İstanbul BAM 16. HD 2022/1447 E. 2024/570 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/1447
2024/570
21 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1447 Esas
KARAR NO: 2024/570
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/06/2022
NUMARASI: 2021/25 Esas, 2022/671 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 21/03/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; müvekkilleri hakkında davalı tarafından İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyaları ile kambiyo takibe özgü takip başlatıldığını, her iki icra takip dosyasına konu toplam 350.000,00 USD tutarındaki senetlerin müvekkillerine iade edilmesi gerekirken haksız ve kötü niyetle icra takibine konu edildiğini, Davalı ... gönderilen Beyoğlu .... Noterliğinin 03.07.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralh ihtarname ile müvekkillerinden ...'ın, davalı ile birlikte ortak oldukları, ...Tic, Ltd. Şti. ve .... Tic. Ltd. Şti. için yapılacak kredi müracaatlarında bankaya teminat olarak verilmek üzere boş olarak imzalanmış olan her biri 03.01.2017 keşide tarihli 30.06.2017 vadeli 100,000.00 USD. 30.09.2017 vadeli 100.000.00 USD ve 31.12.2017 vadeli 150.000,00 USD olmak üzere toplam 350.000.00 USD tutarındaki 3 adet senedin iade edileceği söylenmesine rağmen iade edilmediğinden senetlerin davacılara iade edilmesi için ihtarname gönderildiğini, Müvekkilleri tarafından boş olarak imzalanan ve davalı ile ortak oldukları şirketlerden hangisi için kredi müracaatı yapılacaksa, lehtar kısmına o şirketin adı yazılarak düzenlenecek ve banka tarafından istenmesi halinde verilecek olan, şirket kasasında tutulan senetlerin davalı tarafından, hileli davranışlar ile senet alacaklısı kendisi olacak şekilde doldurulduğunu ve gerçeğe aykırı düzenlenen sahte senetler ile müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, senetlerin üzerindeki yazıların müvekkillerine ait olmadığını,Müvekkili ... ile davalının 17 yıl boyunca ...Tic. Ltd. Şti. Ve ...Tic. Ltd. Şti. İle ... A.Ş' de eşit hisse oranları ile birlikte ortaklık yapmış ve aynı geliri elde ettiklerini, Müvekkilinin, birlikte çalıştığı ve kendisi ile aynı gelire sahip olan davalıdan 350.000.00 USD gibi yüksek meblağlı borç alması hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi tarafların mali içtimai durumunun da davalının 350.000.00 USD borç vermeye, müvekkilinin de bu parayı borçlarmaya durum ve gücünün olmaması da bu borçlanmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ispatladığını, Müvekkilinin davalıdan borç almasını gerektirecek bir neden de bulunmadığını, taraflar arasında borçlanmayı gerektirecek bir ilişkinin olmadığını, dava ve takiplere konu senetlerin keşide darihi ile müvekkilinin şirketlerdeki hisselerini 550.000.00TL karşılığında davalıya devrettiği tarihin aynı olduğunu, senetlerin düzenlenme ve hisselerin devri 03.01.2017 tarihinde gerçekleştiğini, buna göre müvekkillerinin davalıya borçlandığı tarihin müvekkilinin davalıdan 550,000.00 TL hisse devir bedeli aldığı tarih ile aynı gün olduğunu, davalının müvekkillerinden alacaklı ise neden hisse devir bedellerini ödeme yoluna gittiğini, müvekkillerinin gerçekten borçlu olmuş olsa normal şartlar da hisse devir bedelinin ödenmemesi, sözde borçtan mahsup edilmesi gerektiğini, Müvekkillerinin davalıdan borç almadığını, kendisine borçlanmadıklarını, kaldı ki davacının tacir olduğu düşünüldüğünde 350.000.00 USD gibi büyük bir miktar paranın banka marifeti ya da makbuz karşılığı olmaksızın sözleşme veya belgesiz elden verilmesi de hayatın olağan akışına aykırı olacağını, bu nedenlerle müvekkillerinin, icra takiplerine konu senetlerden dolayı burçlu olmadıklarını, Müvekkillerinin, ... Tic. Ltd. Şti. ve ... Tic. Tad. Şti.'de bulunan hisselerinin tamamını, Beşiktaş ... Noterliğinin 03.01.2017 ve ... yevmiye nolu ve 03.01.2017 tarih ... yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devir Sözleşmeleri ile davacı ... devrettiğini, bu sözleşmelere göre Davacı ... tarafından müvekkillerine şirketlerin hisse devir bedeli olarak, 383.350.00 TL ve 166.650,00 TL olmak üzere toplam 550.000.00 ödendiğini, Müvekkilinin sahip olduğu şirket hisselerini devrederek, davalıdan 550.000.00TI hisse devir bedeli ödendiği tarih ile dava ve takibe konu senetlerin düzenlendiği keşide tarihinin aynı olduğunu, buna göre müvekkilinin 03.01.2017 tarihinde, davalıdan 550.000.00 TL hisse devir bedeli almışken aynı gün davalıya dava ve takibe konu toplam 350.000.00 USD tutarındaki üç adet senedi imzalayarak verdiğini, bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
Davalı tarafından iddia edildiği şekilde gerçekten 350.000,00 USD alacağı olması halinde Hisse devir bedelini ödemeyip senet alacağına mahsup etmesi gerektiğini, davalı tarafın hayatın akşına aykırı bir şekilde müvekkilden alacaklı olmasına rağmen, şirket hisse devri nedeniyle müvekkiline 550.000.00 TL ödemesi hayatın olağan akışına tamamen aykırı olduğunu, Davalının gerçek dışı borç ilişkisini ve borç miklarını ispat etmesi gerektiğini, çünkü bu şekildeki borç iddiası hayatın olağan akışma aykırı olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, Davalı taraf İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınm 2018/115811 Soruşturma numaralı dosyasında verdiği ifadesinde müvekkillerine farklı miktarlarda ve farklı zamanlarda borç verdiğini iddia ettiğini, Davalının, gerçeğe aykırı haksız ve kötü niyetli iddiasına göre müvekkillerine farklı zamanlarda borç verdiğini, müvekkillerinin aldığı borçları ödememesine rağmen yine de borç ödemeye devam ettiğini, borcunu ödemeyen bir kişiye tekrar tekrar borç verilmesi gerçek dışı bir tutum olduğunu, bu durum da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı ne zaman hangi miktarda borç verdiğini de açıklayamadığını, Müvekkilleri ve diğer ortakların sadece şirket ortaklığında birlikle hareket etmekle yetinmemiş kazançlarını da aynı şekilde değerlendirdiklerini, müvekkillerinin ve davalının aktif/pasif taşınmaz kayıtlarında bakıldığında, sürekli olarak birlikte ve aynı yerde taşınmaz almış, araç alırken bile aynı marka ve model araç aldıklarını, uzun yıllar boyunca birlikte tatil yaptıklarını, elde ettikleri birikimleri bile birlikte değerlendiren bu kişiler arasında borç ilişkisi kurulmasından bahsedilemeyeceğini, müvekkilleri ile davalının banka kayıtları, gelirleri incelendiğinde, davalının müvekkillerine hiç bir zaman borç vermediği, borç verecek durumda olmadığı, taraflar arasında borç ilişkisi kurulacak bir nedenin bulunmadığı, taraflardan birinin diğerinden varlıklı diğerinin ise muhtaç ve borç alma arayışında bulunmadığı da görüleceğini, bu kişiler 17 yıl boyunca aynı gelire sahip olup, mali olarak da denk durumda olduklarını, açıklanan nedenlerle müvekkillerinin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Fsas sayılı dosyalarına konu senetlerden borçlu olmadıklarının tespitine, icra takibi ile senetlerin iptaline, davalının % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; Bonodan dolayı açılan menfi tespit davasında ispat yükü davacıda oldğunu, davacıların senede karşı ispat kuralı kapsamında yazılı delile dayanmadıklarını, bu ispat kuralı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,Hem davacı ...'ın hem de davacıların Avukatı ...'in müvekkilinin ...la yaptığı Whatsapp yazışmalarında borcu öteleyici yine borcun ödenmesine dair protokoller hazırladıkları ve müvekkiline gönderdikleri ispatlı olduğunu, hem ... hem de Avukatı ... tarafından daha önceki dava dosyalarına sunulan bu yazışmaların sunulması ile haberleşme gizliliğini ihlal edildiği iddiasıyla müvekkili aleyhine savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, buna dair takipsizlik kararı verildiğini, (İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/153876 Srş No- 2019/153870 Srş No) bu yazışmalarda dava konusu senet borçlarının nasıl ödeneceği konuşulduğunu ve hatta borç vadelerinin uzatılması görüşüldüğünü, bu kayıtların halen müvekkilinde bulunduğunu, bu konuda bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektiğini, Yargıtay'ın son kararlarına göre bu whatsapp yazışmaları delil niteliği kabul edildiğini, Davacı Borçlu ... tarafından 26.06.2018 tarihinde yapılan protokol de dava konusu senet takiplerinin borçlu davacı tarafından ödeneceği açıkça yazıldığını, davacı borçlu bu protokoldeki imzasını (tıpkı senetlerdeki gibi) kabul ettiğini, Davacılar tarafından 03.07.2017 tarihinde Noter kanalıyla keşide olunan ihtarnameye müvekkili ... 10.07.2017 Beşiktaş ... Noterliği kanalıyla ... yevmiye numarası ile cevap verdiğini, bu cevabında muhatapların borçtan kaçınma çabası içinde oldukları ve iddiaların kabul edilmediği ifade edildiğini, yine borçlulara her bir senet için Banka tarafından ödememe protestosu gönderildiğini, davacı borçlunun 1,5 sene önce Çanakkale Ezine de 200 bin TL meblağlı villası icra kanalıyla satıldığını, davacıların talepleri zaman aşımına uğradığını, davacılar bu davayla tasarrufun iptali davasını ötelemek için işbu davayı açtığını, davanın asıl gerekçesi ve mahiyeti de bu olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"...Davacıların dava konusu bonoların davalı ile birlikte ortak oldukları ... Tic. Ltd. Şti. ve .... Tic. Tad. Şti. için yapılacak kredi müracaatlarında bankaya teminat olarak verilmek üzere boş olarak imzalanıp şirket kasasında tutulan bonolar olduğunu, davalıya bu bonolar nedeniyle borçlu olmadıklarını iddia ederken, davalının İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/383 Esas sayılı dosyasında iş bu dava konusu bonoların davalı ... şahsi borcu nedeniyle kendisine verildiğini belirttiği, dava konusu bonoların nakden düzenlendiği, davalı tarafından düzenleme nedeninin talil edilmediği, ispat yükünün davacılar da olduğu, dava konusu bonoların miktarı itibariyle HMK'nun 201 maddesinde düzenlenen senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacıların bonoların teminat amaçlı verildiği iddiasının senetle ispat etmesi gerektiği, 6102 Sayılı TTK'nun 778/2. Fıkra ve 680. Maddeleri gereği açığa bono düzenlenmesi mümkün olup, dava konusu bonoların anlaşmaya aykırı doldurulduğu yolundaki iddiasını da yazılı delille ispatlaması gerektiği ancak davacıların iddialarını yazılı belge ile kanıtlayamadığı, delilleri arasında yemin deliline dayanan davacıların yemin delilini de kullanmadıkları belirlenmekle kanıtlanamayan davanın reddine" Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Taraflar arasında dava konusu bonoların üzeri doldurulmadan, boş olarak davalı tarafa verilmesini gerektirecek herhangi bir anlaşma olmadığını davalının da anlaşma yapıldığı yönde bir iddiası olmadığını, müvekkilinin davalıya dava konusu senetleri vermediğini,mahkemenin senet üzerindeki yazının müvekkillerinin eli ürünü olup olmadığının tespiti için imza incelemesi yapılması yönündeki talebini reddettiğini, taraflar arasında, açık bono verildiği yönünde bir anlaşma yapılmadığı konusunda bir ihtilaf bulunmamasına rağmen, yerel mahkemenin açık bono düzenlendiğini gerekçe göstererek davanın reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,Yerel mahkemenin gerekçeli kararında; davalının İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/383 Esas sayılı dosyasında davalı tarafın, iş bu dava konusu bonoların müvekkili ...'ın şahsi borcu nedeniyle kendisine verildiğini belirttiğine dayanılmış ise de davalı tarafın, menfi tespit davasında, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/383 Esas sayılı dosyasında ki beyanlarını kabul etmediğini, bu yönde bir savunma yapmamış, müvekkile elden nakit borç verdiğini kabul etmemiş olduğunu, davalının İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/383 Esas sayılı dosyasındaki beyanlarının talil olmadığına ilişkin gerekçenin yerinde olmadığını, senette bedel kaydının bulunması durumunda davalı alacaklının artık senedin asıl borç ilişkisinden mücerret olduğu iddiasında bulunamayacağını, senedi elinde bulundurma ve alacağın dayanağını ispat etmekle yükümlü olduğunu, Ceza dosyasındaki davalı tarafın iddiasını kabul etmemekle birlikte bu şekilde borçlanmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,müvekkillerinin, davalı ile ortak oldukları şirketlerin kredi müracaatın da kullanılmak üzere boş olarak imzaladıkları ve şirket kasasında muhafaza edilen davaya konu senetlerin müvekkillere iade iade edilmesi için, davalı ... Beyoğlu ... Noterliğinin 03.07.