SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 16. HD 2022/1322 E. 2024/455 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1322

Karar No

2024/455

Karar Tarihi

8 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2022/1322 Esas

KARAR NO: 2024/455

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/04/2022

NUMARASI: 2017/931 Esas, 2022/377 Karar

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 08/03/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkilisi ...'ın Almanya'da başarılı bir iş adamı iken Ülkesinde de yatırım yapmaya karar verdiğini ve 2010 yılında davacı şirketi kurduğunu, 2010yılında limited şirket için en az iki ortak gerektiğinden arkadaşı olan davalıyı bir pay ile şirkete ortak aldığını, davalı ...'ın şirketi temsil ve çek imzalama yetkisinin bulunmadığını,...'ın uzun süre Yurt dışında kaldığını, 14-08-2017 tarihinde bankadan gelen telefon ile 935.000 TL'lik çekin davalı ... tarafından ibraz edildiğinin ve bedelinin istendiğinin bildirildiğini, ...'ın bu olay karşısında şok yaşadığını, çünkü bir hafta önce elinde çek olmadığını söyleyen davalı ...'ın elindeki imzalı boş çeklerden birini doldurarak tahsil etmeye çalıştığını anladığını, çek incelendiğinde imza ile yazıların farklı kalemlere olduğunun görüleceğini, ...'a şirket adına ödeme yapmak üzere kendisine teslim edilen imzalı boş çeklerden birini kendi lehine doldurduğunu, 17/08/2017 tarihinde ... hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına 2017/134667 soruşturma dosya numarasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı şirket ile davalı arasında borçlanmayı gerektirecek bir ilişkinin olmadığını, tamamen güven ilişkisine dayanmılarak şirket adina ödeme yapması için çeklerin verildiğini, davalının kendi adına düzenlediği çek ile şirketi kendisine borçlandırdığını, davalının elinde kaç tane çek kaldığının bilinmediğini, bankadan alınan bilgiye göre iade edilmemiş 31 adet çek gözüktüğünü, davalı ...'ın bunları nasıl dolduracağının belli olmadığını, son on aydır ...'ın şirket adına kimseye çek vermediğini, şirket mali müşavirine de 2016 yılının 10. Ayından sonra çek keşide edildiğinin bildirilmediğini, şirket ile ilgili ödemelerin genellikle çek ile yapıldığını, bunun için de imzalı boş çeklerin davalıya bırakıldığını; 2016 yılında davacı şirketin bir çok fuar ve tanıtım organizasyonları yaptığını, ödemeler için de 25-03-2016 tarihinde ...'tan alınan çek koçanında kalan çeklerin boş ve imzalı olarak davalıya teslim edildiğini, organizasyonun davalı yanca gerçekleştirildiğini, bir anda şirketin 2016 senesine ait defterlerinin vergi mufettışlerı tarafından incelemeye alındığını, sahte ve naylon fatura çıkması üzerine müvekkili şirket yetkilisi ... ile davalı ... arasında anlaşmazlık çıktığını, davalının şirket aleyhine başka işler de yaptığının tespit edildiğini, boş çekler geri istendiğinde davalının elinde hiç boş çek olmadığını bildirdiğini iddia ederek; karşılıksız kaydı basıları ... Şişli Şubesi'ndeki şirket hesabından keşide edilen 08-08-2017 tarihli, ... numaralı 935.000TL' lik çekin bedelsiz olduğunu tespıtıne bu çek nedenıyle davacının davalıya borcu bulunmadığına, % 40 tan az olmamak üzere icra tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketin kâğıt üzerinde değil gerçek ortağı olduğunu, hiçbir zamanı sahte fatura kesmediğini ve müşterilerden komisyorn almadığını, davacı şirketin durumunu iyileştirmek için banka hesabına milyonlarca liralık destekler sağladığını, bu ödemelerin banka kayıtlarında görülebileceğini, müvekkilinin çeki davacı şirketin bilgisi dahilinde şirkete vermiş olduğu borçlara karşılık aldığını, hatta çeki şirket yetkilisi ...'ın düzenlediğini, dava dilekçesinde müvekkiline borç ödeme yetkisinin verildiğinin ikrar edildiğini, buna göre müvekkilinin kendi borcunu bile ödememiş olmasının hukuksuz sayılmayacağını, davacı şirket yetkilisinin müvekkili gibi bir çok kişiye borcunun bulunduğunu, davada konu edilmeyen ihtilâflardan dolayı müvekkilinden intikam almaya çalıştığını, davacı şirket yetkilisinin taşınmaz alımı için müvekkiline vekâlet verecek kadar güvendiğini, müvekkilinin elinden yaklaşık 5 milyon Liralık taşınmaz geçtiğini ve kendine bir menfaat sağlamadığını, müvekkilinin şirketten kâr payı bile almadığını, davanın kötü niyetli olarak açıldığını savunarak; davanın reddine, davacının % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "...Davacı şirketin sermayesi 100.000.- TL. sı iken, elde ettiği kârlar ile öz kaynakları her yıl sürekli olarak artmış ve 2017 senesinde 12.091.187,53 TL'ye kadar yükseldiği, şirketin varlıkları, her zaman borçlarını karşılamaya rahatça yetecek düzeyde olmuş, son iki yılda borçların, varlıkların yaklaşık yarısı kadar olduğu, Öz kaynaklarının, sermayenin 121 katı olduğu, bu yönden bakılacak olursa davacı şirketin, davalıdan borç alması için bir ihtiyacı bulunmadığı, dava konusu çekin de kaydı olmadığı, ancak, 2012 senesinden itibaren davacı şirket ile davalı arasında bir cari hesap oluştuğu, bu cari hesap kayıtlarına göre; davacı, davalı şirkete paralar vermiş, paralar almış, şirket için ödemeler yapmıştır. Sene sonunda oluşan bakiye, şirket yöneticisi ...'ın hesabına aktarıldığı, söz konusu kayıtlara göre 2016 senesi sonu itibarıyla davalının, davacı şirketten olan alacağının 1.424.293,53 TL olduğu, ...Davacı vekili “davalının yaptığı banka havalelerinde herhangi bir açıklamanın yazılı olmadığını, bu nedenle kural olarak banka yoluyla yapılan havale şeklindeki ödemenin aksi kanıtlanmadığı sürece bir borcun tediyesi amacıyla yapıldığının kabul edildiğini, bunun aksini iddia eden tarafın iddiasını yazılı belgeyle ispatlamak zorunda olduğunu” ileri sürmüştür. Davacı bu şekildeki iddiası ile; “davalının gönderdiği banka havalelerinde bir açıklama yazılı olmadığından, bunun borç verme yerinde, bir borcun tediyesi anlamına geldiğini” kanıtlamaya çalışmaktadır. Ancak, her ne kadar banka dekontlarında bir açıklama yazılı olmasa da, davacı kendi defter kayıtlarında bu havaleleri davalının alacağına kaydedildiği, yani davalıyı alacaklandırdığı, bu şekilde davacı şirket ile davalı ortağı arasında bir carı hesap ilişkisi oluştuğu belirlenmiştir.Davacı tarafından sunulan “Tediye Makbuzu” başlıklı 31.12.2016 tarihli makbuzda; “1.424.293,53 TL'yi nakit olarak cari hesabıma mahsuben almış bulunmaktayım” diye yazılı olup, davalının belge altındaki imzayı kabul etmediği, uzman bilirkişiden alınan rapor ile bu imzanın davalıya ait olduğu belirlenmiştir ancak derdest davanın konusu çekin keşide tarihi 08.08.2017'dir. Fakat davacının sunduğu tediye makbuzu ise 31/12/2016 tarihli olup, derdest davanın konusu çekin üzerinde düzenleme tarihi olarak 08.08.2017 tarihine yer verildiğinden ve bu çekin ileri tarihli olarak düzenlendiğine dair herhangi bir yazılı delil bulunmadığından, dava konusu çekin, dosyaya sunulan 31.12.2016 tarihli ödeme makbuzu ile ilişkilendirilmesine zamansal olarak imkan bulunmadığı gibi davalının dosyaya sunduğu dekontlara göre davalı şirkete 1.424.293,53 TL'den fazla ödeme yaptığı görülmüştür. ...Somut olayda davacı taraf, davalı ...'a şirket adına ödeme yapması için teslim edilen imzalı boş çeklerden birinin davalı ... tarafından doldurularak bankaya ibraz edildiğini öne sürmektedir. Davalı ise, davacının bu iddiasını reddederek söz konusu çekin, davacı şirkete borç olarak verilen paralara karşılık davacı şirket yetkilisi tarafından tanzim edilerek kendisine verildiğini savunmaktadır, ispat yükü davacıdadır. Yargıtay içtihatlarına göre ; açığa düzenlenmiş olan çekin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasında bulunan tarafın bu yöndeki iddiasını yazılı delillerle ispatlaması gerektiği görüşünde olduğu, fakat somut olayda dosyaya bu yönde sunulmuş herhangi bir yazılı delile rastlanılmadığı, ispat yükü davacıda olup davacının yazılı belgelerle iddiasını ispatlayamadığı, delilleri arasında yemin deliline de dayanmadığı görülmekle kanıtlanamayan davanın reddine " karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın açıkça; davalı ... ile ... yada “... Tic. Ltd. Şirketi” arasında dava konusu Çek’in verilmesine neden olacak hiçbir ticari ilişkinin, alım-satım yada borç-alacak ilişkisinin olmadığı, şirket adına olan Çek’lerin ...’ın elinde bulunmasına neden olacak hiçbir ticari-hukuksal ilişkinin olmadığı, şirketin ...’a borçlu olmasını gerektirecek hiçbir hukuksal yada ticari neden bulunmadığına dayanıldığını, Davalının da bu gerekçeyi kabul ettiğini, dilekçesinde açıkça; “Davacı yan tarafından son duruşmaya değin müvekkile konu çekin verilmesine sebebiyet verebilecek hukuki veyahut ticari bir ilişkinin mevcut olmadığı beyan edilmişse de (davacının davasının temelini de bu olgu oluşturmaktadır).." açıklamasını yaptığını, davalının, “davacı şirketin mali durumunun bozuk olması ve yaşadığı ekonomik sorunlar nedeniyle ayakta durmakta zorlandığı” ve bu nedenle şirketin ayakta kalabilmesi için destek olmak amacıyla borç para verdiğini, verdiği bu borca karşılık dava konusu çeki aldığını ileri sürdüğünü, Buna karşılık Mahkemenin davada dayanılan temel savı yada gerekçeyi saptamaya çalışırken hem yanılgıya hem de çelişkiye düştüğünü, imzalı boş çekin anlaşmaya aykırı doldurulduğuna ilişkin bir sav olmadığını, dava dilekçesinde açıklanmaya çalışılanın; dava konusu çekin zilyetliğinin davalının eline hangi nedenle ve nasıl geçtiği konusu olduğunu, Davacının çekin zilyetliğinin bir hukuksal yada ticari ilişki nedeniyle iradi olarak davalıya verilmediğini, aksine hukuksal yada ticari temel bir ilişki hiç yaşanmadığını, bunu gösterecek hiçbir olgu, maddi vakıa, sözleşme, belge olmadığını ileri sürdüğünü, hukuksal ilişkinin reddi halinde alacağın varlığını kanıtlamak, alacaklı olduğunu ileri sürene, yani davalıya düşeceğini, davacı şirket yetkilisinin çekin lehtarını, ödeme tarihini, bedelini ve diğer unsurlarını kendisi yazmadığını, davalının temel hukuksal ilişkiyi açıkladığını ve kanıtlamaya çalıştığını, davacının da borcun olmadığını davalının imzaladığı belge ile kanıtladığını, ayrıca bilirkişi raporu ile borcun olmadığı ve hatta borç almaya ihtiyaç bile olmadığı saptandığını, Davacının dava konusu çekin zilyetliğinin davalıya geçmesinin nedenini şirket ortaklığı/şirket adına işlem yapma ve ortaklığa dayalı rutin bir uygulamaya dayandırdığını, aynı biçimde davalıya verilmiş 100 taneden fazla çek olduğu ve bankalardan getirtilecek çeklerin hepsinin aynı biçimde düzenlenmiş olduklarının görüleceğini, ancak hiç birinin davalı adına lehtar olarak düzenlenmediğini, lehtarların davacı şirketle iş yapan gerçek ve tüzel kişiler oluklarının görüleceğini ve imza dışında davacıya ait hiçbir yazının olmadığını, bu çeklerin tamamının davalıca lehtarlara verildiğini, Bu çeklerden 11 tanesinin de 07.02.2018 dilekçe ekinde dosyaya sunulduğunu, diğerlerinin de bankadan getirtilmesi gerektiğini, Mahkemenin bu hususta bir inceleme yapmadığını, davacı ile davalı arasında imzalı Çek vermenin şirket içi rutin, devamlılık kazanmış bir uygulama olduğu savı araştırılmadığını, davacı şirketin mali müşaviri ... ile davalı arasında geçen whatsap yazışmalarının sunulduğunu, Çek bankaya sunulmadan 20 gün önce, 24 Temmuz 2017 tarihinde whatsapp üzerinden saat 13.10 – 14.36 arası yapılan yazışmada DAVALI ..., SMMM ...’a; “Elindeki Çeklerin hepsinin kullanıldığını, bir tanesinin yanlış yazılmış olduğunu, bir tanesinin iptal edilmiş olduğunu, yanlış ve iptal olan Çek’leri getireceğini, daha önce boşken de fotokopilerini gönderdiğini yazmış ve yazışmanın sonunda da “Bak ona neler yapcam, benim için yeni başladı, parası varmiaya ya yalancı” tehdidiyle yazışmayı bitirdiğini, 09.02.2022 tarihli duruşmada davalının; “whatsap yazışmalarını aradan çok zaman geçtiği için hatırlamıyorum, çok çek alışverişi olduğu için hatırlamıyorum” yanıtını vermiş ve bu yanıt tutanağa geçtiğini, ancak davacı ile davalı arasında hiçbir zaman Çek alışverişi olmadığını, Davacı yalnızca şirketin işleri nedeniyle ödeme yapılacak kişilerin çeklerini davalıya teslim ettiğini,...'ın da İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/134667 soruşturma numaralı dosyasında; “dava konusu Çek’in, davalı ...’a şirket adına ödeme yapması için teslim edilen imzalı boş Çek’lerden biri olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermiştir.” şeklinde beyanı olduğunu, davacının eski eşi Derya Artaş ın da; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/104001 soruşturma numaralı dosyasına yaptığı olay anlatımında; “...’ın hesabına yüklü paralar aktarırdı. ... bu ödemelerden bir miktar kendisine aktarırdı bu aktarma sürekli devam etti….. İmzalı bir koçan ...’a ait çek defteri bizim evde sürekli olarak dururdu. Toplam ne kadar miktar kendisine aktardığını ne kadar miktar zimmetine geçirdiğini bilmiyorum. ... ...’ın imzalı çekiyle kendisine yaklaşık 1 milyon TL çeki tahsil etmeye çalışırken bankadan onay alamadığını daha sonra şirketin kendisine ait olduğunu ...’ın kendisine borçlu olduğunu belirterek icra mahkemesine dava açtığını ve çeki tahsil etmeye çalıştığını biliyorum şeklinde beyanda bulunduğunu, tanık ...ın da benzer beyanın olduğunu, Davalının davacıya borç ödemesinin mümkün olmadığını, mesajlardan da bu durumun görüleceğini, Gerekçenin hatalı ve çelişkili olduğunu, İmzalı boş çekin anlaşmaya aykırı olduğu kanıtlanacaksa, davalının borç verdiğini kanıtlamasına gerek olmadığını, davalıya borç verdiğini kanıtlama yükümlülüğü yüklenmişse ve borç verildiği kanıtlanmışsa bu kez davacıya borcu ödediğini yada borçlu olmadığını kanıtlama yükümlülüğü olacağını, Bu durumda davacının borcu ödediğini kanıtladığını, Çünkü davalı 2012 ile 2016 yılları arasında verdiği borçlara karşılık dava konusu Çeki aldığını ileri südüğünü, Kaldı ki 2017 yılı içerisinde davacı ile davalı arasında cari hesap ilişkisi, alacak – borç ilişkisi yaşanmadığını, zaten davalının da 2017 yılında davacıya borca verdiği ve buna karşılık dava konusu çeki aldığına yönelik savunması olmadığını, ayrıca 2012 – 2016 yılları arasındaki cari hesapların davacı şirketçe ödenerek kapatıldığı bilirkişi raporuyla kanıtlandığını, Ancak Hukukçu bilirkişinin, henüz kendi alanındaki çekişmeyi saptayıp çözememişken, mali müşavir bilirkişinin alanına girerek ve mali müşavir bilirkişi ile çelişerek görüş bildirmesinin hatalı olduğunu, HMK 266. maddesine aykırı davranılarak dosyanın hukukçu bilirkişiye verilmesinin de hatalı olduğunu, Mahkemenin rapora yapılan itirazların ve önceki raporla son rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın ek rapora yada yeni bir kurula gönderilmesine kara vermesi gerekirken karar verdiğini, 31.12.2016 tarihli ödeme makbuzu ile dava konusu 08.08.2017 tarihli çek arasında doğrudan ilişki kurulmamasının da hatalı olduğunu, bu belgenin dava konusu çekin ödendiğini kanıtlamak için sunulmadığını davalının ileri sürdüğü cari hesap alacağının ödeme yoluyla kapandığını göstermek için sunulduğunu, Davalı, dava konusu Çeki şirkete daha önce verdiği borçlara karşılık aldığını ileri sürdüğünden ve bu belge ve diğer tediye makbuzları ile önceki hesaplar ödenerek kapatıldığından davacı şirketin davalıya borcu kalmadığını, Davalının yaptığı ödemeler 2012, 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarında ayrı kaydedilmiş olup 1.424.293,53 TL ödemenin, davalının yalnızca 2016 yılı için yaptığı görülen ödemenin kaydı olduğunu, gerekçede davalının yaptığı ödemelerin 1.424.293,53.TL’den fazla olduğu söylenirken 2012, 2013, 2014, 2015 yıllarına ilişkin ödemelerin ayrı kaydedildiği ve her birinin ayrı ayrı tediye makbuzlarıyla ödendiği Mahkemece anlaşılamadığını, Mali Müşavir bilirkişi bu hesap hareketlerini doğru biçimde izleyip raporlardığını hukukçu bilirkişinin 31.12.2016 tarihli tediye makbuzunu ayrı ve bağımsız, Çek için yapılmış bir ödeme iddiası olarak göstermeye çalıştığını, mahkeme raporların hükme esas alınmadığını belirtmil ise de mali bilirkişinin görüşünü esas almayıp hukukçu bilirkişinin görüşünü esas aldığını, ispat yükünün davalıda olduğunu, mahkemenin çelişkili hatalı ve eksik incelemeye dayalı kararının kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.

İNCELEME Dava konusu ... numaralı , 08.08.2017 Tarihli çekte; keşideci “... Tic. Ltd. Şti.”, lehtar davalı ...'tır. Davacı ... Ticaret Limited Şirketi, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nde ... sicil numarasıyla kayıtlı olup davacı şirketin sermayesi 100.000 TL olan sermayesinin; 99.975 TL'lik kısmı ...'a, 25. TL'lik kısmı davalı ...'a aittir. Davacı şirketin kuruluş ana sözleşmesinin 8 inci maddesine göre; ilk on yıl için şirket ortaklarından ... şirket müdürü olarak seçilmiş, 9. maddesine göre de; kendisine münferiden temsil ve ilzam yetkisi verilmiştir. Mahkemece mali bilirkişiden kök ve ek rapor alınmış daha sonra heyete hukukçu bilirkişi de eklenerek 2.ek rapor alınmıştır. -Son heyette ..., Adli Tıp Öğretim Üyesi ...ile Öğretim üyesi Prof Dr ... müşterek rapor sunmuştur. Kök rapordaki mali tespitler ve 2.ek rapordaki son tespitlere göre; mali bilirkişnin önceki görüşünde değişiklik olmadığı (Davacı şirketin sermayesi 100.000.- TL. sı iken, elde ettiği kârlar ile öz kaynakları her yıl sürekli olarak artmış ve 2017 senesinde 12.091.187,53 TL'ye kadar yükseldiği, şirketin varlıkları, her zaman borçlarını karşılamaya rahatça yetecek düzeyde olmuş, son iki yılda borçların, varlıkların yaklaşık yarısı kadar olduğu, Öz kaynaklarının, sermayenin 121 katı olduğu, bu yönden bakılacak olursa davacı şirketin, davalıdan borç alması için bir ihtiyacı bulunmadığı, dava konusu çekin de kaydı olmadığı, ancak, 2012 senesinden itibaren davacı şirket ile davalı arasında bir cari hesap oluştuğu, bu cari hesap kayıtlarına göre; davacı, davalı şirkete paralar vermiş, paralar almış, şirket için ödemeler yaptığı, Sene sonunda oluşan bakiye, şirket yöneticisi ...'ın hesabına aktarıldığı, söz konusu kayıtlara göre 2016 senesi sonu itibarıyla davalının, davacı şirketten olan alacağının 1.424.293,53 TL olduğu, tediye makbuzu ile borcun kapandığı,) Tediye makbuzu başlıklı belgedeki imzanın davalı imzaları ile benzerlik gösterdiği, Açığa atılan imzanın anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delil ile ispatı gerektiği, Çekin ileri tarihle düzenlendiğine dair delil bulunmadığından 31.12.2016 Tauihli belgenin dava konusu çekle ilişkinlendirilmesine zamansal olarak olanak bulunmadığı şeklinde görüş belirtilmiştir. Davacı tarafından sunulan “Tediye Makbuzu” başlıklı 31.12.2016 tarihli makbuzda; “1.424.293,53 TL'yi nakit olarak cari hesabıma mahsuben almış bulunmaktayım” şeklinde açıklama yazılıdır.

GEREKÇE Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davacı, dava konusu çekin şirket yetkilisi tarafından imza edildiğini kabul etmiş, ancak davacı ile davalı şirket ortağı arasında hiçbir borç ilişkisi olmadığını, dava konusu çekin rutin olarak şirket adına ödeme yapmak üzere davalıya verilen çeklerden olduğunu, çekin lehtar hanesinin, miktar tarih kısımının davalı yanca doldurulduğunu ileri sürmüştür. Davalı ise, dava konusu çekin davacı şirkete verilen borç paranın karşılığı olduğunu ileri sürmüştür. Dava konusu çekin davacı şirket yetkilisi tarafından imzalandığı sabittir. Çek, kural olarak ödeme aracı olup davacı çekin lehtar hanesi, tarih ve bedel kısımının davalı yanca anlaşmaya aykırı doldurulduğu yazılı delil ile ispat edilememiştir. Davalı savunmasında, çekin şirkete verilen borç karşılığı düzenlendiğini ileri sürdüğünden ispat yükünün yer değiştirdiğinden de söz edilemeyecektir. Mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre; davacı şirket ile davalı ortak arasındaki borç alış verişine ilişkin kayıtlar ticari defterlere yansımış olup defter kaydı ve tediye makbuzuna göre 2016 yılı itibarı ile borç ilişkisi sona ermiştir. Ancak çekin, ticari defterlerde kayıtlı olmaması çeki hükümden düşürmeyeceği gibi, davacı yanca “Tediye Makbuzu” başlıklı 31.12.2016 tarihli; “1.424.293,53 TL'yi nakit olarak cari hesabıma mahsuben almış bulunmaktayım” şeklinde yazılı belge delil olarak sunulmuş ise de; dava konusu çek 08.08.2017 Tarihli olup çekin ileriye yönelik olarak düzenlendiğine dair bir delil olmadığından mahkemece neticeten ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanın(KambiyoTespitkonusuMenfiesastanKaynaklanan)Senetlerindenistinafreddinedereceistanbulgerekçemahkemesininincelemedavalıkararıistemidosyahükümnumarasıcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim