SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 16. HD 2022/1430 E. 2024/531 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1430

Karar No

2024/531

Karar Tarihi

20 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2022/1430 Esas

KARAR NO: 2024/531

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 11/04/2022

NUMARASI: 2020/94 Esas - 2022/290 Karar

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 20/03/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; takibe konu bonolar kayıtsız şartsız bir ödeme vaadi taşımadığı gibi bonolarda ödeme yeri de kararlaştırılmadığını, bu sebeple her iki bononun da kambiyo vasfına haiz olmadığını, davaya konu bonoların üzerinde bedel kaydı da bulunmadığını, bu nedenle de alacak ilişkisinin ispatının yine davalı alacaklıda olduğunu, davaya konu her iki bononun el yazısı ile düzenlendiğini, ancak bu yazıların kesinlikle davaci müvekkile ait olmadığını, İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına dayanak 15.01.2017 düzenlenme 22.02.2017 vade tarihli 160.000,00 TL bedelli bono nedeniyle her ne şekilde olursa olsun müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine, tüm hacizlerin fekkine, takibin iptaline, İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına dayanak 25.12.2017 Düzenlenme 23.06,2018 vade tarihli 90.000,00 TL bedelli bono nedeniyle her ne şekilde olursa olsun müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine, tüm hacizlerin fekkine, takibin iptaline, davaya konu bonoların davacı müvekkile iadesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; boşanma sonrasında ve davacı ile müvekkilinin fiilen aynı evde ikamet etmeye devam ettiği söz konusu tarihe kadar davacının, müvekkilden 160.000 TL ve 90.000 TL olmak üzere toplam 250.000 TL borç aldığını ve söz konusu borcuna karşılık iki ayrı bonoyu, TTK md. 778/2-f hükmü atfı gereği bonolarda da tatbiki gereken TTK md. 680 hükmü uyarınca açık bono olarak, yalnızca imzası atılmış şekilde, diğer kısımları boş olarak, müvekkilce uygun görülecek herhangi bir tanzim tarihli ve vadeli olacak şekilde doldurulmak üzere davacı tarafça müvekkile verildiğini, bu nedenlerle haksız davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/04/2022 tarih ve 2020/94 Esas - 2022/290 Karar sayılı kararıyla; "...dava konusu takip dosyalarından işleme konulun her iki bonoda borçlu sıfatı ile davacı adına atılan imzaların inkarına rağmen, davacı eli ürünü olduğu ATK raporu ile tespit edilmiş olup, ödeme sorumluluğu için bonodaki yazıların da davacı eli ürünü olması gerekli değildir. Bonolar her ne kadar matbu olarak alınan bono değil de boş kağıda yazılan bono olarak düzenlenmiş ise de, 6102 sayılı TTK. 776 ve 777 maddelerinde yazılı geçerlilik için zorunlu unsurlar her iki bono da haizdir. Bonoların sahte olarak düzenlendiğine ilişkin davacı iddiası somut olarak delillendirilememiştir. ATK raporu takip konusu senet metinleri ve dosya kapsamı dikkate alınarak davacı iddiaları ispatlanamadığından davanın reddine, davacının dava dilekçesindeki talebi üzerine 05.02.2020 tarihli ara karar ile İİK.72/3 maddesi gereği icra dosyasına yatacak paranın davalıya ödenmemesine ilişkin tedbir kararı verildiğindin, İ.İ.K 72/4 md " Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." uyarınca dava değerinin %20 si olan 50.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; "Mahkeme tarafından davamızın salt imza itirazı olarak değerlendirilmiş olup, eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu, Senedin şekil yönü ile resen zorunlu unsurları zaten mahkemenin de resen gözeteceği konular olması nedeni ile gerek dava dilekçemizde izah ettiğimiz unsurlar, gerekse resen dikkate alınacak tüm unsurlar yönü ile itirazlarımızın incelenerek mahkemenin bu yanlış kararının bozulmasını gerektiğini, Müvekkilin hiçbir suretle davalıya kesinlikle kendi ıslak imzası ile imzalı senet tanzim edip davalıya vermediğini, davacının eski eşi olan davalının davacının evlilik birliği içerisinde açığa attığı bir takım imzaları sonradan doldurmak ve hile ile sonradan üzerini senet metni haline getirmek suretiyle takibe konu bonoları tanzim ettiğini, Adli tıp raporunda bu sebeple bu senetlerin altındaki imzanın davacıya ait olabileceği ancak senet metni üzerindeki yazıları ve imzaların farklı kalemle atıldığı, aynı zamanda senet metni üzerindeki yazıların davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiğini,Adli tıp raporu ile dava konusu iki adet bononun davacının eli ürünü olmadığı ve davacı tarafından tanzim edilmediği tespit edilmesine rağmen "mahkeme tarafından bu bonoların hile ve aldatma yolu ile tanzim edildiği" iddiamız değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunu, Davacı ile davalı arasında senet metni düzenlenmesini gerektirecek hiçbir ticari veya hukuki ilişki mevcut olmayıp aksini iddia edilecek bir yazılı belge de mevcut olmadığını, hukuki ilişkinin varlığını ispat külfetinin davalı alacaklıda olduğunu,Alacaklı oldığınu öne süren taraf, bu senedin varlığına dair hiç bir sebep öne sürememiş ve ispatlayamadığını, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır, Takiplere konu bonolar incelendiğinde tanzim tarihlerinin 15.01.2017, 25.12.2017 olduğunu, yani her iki senedin boşanma kararından 9 yıl sonra tanzim edildiğini, ancak bu 9 yıllık süreç içerisinde davacı müvekkilin davalı ile hiçbir ilişkisi olmadığı gibi davalı lehine senet tanzim de etmediğini, aksinin ispat yükünün davalıda olduğunu,Delil listemizde tüm delilleri belirtmemize rağmen mahkemenin sadece adli tıp raporu alarak karar verdiğini, oysa davalının da kısmı ikrarlının bulunduğunu ve bu hususun değerlendirilmediğini; davalının elden ödeme yaptığına dair iddiası nedeniyle senetlerin tanzim tarihi itibariyle mal varlığının tespiti ve istenilecek yerlerin bildirilmesi, senetlerin tanzim tarihi itibariyle müvekkilin telefon ve baz istasyonu kayıtlarının tespiti talebimizin değerlendirilmediğini,Oysa davacı ve davalı boşanmış dahi olsalar eski eş olması nedeni ile aralarında HMK'nın istisnai haller kapsamına girdiğini, kaldı ki müvekkilim bu senedin kendisinden alındığını dahi bilemediğini, Bu durumun HMK gereği tanık dinlenebilen hallerden olduğunu, çünkü müvekkilimin elinden rızai alınmış bir senet olmadığından burada artık hile hükümlerinin devreye gireceğini, tanıklarımızın mahkemeye bildirilmesine rağmen mahkemece yasal istisnai haller görülmeden dinlenmediğini, Mahkeme tarafından borca konu olayın hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı değerlendirilmeden karar verilmesi hatalı olduğu gibi, Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen emsal bir kararda da, hayatın olağan akışına dayanan kişinin, artık iddiasını ispatla yükümlü olmadığına aksinin davalı tarafça ispat edilmesi gerektiğine karar verildiğini,Davacı müvekkil aleyhine mahkeme karında İİK 72/4. Maddesine göre asıl alacağın %20 si oranında tazminatının şartları oluşmamasına rağmen hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, mahkemece verilen tedbir kararı ile davacının bir zararı oluşmadığı gibi icra dosyasında bir tahsilat da yapılmadığını; nitekim emsal bir kararında Yargıtay, alacaklının tedbir nedeniyle alacağına geç tahsil etme durumu olmadığı, bu sebeple zararının da olmadığı gerekçesiyle tazminat talebinin reddine karar verdiğini." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.

