SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 16. HD 2022/618 E. 2024/33 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/618

Karar No

2024/33

Karar Tarihi

16 Ocak 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2022/618 Esas

KARAR NO: 2024/33

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/12/2021

NUMARASI: 2019/238 Esas - 2021/264 Karar

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 16/01/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1986 yılından bu yana asansör bakımı, imalatı, tasarlanması faaliyetlerini yürüttüğünü, TPMK nezdinde tescilli "..." ve "..." ibareli seri markalarının bulunduğunu, davalının müvekkiline ait "..." ibareli markayı müvekkilinin herhangi bir izni olmadan haksız bir şekilde kullandığını, davalının kullandığı ".." ve "..." ibareli markaların görsel ve anlamsal olarak müvekkil markasının birebir aynısı, taklit oluşturacak ve ayniyet taşıyacak şekilde olduğunu, hem mağaza ortamında hem de davalıya ait www..r.com.tr alan adlı internet sitesinde kullanımın bulunduğunu, bu hususun mahkememizin 2019/162 Değişik İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, davalının müvekkili adına tescilli "... " esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, men'ini, ref'ini, davalı adına olan www...com.tr alan adlı internet sitesine erişimin engellenmesini ve yayının kaldırılmasını, davalı şirket unvanından "..." ibaresinin terkinini, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın delil tespiti tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, 100.000,00 TL manevi ve 10.000,00 TL itibar tazminatının ise delil tespiti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, 2019/162 değişik iş sayılı dosyasında yapılan masrafların davalıdan tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 09/11/2021 tarihli dilekçesi ile, 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 34.465,88 TL'ye artırarak harcını yatırmıştır.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ticaret unvanı olan "... Tic.Ltd.Şti." ibaresinin markasal bir kullanımının olduğu ve bu kullanımın davacı taraf markalarını taklit ettiği yönündeki iddiayı kabul etmediklerini, müvekkilinin geçmişi uzun yıllara dayanan köklü bir firma olduğunu, resmi olarak 06.03.2007 tarihinde "..." ibareli unvan ile ilgili sektörde hizmet vermeye başladığını, bu tarihten çok daha önceden beri aynı markasal kullanım ile asansör sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının 04.12.2008 başvuru tarihli ve ... tescil numaralı "...” ibareli markası altında tüketicilere hizmet verdiğinin sabit olduğunu, ilgili internet sitesinin tek bir bölümünde ve tüm alana kıyasla ufak bir alanda ticaret unvanının kullanıldığını, söz konusu kullanımının markasal bir kullanım teşkil etmediğini, ilgili internet sitesinin her yerinde "..." ibareli markasını öne çıkardığını ve ticaret unvanını asla bir marka olarak kullanmadığını, salt "..."' ibaresinin kullanılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, dolayısıyla ortada herhangi bir iltibas tehlikesi bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir üretim tesisi olmadığını, bu nedenle müvekkilinin ürün üreterek piyasaya bu ürünleri sürmesi gibi bir durumun da söz konusu olmadığını, dolayısıyla davacı tarafın ürünlerinin taklit edilerek piyasaya sürüldüğü ve bu nedenle zarara uğradığı iddiasının haksız olduğunu, davacı tarafın markalarına ilişkin başvuruları ve bu markalarının fiilen sektörde kullanımlarının davalının “..." şeklindeki markasal kullanımlarından çok daha sonra olduğunu, müvekkilinin önceki kullanıma yönelik markasal kullanım hakkının bulunduğunu, müvekkilinin davacı taraf ile karşılaştırılması veya karıştırılmasının mümkün olmadığını, "..." ibaresinin davacının tekelinde olmadığını, müvekkilinin önceki ticari unvanı olan "..." unvanı ile paralel olarak "www...com.tr"' ibareli alan adını kullanmasının davacı ile bir alakasının bulunmadığını ve davacının geçen uzun yıllar boyunca müvekkilinin söz konusu kullanımlarına da sessiz kaldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/12/2021 tarih ve 2019/238 Esas - 2021/264 Karar sayılı kararıyla; "... TPMK kayıtlarına göre, ... tescil numaralı "..." ve "..." ibareli markaların davacı adına, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın ise davalı şirket yetkilisi ... adına tescilli olduğu, ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin 27/04/2015 tarihinde kurulduğu, www...com.tr alan adının davalı adına olup 28/12/2016 tarihinde kayıt yapılmış olduğu, bu alan adında "..." ibaresinin ön plana çıkarılarak markasal olarak davacının tescili kapsamında kullanıldığı, davalının bu kullanımının SMK 29/1-a maddesi ve 7/2-b maddesi kapsamında davacının marka haklarını ihlal ettiği gibi, TTK 54 ve devamı maddeleri anlamında haksız rekabet teşkil ettiği, dosya kapsamı delillere göre davalının gerçek(öncelikli) hak sahipliğinin ispatlanamadığı, unvan ve alan adının tescil tarihleri gözetildiğinde dava tarihi itibariyle beş yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı, dolayısıyla davacı tarafın davalı kullanımına sessiz kalmasının söz konusu olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Her ne kadar bilirkişi raporunda ... tescil numaralı "..." ibareli davalı şirket yetkilisi adına olan marka tescili nedeniyle davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığı belirtilmiş ise de, davalı tarafça olan fiili kullanımın "..." şeklindeki tescilden farklı olarak " ..." ibaresi ön plana çıkarır şeklinde olması nedeniyle bilirkişi heyetinin bu yöndeki değerlendirmesine itibar edilmeyerek, davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete dair davasının kabulü gerekmiştir. Davacının davalı ticaret unvanının terkinine ilişkin talebine gelince, SMK 7/3-e maddesi marka sahibinin işaretin ticaret unvanı yada işletme adı olarak kullanmasını yasaklama hakkını vermektedir. Tarafların faaliyet alanlarının aynı olduğu, eskiden beri davacının markasını bilen potansiyel alıcıların markayı çekicek unsur olarak içeren davalı ticaret unvanı nedeniyle işletmeleri karıştırabileceği, davalının ticaret unvanında "..." ibaresini ön plana çıkaran markasal kullanımların olduğu ve bu kullanımların davacı marka tescili kapsamında kaldığı görülmekle, davacının bu talebi yönünden de davasının kabulü gerekmiştir. Davacının maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; mali müşavir bilirkişi raporunda davalının ticari faaliyetinden genel giderler düşüldükten sonra elde ettiği net kazancının 34.465,88 TL olduğu belirtilmiş ve davacı vekili bu tutarı maddi tazminat olarak talep etmiş ise de, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, yoksun kalınan kazanç dönemi olan 19.07.2016 ile dava tarihi olan 19.07.2019 dönem satış faturalarının incelendiği, faturaların üzerinde ... Tic.Ltd.Şti olarak şirket unvanının basılı olduğu, “...” kelimelerinin daha büyük ölçüde ve şirketin kısa adı olarak görsellik kazandırıldığı, faturaların sayısal olarak %80-90'nı 85- 120 TL arasında aylık asansör servis bakım bedeli olarak düzenlendiği, diğerlerinin, arıza tamiri, revizyon beldi, montaj, parça değişimi vb. ücret veya bedellerine ilişkin olduğu, faturaların içeriğinde “...” markası ve veya bunu çağrıştıracak benzer kelimeleri içeren markasal bir ürün satışına rastlanmadığı, faturalarda hiçbir ürün markasına yer verilmediği hususları gözetildiğinde, SMK'nun 151/3 maddesi kapsamında bu kazancın elde edilmesinde markanın katkısının net olarak tespitinin mümkün olmadığı, kazancın tamamının tahsiline karar verilmesinin davalının mahvına sebep olacağı gözetilerek, TBK'nun 50 , 51 ve 52 maddeleri gözetilerek davacı yararına 10.000,00 TL maddi tazminat takdir edilmiştir. Davalının eylemi, aynı zamanda davacının markadan doğan manevi haklarını da ihlal ettiğinden, markanın kullanım biçimi, süresi, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 10.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir. Davacının itibar tazminatı talebine gelince; davalının kullanımının kötü olduğu ve davacı markasının imajını zedelediği hususu ispatlanamadığından, davacının bu talebi yönünden davası reddedilmiştir." kararı verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; "Davalının eylemlerinin müvekkilimizin marka hakkından doğan haklarına tecavüz niteliğinde olduğunun ve haksız rekabete sebebiyet verdiğinin sabit olduğunu,SMK uyarınca davalının net kazancı hesaplanmış olmasına rağmen TBK M.50-51 uyarınca maddi tazminata hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu,Müvekkilimiz lehine itibar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini; huzurdaki davada, davalı şirket İzmir'de faaliyet gösterdiğinden tüketiciler nezdinde müvekkilimizin şubesi zannedildiğini ve davalıdan hizmet alan tüketicilerden müvekkilimize şikayetler geldiğini, bu durum müvekkilimizin itibarına zarar verdiğinden itibar tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu,Davalı vekili istinaf dilekçesinde; "Müvekkilin davacı tarafa kıyasla çok daha önceden beridir "..." ibareli markasal kullanım ile asansör sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilin 04.12.2008 başvuru tarihli ve ... tescil numaralı ..." ibareli markası altında hizmet verdiğini, Elbette ki ticaret unvanının müvekkil tarafından doğal olarak kullanıldığını, fakat bu kullanımın markasal bir kullanım olmadığını; müvekkilin ilgili internet sitesinin bir bölümünde ve tüm alana kıyasla ufak bir alanda ticaret unvanını kullandığını, Davacı taraf, müvekkil firmanın ürettiği ürünlerin bozulduğunu ve müşterilerin ise ürünleri sanki karşı taraf firmasının yaptığından bahisle karşı taraftan değişim onarım vs istediklerini, bu suretle ticari itibar kaybına uğradıklarını iddia etmiş ise de; müvekkil firmanın, asansör hizmetlerine ilişkin sektörde hizmet vermekte ise de ürettiği herhangi bir ürün bulunmadığını,Müvekkil firmanın markasal kullanımının tümüyle "..." olarak baskın şekilde tüm site ve ürünlerde kullanıldığının açıkça görüldüğünü, müvekkil firmaya ait internet sitesinde "..." ibaresi markasal olarak kullanıldığını, ortalama tüketici nezdinde, müvekkil firmanın "..." ibareli markayı kullandığının ilk bakışta anlaşıldığını,Davacının markalarına ilişkin başvurularının ve bu markalarınn fiilen sektörde kullanımlarının; müvekkil firmanın "...", ".." şeklindeki markasal kullanımlarından çok daha sonra olduğunu, bu nedenle müvekkilin önceye dayalı hakkının olduğunu,Müvekkilin 2000li yılların başından beridir sektörde fiilen hizmet verdiğini ve uzun yıllardır aralıksız olarak "..." markası ile "...tic. ltd. şti." ticaret unvanı ile birlikte "www...net" ve "www...com.tr" ibareli alan adlı internet sitesini kullandığını, davacının geçen uzun yıllar boyunca müvekkilin bu kullanımına sessiz kaldığını, davacı firmanın 10 yıldan uzun süredir müvekkil firmaya karşı herhangi bir dava açmamış olması nedeniyle sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, Mahkeme kararının ana dayanakları dosyada aldırılan bilirkişi raporları olduğunu, fakat söz konusu bilirkişi raporlarında bir takım fahiş hatalı tespitler yapıldığını, Mahkeme kararına dayanak olarak bilirkişi raporlarının müvekkil firma aleyhine olan kısımlarını aldığını; müvekkil firma lehine oldukça önemli olan tespitleri ise gerekçesiz şekilde dikkate almadığını, Müvekkil firmanın 04.12.2008 başvuru tarihli ve ... tescil numaralı “...” ibareli markası altında tüketicilere hizmet verdiğini, bilirkişi heyetinin de önemle belirttiği üzere müvekkilin markasının kullanımına karşı davacı tarafın herhangi bir hak iddia edemeyeceği, sessiz kalma yoluyla bu haktan mahrum kaldığını, Müvekkil firmanın mevzuat gereği ticaret unvanını ilgili internet sitesinde belirtmek zorunda olduğunu,. müvekkil firmanın ilgili internet sitesinin neredeyse her yerinde “...” ibareli markasını öne çıkararak kullandığını, müvekkil, ürünler veya site, ilanlar üzerinde de “...” ibaresini asla kullanmadığını, dolayısıyla ortada herhangi bir iltibas tehlikesi bulunmadığını." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.

GEREKÇE:Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından, "Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, -Davalının davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespitine, men'ine ve ref'ine, --Davalı adına olan www...com.tr adlı internet sitesine erişimin engellenmesine ve yayının kaldırılmasına, -Davalı şirket unvanından "... " ibaresinin terkinine, -TBK 50 ve 51 maddeleri uyarınca takdiren 10.000,00 TL maddi tazminatın tespit tarihi olan 25/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yine 10.000,00 TL manevi tazminatın tespit tarihi olan 25/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacının fazlaya dair tazminat taleplerinin reddine." karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacının ... tescil numaralı "..." ve "..." ibareli markaların tescil sahibi olduğu, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın ise davalı şirket yetkilisi ... adına tescilli olduğu, davacının işbu davada davalının markayı izinsiz olarak haksız ve hukuka aykırı kullandığından bahisle marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ile maddi - manevi ve itibar tazminatı isteminde bulunduğu; davalının ise, öncelikle davacının sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığını, davaya konu ibare üzerinde önceye dayalı hakkın kendisine ait olduğunu ve davanın haksız olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi incelemeleri ile; davalı şirketin 27/04/2015 tarihinde ... unvanıyla kurulduğu, www...com.tr alan adının davalı adına olduğu ve 28/12/2016 tarihinde kaydedildiği, davalıya ait anılan internet sitesinde davacı adına tescilli "..." ibaresinin ön plana çıkarılarak markasal olarak kullanıldığı, davalının bu kullanımının SMK 29/1-a maddesi ve 7/2-b maddesi kapsamında davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davalının davaya konu ibare üzerinde "önceye dayalı hak sahipliği" iddiasında bulunmuş ise de bu hususun ispatlanamadığı, davalının ticaret unvanı ve internet alan adın tescil tarihleri gözetildiğinde dava tarihi itibariyle beş yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı, bu nedenle davacı yönünden sessiz kalma suretiyle hak kaybının sözkonusu olmadığı, davalı adına ... tescil numaralı "..." ibaresi ile tescilli marka yönünden ise markanın tescil edildiği haliyle değil de davacı markasına yakınlaştırılarak kullanımın tespit edilmiş olması nedeniyle sessiz kalmanın sözkonusu olmayacağı, tüm bu hususlar dikkate alındığında mahkemece davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete ve ticaret unvanının terkini yönündeki taleplerinin kabulüne karar verilmesi isabetlidir. Oluşan bu durum karşısında davacının maddi ve manevi tazminat talep hakkının bulunduğu sabittir. Mahkemece aldırılan mali müşavir bilirkişi raporunda davalının net kazancının 34.465,88 TL olduğunun belirtildiği, ancak mahkemece "Faturalarda hiçbir ürün markasına yer verilmediği hususları gözetildiğinde, SMK'nun 151/3 maddesi kapsamında bu kazancın elde edilmesinde markanın katkısının net olarak tespitinin mümkün olmadığı gözetilerek" TBK'nun 50, 51 ve 52 maddeleri gözetilerek davacı yararına 10.000,00 TL maddi tazminat ile markanın kullanım biçimi, süresi, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 10.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmesinde isabetsizlik yoktur. Her ne kadar davacı itibar tazminatı talep etmiş ise de; davalının kullanımının kötü olduğu ve davacı markasının imajını zedelediği hususu ispatlanamadığından mahkemece bu talebin reddedilmesi de yerinde olmakla; taraf vekillerinin istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 422,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 5,35 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalıdan alınması gereken 1.366,20 TL harçtan, peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.024,65 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/01/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanın(MarkaistinafkabulünedereceHakkınaistanbuldosyakonusuTecavüzdenMarkaesastanKaynaklanan)numarasımahkemesikararıkısmenhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim