SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 16. HD 2022/589 E. 2024/22 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/589

Karar No

2024/22

Karar Tarihi

16 Ocak 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2022/589 Esas

KARAR NO: 2024/22

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/10/2021

NUMARASI: 2015/866 Esas - 2021/704 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 07/09/2015

KARAR TARİHİ: 16/01/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ABD'de "..." markasının ve bu marka ile bağlantılı olan diğer birtakım ticari markaların kullanılması ile alt lisansının verilmesi hususunda münhasıran hak sahibi olup emlak komisyonculuğu/müşavirliği ve gayrimenkul danışmanlığı ofisleri ile "... Emlak Komisyonculuğu Franchise Sözleşmesi" akdetmek suretiyle ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, bu çerçevede müvekkil şirket Franchise Veren sıfatıyla davalı ile 12.08.2008 tarihinde imza "tarihinden itibaren 5 yıl süre ile geçerli olacak şekilde ... Bulvarı, ... Alışveriş Merkezi ... Blok Kat:... No:... İkitelli İstanbul adresinde faaliyet gösterecek ofis için; 17.03.2011 tarihinde ise imza tarihinden itibaren 3 yıl süre ile geçerli olacak şekilde ... ... Sokafi: No:... ... Kat ... Blok Üsküdar İstanbul adresinde faaliyet gösterecek ofis için iki farklı "... Emlak Komisyonculuğu Franchise Sözleşmesi" akdettiklerini, müvekkili şirketin taraflar arasında akdedilen sözleşmeler çerçevesinde üstlendiği yükümlülükleri yerine getirilmekte iken davalı tarafından sözleşmelerin tek taraflı olarak feshettiğini, davalı şirketin ilgili Sözleşmeler kapsamında yürüttüğü ticari faaliyetlerden doğan müvekkili şirkete olan 11.086,29 TL cari hesap borcunun dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz oranına on puan eklenmesi sonucunda ortaya çıkacak oranda faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, feshedilen her bir sözleşme için ayrı ayrı olmak üzere 25.000 ABD Doları toplamda 50.000 ABD Doları tutarında cezai şartın fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, davalı şirketin taraflar arasındaki münakit Sözleşmeler kapsamında öngörülmüş "Rekabet Yasağına" ilişkin hükümlerin ihlal etmesi neticesinde müvekkili şirket nezdinde yol açtığı zararların şimdilik 1.000-TL'lik kısmının fesih tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte tahsiline, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davacının müvekkilinin haksız yere sözleşmeyi feshettiğini iddia etmişse de bu iddia da haksız olduğunu, müvekkilinin taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin Fesih başlıklı 14. Maddesinin E fıkrasına dayanarak davacıya ihtarname çekip sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, fesih sebebinin dayanaklarının: Davacının azce düşmesi sebebi ile çeşitli icra dosyalarından müvekkile gönderilen birinci haciz ihbarnameleri, ... A.Ş. hakkında verilen iflas kararı, davacının grup şirketlerinin piyasaya çok yüksek oranda borçlu olduğuna ilişkin güncel gazete haberleri de dikkate alındığında davacının acze düştüğünü ve dolayısı ile piyasada olumsuz bir durum da olduğunu, müvekkilinin saygın iş adamları ile iş yapmasına engel olduğunu, rakip gayrimenkul şirketlerince de aleyde kullanıldığını dolayısı ile uzunca bir süre direnen müvekkilinin daha fazla direnemediğini ve haklı olarak sözleşmeyi fesih etmek zorunda kaldığını, bu nedenle müvekkilinin haksız olarak sözleşmeyi fesih ettiğinden bahsedilemeyeceğini buna ilişkin cezai şart talebinin de yerinde olmadığını, müvekkilinin sözleşmeyi sona ermesine 1,5 ay kala fesih ettiğini bu durumunda göz önünde bulundurulması gerektiğini, Müvekkili hakkında haksız olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2021 tarih ve 2015/866 Esas - 2021/704 Karar sayılı kararıyla; "... davacı taraf ile davalı arasında iki adet Franchise Sözleşmesi düzenlendiği, davalının bu sözleşmeleri feshetmiş olduğu, davacı ise bu feshin haksız olduğunu iddia ettiği ve cari hesap alacağı ile haksız fesihten dolayı cezai şart taleplerinin olduğu, tarafların 2012 -2014 yılı ticari defterlerinin incelendiği, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu, incelenen davacı tarafın ticari defterlerine göre davalı taraftan 31.12.2012 tarihi itibarı ile 5.753,47-TL, 31.12.2013 tarihi itibarıyla 8.963,62-TL ve 28.02.2014 tarihi itibarıyla 11.086,29-TL alacaklı olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerin 26/c hükmüne göre sözleşmelerle ilgili her türlü uyuşmazlıkta davacının ticari defterlerinin münhasır delil teşkil edeceğinin kararlaştırıldığı, dolayısıyla cari hesap alacağı hususunda davacının ticari defterlerine itibar edildiği, Davacı şirketin 08.04.2015 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısında gündemin 3. Maddesi gereğince şirket ana sözleşmesinin ticaret ünvanının değişmesine oy çokluğu ile karar verildiği, şirketin unvanının ... A.Ş olarak değiştirildiği ve 04.06.2015 tarihinde tescil edildiği, davalı 11.07.2013 tarihli fesih ihtarnamesinde franschise veren şirketin markası olan ... markasının devamlılığı ve gelecekteki itibarı konularında şüpheye düştüğü için sözleşmeleri feshettiğini beyan ettiği, taraflar arasındaki sözleşmelerin incelenmesinden davalı / franchise alana bu sebeplerden ötürü sözleşmeleri feshetme hakkı tanınmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin sürekli edimli bir sözleşme niteliğinde olmasından dolayı doktrin ve uygulamada davalı için akdi ilişkiyi sürdürmeyi çekilmez hale getiren haklı bir sebebin ortaya çıkması halinde sözleşmenin haklı sebeple feshedilmesi hakkının olduğu, davacı / franchise verenin mali durumunun, fesih tarihinden önceki dönemde alacaklılarına olan borçlarını ödeyemeyecek derecede bozulmuş ise bu durum ... markasının itibarını zedeleyeceği, bu halde sözleşmenin haklı bir sebeple feshedilme hakkının bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı şirketin fesih tarihinden evvelki dönemde alacaklarına olan borçlarını ödeyemeyecek derecede bozulmuş olmadığı, dolayısıyla davalıya cevap dilekçesinde bildirmiş olduğu haciz ihbarnamelerinin gelmiş olmasının tek başına sözleşmeyi haklı sebeple fesih hakkı vermeyeceği, feshin haksız olduğu, sözleşmelerin 15/m maddelerinde yer alan hükümlerine göre, davalı / franchise alanın sözleşmelerden kaynaklanan borcunu ihlal etmesi halinde davacı tarafa 25.000-USD olmak üzere toplamda 50.000-USD cezaî şart ödemekle yükümlü olduğu, davalının sözleşmeleri haksız olarak feshetmiş olmasından dolayı bu cezaî şartı ödemesi gerektiği, Taraflar arasındaki sözleşmenin 10/b/vi maddesinde yer alan hükme göre, davalı franchise alanın sözleşme süresi içinde rekabet yasağına uymakla yükümlü olduğu, sözleşme düzenlemesine göre bir evvelki maddede "Franchise alanın işbu maddede belirtilen yükümlülüklerini işbu sözleşmenin sona ermesinden sonra da yürürlükte kalmaya devam edecektir" şeklinde bir düzenleme olsa da bu hükmün rekabet yasağına uyma yükümlülüğünü kapsamadığının değerlendirildiği, dolayısıyla Rekabet Yasağına Uyma Yükümlülüğünün sözleşmenin sona ermesinden sonra uygulanmayacağı, dolayısıyla davacının davalıdan rekabet yasağının ihlalinden kaynaklanan herhangi bir tazminat alacağına hak kazanmadığı, davalı şirketin mali tablolarına göre kaydi olarak borca batık olduğu, bu durumda 50.000-USD tutarındaki cezai şartın davalı şirketin negatif durumundaki öz varlık tutarına daha da olumsuz etki yaratacağı değerlendirildiği, dolayısıyla davacının davasının kısmen kabulü ile cari hesap alacağı yönünden; 11.086,29-TL'nin 07.09.2015 dava tarihinden itibaren reeskont faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, maddi tazminat talebinin ispatlanamadığından reddine, takdiren 25.000-USD cezai şartın fesih tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair taleplerin reddine" karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; "Yalnızca davacı tarafın ticari defterlerine itibar edilerek cari hesap alacağına hükmedilmesinin hatalı olduğunu; yapılan incelemelerle davacı defterlerine göre davacının 11.086,29 TL alacaklı olduğu, müvekkil defterlerine göre ise cari hesap bakiyesinin 0 (sıfır) olduğunun tespit edildiğini,Mahkemece "taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerin 26/c hükmüne göre sözleşmelerle ilgili her türlü uyuşmazlıkta davacının ticari defterlerinin münhasır delil teşkil edeceğinin kararlaştırıldığından" bahisle karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, taraflardan birinin ispat hakkını kullanmasını imkansız kılan delil sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, somut olayda da tam olarak bu durumun söz konusu olduğunu,Davacının cezai şart alacağına hak kazanmadığını; müvekkilin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği tarihe kadar tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacı taraf aleyhine başlatılan icra takipleri sebebi ile müvekkile şirkete birçok kez haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğini, davacının içerisinde bulunduğu şirketler grubu bünyesinde de ekonomik sıkıntılar başladığını, ... grup şirketlerinin iflası ve birçok şirkete olan borçları da medyada da geniş bir yer tutmuş olup, müvekkilin ... markasının devamlılığı ve itibarı bakımından şüpheye düştüğünü, Doktrin ve uygulamada taraflar için akdi ilişkiyi sürdürmeyi çekilmez hale getiren haklı bir sebebin ortaya çıkması halinde, sözleşmenin haklı sebeple feshedilmesi hakkının olduğunun kabul edildiğini, somut olayda davacı dahi itibarının zedelenmesi sebebiyle ticaret unvanını değiştirme yoluna gitmişken, müvekkilin ... markasının itibarını kaybetmesi sebebiyle sözleşmeyi feshetmesinin haklı olduğunu, Taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelenmiş olduğunu, fesih tarihinde davacı aleyhine başlatılmış 3 adet takip dosyasından davacının malvarlığına hacizler uygulandığını, bu doğrultuda müvekkil şirkete de haciz ihbarnameleri gönderildiğini, böyle bir durumda müvekkilin kendi itibarını koruma amacı ile ivedi olarak hareket etmesinin son derece makul olduğunu, Müvekkilin, taraflar arasındaki franchise sözleşmesini sözleşme bitimine yalnızca 1,5 ay kala feshettiğini, feshin de açıklandığı şekilde zorlayıcı sebeplere dayandığını, müvekkilin içerisinde bulunduğu durum o denli çekilmez bir hal almıştır ki, 1,5 ay dahi beklemesine olanak kalmadığını, 60 aylık sözleşmenin sadece 1,5 ay erken feshedildiğini, yalnızca 1,5 ay erken feshedilen sözleşmeden dolayı 25.000 USD'nin talep edilmesinin kötüniyetli olduğunu, Sözleşmenin haksız şekilde feshedildiğinin kabulü ihtimalinde dahi davacının cezai şarta hak kazanamayacağını, Sözleşmenin 15/M maddesindeki "Franchise Alan, işbu Sözleşmeyi herhangi bir şekilde ihlal etmesi ve anılan ihlali Sözleşme'de öngörülen süreç içerisinde eski haline getirmeyerek Sözleşme'nin Franchise Veren tarafından feshedilmesine neden olduğu takdirde, Franchise Veren'e 25.000 A.B.D. Doları tutarında cezai şart ödeyeceğini, (...)" hükmü gereğince cezai şart talep edilebilmesi için müvekkil tarafından sözleşmenin ihlal edilmesi, bu ihlal neticesinde davacı tarafından ihlalin sona erdirilmesi için müvekkile bir süre vermesi, kısaca Sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle sona erdirilmiş olması gerektiğini, Mahkemece hükmedilen cezai şartın fahiş olduğunu ve indirim yapılması gerektiğini; bilirkişi raporunda müvekkilin borca batık olduğunun ve cezai şartın müvekkil şirketin negatif durumdaki özvarlık tutarına daha da olumsuz etkileyeceğinin tespit edildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere cezai şartta indirime gidilmesi gerektiğini, döviz kurlarındaki yükseliş göz önüne alındığında, hükmedilen 25.000 USD'nin dahi müvekkilin mahvına yol açacağını, TBK md. 182 "Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir." hükmü uyarınca; müvekkilimize kelepçeleme sözleşme kapsamında herhangi bir maddesini müzakere etme fırsatı dahi verilmeden imzalatılmış olan sözleşmeden kaynaklı cezai şart hükmünün geçersiz kabul edilmesini, mahkemeniz aksi kanaatte ise USD kurunda yaşanan beklenmedik ve yüksek değişimler nedeniyle fahiş rakama ulaşan cezai şart bedelinde daha yüksek oranlı bir indirime gidilmesi gerektiğini." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.

GEREKÇE: Dava, franchise sözleşmesine dayalı alacak ve tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından, "Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; cari hesap alacağı yönünden; 11.086,29-TL'nin 07.09.2015 dava tarihinden itibaren reeskont faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, -Maddi tazminat talebinin REDDİNE, -Takdiren 25.000-USD cezai şartın fesih tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, Fazlaya dair taleplerin reddine." karar verilmiştir.Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı ile davalı arasında 12.08.2008 tarihli ve 17.03.2011 tarihli franchise sözleşmeleri bulunduğu, sözleşmelerin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasıyla davacı tarafından cari hesaba dayalı alacak ile sözleşmelerin haksız feshinden kaynaklı cezai şart istemiyle işbu davanın açıldığı; davalının ise, sözleşmelerin bitimine sadece bir buçuk ay kalmasına rağmen davacıdan kaynaklı sebeplerle sözleşmelerin haklı nedenle feshedildiğini savunduğu görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan tüm deliller uyarınca; her iki tarafın ilgili döneme ait ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, davacı kayıtlarına göre davalıdan toplam 11.086,29-TL cari hesap alacağının bulunduğu, davalı kayıtlarında alacak bakiyesinin görünmediği, ancak taraflar arasındaki Sözleşme'nin 26/c maddesine göre "Uyuşmazlıkta davacının ticari defterlerinin münhasır delil teşkil edeceğinin" kararlaştırılmış olması nedeniyle mahkemece tespit edilen alacağın hüküm altına alınmasında isabetsizlik yoktur. Taraflar arasındaki 12.08.2008 tarihli sözleşmenin beş yıl, 17.03.2011 tarihli sözleşmenin ise üç yıllık süreyi kapsadığı, davalının ise davacıya gönderdiği 11.07.2013 tarihli ihtarname ile sözleşmeleri feshettiğini, ihtarnamede fesih gerekçesinin "Davacıya karşı başlatılmış olan iki icra takibi nedeniyle davalıya gönderilmiş olan haciz ihbarnameleri nedeniyle Sözleşmeye konu markanın devamlılığı ve gelecekteki itibarı konusunda şüpheye düşülmesi." olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Anılan sözleşmelerde davalıya fesih hakkının tanınmadığı, ancak doktrin ve uygulamadaki hukuki esaslara göre "Davalı için akdi ilişkiyi sürdürmeyi çekilmez hale getiren bir (haklı) sebebin ortaya çıkması halinde" davalının sözleşmeyi haklı sebeple fesih hakkına sahip olacaktır. Somut olayda, davacının piyasaya olan borçlarından dolayı icra takipleri başlatıldığı, davalıya da haciz ihbarnameleri gönderildiği hususu sabittir. Davalı tarafından dosyaya sunulan diğer deliller de gözetildiğinde, davacının da içinde bulunduğu şirketler grubunun piyasaya olan borçlarından dolayı ödeme güçlüğü içine düştüğü, başlatılan icra takipleri ve iflas davası da gözetildiğinde, sözleşmelerin bitimine kısa bir süre kala fesih yoluna giden davalının fesih iradesini zorlayıcı ve haklı nedene dayalı olduğunun kabulü gerekirken; mahkemece yanılgılı değerlendirme ile feshin haksız olduğu değerlendirmesi ile davacının cezai şart alacağının kısmen hüküm altına alınması hatalı olduğundan; davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,2-İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2021 tarih ve 2015/866 Esas - 2021/704 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davacının davasının kısmen kabulü ile; cari hesap alacağı yönünden; 11.086,29-TL'nin 07.09.2015 dava tarihinden itibaren reeskont faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 4-Davacının maddi tazminat talebinin REDDİNE, 5-Davacının cezai şart isteminin REDDİNE, 6-İlk derece yargılaması yönünden; a)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 757,30 TL nispi karar harcının, peşin yatırılan 2.757,36 TL harçtan mahsubu ile artan 2.000,06 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b)Davacı yararına kabul edilen kısım üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 11.086,29 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, c)Reddedilen cezai şart istemi yönünden davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç)Reddedilen maddi tazminat yönünden davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.000,00 TL maddi tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d)Davacı tarafın yatırmış olduğu 2.757,36 TL peşin harçtan mahsup edilen 757,30 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e)Davacı tarafından yatırılan 27,70 TL başvuru, 4,10 TL vekalet harcı, 2.250,00 TL bilirkişi ücreti ve 294,00 TL posta giderinden ibaret toplam 2.575,80 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları dikkate alınarak belirlenen 189,89 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-İstinaf yargılaması yönünden;a)İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine, b)İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 72,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 292,70 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.16/01/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkaldırılmasınaTazminatkonusuKaynaklanan)ödenmesineistinafkabulünereddinedereceistanbulgerekçe(Sözleşmedenkararıkısmenistemikabulüdosyanumarasımahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim