şirket ile davacı taraf arasında 26/02/2015 tarihinde Fikri Mülkiyet Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmenin konusunun; davacı tarafın müvekkili şirkette her türlü nano teknoloji ile oluşmuş ya da oluşacak ürün/yöntemle ilgili olarak bugüne kadar ve bu günden sonra yapmış/yapacak olduğu bilimsel faaliyetlere ait her türlü patent, bilgi, know-how, metot, yöntem, teknik, gelişme veya endüstri alanında henüz duyulmamış, bilinmeyen bir fikir, uygulama yöntem, buluş, tasarım, model, eser ve benzeri bilgilerle ilgili olarak tüm hakların mülkiyetini müvekkil şirket ile birlikte yürüteceğine dair esasların belirlenmesinden ibaret olduğunu, Davacı tarafın 26/02/2015 tarihli Fikri Mülkiyet Sözleşmesinin 4/2. Maddesi ile Sözleşme tarihi itibari ile hiçbir patent, faydalı model başvurusunu şahsı ya da herhangi bir ticari işletme adına yapmayacağını taahhüt etmiş ve bu kapsamdaki tüm haklarını müvekkil şirkete devretmeyi kabul ettiğini, sözleşmenin 4/4. Maddesi gereğince; davacı taraf haftada iki gün müvekkil şirketin Konya ilinde yer alan biriminde üretim, ürünler hakkında araştırma, değerlendirme ve yönlendirme toplantıları düzenleme görevini üstlendiğini, yine sözleşmenin 8. Maddesinde; sözleşme konusu gümüş üzerinde sözleşme kapsamında yapılacak olan nano teknolojik çalışmalar ile oluşmuş ya da oluşacak ürün ve yöntemlerle ilgili her türlü fikri mülkiyet haklarının müvekkil şirkete ait olacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin ise; ürünün hammaddesinin temini için gereken finansmanı sağlamayı, üretiminin gerçekleştirilmesi ve pazarlamasının etkin bir biçimde yerine getirilmesi yükümlülüğünün üstlenildiğini, bu kapsamda davacı tarafın müvekkili şirkete dört kez nano gümüş sevkiyatı yaptığını ve müvekkili şirket tarafından davacıya 50.000 USD + 20.000 € ödeme yapılmış olduğunu, ancak davacı tarafından teslim edilen ürünlerin üzerinde öncelikle Trabzon ili Teknokent’te yer alan bir test laboratuvarunda davacının da katılımıyla inceleme yaptırıldığını ve ürünlerin taşıması gereken teknik özellikleri haiz olmadığının ve etkisiz olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından ürünler üzerinde Yeditepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim görevlilerinden Prof. Dr. ...’dan teknik rapor alındığını, 20/01/2016 tarihli inceleme raporunda; nano gümüş olduğu iddia edilen maddenin gümüş nano parçacık olduğuna dair bir bulguya rastlanmadığının, ayrıca numune içerisinde gümüş tespit edilemediğinin, maddenin nylon olarak bilinen bir poliamit türevi olduğu ve antimikrobiyal özelliği olmadığının tespit edildiğini, davacı tarafından temin edilen nano gümüş maddesinin taşıması gereken teknik özellikleri taşımadığının tespit edilmesi üzerine davacı tarafın müvekkili şirket ortakları ve sonuçları değerlendiren öğretim görevlileri ile Ankara ilinde bir toplantı organize edildiğini, toplantıda, davacı tarafça temin edilen ürünlerin esasen gerekli teknik özelliklere sahip olmadığının, bu hususun yapılan bilimsel incelemeler ile de ortaya konulduğunun, davacı tarafça 26/02/2015 tarihinde akdedilen fikri mülkiyet sözleşmesine aykırı hareket edildiğinin mutabakatla belirlendiğini, tarafların işbu toplantıda 26/02/2015 tarihli sözleşmeyi sona erdirme iradesine ulaşıklarını ve 11/02/2016 tarihli İbranameyi imzaladıklarını, 11/02/2016 tarihli ibraname ile sözleşmedeki yükümlülüklerin davacı tarafından ihlal edilmesi nedeniyle İbranamenin imzalandığını, davacının nano gümüş malzemeleri ile ilgili satış faturalarını ve diğer dökümanları şirkete teslim etmediğini, davacı tarafından sevkiyatı yapılan nano gümüş malzemelerinin taşıması gereken teknik özellikleri taşımadığını, içeriğinde nano parçacık ve gümüş olmadığının, antimikrobiyal özellik içermediği hususlarının şirket mühendislerince tespit edildiğini, bu hususun Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biomühendislik Bölümü tarafından hazırlanan 20.01.2016 tarihli rapor ile de tevsik edildiğini, davacı tarafın 26/02/2015 tarihli sözleşmenin 4. Ve 8. Maddesi ile üstlendiği ve müvekkili şirkete devretmesi gereken know-how, patent ve diğer fikri mülkiyet haklarını devretmediğini, davacının Sözleşmenin 4/4. maddesinde üstlendiği haftada iki gün şirket merkezinde ürün geliştirme faaliyetinde bulunması gerekirken bu yükümlülüğe aykırı hareket ettiğini, bu şartlar altında sözleşmeyi ihlal eden ...’nun Sözleşmenin 7/2. Maddesi gereği 500.000 ABD doları tutarında cezai şartı ödemesi ve nano gümüş malzemesi için müvekkili şirket tarafından yapılan 50.000-USD ve 20.000-Euro tutarındaki ödemeyi iade etmesi konusunda taraflar ortak iradeleriyle açık bir şekilde anlaştığını ve ibranameyi imzalamış olduğunu, davacı tarafın ödenen bedellerin iadesi için yargılama konusu senedi tanzim ettiğini ve müvekkili şirkete teslim edildiğini ancak davacı tarafın 10 gün içinde ödeme yapacağını İbranamede taahhüt etmesine rağmen ödeme yapmadığını, müvekkili şirketin ödeme konusunda defalarca talepte bulunmuş ise de ödeme konusunda olumlu bir yaklaşım gözlemlenmediğini, bunun üzerine yargılama konusu senedin icra takibine konu edilerek müvekkili şirket tarafından nano gümüş hammaddesi için ödenen bedelin iadesinin amaçlandığını ancak davacı taraf bu kez hiçbir somut bilgi ve belgeye dayanmadan tamamen kötü niyetli olarak senedin zor ve baskı altında imzalattırıldığı, bu suretle senette yer alan imzaya itiraz ettiğini beyan ettiğini, davacı tarafın Ankara’da yapılan toplantıya katıldığını, toplantı esnasında telefonunun alındığını, kendisi tarafından bulunan formüllerin içeriğinin istendiğini, bu bilgileri paylaşmaması üzerine darp edildiğini ve kendisine çeşitli evraklar imzalatıldığını ancak kendisinde olmadığından imzaladığı evrakların içeriğini hatırlamadığını, yaşanan bu olaydan kimseye bahsetmediğini ifade ettiğini, davacı tarafça yer verilen tüm bu hususların hayal ürünü olduğunu, davacı tarafın 2016 yılında düzenlenen toplantıda darp edildiğini, ölüm tehdidi aldığını ve kendisine zorla belgeler imzalatıldığını iddia ettiğini ancak herhangi bir suç duyurusunda bulunmadığını, yargılama konusu icra takibinin başlatılması üzerine şikayet zamanaşımı süresi geçtikten sonra savcılık nezdinde şikayet hakkını kullanarak huzurda açtığı davaya delil oluşturmak istediğini bu nedenle davacı tarafın sürece ilişkin tüm açıklamalarının gerçek dışı olduğunu, emsal yüksek mahkeme kararında senedin zor ve baskı altında imzalandığının ispat külfetinin davacı taraf üzerinde olduğu ifade edildiğini, icra takibine konu senetin davacı tarafından çift imza ile imzalanarak müvekkiline teslim edildiğini ve ödeme yapılmayınca icra takibi başlatılmış olduğunu, davacı tarafın tüm iddialarının gerçeğe aykırı olup davacı tarafın uzun müddettir ödemekten imtina ettiği borçtan kurtulmak amacıyla delil oluşturmak istediğini ve esasen yaşanmayan olayları sanki yaşanmış gibi mahkemeye aktarmış olduğunu, bu nedenle davacı tarafın yargılama konusu senet dolayısıyla müvekkili şirkete borçlu olup davacı tarafından açılan davanın reddi ile davacının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmek gerektiğini belirterek davanın reddi ile davacı taraf aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"...Taraflar arasında 26.02.2015 tarihli fikri mülkiyet sözleşmesi akdedildiği görülmektedir. Sözleşmesinin 4/2. maddesi ile davacının patent, faydalı model başvurusunu şahsı ya da herhangi bir ticari işletme adına yapmayacağını taahhüt ettiği, Sözleşmenin 4/4 maddesinde, davacı tarafın haftada iki gün davalının Konya ilinde yer alan biriminde üretim, ürünler hakkında araştırma, değerlendirme ve yönlendirme toplantıları düzenleme görevini üstlendiği, Sözleşmenin 8. maddesinde sözleşme konusu gümüş üzerinde sözleşme kapsamında yapılacak olan nano teknolojik çalışmalar ile oluşmuş ya da oluşacak ürün ve yöntemlerle ilgili her türlü fikri mülkiyet haklarının davalıya ait olacağının kararlaştırıldığı, davalının ise ürünün hammaddesinin temini için gereken finansmanı sağlamayı, üretiminin gerçekleştirilmesi ve pazarlamasının etkin bir biçimde yerine getirilmesi yükümlülüğünü üstlendiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından teslim edildiği iddia edilen ürünler üzerinde Yeditepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim görevlilerinden Prof. Dr. ... teknik rapor alındığı, anılan raporda, ürünlerde gümüş nano parçacık olduğuna dair bulguya rastlanmadığı tespitine yer verildiği anlaşılmaktadır. Tespite konu ürünlerin davacı tarafından sözleşme kapsamında teslim edilen ürünler olup olmadıkları, davalının iddia ettiği şekilde davacının, davalıya dört kez nano gümüş sevkiyatı yapıp yapmadığı, davalı tarafından davacıya bu sevkiyatlara karşılık 50.000 USD + 20.000 EURO ödeme yapılıp yapılmadığı hususları, ticari defterlerin İstanbul ilinde bulunmaması nedeniyle mali inceleme yapılarak tespit edilememiştir. Davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 4. ve 8. maddeleriyle üstlenmiş olduğu, know-how, patent ve diğer fikri mülkiyet haklarının davalıya devredilmesi, haftada iki gün şirket merkezinde ürün geliştirme faaliyetinde bulunulması taahhütlerini yerine getirdiğine ilişkin somut bir delil sunulmamıştır.Kambiyo senetleri sebepten illi’dir. İmzası inkar edilmemiş senede karşı borçlu olunmadığı iddiasının yazılı delil ile borçlu tarafından ispat edilmesi gerekir. Senette ihdas sebebi gösterilmiş ise bu sebebi talil eden ispat yükünü üzerine alır.Hile, hata ve tehdit iddiasına dayalı menfi tespit davalarında ispat külfeti bu iddiayı ileri süren borçluda olup iddia tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebilinir.Davacı taraf senedin zorla imzalatıldığını iddia ettiğinden TBK 37. maddesindeki korkutma kapsamında kalmaktadır. Korkutma olgusu maddi vaka olduğundan, yerleşmiş Yargıtay kararları uyarınca tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir ve davacı taraf tanık deliline dayanmış ve tanıklar mahkememizce dinlenilmiştir.Davacı tarafından İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi' nin 2018/1148 esas, 2018/1735 karar sayılı dosyasında imzaya itiraz davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde, icra takibinin dayanağı olan bir adet bonoda ... atfen atılmış imzanın davacı ... eli ürünü olduğu anlaşıldığından bahisle davanın reddine karar verildiği, Ankara C. Başsavcılığı' nın 2019/2831 Soruşturma, 2019/93867 karar sayılı soruşturma dosyasında da iddianın müştekinin soyut iddiasından öteye gitmediği, şikayet tarihi ve olay tarihi arasında uzunca bir süre ( 2 yılı aşkın ) geçtikten ve hakkında İcra takibi başlatıldıktan sonra bu şekilde bir şikayette bulunmasının hayatın olağan akışına da uygun olmadığından bahisle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, dinlenilen tanıkların da olaya bizzat şahit olmadıkları anlaşıldığından davacının tehdit ve cebir iddiasını dolayısıyla davasını ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davacı vekili sözlü ve yazılı beyanlarında, tacir olan davalının defterlerini ibraz etmekten kaçındığından bahisle davanın kabulünü talep etmiş ise de; yukarıda detaylıca açıklandığı üzere, davacı taraf, dinlenilen tanık beyanları ve soruşturma dosyasındaki gerekçe uyarınca davasını ispatlayamadığından davalı tarafın ticari defterlerini inceleme yoluna gidilmesine neticeye etkili olmayacağından başvurulmamıştır.Mahkememizce verilen tedbir kararının infaz edilmediği, İstanbul 9.İcra Mahkemesinin 2018/1148 E. Sayılı dosyasında 31/01/2019 tarihli tensip tutanağı ile verilen tedbirin icra dosyasında infaz edildiği anlaşılmakla davacı aleyhine kötü niyet tazminatı tayinine yer olmadığına" şeklindeki gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf isteminde özetle;Mahkemenin delilleri hatalı değerlendirerek karar verdiğini, Müvekkilinin tüm yaşadıklarını ifade ettiğini, ifade ettiği olaylar toplanan delillerle ve akışla uyumlu olduğunu, Sözleşme, senet, Ankara'ya gidişi uçak bileti , '' toplantı '' yapıldığınun kabulü, müvekkilin uçak dönüş biletini kullanmadığı, telefonunun kapalı kaldığı, havaalanından otomobilini alıp, hastaneye gittiği, olay sonrası yüzündeki izler müvekkilin yaşadığı olayın akışıyla uyumlu olduğunu,Senede ilişkin sadece sınırlı yetkili İcra Hukuk Mahkemesinin yaptırdığı bilirkişi incelemesi olduğunu, sadece imza incelemesi yapıldığını, senet üzerinde kan olduğu tespitinin de olay akışının müvekkilin anlattığı seyirde olduğunu teyit ettiğini, Senet üzerinde düzenleme tarihi, düzenleme yeri, miktar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken talebin değerlendirilmediğini, Davalının, müvekkilinin senedi Ankara'da sözleşmeyi feshedip ibralaştıkları için imzaladığını iddia ettiğini, Müvekkilin Ankara'da olduğu günün 13.02.2016 olduğunun ihtilafsız olduğunu, Oysa takibe konan senedin keşide yeri İstanbul , keşide tarihi 11.02.2016 olduğunu, davalının senetteki zorunlu unsurları rıza dışı doldurduğu kendi kabulü ile sabit olduğunu, ... unsurları olmadığında adi senet hükmünde olacağını ve ispat yükünün farklı olduğunu, Davalı şirket yetkilisi ... savcılık ifadesinde; '' ... isimli şahıs ortaklarımız ile ve sonuçları değerlendiren hocalar ile birlikte Ankara iline davet ettik. ... isimli şahıs telaşa kapıldı ve sözleşmeyi fesh edelim diye söyledi. Birlikte sözleşmeyi iptal ettik. ... isimli şahıs ... maddesi için ödediğimiz para ve teminat tutarı karşılığında senet düzenledik.'' şekilinde beyanda bulunduğunu beyanda bulunduğu tarihin müvekkilin Ankara'da olduğu 13.02.2016 olduğunu, senet düzenleme tarihi 11.02.2016 ve İstanbul, ibraname düzenleme tarihi de 11.02.2016 olarak göründüğünü sadece bu durumun bile takibe konu senedin kambiyo senedi vasfı olmadığını, düzenleme yerinin ve tarihinin sonradan gerçeğe ve rızaya aykırı yazıldığının davalı şirket yetkilisince ikrar edildiğini gösterdiğini, Senet bedelinin de para ve teminat olarak alındığını ifade ettiğini, Davalınıb, senet bedelini de çelişkili ifade ettiğini, Müvekkiline yapıldığı iddia edilen 50.000 USD+20.000 EUR luk ödeme ve teminat karşılığı alındığı iddia edildiğini, Takibe konu senet ise 70.000 EUR olduğunu, böyle bir tutarın şirket kayıtları olmadan müvekkile ne zaman ne şekilde ödendiği ispata muhtaç olduğunu, Dosyada bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesine rağmen, davalının defterleri ibraz etmemesinin kötüniyetli olduğunu, HMK md 222 f.5 gereğince karar verilmesi gerektiğini, Mahkeme aksi kanaatteyse davalıya ihtaratlı kesin süre verilmesi gerektiğini, Müvekkilinin tacir olmadığını, davalının defterlerini ibraz etmemiş olmasının, alacaklarının dayanağı olmadığını gösterdiğini, İbranamedeki imzanın ve yazıların müvekkile ait olmadığını, bu belgedeki imzanın ve yazıların da senetteki yazılar gibi bilirkişi tarafından grafolojik incelemeden geçmesini talep edilmiş ise de böyle bir inceleme yapılmadığını,İcra Hukuk Mahkemesinde senetlere ilişkin imzaların incelenmiş, bilirkişi raporunda ''-ibraname üzerindeki imzalar dışında - diğer imzaların kendi içinde uyumlu olduğu'' açıkça belirtmişken, bilirkişi tüm iddialarını bu ibranamenin gerçekliği üzerine kurduğunu,Bilirkişilerin hukuki yorumlarının esas alınamayacağını, Cezai şartın iş bu dava konusu olmadığını, davalının ileri sürdüğü raporun müvekkilinin ürünü ile hiç ilgisi olmadığını, Müvekkilin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini davalıların yükümlülüklerini yerine getirdiklerini iddia etmek, davaya konu alacağın cezai şart olduğunu iddia etmek davanın kapsamının dışına çıkmak olduğunu, taleple bağlılık ilkesi ihlal edildiğini, Savcılık dosyasında takipsizlik kararı verildiği , ancak tebliğ edilmediği için kesinleşmediğini, Ceza Muhakemesi usul olarak farklı olduğu, takipsizlik kararının hukuk mahkemesini bağlamadığını, Savcılık dosyasında delillerin toplanmadığını, senet yazı,düzenleme yeri,düzenleme tarihi, miktarı yerleri grafolojik incelemeden geçmediğini,Müvekkilinin olaydan hemen sonra şikayetçi olmaması ,o anki korkusu, karşı tarafın taleplerini yerine getirdiğinde başına bir şey gelmeyeceğini düşünmesi olduğunu, senedin takiple ortaya çıktığını, En kötü ihtimalde yazılı delil başlangıcı kabul edilecek kadar delil bulunduğunu, Defter kayıtları üzerindeki bilirkişi incelemesi ve senet üzerindeki bilirkişi incelemesi yapılması halinde iddiaların doğruluğu kesin delille ispatlanmış olacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İNCELEME İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının davalı ... A.Ş. borçlusunun ... olduğu, 70.000,00 Euro bono ve ferileri ile toplam 84.281,92 Euro alacağın tahsili talebi ile kambiyo senedine dayalı takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Dava ve takibe konu senet sureti incelendiğinde; 70.000 Euro bedelli bonoda keşideciye atfen davacının ad soyadının ve çift imzasının yer aldığı, lehtarın davalı .....Şti olduğu, 11.02.2016 tanzim,26.01.2016 vade tarihli olduğu, senette nakden kaydı olduğu görülmüştür. Davacının delil olarak sunduğu kendisi tarafından keşide edilen Denizli ....Noterliğinin 14.12.2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesinde ".... İstanbul ... icra Md nün ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, şirkete böyle bir borcu olmadığı, baskı altında imzası alınarak içeriği gerçeğe aykırı olarak doldurulup düzenleme tarihi sonradan eklenerek kambiyo senedi haline getirilerek icraya konulduğunu..." hususuna yer verilerek davalı şirkete bildirim yapıldığı anlaşılmıştır. 11.02.2016 Tarihli davacı ve davalı şirkete atfen yetkilisinin yer aldığı ibraname sureti dosyada mevcut olup ibranamede davalı yanca ödenen 50.000+20000Euro nun cezai şart ile davalıya ödeneceği yazılı ise de; davacı ibranamedeki imzayı kabul etmemiştir.İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi' nin 2018/1148 esas, 2018/1735 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı icra takip dosyasında yürütülen kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinin dayanağı olan bir adet bonoda ...'na atfen atılmış imzanın davacı ...'nun eli ürünü olduğu anlaşıldığından bahisle İstanbul .... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı icra takip dosyasında davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhinde yürütülen kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinin devamına, 2004 sayılı İ.İ.K'nun 170.maddesi uyarınca asıl alacağın %10'u oranındaki para cezasının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 2004 sayılı İ.İ.K'nun 170.maddesi uyarınca asıl alacağın %20'si oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verildiği, anlaşılmıştır. İstanbul 9.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/1148 esas. sayılı dosyasında aldırılan 11.12.2019 tarihli Adli Tıp Uzmanı Dr. ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun sonuç kısmında; “inceleme konusu senedin ön yüzeyindeki borçlu imzası ile davacının mukayese imzaları arasında gralolojik ve grafometrik usullere göre optik cihazlar kullanılarak ve çıplak gözle yapılan incelemede; mukayese belgeleri arasında 5 no ile yazılan ibraname aslı üzerinde her iki sayfada birer adet davacıya ait imza bulunduğu ve bu imzaların olduğu yerde kan bulaşığı olduğu düşünülen lekeler olduğu, mukayese imzalarının ibraname üzerindeki imzalar dışında kendi içinde uyumlu olduğu ve senette borçluya atfen atılı imza ile şahsın mukayese örnekleri arasında tersim tarzı, istif, ebad, seyir, gibi unsurlar yönünden benzerlikler ve farklar bulunduğu, senet üzerindeki imzaların ibranamedeki imzalarla aynı grafolojik tanı unsurları bakımından benzerliği olduğu saptandığından, ibranamedeki imzalara göre senetteki borçlu imzalarının davaçı ... eli mahsulü olduğunun kabulü gerektiği kanaatine vardığı” şeklinde rapor tanzim edilmiştir.Ankara C. Başsavcılığı' nın 2019/2831 Soruşturma, 2019/93867 karar sayılı kararının incelenmesinde; müştekinin ...., şüphelilerin ... olduğu, suçun; Bedelsiz Senedi Kullanma, Cebir Tehdit veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Mağdurun Bir Senedi Vermeğe Mecbur Edilmesi Suretiyle Yağma İddiası olduğu, yapılan soruşturma neticesinde; şüpheliler ...'ın üzerine atılı bulunan "bedelsiz senedi tahsile koyma" ve "senet yağması" ile "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarını işlediklerine dair müşteki ...'nun beyanlarından başkaca ortada somut bir delilin bulunmadığı, bu şekildeki beyanların ciddi ve inandırıcı olmadığı gibi müştekinin soyut iddiasından öteye gitmediği, şikayet tarihi ve olay tarihi arasında uzunca bir süre ( 2 yılı aşkın ) geçtikten ve hakkında İcra takibi başlatıldıktan sonra bu şekilde bir şikayette bulunmasının hayatın olağan akışına da uygun olmadığı, tanığın şikayet konusu olaylara birebir şahit olmayıp sadece müştekiden dinlediği, bu beyanlara da itibar edilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla şüphelilerin üzerilerine atılı suçları işlediklerine dair haklarında kovuşturma yapılmasını haklı kılacak nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilememesi sebebiyle şüpheliler hakkında müsnet suçlardan açıklanan gerekçe sebebiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece tanıklar dinlenilmiştir.Bilirkişiler Dr. ... ile ... raporlarında neticeten ; Taraflar arasında 26.02.2015 tarihli bir fikri mülkiyet sözleşmesi akdedildiği görülmektedir. sözleşme incelendiğinde; - Sözleşmesinin 4/2. maddesi ile davacının patent, faydalı model başvurusunu şahsı ya da herhangi bir ticari işletme adına yapmayacağını taahhüt ettiği, - Sözleşmenin 4/4 maddesinde, davacı tarafın haftada iki gün davalının Konya ilinde yer alan biriminde üretim, ürünler hakkında araştırma, değerlendirme ve yönlendirme toplantıları düzenleme görevini üstlendiği, sözleşmenin 8. maddesinde sözleşme konusu gümüş üzerinde sözleşme kapsamında yapılacak olan nano teknolojik çalışmalar ile oluşmuş ya da oluşacak ürün ve yöntemlerle ilgili her türlü fikri mülkiyet haklarının davalıya ait olacağının kararlaştırıldığı, davalının ise ürünün hammaddesinin temini için gereken finansmanı sağlamayı, üretiminin gerçekleştirilmesi ve pazarlamasının etkin bir biçimde yerine getirilmesi yükümlülüğünü üstlendiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından davalı tarafından teslim edildiği iddia edilen ürünler üzerinde Yeditepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim görevlilerinden Prof. Dr. ...’dan teknik rapor alındığı, anılan raporda, ürünlerde gümüş nano parçacık olduğuna dair bulguya rastlanmadığı tespitine yer verildiği anlaşılmaktadır. Tespite konu ürünlerin davacı tarafından sözleşme kapsamında teslim edilen ürünler olup olmadıkları yine, davalının iddia ettiği şekilde davacının, davalıya dört kez nano gümüş sevkiyatı yapıp yapmadığı, davalı tarafından davacıya bu sevkiyatlara karşılık 50.000 USD + 20.000 EURO ödeme yapılıp yapılmadığı hususları, ticari defterlerin incelemeye sunulmaması nedeniyle, mali inceleme yapılarak tespit edilememiştir. Bununla birlikte davacının, taraflar arasındaki sözleşmenin 4. ve 8. maddeleriyle üstlenmiş olduğu, know-how, patent ve diğer fikri mülkiyet haklarının davalıya devredilmesi, haftada iki gün şirket merkezinde ürün geliştirme faaliyetinde bulunulması taahhütlerini yerine getirdiğine ilişkin somut bir delil sunulmamıştır. Dava konusu senedin davacı tarafından imzalanan bir senet olduğunun da, yapılan teknik incelemeyle tespit edildi görülmektedir. Senedin zorla veya hile yoluyla davacıya imzalatılmış olduğuna dair de somut bir delile rastlanmamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 7/2. hükmünde sözleşmeyi ihlal eden tarafın 500.000 USD tutarında cezai şart tazminatı ödemesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bütün bu hususlar dikkate alındığında; davacının taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiği, davalının dava konusu senedi sözleşmeden kaynaklanan cezai şart tazminatına karşılık olarak almak suretiyle davacıyı ibra ettikleri, dolayısıyla davacının dava konusu senet nedeniyle borçlu olmadığı yönündeki talebinin yerinde olmağı kanaatine varmaktayız. Yukarıda ayrıntılarıyla arzettiğimiz nedenlerden dolayı bilirkişi kurulumuz, davacının taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiği, davalının dava konusu senedi sözleşmeden kaynaklanan cezai şart tazminatına karşılık olarak almak suretiyle davacıyı ibra ettiği, dolayısıyla davacının dava konusu senet nedeniyle borçlu olmadığı yönündeki talebinin yerinde olmağı " yönünde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
GEREKÇE Dava, cebir tehdit iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davacı istinafında, İcra Hukuk Mahkemesi'nde alınan bilirkişi raporunda sadece imza incelemesi yapıldığını, incelemede ise mukayeseye esas evrak olarak imzası kabul edilmeyen ibranamenin esas alındığını, yazı incelemesi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, dava dilekçesi ekindeki davacı yanca keşide edilen Denizli ....Noterliği'nin 14.12.2018 Tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamede takibe konu senetteki imzanın inkar edilmeyerek senedin baskı altında imzalandığının iddia edildiği, esasen istinaf dilekçesinde de imza itirazı olmayıp senetteki yazılar yönünden inceleme yapılmasının talep edildiği, TTK'nun 778/1-f maddesinin yollaması ile 680/1.maddesi uyarınca TTK hükümlerine göre açığa bono düzenlenmesinin mümkün olduğu, bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiği dikkate alındığında mahkemece imzanın davacıya ait olduğu kabul edilerek başkaca rapor alınmaması yerinde görülmüştür. Davacı, senedin sonradan doldurulduğunu ileri sürmüş ise de; açığa imzalı senet düzenlenmesi mümkün olup davacı, senedin rızası dışı/anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispatla yükümlüdür. Dosyada mevcut delil durumu, KYOK dikkate alındığında bu husus ispatlanamamıştır. Davacı, HMK 222/5 maddesi hükümlerinin uygulanmasını talep etmiş ise de; davacının delil listesi incelendiğinde münhasıran ticari defterlere dayanılmadığı gibi, davalı savunmasında dava konusu senedin sözleşmeye aykırılık nedeni ile ödenen tutarların iadesi amacı ile tanzim edildiğini iddia ettiği, senette nakden kaydı olduğu dikkate alındığında davacının bedelsizlik iddiasının salt davalı ticari defterleri ile ispatı da mümkün değildir. Davacı, ibranamedeki imzayı kabul etmemiş ise de; senedin cebir ve tehdit ile alındığı hususu ispatlanamadığından bu yönde inceleme yapılmamasında da eksiklik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 05/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01