İstanbul BAM 16. HD 2022/1079 E. 2024/350 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/1079
2024/350
22 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1079 Esas
KARAR NO: 2024/350 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/04/2022
NUMARASI: 2021/84 E. - 2022/308 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/02/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nin 19/10/2015 tarihinde İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında müvekkili ve dava dışı ... Tic. Ltd. Şti aleyhine kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatmış olduğunu, icra takibine konu çekin tahrifata uğramış bir çek olduğunu, müvekkilinin dava dışı ... Tic. Ltd. Şti'den almış olduğu malzemelere karşılık faturalardan kaynaklı borcunu ... Tic. Ltd. Şti'ye 22/01/2015 tarihinde ... Bankası Santral-Ümraniye şubesine ait keşidecisi müvekkili olan, ... no'lu, 30/05/2015 keşide tarihli bir çek verildiğini, müvekkilinin ... Tic. Ltd. Şti'ne söz konusu çekten kaynaklı borcunun 45.000-TL'sini 03/06/2015 tarihinde ... Tic. Ltd. Şti'nin ... hesabına yatırdığını, bakiyenin bir kısmını 20.000- TL'sini de 15/09/2015 keşide tarihli ... A.Ş. ve .... Şti iş ortaklığına ait ...Ticaret Limited Şirketi adına düzenlenmiş çek ile ödendiğini, müvekkilinin geriye en son kalan 12.000-TL'yi ise 24.06.2015 tarihinde havale yolu ile ödeyerek ... Tic. Ltd. Şti'ne olan tüm borcunu kapattığını, ... Tic. Ltd. Şti'nin de nitekim bu durumu İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1032 Esas sayılı dosyanın dava dilekçesinde doğruladığını, ... Tic. Ltd, Şti müvekkilinden almış olduğu bu çekin arka yüzünün biraz orta kısmına doğru, imza-kaşe vurarak bu çeki ... kredili mevduat hesabında kullandığını, ... ... Tic. Ltd. Şti'den gelen bu söz konusu çekin arkasında bulunan ... cirosundan sonra ciro yapması gerekirken, ... cirosundan önce ciroladığını, müvekkilinin söz konusu çekten kaynaklı borcun tamamını ödeyince ... Soğanlık (Kartal) şubesinden müvekkilinin çekini teslim aldığını, bu açıklamalar olmaksızın çekin arka yüzüne bakıldığında ... ... firmasına ciroladığı bir çek söz konusuymuş gibi göründüğünü, müvekkilinin ... bu çekten kaynaklı borcun tamamını ödeyince çekin arka yüzü değişmiş olarak çekini ...'tan teslim aldığını, müvekkilinin yetkili temsilcisi ... o dönem daha sonra bu çeki ... Bankası Ümraniye Santral şubesine teslim edemediğini, ...'ın da bu nedenle bu çeki eniştesi ... yetkili temsilcisi olduğu ... Limitet Şirketi'ne emanet ettiğini, müvekkilinin finans müdürü ...'ın da bu çeki müvekkilimin bilgisi ve rızası dışında ... Şirketi'nden teslim alarak getirdiğini, ...'ın müvekkili şirket yetkili temsilcisi ... çekin sağ üst köşesinde yer alan keşide tarihinin altını 1bir gün sonrasında ödeme yapmamız gerektiğini ve HKF kasasında para olmadığını" söyleyerek müvekkili şirket temsilcisi ...'a keşide tarihinin altını paraflattırdığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına keşide tarihi 30/05/2015 olan çekin mayıs ayını işaret eden 5 rakamı kalemle üzerinden geçilerek eylül ayına işaret eden 9 rakamına çevrildiğini ve neticede müvekkiline ait çekte tahrifat yapılarak borcunu ödeyip kapatmış olduğu çekten dolayı tekrardan ödemesi için davalı tarafından aleyhine icra takibi yapıldığını, kısaca, bu şekilde bir tahrifatla çek davalı tarafından bankaya ibraz edilerek karşılığının olmadığından bahisle yazdırıldığını ve daha sonra haksız ve kötüniyetle usul ve yasaya aykırı olarak müvekkilinin borçlu haline getirildiğinden bahisle davalıya icra takibinden kaynaklı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve davalının %20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmış olmasına rağmen davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
MAHKEME KARARI:İstanbul 19.Asliye Ticaret Mahkemesi 04/04/2022 tarihli 2021/84 E. - 2022/308 K. sayılı kararıyla; "...Her ne kadar menfî tespit davalarında kural olarak ispat yükü davalı (alacaklı) tarafa ait ise de, davaya konu çekte davacının keşideci, davalının da hamil konumunda olduğu, taraflar arasında sadece kambiyo ilişkisi bulunduğu, davalının dava konusu çeke ciro yoluyla hamil olduğu; 6102 sayılı TTK m. 687 (mülga 6762 sayılı TTK m. 599) hükümleri gereğince davacı keşidecinin, dava dışı lehdar ile arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri davalı hamile karşı ileri sürebilmesi için, bu davalının çeki iktisap ederken bile bile borçlunun (davacı keşidecinin) zararına hareket ettiğinin, yani kötüniyetli olduğunun kanıtlanması gerektiği, bu hususta ispat yükünün davacıda olduğu, ancak davacı tarafça hamilin kötüniyetinin (bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin) yöntemine uygun delillerle ispat edilemediği, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 788. Maddesinde emre yazılı veya belirli bir kimse lehine düzenlenen çekin, ciro ve teslim yolu ile devredilebileceği, yine aynı kanunun 790. Maddesinde cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı düzenlenmiştir. Yine aynı kanunun 792. Maddesinde; " Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür" düzenlemesi yer almaktadır. Bu kanun hükümlerine göre çek hamili çeki iktisap ederken kötüniyetli ve ağır kusurlu olmadıkça çekin meşru hamili olup çekten kaynaklanan tüm müracaat haklarını keşideciye, lehdara ve kendisinden önceki cirantalara karşı kullanma hakkına sahiptir. Dava konusu somut olayda çek hamili olan davalı çeki müteselsil ve birbirine bağlı cirolarla iktisap ettiğinden ve davalının çeki iktisap ederken kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğu ispatlanamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davalının çekin meşru hamili kabul edilmesinin hatalı olduğunu, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile davalının çeki ciro silsilesinde müvekkilinden sonra gelen Karsac firmasının davalıya borçlu olmadığının tespit edildiğini, Davalının çeki kendisinden önceki ciranta olan ... firmasından almadığının da İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı ve bizzat davalının İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinde tanık olarak verdiği ifadesi ile sabit olduğunu, davalı çeki ... ve ... aldığını, ciro da kendilerinin imzasının bulunmadığını, bu hususu ... ve sormadığını, ciro silsilesinde ... şirketi olduğu için şirkete ya da yetkilisine bir şey sormadığını, çeki avukatına verdiğini beyan ettiğini, Davalının çeke ciro yoluyla hamil olmadığını, çeki iyi niyetle iktisap etmediğinin de İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile tespit edildiğini, buna rağmen yerel mahkemenin davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davalının icra takibinde kötüniyetli ve haksız olduğunu, müvekkilinin bu çekten dolayı borcunu ödediğini ödeme belgeleri ile ortaya koyduğunu, Karsac yetkililerin de bu durumu menfi tespit davasının dava dilekçesinde doğruladıklarını, hukuk dışı yoldan çeki eline geçiren davalının hem müvekkili, hem de Karsac aleyhine kötüniyetli olarak icra takibi başlattığını, Davalının çeki birbirine bağlı cirolarla iktisap etmediğini, ciro silsilesinde kopukluk olduğunu, Mahkemece alınan ve lehlerine görüş bildiren bilirkişi raporuna rağmen mahkemece davanın reddine karar verildiğini, müvekkilinin davalı ile ticari ilişkisinin ve davalıya borcunun bulunmadığının bilirkişi raporu ile ispat edildiğini, Takibe konu çekte Mayıs ayını işaret eden 05 rakamının Eylül ayını işaret eden 09rakamına çevrilerek tahrif edildiğini, bu tahrifatın kim tarafından yapıldığının bilinmediğini, ancak müvekkili tarafından yapılmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının bozularak yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, hükmün bozulması yerine Bölge Adliye Mahkemesinde yeniden görülmesine karar verilirse yerel mahkemenin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve duruşmalı yapılacak istinaf incelemesi neticesinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... takip sayılı icra dosyasının incelenmesinde, davalı tarafından davacı ve dava dışı ... Tic. Ltd. Şirketi aleyhine 65.800,00 TL asıl alacak, 2.687,88 TL işlemiş faiz, 131,60 TL komisyon, 6.580,00 TL tazminat olmak üzere toplam 75.199,48-TL tutarındaki toplam alacak üzerinden 19/10/2015 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığı, takip dayanağının 30/05/2015 keşide tarihli ... Bankası A.Ş. 'na ait ... seri nolu 67.000,00-TL'lik çek olarak gösterildiği tespit edilmiştir. Takibe konu çek örneği incelendiğinde; 30/05/2015 keşide tarihli, ... Bankası A.Ş. Santral Ümraniye şubesine ait ... seri nolu 67.000,00-TL'lik çek olduğu, keşidecisinin davacı ... Limited Şirketi olduğu, çekin arkasında sırasıyla ... Bankası, ... Tic. Ltd. Şirketi ve davalı ...'nin cirolarının mevcut olduğu, 12/10/2015 tarihinde bankaya ibraz edildiği, karşılıksız olduğunun yazıldığı, 30/09/2015 olan keşide tarihindeki 9 rakamı üzerinde oynama yapıldığının gözle fark edildiği, keşide tarihinin altında paraf bulunduğu tespit edilmiştir. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1032 Esas 2018/705 Karar sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; davacının ... Tic. Ltd. Şti, davalının ..., davanın menfi tespit davası olduğu, yargılama sonucunda mahkemece 09/07/2018 tarihli kararı ile davanın kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği tespit edilmiştir.Davacı vekili dava dilekçesi ile ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş, mahkemece 02/04/2021 tarihli ara karar ile; "İhtiyati tedbir talep eden haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve 3. Kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara menfi tespite konu borçlu olunmadığı iddia edilen borcun % 20'si oranında nakdi teminat mahkememiz dosyası adına yatırıldığında veya bankadan kesin ve süresiz teminat mektubu sunulduğunda İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yatırılan paraların alacaklıya ödenmemesi konusunda TEDBİR KONULMASINA..." karar verilmişse de, ihtiyati tedbir kararının infaz edilmediği anlaşılmıştır.İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/345 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; müştekinin ... ve ... Tic. Ltd. Şti., sanığın ... olduğu, resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu ile kamu davası açıldığı, yargılamanın halen ettiği anlaşılmıştır. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasındaki ticaret sicil kaydı incelendiğinde; ...’ın davacı şirketin tek yetkilisi ve ortağı olduğu tespit edilmiştir. Yine dosyaya ekli İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasına bulunan ve savcılık soruşturması sırasında Adli Tıp Uzmanı ... tarafından hazırlanan 22/07/2020 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; takibe konu çekteki keşideci imzasının ve keşide tarihinin değiştirilmesi nedeniyle buraya atılan imzanın davacı şirket yetkilisi ... ’a ait olduğuna dair görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Davalının İstanbul C. Başsavcılığının 2015/128148 numaralı Soruşturması nedeniyle kollukta verdiği 23/11/2015 tarihli ifadesinde, davaya konu çeki davacı ... Ticaret Limited Şirketi'nden olan alacağına karşılık aldığını, çeki kendi imzası ile cirolayıp kendi bankasına verdiğini, vadesi geldiğinde çekin karşılıksız olduğunu bankadan öğrendiğini, ... Tic. Ltd. Şirketi ile hiç bir tanışıklığı olmadığını, bu iki şirketin arasındaki ticari ilişki hakkında bilgisi bulunmadığını, son cironun kendisine ait olduğunu, çekin karşılıksız olduğunu bankaya girene kadar bilmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.Davalının İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinde tanık olarak verdiği ifadesinde; dava konusu çeki 30/09/2015 tarihli olarak ...’ın kardeşi ... ve ... isimli kişilerden bir muhasebe alacağına mahsuben aldığını, tarih kısmındaki değişikliği fark ettiğini, ancak altında paraf olduğundan sorun olmayacağını düşündüğünü, muhasebe alacağına ilişkin elinde bir evrakının bulunmadığını, çeki aldıktan sonra bankaya götürdüğünü, karşılıksız çıktığını, icra takibi başlattığını, ... firmasının kendisine dava açtığını, ... ve ... durumu sorduğunda iflas ettiklerini, maddi durumlarının kötü olduğunu söylediklerini, sonrasında ... ’ın icra dosyasında ödeme taahhüdünde bulunduğunu, bir kısmının ödendiğini beyan ettiği tespit edilmiştir. Davacı şirket yetkilisi ve ortağı ...’ın İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği savunmasında; davacı şirketin sahibi olduğunu, ... şirketi ile alışverişlerinin bulunduğunu, ... şirketinden almış olduğu mala karşı dava konusu çeki verdiğini, daha sonra paranın bir kısmını havale ile, bir kısmını da müşteri çeki vererek ödediğini, Soğanlı ... Şubesi’nden çeki aldığını, çeki aldıktan sonra daha önceden tanıdığı ve güvendiği ... ile görüştüğünü, ...’ın uzun süredir finans müdürlüğünü yaptığını, ...’in kendisine çeki getirerek keşide tarihinin altına imza atmasını istediğini, bunun ne anlama geldiğini bildiği için önce imza atmak istemediğini, ancak kendisine güvendiği için imzaladığını, hiçbir zaman keşide tarihinin üzerinde oynama ve değiştirme yapmadığını, sonrasında ... şirketinin avukatı ile görüştüğünde çekin keşide tarihinde oynama yapılarak piyasaya sürüldüğünü öğrendiğini, ...’a ulaşamadığını, bu nedenle kendisine soru soramadığını, çekteki değişikliği kendisinin yapmadığını, hatasının keşide tarihinin altına imza atmak olduğunu beyan ettiği görülmüştür. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen 04/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda; "davacı taraf 2015 mali yılına ait ticari defter ve belgeleri ibraz etmiş, davacı ticari defterlerinden açılış- kapanış tasdiki zorunlu olan yevmiye, defter-i kebir ve envanter defterlerinin 2015 mali yılına ait açılış noter tasdiklerinin açılış tasdikinin yapıldığı ve yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin olmadığı görülmüş olup ancak tüm defterlerin kendi içlerinde birbirini teyit ettiği, davacının ibraz edilen ticari defterlerinde davaya konu olan 30.05.2015 keşide tarihli 8019102 nolu ve 67.000,00 TL. tutarındaki çekin davadışı ... Tic. Ltd. Şti. ne 22.01.2015 tarihinde davadışı firmanın düzenlediği ... nolu Tahsilat Makbuzu ile teslim edildiği ancak bu kayıdı çekin keşide tarihi olan 30.05.2015 tarihine kayıt ettiği, ibraz edilen ticari defterlerde davacının çeki keşide ettiği dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. 'nin çekin düzenlediği tarih olan 22.01.2015 tarihi itibari ile 248.091,34 TL. alacaklı olduğu, davalının ticari defter ve belgelerinin incelenemediği, geçerli bir borç ilişkisi kapsamında ödeme vasıtası olarak keşide edilen çekin geçerli bir alacak hakkı ihtiva etmediğinin bu hususta iddiada bulunan davacı tarafça ispat edilmesi gerekse de, ibraz edilen davacı ticari defter kayıtlarına göre davalı ile ticari ilişkinin olmadığı, İstanbul ... İcra Md. ... E. Sayılı dosya numarasına konu olan 30.05.2015 keşide tarihli ... nolu ve 67.000,00 TL. Tutarındaki çekten dolayı icra takibinin iptal talebinin yerinde olduğu..." şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
G E R E K Ç E: Dava. Kambiyo senetlerine özgü icra takibine konu edilen çekle ilgili davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili karara karşı istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Her ne kadar davacı vekili çekteki ciro silsilesinin bozulduğunu, davalının kötüniyetli olduğunun İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin dava dışı Karsac firması tarafından davalı aleyhine açılan menfi tespit davasında verilen ve kesinleşen 2015/1032 Esas 2018/705 Karar sayılı mahkeme kararı ile tespit edildiğini, müvekkili ile davalı arasında bir ticari ilişkinin bulunmadığının bilirkişi raporu ile ispatlandığını belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, dosya incelendiğinde; davacının takibe konu edilen çekin keşidecisi olduğu, dava dilekçesindeki anlatımlarına, davacı şirket yetkilisinin İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/345 Esas sayılı davasında yaptığı savunmasına, davalının aynı davada tanık olarak verdiği ifadesine göre; davacının ... firmasına çek borcunu ödeyerek çeki iade aldıktan sonra davacı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan ...’ın attığı parafla keşide tarihi değiştirilerek yeniden dolaşıma sokulduğu, çekte ciranta olan dava dışı ... firmasının açtığı davada davalının bu firmaya karşı icra takibinde bulunmasının kötüniyetli olduğunun tespit edilmesinin çekte keşideci olan ve çekin keşide tarihini değiştirerek yeniden dolaşıma sokan davacı şirkete karşı da kötüniyetli olduğuna dair delil teşkil etmediği, davalının ceza davasında çeki davacı şirket yetkilisi ve ortağı ...’ın kardeşinden ve şirket çalışanı ... ’dan aldığını beyan ettiği, davacı şirketin yetkilisi ... ve çalışanı ... ’ın çekle ilgili işlemleri davacı şirketin iradesine aykırı olarak yaptıklarının davacı tarafça ispat edilemediği, ... ’ın zaten şirketin tek ortağı olduğu, şirket yetkilisi davacı şirketin iradesine aykırı işlem yapmış olsa dahi çekle ilgili davacı şirketin sorumluluğunun devam edeceği, çekin keşideci davacı tarafından iade alındıktan sonra keşide tarihi değiştirilerek yeniden dolaşıma sokulması nedeniyle ciro silsilesinin bozulduğundan söz edilemeyeceği, çek ödeme vasıtası olup, soyut ilişkiden mücerret olması nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığını yazılı delille ispat etmesi gerektiği halde ispatlayamadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 22/02/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59