Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2024/207
2024/1571
10 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/207 Esas
KARAR NO: 2024/1571
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/11/2023
NUMARASI: 2022/191 Esas, 2023/288 Karar
DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetten Kaynaklanan
KARAR TARİHİ: 10/10/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalının ... isimli satış mağazasında, müvekkili şirketin tanınmış "..." markasını izinsiz olarak 35.sınıfta yer alan mağazacılık alanında kullandığının tespit edildiğini, bu eylemin müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının mağazacılık sınıfı olan 35.sınıfta "..." markasını kullanımını haklı kılabilecek herhangi bir tescili bulunmadığını, davalının ... AVM'de ... markasının izinsiz olarak mağaza ismi olarak davalı tarafından kullanıldığını, bu hususun Beyoğlu ... Noterliği tarafından 03/11/2017 tarihli ... yevmiye nolu tespit tutanağı ile sabit olduğunu, davalının bu markayı kullanmasının hukukun çizdiği sınırlar dışında kaldığını, davalının müvekkili şirketin markasını taklit etmek suretiyle mağaza açmasının haksız rekabet teşkil ettiğini, neticede davalı eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, markaya tecavüzün önlenmesini, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin davacı ile arasında 2010 yılından beri bir uyuşmazlık olduğunu, bunun nedeninin davacının markasını züccaciye alanında kullanmak istemesi olduğunu, açılan tüm davaların sonuçlarının kendi müvekkili lehine sonuçlandığını, TPMK nezdinde de aynı şekilde karar oluştuğunu, ... Mutfak adına 35. sınıfta tescilli... sayılı "...", ... sayılı "...", ... sayılı "..." ve ... sayılı "..." markalarının tescilli olduğunu, 4, 8, 11 ve 21. sınıflarda müvekkilinin yasal hakka dayanarak kullanımda bulunduğunu, bunları satış işlemi yaptığını, bir malı üreten kişinin ayrıca 35.sınıfta tescil alma zorunluluğu olmadığını, kendi mağazasında tüketicilere hitaben satış yapabileceğini, 35.sınıfın marketler gibi toptan ve perakende satış yapanların hizmet alanı olduğunu, mağazada sadece ... ürünlerinin satışının yapıldığını, davacının uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, müvekkilinin 2005 yılından beri bayi ve mağazaları olduğunu, ayrıca internet satışlarına da senelerden beri sessiz kalındığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI: -İlk derece mahkemesinin 2017/593 Esas ve 2019/417 Karar sayılı ilamında davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İLAMI: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2020/615 Esas ve 2022/1115 Karar sayılı, 16/06/2022 Tarihli ilamı ile, "Davalının delil listesinin yer aldığı klasörde bir kısım marka bilgilerinin yer aldığı, dava dışı şirket adına 08/21. sınıfta tescil edilmiş/başvuru aşamasında ... ibareli ancak farklı şekil unsuru içeren markalar bulunmakla birlikte mahkemece marka kayıtlarının tamamının getirtilmediği, bir kısım markaların ise hükümsüzlüğüne karar verildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Mahkemece öncelikle davalı yanın tüm marka kayıtlarının getirtilerek, marka kayıtlarının davalının kullanımı yönünden davalıya hak sağlayıp sağlamadığı ve davalının markasal kullanımının davacının tanınmış markası ile benzer olup olmadığı, kullanım şekli ile iltibas yaratıp yaratmadığının tespiti ve kök bilirkişi raporunda; mahallinde yapılan tespit ve fotoğraflamada ... markası taşımayan, ... etiketi olmayan ürünler ile kırmızı renkli ... markası olan ürünlerin de mağazada bulunduğuna yer verilmiş olması nedeni ile taraf vekillerinin bu husustaki beyan ve itirazlarının değerlendirildiği yeni bir heyetten rapor alınmak sureti ile karar verilmesi gerekirken tüm deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir" gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "..Dosya kapsamı deliller, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve bilirkişi raporları ve taraflar arasında daha önce görülüp kesinleşen dava dosyaları birlikte değerlendirildiğinde; ... tescil nolu "..." ibareli marka ile ...tescil nolu "..." ibareli markanın davacı adına tescilli olduğu, ... tescil nolu "..." ibareli marka ile... tescil nolu "..." ibareli markanın davalı şirket ile aynı grupta yer alan şirket adına tescilli olup, muvafakatname ile davalı tarafça kullanıldığı görülmüştür. Karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek tecavüzün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerliğin gerektiği göz önüne alınarak; Marka hakkına tecavüzden bahsedilebilmesi için; Davalının, ürünler ya da ürün ambalajlarında kullandığı kompozisyonun ya da sunulan hizmetin, ürünün nihai tüketicileri nezdinde, Davacı markaları ile iltibasa neden olacak şekilde düzenlenmiş olması, marka ve ambalajın kullanıldığı ürünlerin ya da sunulan hizmetin tüketici tarafından algılanış biçimi ve bu algılama sonucunda karışıklığa sebebiyet verilmesi, dolayısıyla tüketicinin davacının ürününü/hizmetini aldığı konusunda yanılgıya düşürülerek, Davalı ürünlerini/hizmetini satın almasına yol açılmış olması gereklidir. Davalının fiili kullanımında yer alan görsel ile ... tescil no.lu marka görselinin aynı olduğu ve ... tescil no.lu markanın bir versiyonu olduğu tespit edilmiştir. Davacı markaları ile Davalı markaları ve fiili kullanımı karşılaştırıldığında, “...” ibaresi açısından, işitsel ve kavramsal benzerlik olduğu tespit edilmekle birlikte, taraf markalarının görsel açıdan farklılık arz ettiği, zira Davalı markalarında ve kullanımında yer alan dünya görseli ve üzerindeki enlem ve boylam şekilleri ile dünya figürünün etrafındaki çember ve üstünde yer alan ... görseli nedeniyle taraf markalarının ayrıştıkları, karşılaştırılan markaların bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenime bakıldığında, taraf markalarında “...” ibaresi ortak ise de, şekil unsurunun eklenmesiyle davalı markasının bütünsel ve farklı bir marka haline geldiği, davacı markasından farklı bir kompozisyon ve içerik kazandığı, taraf markalarının her birinin bütünü itibariyle bıraktığı etkinin de farklı bulunması sebebiyle karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede aralarında yakınlık bulunmadığı, taraf markalarının bu nedenlerle farklı bir marka algısı yarattığı, ayrıca sınıfsal açıdan değerlendirildiğinde, taraf markalarının sınıfsal açıdan da farklı oldukları ve davacının tecavüz iddiasına dayanak markaları kapsamında 08 ve 21. sınıflardaki malların/emtiaların yer almadığı, dolayısıyla belirtilen sebeplerle genel anlamda markalar arasında iltibasın oluşmayacağı sonucuna varılmıştır. Tecavüz iddiası, 35. Sınıf özelinde değerlendirildiğinde ise, davacının 35. Sınıf kapsamındaki tescilinin 2011 yılında yapılan değişiklik öncesine ilişkin olduğu ve herhangi bir emtia sınırlaması içermediği tespit edilmiştir. Gerek dosya kapsamında delil olarak sunulan gerekse de başkaca yerel mahkeme, BAM ve Yüksek Yargıtay kararlarında ve doktrinde “ticari bir malı üreten bir işletmenin, ürettiği malı satmasının, işin doğası gereği ve ticari faaliyetin zorunlu bir sonucu olduğu, mal üreten işletmenin, aynı zamanda o malı satmak için ayrıca 35.06 sınıfta mağazacılık hizmetinde markasını tescil ettirmesine gerek olmadığı” ifade edilmekte olup buradaki sınırın "bir işletmenin mağazasında kendi ürettiği mallar hariç, başka firmalara ait ürünlerin de satılması olduğu, bu durumdaysa tescile ihtiyaç duyulacağı ve dolayısıyla 35. sınıfta da marka tescilinin gerekeceği” belirtilmektedir. Dosya kapsamında sunulan ve davacı ile huzurdaki davada markaların kullanılması yönünde muvafakat verdiği beyan edilen ... San. Ve tic. Ltd. Şti'ne arasında kesinleşmiş olduğu tespit edilen Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/184 E. Sayılı dosyasında da; “davalının ... ibaresini 21.sınıf ürünler bakımından ticaret markası olarak kullanım önceliğinin bulunduğu, bu ürünlerin ticaretini yaptığı mağazasında ve iş evrakında ... ibaresini kullanma hakkının bulunduğu, 35/6.sınıf hizmetleri içeren bir hizmet markası olmasa da ürünlerini bu ismi taşıyan bir mağazacılık faaliyeti ile ticaret mevküne koyabileceği” şeklinde karar verildiği görülmüştür. Davalının kullanımını tespit açısından dosya kapsamında alınan ilk bilirkişi raporunda “... AVM'de bulunan davalıya ait mağazanın faaliyetinde başka marka altında ürün satışına rastlandığı belirtilmiş" ise de, son raporda belirtildiği üzere bahsi geçen "..." , "..." ve "..." ibarelerinin marka olmayıp "..." markası ile birlikte kullanılıp, ürün sınıflandırma kodu olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Kaldı ki, davacının tescilli markaları ile davalı kullanımına konu işaret, "..." ibaresinden kaynaklı benzer olsa da, davalının kullanımına konu 08 ve 21. Sınıflardaki züccaciye mallarının perakende satışı hizmetleri bakımından markaların hizmet listelerinin de farklı olduğu görülmüştür. Somut olay yukarıdaki bilgiler ışığında değerlendirildiğinde; davalı kullanımının, SMK'nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı sonuç ve kanaatine varılarak tecavüze ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda değinilen somut olayın gelişimi karşısında haksız rekabet söz konusu olmadığı gibi, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/5189 E, 2022/1852 Karar sayılı, 14.03.2022 Tarihli kararında; "... markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (mülga 556 sayılı Marka KHK) hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, Dairenin bu konudaki eski içtihatlarını sürdürme imkanı kalmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının tescilli markasının benzerinin, tescil kapsamındaki ilaç emtiasında kullanılması şeklindeki davalı eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin gerekçesi yerinde görülmediğinden, hükmün bu kısım yönünden temyiz eden davalı yararına bozulması..." şeklindeki gerekçe ile açıklandığı üzere; somut uyuşmazlıkta, davacının haksız rekabet iddiasının marka hakkına dayandığı, bu durumda TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince aynı zamanda haksız rekabetin oluştuğundan söz edilemeyeceği kanaatine varılmakla; Davacının davasının REDDİNE," şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle; - Ürün markasının mağazacılık markası olmadığını, ürün mağazasının tescilinin aynı zamanda mağaza açma hakkı vermeyeceğini, Mahkemenin kararında davalının 8. ve 21. Markada tescili olmasından dolayı, marka kullanımlarının korunduğu tescil sınıfında sayılacağı belirtilmiş ise de 35. Sınıf hizmet sınıfı ile diğer mal sınıfları birbirlerinden farklı olup, davalının kullanımları kesinlikle organik olarak kendi tescil sınıfında mal üretilmesi ve satış yapılması olarak değerlendirilemeyeceğini, kararda sanki perakendecilik sınıfı ile mağazacılık sınıfı aynı sınıfmış gibi ve mağazacılık sınıfı hiç olmasa da olurmuş gibi değerlendirme yapıldığını, 1-34 sınıfta hak sahibi olan bir markanın 35. sınıfta da hak sahibi olduğu kabul edilemeyeceğini, ABAD kararlarında da mağaza ismi kullanımının, malın kullanımına değil, 35. sınıftaki satış hizmetinin kullanımına delalet ettiğinin söylendiğini, Y.11HD, 10.06.2015 tarih ve E. 2015/3119, K. 2015/8075 sayılı kararının değerlendirilmesi gerektiğini, Yargıtay kararlarına bakıldığında, ürün satışının perakendecilik hizmeti olarak kabul edilemeyeceğinin açıklandığını, ... kararı, ... kararı ve ... kararında da belirtildiği üzere, ürün markası sahibinin 35. Sınıfta mağazacılık hizmeti markasını kendi adına tescil ettirmeden evvel, başkasının markayı aynı ürünlerin satışı hizmeti için aldıysa önceki ürün sahibinin bu ürün markasını tescil ettiremeyeceğine karar verildiğini. Davalının tabelasında kullandığı marka ile müvekkilinin markasının aynı sınıf olan 35.sınıfta olduğunu, davanın da 35.sınıftaki marka kullanımına ilişkin olduğunu, Markalar arası iltibas incelenmediği gibi, dosyada iki rapor mevcut ise de mahkemenin davalı lehine olan rapora göre karar verdiğini, 06/12/2022 Tarihli raporun ise iltibas oluştuğunu, markaya tecavüzü ve haksız rekabeti tespit ettiğini, Raporlar arasında çelişki olduğunu, ilk raporda müvekkili markasının tanınmış marka olduğu ve SMk 7/2-c maddesi gereğince geniş korumadan yararlanacağına yer verildiğini, çelişkilerin giderilmesi için tekrar rapor alınması gerektiğini, mağazacılık alanında kullanma konusundaki öncelik hakkı sahibi, ürünü satan kişi olmayıp bu markayı mağazacılık sınıfında kullanan kişi olduğunu, züccaciye ürünleri satan davalı şirketin, ... markasını mağazacılık hizmetinde kullanan ve bu kullanımı tescil yolu ile de koruma altına alan müvekkili şirketin mağazacılık hizmetleri hakkı karşısında, kullanamayacağını, İlk derece mahkemesinin kararlarının BAM aşamasında kaldırıldığını ve İstanbul 1.FSHHM sunulan raporda da haklılığın ispatlandığını, Bilirkişi raporlarında davalının markasınının müvekkili şirketin markasına yaklaştırdığı ve benzerliğin belirginleştiğinin ortaya konulduğunu, yerel mahkeme her ne kadar davalının ve müvekkil şirketin uzun yıllardır farklı sektörlerde var olmasından dolayı standart tüketici nezdinde karıştırılmayacaklarını belirtmiş ise de, öncelikle, iki markanın uzun yıllardır farklı sektörlerde var olması sebebiyle tüketiciler nezdinde karıştırılmayacağı düşüncesi tanınmış markalar yönünden pratikte uygulanabilir olmadığını, Tanınmış markalar için zaten aynı/benzer tür mal/hizmet ayrımı kullanılmayacağını, davacının kullanımlarını ev tekstili, davalının kullanımlarının züccaciye olduğu gerekçesine dayanılmasının da yerinde olmadığını, bir an için davalının marka kullanımlarının 35.05 hizmet sınıfı değil de, 21. Sınıf ve 8. sınıf olduğu düşünülse dahi, bu sınıflar varlığı itibariyle daha çok ev hanımlarına hitap eden birbirleri ile benzer mal sınıflar olup müvekkili şirketin markası tanınmış marka statüsünde olduğundan “farklı mal ve hizmet sınıfında olması" kritiği burada değerlendirilemeyeceğini, tanınmış markadan haksız yararlanmanın kararda değerlendirilmediğini, müşterilerin ... markalı züccaciye ürünlerini müvekkili tarafından üretildiği düşüncesi ile alışveriş yapmakta olduklarını, şikayetlerini müvekkiline ilettiklerini, somut delillerin değerlendirilmediğini, Davalının mağaza isminde ve tabelasında müvekkilinin markasını kullanamayacağını, Sunulan Yargıtay karalarında ... adına tescilli olup tescili istenen "kırmızı bayraklı-gri-beyaz renkli logolu markaların müvekkili markasına tecavüz teşkil ettiğinin belirtildiğini, Yargıtay ve BAM kararlarının sunulduğunu, Markanın tescil başvurusunun üçüncü kişinin markasından dolayı reddedilmesinin o markanın o mal hizmetler için kullanımının önceki hak sahibinin hakkını ihlal edeceği anlamına geleceğini, Davalı tarafından kullanılan marka ve logonun müvekkili şirkete ait olduğunu, Marka 35 sınıfta tescilli olup iptal edilmediği sürece müvekkilinin tekel hakkı olduğunu, aksine hiçbir delil olmadığını, kararın kaldırılmasını davanın kabulünü talep etmiştir.
GEREKÇE Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, refi istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davacının dayanak markaları 35. sınıfta yer alan mağazacılık hizmetinde tescilli ise de, herhangi bir emtia sınırlaması içermediği, davacı yanca markaların 8 ve 21. sınıf mallar yönünden kullandığının iddia ve ispat edilmediği, davalının ... şirketi olan dava dışı ... İnşaat İmalat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 8. ve 21. sınıf mallar yönünden tescilli "... "ibareli markaların sahibi olduğu, dava dışı şirketin "..." ibareli markaları 35. sınıftaki mağazacılık hizmetleri yönünden tescilli değil ise de, ticari bir malı üreten işletmenin ürettiği malı satmasının işin doğası gereği ve ticari faaliyetinin zorunlu bir sonucu olduğu, malı üreten işletmenin aynı zamanda o malı satmak için ayrıca 35. sınıf mağazacılık hizmetleri yönünden de markasını tescil ettirmesinin gerekli olmadığı, davalının "..." markalı 8. ve 21. sınıfta yer alan malların satışını yaptığı, ilk tespitte yer alan ..., ... ve ... ibareli ürünlerin davalı firmaya ait ürünlerin kodları olduğu, bir kısım görsellerde ürün kutularında ... ibaresinin de yer aldığı, davalı yanca bu hususta internet sitesindeki satış görsellerinin sunulduğu, Dairemiz kararından sonra alınan iki bilirkişi raporu farklı görüş içerse de, son raporda üç marka vekili bilirkişinin yer aldığı, mahkemenin hukuki değerlendirmesinin yerinde olduğu, mahkemenin hükme esas aldığı raporda tabelada ve iş evraklarındaki kullanımın iltibas oluşturmadığı ve markaya tecavüz, haksız rekabet koşullarının olmadığına yer verildiği, benzer uyuşmazlıklar hakkında verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/7147E, 2024/3696 K, 08/05/2024 T.li ilamı; Y.11HD, 2022/4104E, 2024/2693K. 02/04/2024T.li ilamı, 2021/8978 Esas, 2023/3459 Karar sayılı, 01/06/2023 tarihli ilamının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Davalının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 50TL istinaf masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/10/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15