SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 16. HD 2024/392 E. 2024/650 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/392

Karar No

2024/650

Karar Tarihi

4 Nisan 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2024/392 Esas

KARAR NO: 2024/650 Karar

İNCELENEN KARARIN

MAHKEME: İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/01/2024

NUMARASI: 2024/7 D.İş. - 2024/8 K : ...

DAVANIN KONUSU: Tespit (D.İş)

KARAR TARİHİ: 04/04/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: TALEP:Tedbir ve tespit isteyen vekili 06/02/2024 tarihli dilekçesinde özetle; aleyhine tespit talep edilenin, müvekkil firmaya ait " ..." ibareli markasından doğan haklarını ihlal ettiğini, bu nedenle markayı ihlal eder nitelikte bir ibarenin tabelada, levhalar, dış camlar ve işyeri içerisinde kullanılmasının dava neticesine kadar önlenmesine, tecavüz konusu teşkil eden kullanımın yer aldığı ürünler ile herhangi bir şekilde tecavüz teşkil eden kullanımın yer aldığı karşı taraf yan ilan, reklâm, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesinin, basılı kâğıtlar, faturalar ve sair türlü ticari evrak üzerinde kullanılmasının önlenmesine ve bu şekilde bastırılmış olan materyalin dahi bulundukları yerlerden toplanarak muhafaza altına alınmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

TEDBİR TALEBİNİN REDDİ KARARI: İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 20/02/2024 tarihli, 2024/7 D. İş sayılı ara kararıyla; "...Yapılan tetkik ve incelemede; “... ” markasında yer alan “...” unsuru her ne kadar İstanbul ili Fatih ilçesinde yer alan bir semt ismiyse de dosya somutunda yer alan bilgi ve belgeler ışığında tespit talep eden yanın ilgili unsuru 43. Sınıftaki kullanımları ile ayırt edici hale getirdiği, bu haliyle aleyhinde tespit yapılan yanın ilgili kullanımlarının nihai tüketici nezdinde hizmetlerin kaynağı noktasında yanılgıya düşürebileceği, hizmetlerin aynı kaynak tarafından sağlandığı yanılgısı oluşturabileceği, tespit talep eden yan kullanımlarıyla iltibasa sebebiyet verebileceğinin değerlendirilebileceği, ancak alınan bilirkişi raporu ile de isabetli bir şekilde belirtildiği üzere hem aleyhinde tespit talep edilen yanın, (her ne kadar tescil edildiği şekliyle kullanılmasa da), tescilli markaların varlığı, hem tespit esnasında işletme sahibi olduğunu beyan eden kişinin söz konusu markayı uzun zamandan bu yana kullandığı şeklindeki iddiası, hem ...”nde yer alan “...” unsurunun bir yer ismi olması (Her ne kadar tespit talep eden yanın ilgili unsuru ilgili hizmetlerde ayırt edici hale getirdiği bilirkişilerce değerlendirilemekteyse de) tecavüzün varlığı ilgili esas yargılamanın yapılmasının gerektiği, zira karşı taraf iddiasının değerlendirmesi yapılmadan salt yukarıda yapılan tespitlere göre yaklaşık ispatın varlığından bahsedilemeyeceği, davalı taraf iddialarının araştırılması sürecinin de yapılacak yargılama ile mümkün olduğu bu meyanda bilirkişilerin yargılama gerektirdiği" gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.

İSTİNAF BAŞVURUSU: Tedbir talep eden vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunda karşı tarafın kullanımlarının müvekkilinin markasından doğan hakları ihlal ettiğine dair görüş bildirilmişse de, talep dilekçesinde yer verdikleri bazı hususlara dikkat edilmediğini, Müvekkilinin karşı tarafa ait iş yerleri ile ilgili daha önce açtığı İstanbul 2. FSHHM'nin 2011/107 Esas, 2013/316 Karar ve İstanbul FSHHM'nin 2017/290 Esas, 2019/525 Karar sayılı iki ayrı davada ihlal kararının kesinleştiğini, Karşı tarafça bu kararlardan sonra kullanıma son verilmişse de, daha sonra başka bir şirket üzerinden biraz değiştirilerek markanın kullanılmaya başlandığını,Karşı tarafın kötüniyetli kullanımı ve müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğu ve ayırt edici bir ibare olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararlarına rağmen, halen karşı tarafın iddialarının araştırılması gerektiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinin hukuka uygun olmadığını, İstanbul FSHHM'nin 2017/290 Esas, 2019/525 Karar sayılı kararı ile karşı tarafa ait "..." markasını hükümsüz kılındığını, karar kesinleştiği halde Mahkeme kalemince iş yoğunluğu gerekçesiyle gerekli işlemlerin yapılmadığını, TPMK'na kararın bildirilmediğini, bu kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılabilecekken tescilli markası bulunduğu gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki karşı tarafın markayı "... " ibaresini ön plana çıkartarak kullandığını,Karşı tarafın ayrıca müvekkiline ait gazete haberlerini ve fotoğraflarını da iş yerinin duvarlarına astığının tespit edildiğini, müvekkili şirket ile bağlantısı olduğu izlenimini sağlamaya çalıştığını, Tüm bu delillere ve alınan bilirkişi raporuna rağmen ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: Mahkemece marka uzmanı ... ve yiyecek sektöründen ...’dan alınan 26/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...Tespit mahallinde yemek servisi yapıldığı görüldüğü, Söz konusu kullanımlar, tespit talep eden yan markasının tescilli olduğu 43. Sınıf kapsamında olduğu, Mahalde tarafımızla paylaşılan vergi levhasına göre mükellefin ticaret unvanının ... LİMİTED ŞİRKETİ, iş yeri adresinin ... SK. NO:... İÇ KAPI NO:... ŞİŞLİ/İSTANBUL, vergi numarasının ... olduğu, Mahalde tarafımız ile paylaşılan marka tescil belgelerine göre karşı yan adına koruması devam eden “...” ve “ ...” markalarının tescilli olduğu, Kural olarak bir marka tescil edildiği şekilde kullanılmak zorunda olduğu, karşı yan kullanımları incelendiğinde ise; tescilli markaların bütünsellikleri bozularak, tescilli formlarından uzaklaştırıldığı, tespit talep eden yan adına tescilli markalara yaklaşarak “...” ibaresini ön plana çıkarıldığı ve bu durumda karşı yan kullanımlarının tescilli markasına dayandırılamayacağı, Mahalde yer alan çerçevelerdeki bazı fotoğraflarda tespit talep eden yan adına tescilli ... (29 / 30 / 35 / 39 / 43 ) ,... ve ... (43) markalarının şekil unsurunun birebir yer aldığı, Mahalde yer alan bir adet çerçevede ise 12 Mart 2010 tarihli gazete küpüründe yer alan “...” başlıklı haberin bulunduğu, haberin alt kısmında ise “ ...” ibaresinin yer aldığı, haber metninin altında bulunan telefon numarası ve adres ile mahalde yer alan ıslak mendiller üzerindeki telefon numarasının aynı olduğu, Mahalde kendisini iş yeri sahibi ... olarak tanıtan şahsın söz alarak; “Ben bu markayı uzun süredir bu iş yerinde kullanırım. Marka bana aittir. Karşı dava hakkımız saklıdır.” şeklinde beyanda bulunduğu “...” markasında yer alan “...” unsuru her ne kadar İstanbul ili Fatih ilçesinde yer alan bir semt ismiyse de dosya somutunda yer alan bilgi ve belgeler ışığında tespit talep eden yanın ilgili unsuru 43. Sınıftaki kullanımları ile ayırt edici hale getirdiği, bu haliyle aleyhinde tespit yapılan yanın ilgili kullanımlarının nihai tüketici nezdinde hizmetlerin kaynağı noktasında yanılgıya düşürebileceği, hizmetlerin aynı kaynak tarafından sağlandığı yanılgısı oluşturabileceği, tespit talep eden yan kullanımlarıyla iltibasa sebebiyet verebileceğinin değerlendirilebileceği,Ancak hem aleyhinde tespit talep edilen yanın, (her ne kadar tescil edildiği şekliyle kullanılmasa da), tescilli markaların varlığı, hem tespit esnasında işletme sahibi olduğunu beyan eden kişinin söz konusu markayı uzun zamandan bu yana kullandığı şeklindeki iddiası, hem “....”nde yer alan “...” unsurunun bir yer ismi olması ( Her ne kadar tespit talep eden yanın ilgili unsuru ilgili hizmetlerde ayırt edici hale getirdiği heyetimizce değerlendirilmekteyse de) tecavüzün varlığı ile ilgili esas yargılamanın gerekebileceği ve bu husustaki takdir yetkisinin sayın Mahkemenize ait olduğu, Haksız rekabet yönünden ise Bölge Adliye Mahkemesi kararları doğrultusunda, SMK uygulamasının söz konusu olduğu marka hukukuna dair ihtilaflarda haksız rekabet yönünden bir değerlendirme yapılamayacağı kanaatinin içtihat haline gelmesi sebebiyle bu husustaki takdir yetkisinin de Sayın Mahkemenize ait olduğu,Nihayetinde tarafımızca delil tespiti sınırları içerisinde bir inceleme yapıldığından konunun ancak esas yargılaması sonucu nihayete erdirilebileceği" yönünde görüş bildirilmiştir.İhtiyati tedbir talep eden vekili tarafından dosyaya sunulan İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/290 Esas, 2019/525 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; davacının ...Tic. Ltd. Şirketi, davalının ... Tic. Ltd. Şirketi olduğu, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat, marka hükümsüzlüğü talebiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda; davalı adına tescilli ... numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne, davalının "... " ibaresini kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğine, tecavüzün önlenmesi ile maddi ve manevi tazminata hükmedildiği, kararın 30/06/2020 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.

G E R E K Ç E: İhtiyati tedbir talep eden tarafça, kendilerine ait “...” esas unsurlu markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil edecek şekilde karşı tarafın iş yerinde marka kullanıldığı iddiasıyla, bu kullanımların önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.Mahkemece, karşı tarafın da tescilli markaları bulunduğu ve “...” ibaresinin bir yer adı olduğu, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, ihtiyati tedbir talep eden vekili karara karşı istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.6100 sayılı HMK'nun 389/1. maddesinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, 390/son maddesinde ise tedbir talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir.Karşı tarafa ait iş yerinde bilirkişiler tarafından yapılan tespit sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunun kapsamına göre “...” ibaresinin ön plana çıkartılacak şekilde kullanıldığının tespit edildiği, bilirkişiler tarafından, bu ibarenin tedbir isteyen tarafça uzun süredir kullanılması nedeniyle 43. sınıf için ayırt edici hale geldiğine dair de görüş bildirildiği görülmekle, HMK’nun 390/son maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği kanaatine varılmış, ihtiyati tedbir talep edenin istinaf talebinin kabulüne, İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 19/01/2024 tarihli 2024/7 D.iş sayılı kararının kaldırılmasına, mevcut delil durumu dikkate alınarak uygun bir teminatla ihtiyati tedbir kararı verilmesi için dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Talep eden vekilinin istinaf isteminin esastan KABULÜNE,2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 19/01/2024 tarihli 2024/7 D.İŞ - 2024/8 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine İADESİNE,3-İstinaf yargılaması yönünden; a-Talep eden vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine,b-İstinaf yargılaması sırasında davacı tarafından yapılan 1.169,40TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 210,00TL tebligat ve posta giderinin karşı taraftan alınarak, talep edene verilmesine, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 04/04/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınTespitkonusuşirketilimitedkararistinafreddikabulüneistanbulfikrîsınaîşişliistanbulkararıdelillertedbirhaklardosya(D.İş)numarasıtalebininbaşvurusuhukuk

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim