İstanbul BAM 16. HD 2022/1038 E. 2024/625 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/1038
2024/625
3 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1038 Esas
KARAR NO: 2024/625
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/03/2022
NUMARASI: 2021/78 Esas, 2022/59 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 03/04/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Çin menşeli bir firmaya ait "..." markasını kullanma yetkisini aldığını, davalı şirkete ait olan "www...com" internet sitesine girildiğinde de, Çinli firmaya ait dürbünlerin ve ürünlerin satıldığının görüleceğini, aynı zamanda davalının kötü niyetli bir biçimde "..." ibareli markanın Türkiye'de tescilli olmadığını görerek, benzerini kötü niyetli bir biçimde ... tescil numarası ile kendi adına tescil ettirdiğini, bu suretle de gümrük mevzuatına uygun olarak getirilen orjinal ürünlerin ticaretini engellediğini iddia ederek, davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin yıllardır av malzemelerinin toptan ve perakende satışı ile iştigal olduğunu ve Türkiye çapında bilinir firmalarından biri olduğunu, müvekkilinin kendi adına yaratmaya çalıştığı ve Türkiye çapında bilinirliğini kendi emekleriyle sağladığı markalarından birinin de dava konusu "..." olduğunu, Türkiye'de iç piyasada "..." marka dürbünlerin müvekkili firmaya ait olduğu hususunun bilindiğini, bu nedenle müvekkilinin herhangi bir faydalanma çabası içinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalının aynı sektörde faaliyet gösterdiği, davacının "..." markasını Çin menşeli şirketten dava tarihini de kapsar şekilde kullanım hakkını aldığı, mahkemenin 2019/128 D.İş ve 2019/148 Esas sayılı dosyalarında davalı tarafça davacı taraf aleyhine davaya konu markaya dayanarak davalar açıldığı, davacının SMK'nın 5 maddesi uyarınca ilgili sıfatıyla dava açma hakkı ve hukuki yararının var olduğu, davalı tarafa ait internet sitesinde markanın Çin'de tescilli olduğu şekliyle görseline yer verilerek 2015 yılından beri bu ürünlerin ithalatının yapılıp satıldığının belirtildiği, bu haliyle davalının markanın dava dışı Çin firmasına ait olduğunu ve Türkiye'de de bilinir olduğunu kabul ettiği, sırf sektörde faaliyet gösteren rakip firmaların bu ürünün ithalatını yapıp Türkiye'de ticarete konu etmelerini engellemek amacıyla marka tescilini yaptırdığı, tescilin kötü niyetli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalı adına tescilli 2018/19174 tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili, davaya cevap dilekçesinde ileri sürdüğü savunmalarını istinaf dilekçesinde tekrar ederek; davacı tarafın sunduğu evraklardan yola çıkılarak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının müvekkili adına tescilli markanın ihlali nedeniyle açılan davanın sonuçlarından kurtulmak için işbu davayı açtığını, davacının söz konusu davada yetki belgesinin hiç ileri sürülmediğini, bu evrakın oluşturulan mizansenin bir gereği olarak geri tarihli olarak düzenlendiği kanaatinde olduklarını, marka hukukunda temel prensibin ülkesellik olduğunu, Çin'deki marka tescilinin, Türkiye'deki markanın sıhhatini etkilemesinin mümkün olmadığını, ilgili Çin firmasının Türkiye'de hiçbir aktif ticaretinin olmadığını, iç pazarda çalışan müvekkilinin Çin'li firmaya ait Çin Halk Cumhuriyeti'ndeki marka tescilini bilmesi gerekmediği gibi, bilmesinin beklenmesinin de hayatın olağan akışına aykırı düştüğünü, müvekkilin iyi niyetli bir şekilde ithal ettiği ürüne ... markasını tescil ettirerek, uzun yıllar boyunca gösterdiği emek ile markanın Türkiye içerisinde tanınır hale geldiğini, somut durumun kötü niyetli tescil kararlarının mahiyetinin dışında kaldığını savunarak, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davalı adına tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kabulüne kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda bir markanın aynısını ya da benzerinin marka olarak tescil ettirilmesi tek başına kötüniyetli başvuru olarak değerlendirilemeyeceği gibi marka hukukunun ülkeselliği ilkesi nedeniyle birden fazla yabancı markanın benzeriyle ilgili marka başvurusunda bulunulması ve tescil ettirilmesi de tek başına kötüniyetli marka tescili anlamına gelmez. (Emsal Yargıtay 11.HD'nin 2020/1842 -2021/1878) 2021/249 E-K 2022/4017 K) Bir marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle tescil ettirildiği her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay'ın uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescilleri kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edilmektedir. Kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyet tescil başvurusu anında varolmalıdır. Tescilden uzun süre sonraki kullanımlarda, markanın tescil olunduğu gibi değilde başkalarının markalarına yanaşılarak yapılan kullanımlar marka hakkına tecavüz teşkil edebilirse de tek başına kötüniyetli tescile delalet edemez (Yargıtay 11.HD'nin 2019/5187 E- 2020/3833 K.) Somut olayda, davacı ile aynı alanda aynı ürün çeşitleri ile faaliyet gösteren ve davalının; kendi internet sitesinde Çin'de tescilli olduğu şekliyle marka görseline yer verdiği ve 2015 yılından beri bu ürünlerin ithalatının yapılıp satıldığını belirttiği "..." markasını, daha sonra Türkiye'de kendi adına tescil ettirdiği, görsel ve işitsel olarak benzer olan "..." esas unsurlu her iki marka arasında iltibas bulunduğu, söz konusu tescilin sırf sektörde faaliyet gösteren rakip firmaların Çin firmasına ait ürünün Türkiye'de ticaretini engellemek amacıyla kötü niyetli olarak yapıldığı; davacının Çin'deki markanın sahibinden aldığı marka kullanım belgesine dayalı olarak aktif dava ehliyetine sahip olduğu ve dava açmakta hukuki yararının mevcut olduğu, ilk derece mahkemesinin davanın kabülüne dair kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9- TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01