Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2024/1146
2024/1584
10 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1146 Esas
KARAR NO: 2024/1584 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 15.05.2024 TARİHLİ ARA KARAR
NUMARASI: 2024/52 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 10/10/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA: Asıl davada davacı vekili tedbir talepli dava dilekçesi ile, müvekkilinin "..." markasının Sınai Mülkiyetin Korunması Hakkında Paris Anlaşması Birinci Mükerrer 6. maddesi uyarınca tanınmış marka olduğu, müvekkilinin marka üzerinde öncelik hakkı ve gerçek hak sahipliği bulunduğu, davalının markalarının kötüniyetle tescil edildiği iddiasıyla davalı adına kayıtlı olduğu bildirilen ..., ..., ..., ..., ... sayılı marka tescil belgelerinin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, markaların hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
İHTİYATİ TEDBİR KARARI: Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 18/03/2024 tarihli, 2024/52 Karar sayılı kararı ile "….İşbu davada davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü talep edildiği hususu da nazara alınarak, dava dilekçesi ve ekli belgelere göre, HMK'nın 389 ve devamı maddeleri ile SMK'nın 159. maddesi uyarınca, markanın davanın devamı sırasında üçüncü kişilere devredilmesi durumunda, taraf teşkili sağlanması hususunda zorluk yaşanması ve verilecek kararın infazında sıkıntı yaşanmaması amacıyla ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile, takdiren her bir marka yönünden 10.000,00'er TL'den toplam 50.000,00 TL teminat karşılığında, davalı adına kayıtlı olduğu bildirilen ..., ..., ..., ..., ... sayılı tasarım tescil belgeleri davalı adına kayıtlı ise, 3. şahıslara devrinin önlenmesi açısından TPMK sicil kaydına tedbir konulmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacı vekili tarafından, takdiren her bir marka için 10.000,00'er TL'den toplam 50.000,00 TL teminatın, nakden veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubu olarak, kararın tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde ibraz edilmesi halinde ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; -Davalı adına kayıtlı olduğu bildirilen ..., ..., ..., ..., ... sayılı marka tescil belgeleri davalı adına kayıtlı ise, 3. şahıslara devrinin önlenmesi açısından TPMK sicil kaydına tedbir konulmasına, 2-Teminat yatırıldığı takdirde kararın uygulanabilmesi için bir örneğinin TPMK'ya gönderilmesine ve taraflara tebliğine…" karar verilmiştir.
İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZ: Davalı vekili itiraz dilekçesi ve duruşmadaki beyanında; işbu markalara ilişkin davacı tarafça Türk Patent Ve Marka Kurumu nezdinde yapılan herhangi bir tescil bulunmadığından davacı tarafın söz konusu markalara ilişkin herhangi bir hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle Sınai Mülkiyet Kanunun 159.maddesi gereğince söz konusu markalar üzerinde hiçbir marka hakkı bulunmayan davacı tarafın dava konusu markalara ilişkin ihtiyati tedbir talep edebilme hakkının da bulunmadığını, ihtiyati tedbir kararı için aranan şartlar somut olayda gerçekleşmediğinden ve yine hukuk düzeni tarafından kötüniyet korunmadığından, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının Sınai Mülkiyet Kanunun 159. maddesine ve iyiniyet karinesine aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca işbu ihtiyati tedbir kararının, iyiniyetli müvekkilinin sahibi olduğu markaya ilişkin haklarının kullanılmasına engel teşkil ederek müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini, davacı yanın tescil için herhangi bir yasal dayanağı bulunmadığını belirterek, bu nedenle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZIN REDDİ KARARI: Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 15/05/2024 tarihli, 2024/52 Karar sayılı kararı ile "…Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nın 389. Maddesi ile ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki koruma olup, taraf vekillerince dosyaya sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı topluca değerlendirildiğinde, dava, davalı adına kayıtlı ..., ..., ..., ..., ... tescil nolu markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve davalı adına tescilli markanın terditli olarak hükümsüzlüğü talebine ilişkin olup, söz konusu hükümsüzlüğü talep edilen markanın davanın devamı sırasında üçüncü kişilere devredilmesi durumunda, taraf teşkili sağlanması hususunda zorluk ve verilecek kararın infazında sıkıntı yaşanmaması, bu cümleden olmak üzere, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşmaması amacıyla verildiği, yerleşmiş istinaf uygulamalarının da (İst. BAM 16. HD., 17/11/2020 tarih, 2020/1877-2020/1919; İstanbul BAM. 16. HD. 07/12/2018 tarih, 2018/3590Esas, 2018/2636 Karar) aynı mahiyette olduğu…" gerekçesiyle ihtiyati tedbire ilişkin itirazın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalı-karşı davacı vekili süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde; ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, yerel mahkemenin davalı tarafın dava açma hakkının bulunup bulunmadığını hiçbir şekilde değerlendirmediğini,
Davalı tarafın dava açma hakkının bulunmadığını, davalı tarafın ne "..." ne de "..." markası ile uzantılı olan "..." markası üzerinde herhangi bir hakkının bulunmadığını, davacı tarafın tüm tanınırlığının "..." markası üzerinden gerçekleştiğini, müvekkilinin ise "..." markasını 2018 yılında tescil ettirdiğini uzantılı olan "...” markasını ise 2023 yılında tescil ettirdiğini, müvekkilinin 2018 yılından bu yana "..." markası ile faaliyet gösterdiğini ve "..." markasını geliştirerek çeşitli marka hakları elde ettiğini, "..." markasının bizzat 2018 yılından beri müvekkiline ait olan "..." markasını taşıyan "..." markasına ilişkin broşür ve kullanımlarını 2023 tarihinde başlatması dahi hukuka aykırı iken, "..." markasının marka ismine sadakatsiz olarak piyasadaki diğer isim haklarına yaşam hakkı bırakmaksızın hukuka aykırı olarak markasını genişletmeye çalışmasının da açıkça hukuka aykırı olduğunu, ancak yerel mahkeme tarafından verilen kararın işbu hukuka aykırılığı önlemek yerine, iyi niyetli, hukuka uygun olarak marka hakkına sahip olan müvekkilinin hakkını kullanmasını önler mahiyette olduğunu, Yine yerel mahkeme gerekçeli kararında "hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından" bahisle itirazlarının reddine karar vermişse de, aksine yerel mahkemenin vermiş olduğu işbu karar nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaştığını, nitekim ..., ..., ..., ...,...tescil numaralı markaların müvekkili adına hukuka uygun şekilde tescil edildiklerini, ancak hali hazırda yerel mahkemenin verdiği karar nedeniyle iyi niyetli ve hukuka uygun hareket eden müvekkilinin marka hakkından doğan haklarını kısıtlamaya uğradığını, bu nedenle yerel mahkeme tarafından verilen kararın açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, Sınai Mülkiyet Kanununun 159.maddesinde ihtiyati tedbir kararı için aranan şartlar somut olayda gerçekleşmediğinden ve yine hukuk düzenimiz tarafından kötüniyet korunmadığından, yerel mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbirin reddine ilişkin kararın kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkeme tarafından verilen 50.000,00 TL tutarındaki teminatın yeterli olmadığını, teminat miktarının arttırılmasını talep ettiklerini, 50.000,00 TL tutarındaki teminatın müvekkilinin zarara uğramasına ve müvekkilin haklarının ihlal edilmesine sebebiyet vereceğini, 50.000,00 TL'nin günümüz şartları ve ticari hayat getirisi ve marka hakkının ekonomik değeri göz önüne alındığında müvekkilinin uğrayacağı zararı karşılamayacağını, işbu durumun ise teminatı amacına aykırılık taşıdığını belirterek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak üzere Bakırköy 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/52 Esas sayılı dosyası kapsamında 15/05/2024 tarihli ara kararıyla verdiği ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin kararının kaldırılarak, yeniden yargılama yapılması suretiyle yerel mahkemenin ihtiyati tedbir kararına karşı itirazlarının kabulüne aksi kanaatte olunması halinde ihtiyati tedbir kapsamında karar verilen 50.000,00 TL tutarındaki teminat miktarının yükseltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosyada mevcut marka tescil kayıtları incelendiğinde; ... numaralı "...+Şekil" markasının 25. sınıfta, ... numaralı "...+Şekil" markasının 35. sınıfta, ... numaralı "...+Şekil" markasının 25 ve 35. sınıfta, ...numaralı "... +Şekil" markasının 18, 25 ve 35. sınıflarda, ... numaralı "...+Şekil" markasının 25, 35 ve 42. sınıflarda davalı-karşı davacı ... adına tescilli olduğu, Davacı-karşı davalının ise ... tescil başvuru numaralı "...+Şekil" markasının 09. sınıfta tescili için başvuru yaptığı tespit edilmiştir.
G E R E K Ç E: Asıl dava, marka hükümsüzlüğü, karşı dava ise markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasıdır. Mahkemece asıl davada davacı-karşı davada davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin 50.000,00 TL teminat karşılığında kabulüne, davalı-karşı davacıya ait markaların yargılama sırasında üçüncü kişilerde devrinin önlenmesine karar verilmiş, davalı-karşı davacı vekili tarafından ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı-karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 389/1. maddesinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, 390/son maddesinde ise tedbir talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamı incelendiğinde davalıya ait ve ihtiyati tebdire konu markaların hükümsüzlüğünün talep edildiği, söz konusu markaların üçüncü kişilere devri halinde davada taraf teşkilinin zaman alabileceği, davacının haklı olması halinde hakkını elde etmesinin gecikebileceği, bu şekilde zarara uğrayabileceği, hükümsüzlük davası açılabilmesi için davacının Türkiye’de tescilli markasının mevcut olmasının gerekmediği, hükümsüzlük koşullarının mevcut olup olmadığının yargılama sonucunda tespit edileceği, HMK 390/son maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, tüm bu nedenlerle; Mahkemece ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı-karşı davacı vekili teminat tutarının az olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, itiraz dilekçesinde ve itirazın değerlendirildiği duruşmada teminat tutarına ilişkin bir itirazda bulunmadığı, bu itirazını ilk kez istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü, bu itirazının HMK’nun 357/1. maddesi uyarınca incelenemeyeceği, ancak incelense bile; Mahkemece hükmedilen 50.000,00 TL teminat bedelinin ihtiyati tebdirin niteliğine ve ekonomik koşullara göre yeterli olduğu anlaşılmakla, tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı-karşı davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak;a)Davacı-k.davalı avansından kullanıldığı anlaşılan; 460,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davalı-k.davacıdan alınarak, davacı-k.davalıya verilmesine, b)Davalı-k.davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 10/10/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15