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderdiğini, senetlerin hileli davranışlar ile senet alacaklısı kendisi olacak şekilde doldurulmuş olduğunu, yazı ve rakamın müvekkillerine ait olmadığını, müvekkilinin davalıdan hiçbir zaman borç almadığını, Davaya konu senetler teminat amaçlı olarak davalıya verilmediğini, bonoların, davalı tarafından, müvekkilleri bu şirketlerde ki hisselerini devrederek ayrıldıktan sonra, şirket kasasında kalan senetlerin üzerini doldurulduğunu, senetlerin ortak olunan şirketlerin alacağı banka kredisi için bankaya verilmek üzere üzeri boş olarak bırakılarak imzalanmış ve şirket kasasında muhafaza edilen senetler olduğunu, 03.01.2017 tarihli hisse devirleri nedeni ile ... tarafından müvekkiline şirketlerin hisse devir bedeli olarak, 383.350,00 TL ve 166.650,00 TL olmak üzere toplam 550.000,00 TL ödendiğini, davalının savcılık ifadesinin hayatın olağan akışı ile örtüşmediğini, dava konusu senetlerin keşide tarihi aynı olduğunu, davalının arasında husumet olduğunu söylediği müvekkilinden gerçekten 350.000,00 USD alacaklı olsa hisse devir bedelini borcuna mahsup etmesi ve müvekkile hisse devir bedeli için ödeme yapmaması gerekeceğini, Davalının, müvekkiline 350.000,00 Dolar borç verecek ekonomik ve mali gücü bulunmadığını, mahkemeden davalının ekonomik durumunun araştırılması için davalıya ait olup da bildirdiğimiz banka kayıtlarının celbi ile tek gelir kaynağı olan % 30 oranınsa hisse sahibi olduğu ... Tic. Ltd. Şti. ve .... Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi talep edilmişse de reddedilerek hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 18.06.2019 tarih 2017/19-827 Esas, 2019/689 Karar , Hukuk Genel Kurulu 2017/969 E. , 2021/866 K. Yargıtay 19 Hukuk dairesi 13.06.1996 tarih, 1996/3770 Esas, 1996/6011 Karar sayılı, 11. HD. 2.6.1981 T. E: 2722, K: 2776 ilamlarının dikkate alınması gerektiğini,Senet üzerinde inceleme yapılması talebinin kabul edilmemesi ve maddi vakalara ilişkin tanık dinletme talebimnin reddedilmesinin de hukuki dinlenilme hakkının ihlali olduğunu, YHGK. 10.11.2004 T. E: 14-464, K: 588, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 07.07.2020 tarih, 2019/1644 Esas ve 2020/4561 karar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 20.10.2009 tarih, 2009/8955 Esas 2009 /15860 Karar sayılı ilamların değerlendirilmesi gerektiğini,Whatsap uygulamasının yurt dışı kaynaklı bir iletişim programı olması, ana sunucularına ulaşılamaması, görüşme içeriklerine ulaşılamaması ve elde edilememesi, yukarı da izah edildiği üzere, whatsapp görüşme içeriklerine müdahale edilebilmesi, değiştirilebilmesi, ekleme ve çıkarma yapılabilmesi de mümkün olduğundan, whatsap görüşmelerinin gerçeğe uygun olup olmadığı yönünden hukuka uygunluk denetimi yapılması da münkün olmadığını,Davacının protokol iddiasını kabul etmemekle beraber, HMK 183/3 maddesi ve Avukatlık Kanunu 35/A maddesi gereğince sulh görüşmeleri sırasında yapılan belge, kayıt ve ikrar tarafları bağlamayacağından sunulan whatsap dökümünün hukuki bir değeri ve müvekkili hukuken bağlayıcılığı bulunmadığını, whatsapp dökümlerinin içeriğini kabul etmemekle birlikte, davalı ... ile müvekkili ... arasında olduğu söylenen whatsapp yazışmalarında, müvekkilinin dava konusu senetleri ya da borcu kabulü anlamına gelebilecek, dava konusu senetler hakkında konuşma yapıldığını gösteren bir yazışma olmadığını,(Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 05.03.2018, 2018/524 E. 2018/5611 K. Sayılı kararı )İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi'nin 25.02.2021 tarih, 2021/1508 Esas ve 2022/475 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunu kabul edilerek, İstanbul 2 Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/383 Esas ve 2021/150 Karar sayılı kararının bozulmasına karar verildiğini, yerel mahkemesini kararına gerekçe yapılan 26.06.2016 tarihli protokol ile davalı tarafından iş bu davaya da sunulan whatsapp yazışmalarını delil olarak kabul etmediğini, Davalı tarafın, 26.06.2016 tarihli protokolü, ısrarla 26.06.2018 tarihli protokol olarak sunmaya çalıştığını, protokole bakıldığında, protokol tarihi olarak 2016 yılının yazıldığı, ancak protokolde içeriğine yer alan dava tarihlerine bakıldığında, bu protokolün 2016 yılından sonra yapılması gerektiğini, müvekkilinin şirkete bıraktığı boş bir kağıdın da doldurularak protokol haline getirilmiş olabileceğini beyan ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde;Davacıların kötüniyetli olduklarını, Anadolu 13. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/205 esas sayılı dava dosyasındaki kararın verilmesini geciktirmek amacıyla bu davayı açtıklarını, davacılar aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiğinin belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İNCELEME Davaya konu takip dosyaları incelendiğinde; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile; 100.000 USD bono, 3.210,41 USD işlemiş faiz, 200,00 USD bono komisyonu, 970,00 TL ihtiyati haciz tutarı olmak üzere 103.410,41 USD asıl alacak % 2 bono komisyonu işleyen faizi ile 970 TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 6395.172,54 TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine özgü icra takibine başladığı, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile; 100.000 USD bono, 1.946,57 USD işlemiş faiz, 150.000,00 USD Bono, 1.218,49 USD işlemiş faiz, 300,00 USD bono komisyonu olmak üzere 253.665,06 USD alacağın tahsili için kambiyo senetlerine özgü icra takibine başladığı, Takip dayanağı 31.12.2017 ödeme tarihli 03.01.2017 düzenleme tarihli 150.000,00 USD bedelli bononun ... lehine, ... ve ... tarafından keşide edildiği, 30.09.2017 ödeme tarihli, 03.01.2017 düzenleme tarihli 100.00 USD bedelli bononun lehtar ... lehine davacılar ... tarafından keşide edildiği, 30.06.2017 ödeme tarihli, 03.01.2017 düzenleme tarihli 100.000 USD bedelli bononun lehtar ... lehine davacılar ..., tarafından keşide edildiği, davalı ... tarafından takibe konu edildiği, üç bonoda da nakden kaydı olduğu anlaşılmıştır.
GEREKÇE Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak, senede “malen” veya “nakden” kaydı yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda kanıt yükümlülüğü yer değiştirir. Senedi talil eden, iddiasını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer(YHGK 17.12.2003 gün 2003/19-781 esas, 2003/768 karar sayılı ilamı).Somut uyuşmazlıkta; davacılar, dava dilekçelerinde dava konusu bonolardaki imzalarını inkar etmemişler, ancak senetlerin davalı ile birlikte ortak olunan şirketler için bankalardan alınacak kredilere teminat gösterilmek amacı ile imzalanan senetler olduğunu, senetlerin imzalı olarak şirket kasasında olduğunu, müvekkillerin rızası dışında alındığını, yazı ve rakam kısımlarının kendi eli ürünü olmadığını, taraflar arasında borç ilişkisi olmasını gerektirecek bir durum olmadığını, alacak iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı davaya cevabında senede karşı senetle ispat kuralının uygulanması gerektiğini belirtmiş, ceza dosyasında ise senetlerin davacılara verilen borç para karşılığı olduğunu savunmuştur.Senetlerin ihdas nedeni nakden olarak yazılı olmakla senetteki bedel kaydı senetlerin borç karşılığı verildiğine karine teşkil eder. Davacılar, aksi yöndeki iddialarını kesin delille ispatla yükümlüdür. Davalının, iş bu davadaki cevabı ve soruşturma aşamasındaki savunması ispat yükünü yer değiştirmeyecektir.Davacılar vekili, senette imza dışındaki kısımların sonradan doldurulduğunu, bu yönde rapor alınması talebinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de; senetlerde imza inkarı olmadığından bu yöndeki talep yönünden rapor alınmaması yerinde olup, boş senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının kesin delille ispatı gerektiğinden davacının bu yöndeki istinafı yerinde bulunmamıştır.Somut uyuşmazlığın mahiyeti gereği senede karşı senetle ispat kuralının uygulanması esas olup davacılar vekilinin davalının ekonomik durum araştırmasının yapılmamasına ilişkin talebinin reddinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı, davalı senet alacaklısı olduğundan ayrıca alacağını ispatla yükümlü olmadığı, hayatın olağan akışına aykırılık iddiasının iş bu dava yönünden uygulanamayacağı dikkate alındığında davacılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.Davalı vekili istinafında; davacının kötüniyetli olduğunu tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, davacının ihtiyati tedbir talebi mahkemece reddedilmiş olmakla tazminat koşulları oluşmadığından davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacılr vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,- 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılardan alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 161,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 266,20-TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, -Davalıdan alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere 22/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18