İstanbul BAM 16. HD 2022/1167 E. 2024/387 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/1167
2024/387
5 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1167 Esas
KARAR NO : 2024/387
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/04/2022
NUMARASI : 2019/787 Esas - 2022/339 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 05/03/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket yöneticileri tarafından müvekkillerine zorla senet imzalattırılmak suretiyle müvekkillerini 250.000 TL tutarında borçlandırıldığını, bunun akabinde müvekkilleri aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas numaralı dosya aracılığı ile icra takibinde bulunuldığını, icra takibine konu senede bakıldığında senet, müvekkil ... oğlu ... tarafından müvekkil lehine düzenlendiğini, 250.000 TL tutarındaki senedin vade tarihi de 11.01.2016 olduğunu, senet daha sonra müvekkil ... tarafından diğer oğlu ... ciro edilmiş olduğunu, ... de senedi davalı şirkete ciro ettiğini beyanla müvekkillerinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitini, icra takibine konu senedin ve icra takibinin iptalini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların düzenledikleri senedin, TTK'daki hükümlere uygun olup geçersiz olmadığını, davacıların ticari kapsamda değil dava dışı kişinin borcu için senetleri düzenleyip verdiklerini, senedin zorla imzalatılması gibi bir durum söz konusu olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
DAİREMİZ KARARI: Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin "Davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmaması nedeniyle reddine" dair 15/03/2019 tarih ve 2018/8 Esas - 2019/281 Karar sayılı kararının istinafı üzerine Dairemizin 07/10/2019 tarih ve 2019/1590 Esas - 2019/2028 Karar sayılı ilamıyla, "... bir yıllık sürenin korkutmanın etkisi kalktığı tarihten itibaren başlayacak olup, senedin düzenleme tarihinin korkutmanın etkisinin kalktığı tarih olarak kabulü hatalıdır. Dosyada delil durumuna göre dava süresinde açılmış olup, davacılar vekilinin istinaf isteminin bu yönü ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına." karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/04/2022 tarih ve 2019/787 Esas - 2022/339 Karar sayılı kararıyla; "... davacıların dava konusu senedin tehdit ve baskı altında imzalatıldığından bahisle yapmış olduğu şikayeti üzerine Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/5928 Soruşturma 2017/8084 Karar sayılı kararı ile konuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, itiraz üzerine Bakırköy 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 22/05/2017 tarih ve 2017/23999 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, buna göre davacı iddialarının cezai anlamda ispatlanamamış olduğu, bu durumda mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre dava konusu bononun cebir ve tehdit uygulanmak suretiyle alındığı iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varıldığı, dava dilekçesindeki anlatıma göre dava konusu bononun cebir ve tehdit uygulanarak alındığı dışında davalı şirketin bonoda yazılan bedel kadar zararının olmadığı yönünde bir iddianın bulunmadığı, sadece dava dışı sigorta şirketinin davalı şirket ile aralarında emniyeti suistimal sigorta poliçesi bulunduğundan bahisle yapmış olduğu ödemeden sonra alacak tutarının ödendiğinden bahisle davalı şirketin mükerrer tahsilat yapmaya çalıştığının belirtildiği, dava konusu bononun ise kayıtsız ve şartsız bir bedel ödeme vaadini içermesi sebebiyle bonoda yazılı miktar kadar davacıların davalı şirkete borçlu olduğunun kabulü gerektiği, bu nedenle dava dilekçesinde bu yönde bir iddia bulunmadığından hem sonradan ileri sürülmesi hem de az önceki açıklamalar nazara alındığında davacı şirketin dava dışı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme dışında zararın olmadığı iddialarına Mahkememizce itibar edilmediği, dava dışı sigorta şirketinin davalı şirket ile aralarında bulunan emniyeti suistimal sigorta poliçesi kapsamında Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/81 Esas 2017/41 Karar sayılı kararı ile emniyeti suistimal suçunu işlediğine karar verilen davalı şirket çalışanı olan .... eylemleri sebebiyle davalı sigortalı şirkete 08/05/2017 tarihinde yapılan 57.502,72 USD ödemenin 3. kişi tarafından yapılan ödeme olarak Mahkememizce kabul edildiği, dava dışı sigorta şirketi tarafından ödemenin yapıldığı tarihteki kura göre toplamda 204.669,00 TL ödemenin yapıldığı, yapılan bu ödeme sebebiyle ödenen miktar bakımından davacıların borçlu olmadığının ve dava konusu bonoda yazılı miktarın 250.000,00 TL olduğu dikkate alındığında kalan miktar bakımından borçlarının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, menfi tespit davalarında dava tarihi itibariyle alacak borç durumunun tespiti esas olup dava tarihinden sonra yapıldığı belirtilen ödemelerin infaz sırasında dikkate alınması gerektiği kanaatine varılarak açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas (Eski esas ...) sayılı takip dosyasına konu senetten kaynaklı alacak nedeniyle yürütülen takipte davacıların, davalıya 204.669,00 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, şartları oluşmadığından davacı ve davalı tarafın kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; "Sigorta şirketinden gelen ödeme ile müvekkil şirketin toplam zararının karşılanmadığını, davacıların müvekkile verdiği zararın sigorta tazminatının üzerinde olduğunu,Mahkemece bilirkişi raporuna itirazlarımızın dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda neticeten, davacıların dava tarihi itibariyle 85.201,00 TL (Icra masrafı, tahsil harcı ve vekalet ücreti hariçtir) davalıya borçlu oldukları" kanaatine varıldığını, ancak Mahkemece rapora itirazlarımız dikkate alınmadan karara varıldığını, belirtildiği üzere; sigorta tarafından ödenen tazminatın işbu dava konusu alacağa mahsup edilmemesi gerektiğini,Mahkemece "taraflarca getirilme ilkesine" riayet edilmediğini; HMK’nın 25.maddesi gereğince '(1) Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. (2)Kanunda belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz.'Bu ilkenin bir sonucu olarak mahkemenin, sadece taraflarca ileri sürülen vakıaları inceleyebileceğini, buna kural olarak delillerin de dahil olduğunu, davanın her iki tarafınca da "... Sigortaya müzekkere yazılması" talepleri olmamasına rağmen, yani emniyeti suistimal sigortasına dair bir vakıa bildirimi yapılmamış olmasına rağmen mahkemece taraflarca getirilme ilkesine riayet edilmediğini,Bonolarda mücerretlik ilkesi geçerli olduğunu; dolayısıyla, herhangi bir ihtilaf halinde, hamil davasını sadece bu kıymetli evraka dayandırabileceğini, kambiyo senetlerinin taraflar arasındaki sözleşmeden bağımsız, kayıtsız, şartsız bir borç ikrarı içerdiğini, Bir senet asıl borç münasebetinin ne olduğunu açıklamıyorsa, senet lehdarının veya hamilinin, asıl borç ilişkisini ispat yükümü bulunmadığını, salt kambiyo senedinin varlığı, onun alacaklı bulunduğunu göstermeye yeterli olduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
GEREKÇE: Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından, "Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas (Eski esas ...) sayılı takip dosyasına konu senetten kaynaklı alacak nedeniyle yürütülen takipte davacıların, davalıya 204.669,00 TL borçlu olmadığının TESPİTİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, -Davacı ve davalı tarafın kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine." karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacılar, davaya konu 04.01.2016 tanzim - 11/01/2016 vade tarihli ve 250.000,00-TL bedelli bonoya dayalı takip başlatılmış ise de davalılara böyle bir borcun bulunmadığını, bononun kendilerine zorla imzalatıldığını beyanla menfi tespit isteminde bulunmuş; davalı taraf ise, davacı iddialarının doğru olmadığını ve aksinin yazılı delille ispatının gerektiğini beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemenin "Davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmaması nedeniyle reddine" dair 15/03/2019 tarih ve 2018/8 Esas - 2019/281 Karar sayılı kararının istinafı üzerine Dairemizin 07/10/2019 tarih ve 2019/1590 Esas - 2019/2028 Karar sayılı ilamıyla, "... bir yıllık sürenin korkutmanın etkisi kalktığı tarihten itibaren başlayacak olup, senedin düzenleme tarihinin korkutmanın etkisinin kalktığı tarih olarak kabulü hatalıdır. Dosyada delil durumuna göre dava süresinde açılmış olup, davacılar vekilinin istinaf isteminin bu yönü ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına." karar verilmiştir. Mahkemece istinaf kararına uygun olarak devam eden yargılamada alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamıyla; dava konusu bononun cebir ve tehdit uygulanmak suretiyle alındığı iddialarının ispatlanamadığı, ancak "Bononun dava dışı ...'in davalı şirkette çalışırken güveni kötüye kullanması nedeniyle oluşan zararın tazmini için davacılar tarafından düzenlenerek verildiği" hususunun davalının kabulünde olduğu, dava dışı sigorta şirketinin davalı şirket ile aralarında emniyeti suistimal sigorta poliçesi bulunması nedeniyle açıklanan olay kapsamında davalı şirkete 08/05/2017 tarihinde yapılan 57.502,72 USD ödeme yapıldığı, ödeme tarihindeki kura göre ödemenin TL karşılığının 204.669,00 TL olduğu, buna göre davalının aynı zararının giderimi kapsamında verildiği davalının kabulünde olan bono bedelinden bu ödemenin mahsubu gerektiği, sonuç olarak takip tarihi itibariyle davacıların bakiye sorumluluğunun ödemeyi aşan kısım ile (85.201,00 TL) sınırlı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 13.980,94 TL harçtan, peşin alınan 3.495,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.485,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.05/03/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39