Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2024/1058
2024/1312
18 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1058 Esas
KARAR NO: 2024/1312 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/04/2024
NUMARASI: 2022/236 E. - 2024/68 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 18/07/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin 1863 yılında kurulduğunu, sağlık alanında çok büyük hizmetleri olduğunu, günümüzde bir çok ülkede faaliyetlerini yürüttüğünü, Türkiye'deki faaliyetlerini ise 1965 yılından bu yana iştiraki .... Ltd. Şti. vasıtasıyla sürdürdüğünü, müvekkilinin ...+ ek kelime unsurlu 1000'den fazla tescilli markası bulunduğunu, müvekkili adına TPMK nezdinde de tescilli markaları olduğunu, davalı şirketin tek ortağı olan ... https://... internet adresinde, sosyal medya hesaplarında, sokak tabelalarında ve iş yeri içerisinde müvekkilinin tanınmış "..." markasının kullanıldığının tespit edildiğini, davalının tek ortağının ... ve ... tescil numaralı "..." markalarının sahibi olduğunu, davalının saç ekimi ve medikal estetik gibi konularda hizmet veren bir şirket olduğunu, ancak markaların kullanımlarının müvekkilinin iştigal ettiği sağlık sektöründe olmasının iltibasa ve karıştırmaya sebebiyet verdiğini, aynı zamanda davalının ..." marka başvurularının TPMK tarafından müvekkili markasına dayanarak reddine karar verildiğini, davalının kötü niyetli olarak hareket ettiğini, davalının fiillerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin saç ekimi ve medikal estetik alanında iştigal ettiğini, ilaç sektöründe faaliyet göstermediğini, müvekkilinin hizmet sektöründeki tüketici kitlesinin bilinç düzeyinin yüksek olduğunu, iltibas ihtimalinin mevcut olmadığını, müvekkilinin herhangi bir taklit amacı olmaksızın kendi isim ve soy isminden oluşan bir marka kurmak istediğini ve aktif olarak markayı kullandığını, markalar arasında logo ve kompozisyon olarak birbirlerinden farklı olduğunu, marka hakkına tecavüz koşulunun da oluşmadığını, davacının taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
MAHKEME KARARI: İstanbul 4.FSHHM'nin 04/04/2024 tarihli 2022/236 E. - 2024/68 K.sayılı kararıyla; Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davacı adına tescilli "..." ibareli markaların bulunduğunun, davalının "... " ve "... " haricindeki "..." ibareli kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun beyan edilerek bu davanın açıldığı, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde davalının kendisine ait " ... " esas unsurlu markalar altında saç ekimi, ... alanında hizmetler verdiğinin, davacı ile davalının faaliyet alanlarının farklı olduğunun, davalı şirketin kurucusunun, ortağının ve yetkilisinin ... olduğunun, davalının ticaret ünvanında, markasında şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan davalının ad ve soyadını kullandığının, davacının kullanımlarının 6769 sayılı SMK'nun 7/5-a maddesi kapsamında tecavüz oluşturmayacağının beyan edildiği, davacının marka hakkına tecavüz iddiaları kapsamında davalının kullanımlarının tespiti yönünden bilirkişi raporu alındığı, rapor incelendiğinde davalının ... ve ... ibareleri dışında .... ibareli kullanımlarının bulunduğunun, bu ibarenin tıbbi hizmetler, güzellik bakım hizmetleri alanlarında kullanıldığının anlaşıldığı, davalının faaliyet gösterdiği bu hizmetlerin de tescilli olduğu davacı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli, ... numaralı "..." ibareli ... numaralı "..." ibareli markaların bulunduğu, ... numaralı "..." ibareli ve ... numaralı "..." ibareli markanın davalı adına tescilli olduğu, yukarıda belirtilen davacı markalarının esas ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı markalarının esas ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı tarafça kullanımlarının tescilli markaları kapsamında olduğu savunmaları yönünden davalının markalarının esas ve ayırt edici unsuru "... " ibaresi olmakla, davalının "..." ve "... " ibareleri dışındaki markalarının esas ve ayırt edici unsurlarından olan "..." ibaresinin bulunmadığı "..." ibaresinin bulunduğu kullanımlarının ... numaralı ve ... numaralı markalar kapsamında kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, davalının kullanımlarının 6769 sayılı SMK'nun 7/5-a maddesi kapsamında tecavüz oluşturmayacağına ilişkin savunmaları yönünden davalının gerçek kişi olmayıp tüzel kişi olduğu, davalı şirketin yetkilisi ve ortağının ad ve soyadının Yetkin ..., davalı şirketin ticaret ünvanının ... Ltd. Şti. Olduğu, bilirkişi raporunda tespit edilen "..." ve "..." ibareleri dışındaki ... ibareli davalı kullanımlarının ad ve soyadın belirtilmesi şeklinde bir kullanım olmayıp markasal bir kullanım olduğu, bu nedenle tespit edilen bu kullanımın SMK'nun 7/5-a maddesi kapsamında olduğunun değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla yukarıda açıklanan nedenlerle "Dr. ..." ve " ..." ibareleri dışındaki davacının yukarıda belirtilen markalarının esas ve ayırt edici unsuru olan "..." ibaresinin bulunduğu davalının kullanımlarının davacı markaları ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, bu nedenle davalının bu kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, marka hakkına tecavüz oluşturan davalının bu kullanımlarının yine yukarıda belirtilen 6102 sayılı TTK'nun 55/1-a-4 maddesi uyarınca haksız rekabet de oluşturacağı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; her iki tarafın tescil alanlarının farklı olduğunu, davacının dilekçesinde de bu durumu ikrar ettiğini, müvekkilinin iştigal alanının ilaç alım ve satımı olmadığını, saç ekimi ve plastik cerrahi hizmeti olduğunu,Müvekkilinin emtia satışı yapmadığını, güzellik alanında hizmet verdiğini, hizmet alanların bilinçli tüketiciler olduklarını,Davalı şirketin tek ortağı, kurucusu ve yetkilisi olan müvekkilinin hastalarının çoğunun yabancı olduğunu, kullanımının kanuna uygun ve kanunun verdiği yetkiyi aşmamış olduğunun görüleceğini, Tıp doktoru olan ve saç ekimi konusunda uzmanlaşmış müvekkilinin kendi ismini marka olarak kullanmasının SMK'nun 7/5. maddesi çerçevesinde dürüst kullanım olduğunu ve tescile engel bulunmadığını, Müvekkilini ortağı ve kurucusu olduğu ... Tic. Ltd. Şirketi'nin on yılı aşkın süreden beri aktif olarak medikal esteteik ve saç ekimi hizmetlerini yerine getirdiğini, Markaların benzerlik incelemesinin, markaları parçalara bölünerek değil, bütün olarak yapılması gerektiğini, tescilli markaların yan yana koyularak benzer olup olmadıklarının incelenemeyeceğini, Mahkemenin haksız rekabete ilişkin hükmünün de yerinde olmadığını, davalı şirket yetkilisinin doktor olduğu, ad ve soyadı dışında başkaca marka ya da isim kullanma özgürlüğünün bulunmadığını, dolayısı ile davacının dosyaya sunduğu Yargıtay kararlarının işbu dava açısından iddiaları destekler nitelikte olmadıklarını belirterek, istinaf taleplerinin kabulüne, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E : Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve refi davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; ilk derece mahkemesince gerekçeli kararda marka görsellerine yer verildiği tespit edilmiştir. YHGKnın, 2011/11–567 E-2011/676 K., 2012/11–417 E, 2012/791 K., 2013/11-1316 E, 2015/34 K., 2013/11-1572 E-2015/1133 K., 2017/11-74 E- 2017/728 K.ve 2017/11-8 E-2019/47 K.sayılı ilamlarında da benimsendiği üzere, mahkeme kararlarında gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere, kararın ekinde yer verilebilir ise de, hükmün gerekçe kısmında, HMK'nın "Hükmün Kapsamı" başlıklı 297. maddesi ve Anayasa'nın 141. maddesi hükümlerine uygun düşmeyecek biçimde şekillere şekillere yer verilmesi, davadan davalar doğmasına, tarafların yeniden uyuşmazlığa düşmelerine, infazda tereddüt yaşanmasına yol açabilecektir. Renk, boyut ve diğer özelliklerinden yoksun bir şekilde markaların ve tasarımların gerekçeli karara eksik yansıtılmaları yanıltıcı sonuçlara neden olabilecektir.Somut uyuşmazlıkta; ilk derece mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları ile uyuşmazlık özetlendikten sonra delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe bölümünde ve hükümde bir kısım marka görsellerine yer verilmiş olup, kararın UYAP'ta kayıtlı halinde görsellerin renkli olduğu, fiziki çıktıların siyah beyaz olduğu da dikkate alındığında, bu durum infazda karışıklığa yol açacağı, 6100 sayılı HMK’nın 297’inci maddesine de aykırı olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, resen yapılan inceleme sonucunda; davalı vekilinin istinaf istemleri incelenmeksizin istinaf istemlerinin kısmen kabulüne, HMK’nın 355, 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının re'sen kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 04/04/2024 tarihli 2022/236 E. - 2024/68 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalı tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderleri olarak;a)Davalı avansından kullanıldığı anlaşılan; 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 260,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, b)Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 18/07/2024 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52