İstanbul BAM 16. HD 2023/1671 E. 2024/259 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2023/1671
2024/259
6 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1671 Esas
KARAR NO: 2024/259
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/05/2022
NUMARASI: 2020/91Esas - 2022/420 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 06/02/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkilinin 10 yılı aşkın süredir Yetkili Servis olarak davalıya hizmet verdiğini, yetkili servis Sözleşmesi ile davalı ürünlerin bakım, ilk çalıştırma, onarım hizmetleri İstanbul Kartal ve İlçeleri bölgesi olmak üzere müvekkilini yetkili servis tayin ettiğini, bu yetkinin davalı şirketin satılan mamullerine eklenen belgelerinde tüketicilere bildirildiğini, mezkur sözleşmenin 3.,3.1, 3.2 ve 3.3, maddelerinin müvekkiline bir takım yükümlülükler yüklediğini, ayrıca müvekkilinin sözleşmenin 2.2. mad. uyarınca müvekkilinin iktisadi hayatının muhatap şirket ile yapılan yetkili Servis Sözleşmesine bağlandığını, müvekkilinin tüm bu yükümlülüklerine mukabil davalı şirketin sadece Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Sanayi Mallarının Satış Sonrası Hizmetleri Hakkında Yönetmelik hükümleri ve taraflar arasında imzalanan yetkili servis sözleşmesi uyarınca anılan hizmetleri yetkili servise yönlendirme borcu bulunduğunu, müvekkilinin yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, müvekkilinin bu başarısının servis denetleme raporu ile tescil edildiğini, ancak bu başarılara rağmen davalının müvekkili müşterilerini başka servislere veya kendi merkez servisine yönlendirerek müvekkilini zarara uğrattığını, davalının haksız ve hukuka aykırı bu eylemlerinin 2007 yılı sonunda başladığını, Ekim/2007 yılında davalı yönetimin el değiştirdiğini, yönetim kadrosundaki değişiklik nedeniyle İstanbul' da yer alan Yetkili Servislerin müşterilerinin sonradan keyfi olarak ihdas ettikleri Merkez Servise yönlendirerek haksız kazanç ve gelir elde ettiğini, davalının bir diğer haksız fiilinin ise müvekkilinin bölge müşterilerini kendi servis merkezine göndermediği hallerde keyfi olarak ihdas ettiği başka servislere yönlendirilmesinin olduğunu, davalının hukuka, yönetmelik hükümlerine ve akdolunan Yetkili Servis Sözleşmesine aykırı bu fiilleri istanbul ... Noterliğinin 03.01.2013 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarı ile davalıya bildirildiğini, İhtarnamenin ardından müvekkilinin Yetkili Servis Sözleşmesini yenilemeyerek davalı tarafından ayrıca cezalandırılmak istendiğini, işletmesini kapatmak zorunda kalan müvekkilinin çalışanlarına 51.415,00 TL ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin uğradığı zararlarından bir kısmının; kar mahrumiyetince işletme giderlerini dahi karşılayamayacak hale gelmesi, müşterilerin başka servislere yönlendirilmesi neticesindeki kaybı, müşteri portföyünden mahrum bırakılması, ayrıca bilirkişi incelemesi ile tespit edilecek diğer zarar ve mahrumiyetlerin olduğunu belirterek, davanın kabulü ile fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalı şirketten tahsiline, alacaklar için ihtarname tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizinin işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.-Davacı vekili 17.02.2014 tarihli dilekçesinde; "müvekkilimizin uğradığı başta kar mahrumiyeti olmak üzere sair zararları için 9.500-TL, sözleşmesinin fesh edilmesi sebebiyle mahrum kaldığı kaldığı müşteri çevresi için 500-TL" olarak tazminat talebini açıklamış, 18.02.2022 Tarihli dilekçesi ile ise; 9.500,00-TL fesih nedeniyle uğranılan zarar alacağı aynen talep ettiklerini, 500,00-TL Portföy Tazminatı talebinin ise bilirkişi raporunda hesaplanan 24.146,08 TL'ye yükselttiklerini beyan etmiş, dava tarihinden itibaren faiz talep ederek ıslah harcı yatırmıştır.-Davacı yargılama sırasında vefat etmiş, mirasçılık belgesi ve vekaletnameler dosyaya sunularak taraf teşkili tamamlanmıştır.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının kar mahrumiyeti ve yapılan masrafları talep etmesinin usııle aykırı olduğunu, akde aykırılık nedeniyle davacının kar mahrumiyetinin oluşmadığını , dava konusu sözleşme standart yetkili servis sözleşmesi olduğunu, ilgili sözleşmenin bölgesel bir kısıtlama İçermediğini, TDD (...) çağrı merkezine gelen talepleri ilk olarak en yakın ve İş durumu müsait VIP servisine yönlendirdiğini, yoğunluk olması durumunda bölge intern kapsamında çağrı internet servisine yönlendirildiğini, garanti dışı hizmetler de ise tüketicilerin TDD çağrı merkezini aramak yerine hizmet almak istedikleri servise başvurabileceğini, VIP servisin standart servise göre; iş yönlendirmesi bakımından öncelikli olduğunun, 2009 yılı Türkiye servis toplantısında tüm yetkili servislere anlatıldığını, bu nedenle iş yerlerine marka ve tüketici memnuniyetini ön plana çıkardığını, müvekkilinin sistemden haberdar olduğunu, çalışmalarının bu sisteme göre yürüttüğünü, yürütülen sistemde VIP standartlarının sağlanmadığını, ticari faaliyetine standart servis olarak devam ettiğini, dolayısıyla kendi iradesiyle dahil olduğu sistemin kendisine zarar verdiği iddiasıyla kar kaybına ilişkin talepte bulunmasının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, kurulan sistem ile satış sonrası servis hizmetleri alanında müvekkilinin yetkili servisleri arasında rekabetin kısıtlanmadığının Rekabet Kurulu kararının 06.11.2012 tarih ve 2012-575 dosya ve 12-54/1526-544 K. Sayılı kararı ile açık olduğunu,VIP servis modeline 2010 yılında geçildiğini, davacının kar kaybına ilişkin iddiasının müvekkiline ileri sürülemeyeceğini, sözleşme süresince davacının kar mahrumiyetine uğradığına ilişkin hiçbir yazılı talepte bulunmadığını , zarara uğradığını iddia eden firmanın sözleşme süresince böyle bir talepte bulunmamasının ancak sözleşme sona erdikten sonra bu iddiaları ileri sürmesinin iyi niyet kuralı ile açıklanamayacağını, hizmet yönlendirmedeki' temel kriterin servisin yer aldığı bölge değil; servisin modeli olduğunu, buna rağmen davacının bilinçli bir şekilde kar mahrumiyetine uğradığının asılsız olduğunu, davacıya sistem dâhilinde ticari faaliyetini idam ettirmesini engelleyecek bir uygulamanın yapılmadığını , şirketi ile olan ticari ilişkisinde herhangi bir müdahalenin yapılmadığını, ayrıca mevcut yetkili servis sözleşmesine göre davacının istediği zaman sözleşmeyi feshederek şirketi ile ticari faaliyetine son verme hakkına sahip olduğunu, ancak davacının bu hakkını kullanmadığını, zarar ettiğini iddia ederek sözleşmeyi feshetme yoluna hiç başvurmadığını, dava konusu yetkili servis sözleşmenin Beyoğlu ...Noterliği'nin 18,04.2013 tarih ve ... yevmiye no.lu bildirimi ile sona erdiğini, davacının sözleşmenin haksız fesih sebebiyle uğradığı zararlarım da tanzim edemeyeceğini, davacının yaptığı masrafların davacının kendi seçimi ve kararı ile yapıldığını, davacının tacir olmasından kaynaklanan daha çok kazanç sağlamak için ve servis hizmeti verilmesi işinin doğası gereği ticari yatırım olduğunu, bununla ilgili risklerin davacıya ait olduğunu, davacının yetkili servis olarak müvekkiline kazandırdığı yeni müşterileri olmadığından sadece müvekkilinin kazandığı müşterilerine hizmet sunması nedeniyle portföy tazminatı adıyla anılan TTK/nun 122. maddesinin yeni hukuki kurum olmadığından ilk defa kanuni düzenlemeyle denkleştirme istemi olarak aynı tazminatı talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI: İlk derece mahkemesinin 2014/706E, 2016/931 Karar sayılı 24.11.2016 Tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KARARI: Dairemizin 2017/3861 Esas 2020/285 Karar sayılı, 07.02.2020 tarihli ilamı ile; ".. Her ne kadar süreli bir sözleşmenin süre sonunda sonlandırılmayıp ilişkiye devam edilmesi halinde sözleşme belirsiz süreli hale gelir ise de, somut olayda tarafların sözleşmeyi birer yıllık sürelerle uzattıkları dosya içeriğinden anlaşıldığından, davalı taraf 18/04/2013 tarihli ihtarnamesiyle 15/01/2013'den itibaren başlayan yeni ve bir yıllık sözleşmeyi bir anlamda feshetmiştir. Davacının alacak talebinde bulunabilmesi için davalının feshinin haklı olup olmadığının tartışılması gerekir. İlk derece mahkemesince davacının, davalının hukuka aykırı fiilleri nedeniyle sözleşme ilişkisini devam ettirmesi nedeniyle hukuka aykırılığın bulunduğu dönemler itibariyle geçmişe dönük olarak talepte bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu şeklindeki gerekçe yerinde olmakla birlikte, az önce de yukarıda belirtildiği üzere davacının 15/01/2013 tarihinden başlayan yeni ve bir yıllık dönem içindeki ilişkinin son yılı için davalının feshinin haksız olması halinde uğradığı zararları isteyebilecektir. Bu durumda davalı tarafın sözleşmeyi feshinde haklı olup olmadığı üzerinde durularak davacının bahse konu son dönem için zarar isteyip isteyemeyeceğinin değerlendirilmesi, ayrıca davacı taraf portföy zararı bulunduğunu da iddia etmiş olup mahkemece de bu konuda karar yerinde herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından, bu husus üzerinde de durularak ve gerektiğinde bilirkişi raporu alınarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmıştır.DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İlk derece mahkemesinin 2020/91 Esas, 2022/420 Karar sayılı, 12.05.2022 Tarihli kararında; "1-Davanın kısmen kabulü ile, 8.471,22-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile, miras payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMLERİ:Davacı vekili istinaf isteminde özetle; İlk derece mahkemesinin hükmüne esas aldığı 16/08/2021 tarihli ve 24/11/2021 bilirkişi heyetinin ek raporlarında kar mahrumiyeti hesabını, istinaf kararına aykırı olarak sadece 15/01/2013 tarihinden itibaren yaptığını, son bir yıllık hesabı da yapmadığını, 24/11/2021 tarihli ek raporda yer alan tabloda 307.270,76-TL zarar ettiği görüldüğünü, Müvekkilinin bu zararının yeterince iş verilmemesinden ancak sürekli sözleşmeyi ifaya hazır bulunmasından kaynaklandığını, bu tablo üzerinden geçmiş bir sene ve son sene kar mahrumiyetine ilişkin bir hesaplama yapılması gerekirken 8.471,22-TL rakam belirtilerek hatalı karar verildiğini,Portföy tazminatı talebinin reddinin yerinde olmadığını, tüketicilerin alacakları ürünle ilgili marka tercihinde bulunurken özellikle servis hizmetlerinin kalitesine baktıklarını, Muris ...'in de , faaliyet yaptığı servis bölgesinde 30 sene faaliyet gösterdiğini, hiçbir müşteriden şikayet gitmediğini, dilekçe ekinde yer alan ...-... numaralı belgelerden de anlaşılacağı gibi davalının VİP servis olarak adlandırarak müvekkili bölgesine yönlendirdiği ancak arızanın giderilememesi üzerine müvekkilin giderek sorunu çözdüğünü, firmanın müşteri nezdinde itibarının muris tarafından korunduğunu, Aksinin ispatı davalıya düştüğünü, Müvekkilin işini iyi yapmadığına dair Davalı taraf davanın herhangi bir aşamada beyanı olmadığı gibi buna ilişkin de delili de olmadığını, bilirkişi raporunun denetlenebilir olmadığını belirterek yeni bir bilirkişi heyetince inceleme yapılmasını , zararın tespit edilememesi halinde de TBK 50/2 gereğince tazminatın belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını rapor ile tespit edilecek rakam üzerinden dava bedelinin açıklatılarak neticeten davanın tümden kabulüne karar verilmesini etmiştir.Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Müvekkili şirket ile davacının arasındaki sözleşmenin taraflar arasındaki sözleşmenin yenilenmemesi yönündeki irade nedeniyle sona erdirildiğini ve durumun davacı tarafın da kabul ettiği gibi İstanbul .... Noterliğinin 03.01.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı tarafa bildirildiğini, Sözleşmenin süre ve feshe ilişkin hükümlerini içermekte olan 5. Maddesinin dikkate alınması gerektiğini, Taraflar arasındaki sözleşmenin 18.04.2013 tarihli ihtarname ile ihbar süresine uygun, hukuka ve sözleşmeye paralel olarak sözleşme fesih edildiğini, Mahkemenin değerlendirmesinin aksine müvekkili davalıya tek taraflı bir fesih hakkı tanınmadığını, davacı yan tacir olup ticari faaliyetleri kapsamında özgür irade ve sözleşme serbestisi içerisinde hareket ederek sözleşmeyi imzaladığını, davacının talep ettiği alacak ve tazminat kalemleri haksız ve hukuka aykırı olduğu gibi taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, sözleşme hükümleri çerçevesinde sözleşmenin sona ermesi veya ... tarafından fesih edilmesi halinde tazminat veya başkaca bir ad altında alacak talep edilmeyeceği davacı yan tarafından kabul edildiğini, Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere feshin haklı sebebi olarak yeni yapılandırma modeline geçilmesi ve davacının, müvekkilin ticari gerekliliklerine uyum sağlamaması hasebiyle, her iki tarafın da basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünden dolayı yapılan fesih hukuka, usule ve sözleşmeye uygun olarak yapıldığını, davacının kendisine imkan tanınmasına rağmen yeni yapılandırmaya geçmediği için ve yeni sisteme uyum sağlamadığı için zarar ettiğini, Ticari hayatta teknolojinin ve ticaretin gelişimine uyum sağlamak her tacirin önceliği olup buna uyum sağlayamamak da haklı fesih sebebi olduğunu,Yargıtay ın benzer bir uyuşma acentenin son iki yıldır kendisine verilen hedefleri gerçekleştirememesi ve bu sebeple zarar görmesi sebebiyle, acentelik sözleşmesinin feshinin haklı bulunduğuna karar verdiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/12570, K. 2018/6010, 04.10.2018, başka uyuşmazlıkta; acentelik sözleşmesi yapılmış ve sözleşmede üretim hedefine uyulmamışsa davalının her zaman tazminatsız fesih hakkına sahip olacağına dair Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/10067, K. 2015/13571, 16.12.2015 kararı nda yer verildiğini, feshin haksız olduğu yönündeki mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, kararın kaldırılmasını, davacının istinaf isteminin ise reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Davacı, yetkili servis sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini iddia ederek kar mahrumiyeti ve portföy tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta, sözleşmenin 5/2. maddesinde; ... A.Ş.nin sözleşmenin devamı boyunca her zaman 10 gün önceden bildirmek suretiyle sözleşmeyi sebep ve gerekçe göstermeksizin derhal etkili olacak şekilde tek taraflı fesih etme hak ve yetkisinin bulunduğu düzenlenmiş ise de; Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 22/10/2014 tarih, 2014/7542 E- 2014/16209 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere sözleşmede tek taraflı fesih hakkı veren bu şekilde bir hüküm bulunması halinde dahi davalının sözleşmeyi feshetmesi için haklı bir sebebin bulunması gerekmektedir. Mahkemece bu yönde değerlendirme yapılarak taraflar arasındaki 3 yıllık sözleşme ilişkisi de dikkate alınarak ihtarnamedeki fesih sebebinin haklı sebep oluşturmadığına yönelik kabulü yerindedir.Dairemizin kaldırma kararında; "davacının geçmişe dönük olarak talepte bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğuna ilişkin gerekçenin yerinde olduğu ve feshin haksız olduğunun tespiti halinde davacının 15/01/2013 tarihinden başlayan yeni ve bir yıllık dönem içindeki ilişkinin son yılı için uğradığı zararları isteyebileceğinin" belirtildiği, ilk derece mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi heyetinden rapor aldığı, 2.ek raporun yeterli ve hükme elverişli olduğu dikkate alındığında taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.Davacı portföy tazminatı talebinin reddinin yerinde olmadığını ileri sürmüş ise de; davacının, davalının yetkili servisi konumunda olduğu, taraflar arasındaki 3 yıllık sözleşme süreci, bilirkişi raporları ve mevcut delil durumuna göre TTK 122.md yer alan portföy tazminatı koşulları oluştuğundan bahsedilemeyeceğinden mahkemece bu yöndeki talebin reddi de yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı ve davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,-Alınması gereken 578,67-TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 308,82-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.06/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20