İstanbul BAM 16. HD 2023/1748 E. 2024/167 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2023/1748
2024/167
5 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1748 Esas
KARAR NO: 2024/167
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/10/2023
NUMARASI: 2020/550 Esas - 2023/670 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 05/02/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2007 model .... tipli aracı ... A.Ş.'nin 30/09/2006 tarih ve ... nolu faturasına istinaden takip borçlusu ...'e sattığını ve aracın ... plaka numarası ile ... adına tescil edildiğini, ...'in aracın satış bedelini ödemek üzere davalı bankanın sirkeci şubesinden otomobil kredisi talebinde bulunduğu ve davalı bankanın kredi talebini kabul ettiğini, ancak anlaşılmaz bir nedenle aracın satış bedelini ...'in aracı satın aldığı müvekkili şirket yerine usulsüz işlemlerle ... adlı bir şahsa ödediğini, oysa hem trafik kaydından hem de araç satışı sırasında ödenen ÖTV makbuzunda satıcının davacı alıcının da ... olduğunun açıkça görüldüğünü, davalı bankanın aracın satış bedelini satıcı müvekkiline ödeyerek araç üzerine rehin hakkı tesis etmek gerekirken hem satış bedelini satıcı sıfatı olmayan ...'e ödemesi hem de satıştan ve icra takibinden sonra ... anlaşarak rehin hakkı tesis etmesinin takip borçlularının şirkete zarar vermek kastıyla birlikte hareket ettiklerini ortaya koyduğunu, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibi dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın oto kredisinde hiçbir taraf sıfatı bulunmayan davacıyı tanımadığını, kredinin çıkmasından sonra ödemenin davacıya yapılması gerektiğini, müvekkili bankanın üzerine düşen görevlerini en iyi şekilde ve basiretli bir tacir gibi hareket ederek yerine getirdiğini, davacının düzenlediği ... nolu faturanın borçlusunun müvekkili banka olmadığını bu şekilde bir faturanın müvekkili usulüne uygun olarak ve müşterinin talimatına istinaden yapıldığını, müvekkili bankanın itirazında haklı olduğunu, davanın reddi ile davacı tarafından haksız ve kötüniyetli icra takibi olması nedeniyle %40 tazminata hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DAİREMİZ KARARI: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/06/2017 tarih ve 2014/1554 Esas - 2017/479 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 28/09/2020 tarih ve 2017/5189 Esas - 2020/1497 Karar sayılı ilamı ile;"... İlk derece mahkemesince İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/2 Esas, 2015/285 Karar sayılı ilamı hükme esas alınarak 818 sayılı BK 55 maddesine göre davalı bankanın sorumlu olduğuna karar verilmiş ise de; ilgili ceza dosyasında banka çalışanı taraf olarak yer almamaktadır. Dosyaya yansıyan belgelere göre; dava dışı ...'in iş bu davadan önce davalı bankanın çalışanı hakkında şikayetçi olduğu, şikayeti yönünden dosyanın tefrik edildiği, yetkisizlik kararlarına istinaden dosyanın en son İstanbul CBS'de kayıtlı olduğu, ceza soruşturma dosyasının akıbetinin sorulmadığı görülmüştür. Bununla birlikte dosyadaki bilirkişi heyeti raporunda muhalif görüş bildiren bankacı bilirkişi 'Proforma faturadaki farklılığın kredi işlemlerini etkilemeyeceğini, bankanın müşterinin yazılı talimatına göre işlem yaptığından bankaya atfedilecek kusur bulunmadığını' bildirmiş, davalı vekili de proforma faturanın kredi için zorunlu unsur olmadığını savunmuştur. Dava dışı ... 20.10.2006 tarihli belgedeki imzayı kabul etmemiş ise de bu hususta grafolojik inceleme yaptırılmamıştır. Bu durumda mahkemece öncelikle ...'in davalı banka çalışanı hakkındaki şikayetine ilişkin ceza soruşturma dosyasının akıbetinin araştırılarak değerlendirilmesi ve neticesine göre gerekli görülürse 20.10.2006 tarihli belgedeki imzanın ...'e ait olup olmadığı yönünden grafolojik inceleme yaptırılarak, bankanın sorumlu olup olmadığının tespiti için bankacılık alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan hususlar yönünden davalı vekilinin isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararın kaldırılmasına, sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2023 tarih ve 2020/550 Esas - 2023/670 Karar sayılı kararıyla; "... Kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam edilmiş, davalı banka çalışanı için ...'in şikayetine ilişkin açılan soruşturmada yetkisizlik kararlarının verildiği ve en son İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/2 sayılı dosyası ile kamu davasının açıldığı anlaşılmış, netice itibariyle davalı banka çalışanının şüpheli olduğu bir soruşturma dosyası tespit edilememiştir. 20/10/2006 tarihli belgedeki imzanın ...'e ait olup olmadığının anlaşılması için grafolojik inceleme yaptırılmış, alınan 21/08/2023 tarihli ATK raporu ile bu belgedeki imzanın ...'e ait olduğu anlaşılmıştır. Kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi heyetinden alınan rapor ile davacının kredi bedelinin kendisine ödenmesini sağlayacak yeterli önlemi almaması nedeniyle kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının tacir olduğu, basiretli şekilde davranmak zorunda olduğu, aracı satarken satış bedeli kendi hesabına geçmeden satış yapmasının kendi kusuru olduğu, davalı bankanın bu hususta bir sorumluluğunun olmadığı, kredi müşterisinin verdiği talimat doğrultusunda işlem yaptığı, dava konusu zarardan kusurunun bulunmaması nedeniyle davalının sorumlu olmayacağı kanaati ile açılan davanın reddine karar verilmiş, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine " karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; "Dava dışı ...'e, müvekkilimden satın aldığı araç için davalı bankadan taşıt kredisi tahsis edildiğini, müvekkil taşıt kredisinin kendisine ödenmesi için proforma fatura ile davalı bankaya başvurduğunu, ancak bankanın krediyi ...'in talimatıyla araçla hiçbir ilgisi olmayan ve sahte fatura ibraz eden ...'e ödediğini, Taşıt kredisinin gerçek satıcıya ödenmesinin bankanın sorumluluğunda olduğunu, taşıt kredisi sahibinin bunu değiştirecek bir talimat veremeyeceğini, tahsis edilen kredinin bu taşıt için düzenlenen faturaya karşılık ödenmesi gerektiğini, taşıt kredisini ilgisiz bir kişiye üstelik taşıtla hiçbir ilgisi olmayan sahte faturaya dayanarak ödemesinin müvekkilimin zararına neden olduğunu, ...'in bu taşıt kredisini almak için bankaya ibraz ettiği faturanın hem araçla ilgili olmadığını, hem de sahte olduğunu, İstanbul 4.Ağır Ceza mahkemesi'nin E:2015/2, K:2015/285 sayılı, 6.10.2015 tarihli kararı ile sahte proforma fatura nedeniyle özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından hüküm giydiğini, Adli Tıp raporunda, kendisine tahsisi edilen taşıt kredisinin ...'in hesabına aktarılması talimatındaki imzanın ...'e ait olduğunun belirtildiğini, Taşıt kredisi müvekkilimin sattığı araç için ...'e tahsis edildiğini, kredinin gerçek satıcı olan müvekkilime ödenmediğini, ödeme yapılan kişinin ibraz ettiği faturanın satılan araçla hiçbir ilgisi olmadığını ve sahteliğinin mahkeme kararıyla sabit olduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; "Mahkeme her ne kadar davacı tarafın müvekkil banka aleyhinde icra takibi başlatılmasında kötü niyetli olmadığını belirtmiş ise de icra takibini ve Mahkeme dosyasına konu borç ilişkisi davacı ile ... arasında olduğunu, müvekkil bankanın bu borç ilişkisinde taraf olmadığını, bu durumda davacının kötü niyetle icra takibi başlatmış olduğunu, Mahkemenin davanın reddine dair kararında, kötü niyet tazminatının reddine dair kararı aleyhinde istinaf kanun yoluna başvurduklarını, davacının davasının reddi ile asıl alacağın %40'ından aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline, davacının istinaf başvurusunun ise reddine karar verilmesi gerektiğini." beyanla ilk derece mahkemesi kararının talepleri gibi kaldırılması istenmiştir.
DELİLLER: *Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 23/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda; "Davacının tacir olduğu, kredi bedelinin kedisine ödenmesini sağlayacak yeterli önlemi almamış olmakla kusurlu bulunduğunu, davalı bankanın kredi müşterisinin ıslak imzasının gerçek olduğunu ifade ettiği 20.10.2006 tarihli belge üzerindeki imzanın gerçek olduğunu kanıtlayamadığının kabulü halinde kusurlu olduğu ve davacının alacağını tahsil edememekten kaynaklanan zararından kusuru oranında sorumlu olacağı; bankanın bu konuda ispat yükümlülüğünün bulunmadığının kabulü halinde ise sorumluluğunun bulunmayacağını, davacının takip tarihi itibariyle alacağının 24.169,42 TL asıl ve 661.97 TL faiz olmak üzere toplam 26.186,90 TL hesaplandığını, tarafların tacir olmasına ve aralarında sözleşme bulunmamasına bağlı olarak, bankanın sorumlu görülmesi halinde davacın alacağına değişen oranlarda avans faizi yürütülebileceğini." mütalaa etmişlerdir.
GEREKÇE: Dava, İİK'nın 67.maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından; "Davanın reddine, -Davalının kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine." karar verilmiştir. Hükme karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemenin 30/06/2017 tarih ve 2014/1554 Esas - 2017/479 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 28/09/2020 tarih ve 2017/5189 Esas - 2020/1497 Karar sayılı ilamı ile;"... mahkemece öncelikle ...'in davalı banka çalışanı hakkındaki şikayetine ilişkin ceza soruşturma dosyasının akıbetinin araştırılarak değerlendirilmesi ve neticesine göre gerekli görülürse 20.10.2006 tarihli belgedeki imzanın ...'e ait olup olmadığı yönünden grafolojik inceleme yaptırılarak, bankanın sorumlu olup olmadığının tespiti için bankacılık alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan hususlar yönünden davalı vekilinin isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararın kaldırılmasına, sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına" karar verilmiştir. İstinaf kararı sonrası devam eden yargılamada; mahkemece 20.10.2006 tarihli belgedeki imzanın ...'e ait olup olmadığı yönünden Adli Tıp Kurumu'ndan rapor aldırıldığı, dosyada mevcut 21.08.2023 tarihli rapor ile belgedeki imzanın ...'e ait olduğunun sabit olduğu anlaşılmıştır. ...'in şikayetine ilişkin açılan soruşturmada yetkisizlik kararlarının verildiği, İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/2 sayılı dosyası ile kamu davasının açıldığı, ancak netice itibariyle davalı bankanın çalışanının şüpheli olduğu bir soruşturma dosyasının tespit edilemediği, akabinde bilirkişi heyetinden aldırılan rapor ile davacının kredi bedelinin kendisine ödenmesini sağlayacak yeterli önlemi almaması nedeniyle kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu tespitin dosya kapsamıyla uyumlu olması nedeniyle mahkemece davanın ve davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından, taraf vekillerinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.05/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20