GEREKÇE: Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından, "Davanın reddine, -İİK. 72/4 md gereği dava değerinin %20 si olan 50.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine." karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı, davaya konu 15.01.2017 tanzim - 22.02.2017 vade tarihli 160.000,00 TL bedelli bono ile 25.12.2017 tanzim - 23.06,2018 vade tarihli 90.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığını, bonoların zorunlu unsurlarının bulunmadığını ve sahte olarak düzenlendiklerini, böyle bir bonoya imza atmadığını beyanla beyanla menfi tespit isteminde bulunmuş; davalı ise, davacı iddialarını kabul etmeyerek, davacıya verdiği borç para karşılığında bonoların alındığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davacının bonolardaki imzayı inkâr etmesi nedeniyle mahkemece Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden rapor aldırılmıştır. Kurum tarafından düzenlenen 22/12/2021 tarihli rapor ile; "İnceleme konusu senetlerdeki imzaların ...'in eli ürünü olduğu; İnceleme konusu senetlerdeki "..." isim yazısının ...'in eli ürünü olmadığı; İnceleme konusu senetlerdeki diğer yazılar yazdırılmadığından diğer yazılar hususunda bir değerlendirme yapılamadığı; Söz konusu imzalar ile senetlerdeki yazıların farklı fiziki evsaftaki kalemlerle yazılmış oldukları; Kalem mürekkeplerinde yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılagelen bilimsel herhangi bir yöntem bulunmadığından, söz konusu belgede yer alan yazıların yaşı hakkında zaman birimleri açısından bir tespite gidilemediği." hususları tespit edilmiştir. Buna göre bonolardaki imzanın davacıya ait olması karşısında, bonolardaki diğer yazıların davacıya ait olma mecburiyeti bulunmadığından, davacının sahtecilik iddiaları yerinde değildir. Davacının "Davalıya böyle bir bono vermediği, boş olarak alınan belgenin sonradan doldurulmuş olabileceği." iddiası yönünden ise; bu iddianın irade bozukluğu iddiasına dayalı olduğu, olayla ilgili başlatılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/14946 Soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına karar ile sonuçlandığı bildirilmiş ise de UYAP sistemi üzerinde yapılan inceleme ile İstanbul 9.Sulh Ceza Hâkimliği'nin 12.09.2022 tarih ve 2022/4131 D.İş sayılı kararı ile "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın Kaldırılmasına" karar verildiği görülmüştür. Davacının hile iddiasına dayandığı, hile iddiasının tanık dahil her türlü delille ispatı mümkün olmasına rağmen; mahkemece yanılgılı değerlendirme ile yazılı ispat zorunluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi ve bu kapsamda yukarıda belirtilen savcılık soruşturma dosyası akibetinin araştırılmaması (gerektiğinde bekletici mesele yapılmasının düşünülmemesi) usule aykırı olduğundan, davacının istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,2-İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/04/2022 tarih ve 2020/94 Esas - 2022/290 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 5- İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 92,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 313,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.20/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanın(KambiyoTespitkaldırılmasınakonusuMenfiKaynaklanan)Senetlerindenistinafdereceistanbuliadesinegerekçekararıistemigereğidosyahükümnumarasımahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim