SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/707

Karar No

2024/1309

Karar Tarihi

12 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2024/707 Esas

KARAR NO: 2024/1309 Karar

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/07/2023

NUMARASI: 2023/93 E. - 2023/166 K.

DAVA: Markaya Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i, Maddi ve Manevi Tazminat

KARAR TARİHİ: 12/07/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin TPMK nezdinde "..." markasını 03/06/2005 tarihinden itibaren ... tescil no ile 29 ve 43. sınıflardaki mal ve hizmetler için tescil ettirdiğini, söz konusu markayı yıllardır kullandıklarını, tanınmış marka haline getirdiklerini, halk tarafından bilinirliğini arttırdıklarını, müvekkilinin markanın önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili ile markanın özdeşleştiğini, bu durumun Mahkemenin 2014/134 Esas sayılı dosyadan verilen karar ile sabit olduğunu, davalının "..." adlı dükkanda ... adıyla bilinen kendi kayınpederi ... yanında çalıştıktan sonra bu işyerinden ayrılarak kendi dükkanını açtığını, davalının müvekkilinin "..." marka ve logosunu davacının izni ve onayı olmaksızın kullandığını ve müvekkilinin şubesiymiş gibi faaliyet gösterdiğini, bu durumun müvekkilinin haklarına tecavüz teşkil ettiğini ve bundan dolayı müvekkilinin maddi ve manevi zararlara uğradığını iddia ederek, marka hakkına tecavüz eden eylemlerin tespitini, tecavüzün önlenmesini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve maddi tazminatın HMK'nun 107. Maddesi uyarınca tespiti ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davaya dayanak markanın davacı tarafından ...'ne devredildiği beyan edilmiş, bu şirket adına vekili vekaletname ibrazı ile davaya devam edilmiştir.

ISLAH: ... Şirketi vekili 25/02/2021 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi incelemesi doğrultusunda maddi tazminat talebini 66.192,04 TL olarak ıslah ederek, maddi ve manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; "..." markasının ... no ile müvekkili adına tescilli olduğunu, 2000 yılından beri müvekkilinin söz konusu markayı kullandığını, davacının bu durumu yıllardır bildiğini ve uzun süre sessiz kaldığını, tecavüz iddiasında bulunmak açısından haklarını kaybettiğini, davacının bundan soru hükümsüzlük davası açma hakkının bulunmadığını, davacının ihtiyati tedbir talebinin ve diğer taleplerinin hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI: Bakırköy 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 16/03/2021 tarihli 2017/106 E. - 2021/68 K. sayılı kararıyla; "..Tüm dosya kapsamı deliller ve dosya kapsamıyla uyumlu görülen bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; "Davacının ... tescil numaralı markasını hem de "... " markasını ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişi olduğu, öncelik hakkına sahip olduğu, dava tarihi olan 06/02/2017 tarihinde ve 25/07/2013 MARKA LİSANS SÖZLEŞMESİ'ne konu edilen ... adına daha önce tescil edilmiş olan ... no ile tescilli ... nolu ...," ... nolu "..." , 2010/43508 nolu "... markalarının Bakırköy 1.FSHHM'nin 2015/7 Esas, 2017/181 Karar sayılı ve 12/10/2017 tarihli kesinleşmiş kararı ile hükümsüz kılındığı, dava tarihi itibariyle ortada geçerli bir lisans sözleşmesi bulunmadığı, tüm bu verilere göre davalının dava tarihi itibariyle kullanımının hukuki dayanağının bulunmadığı, dosyadaki verilere göre davalının kayınpederi olan dava dışı ...'in vefatından sonra mirasçıları ... (davalının eşi), ... (davalının baldızı) tarafından, bu davadaki davacı ile ile Bakırköy 1.FSHHM'nin 2014/134 E-, 2014/190 K. sayılı ve 21/10/2014 tarihli, Bakırköy 1. FSHHM'nin 2015/7 E-, 2017/181 K sayılı davalara doğrudan taraf olmaları nedeniyle taraflar arasındaki ihtilafın bilinmesi gerektiği, bu davaların mevcudiyeti gözönüne alındığında, davacının davalı faaliyetlerini bilerek uzun süre sessiz kalmış sayılmasının mümkün olmadığı, davalının, davacının tescilli markasının 29 ve 43. Sınıflarda yer alan mallar ve hizmetleri kapsamında "..." ibarelerinin kullanıldığı, davalının bu kullanımının sessel, görsel ve anlamsal açıdan davalı kullanımının davacının tescilli ve maruf hale getirildiği marka ve işaret ile benzer olduğu, tüketicinin iltibasa düşme ihtimalinin mevcut olduğu, böylece davalının, davacının markadan doğan haklarına tecavüzde bulunduğu gerekçesiyle bu yöndeki talebinin kabulüne, Davacının maddi tazminat talebi yönünden, belirttiği tazminat seçeneğine göre markanın bilinirlik seviyesi, kullanım süresi ve incelenen ticari defterlere göre, davacının isteyebileceği maddi tazminat tutarının 66.192,04 TL olduğu, davalının yukarıda değinilen kullanımının davacının markadan doğan manevi haklarını ihlal ettiği, markanın bilinirliği, kullanım süresi, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı gözetilerek, davacı yararına 15.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği" gerekçesiyle; " -Davacının davasının KABULÜNE,-Davalının davacı adına tescilli " ..." ibareli marka kullanımının davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine,-Toplam 66.192,04 TL maddi tazminat ile, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiştir.

İSTİNAF KARARI: Dairemizin 23/03/2023 tarihli 2021/1041 E. - 2023/524 K.sayılı kararıyla; "...İstinaf incelemesi, 6100 Sayılı HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ile, kamu düzeniyle ilgili hususlarla sınırlı olarak yapılmıştır.Davanın dava tarihinde marka tescil sahibi ... tarafından açıldığı, yargılama sırasında davacı tarafça dayanılan ... başvuru numaralı markanın, ...'ne devredildiği beyan edilerek, vekilin bu şirket adına vekaletname ibrazı ile yargılamaya devam edildiği, ilk derece mahkemesince markayı devreden davacı ve devralan şirket karar başlığında gösterilerek her iki davacı adına hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Hüküm fıkraları incelendiğinde, hangi hüküm fıkrasının hangi davacı yönünden bağlayıcı olduğunun açıklanmadığı anlaşılmıştır.Kural olarak davacı tarafça dayanılan markanın yargılama sırasında devri halinde markayı devralanın HMK 125. Madde gereğince, markaya tecavüzün tespiti, meni ve refi talebi yönünden davacı sıfatıyla yargılamaya devam etmesi usul ve yasaya uygundur. Davacı ... vekili Av. ...'in aynı zamanda ... Şirketinin de vekili olduğu sunulan vekaletnameden anlaşılmıştır. Dosya kapsamına sunulan ISLAH dilekçesinin ise vekil tarafından ... Şirketi adına sunulduğu, ıslah harcının ise ... adına yatırıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince, Av....'in markayı devreden ve devralan davacıların vekili olduğu da gözetilerek, vekilin ... ve ... şirketi adına her ikisi yönünden davayı takip edip etmediğinin açıklattırılması, ıslah başvurusunu hangi davacı adına yaptığının açıklattırılarak hasıl olacak sonuca göre hüküm sonuçlarının hangi davacı lehine verildiğinin kararda gösterilmesi gerekirken HMK 297/son maddesine uygun şekilde karar verilmemesi yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin, resen gözetilen sebeplerle istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında işaret edildiği şekilde yargılamaya devam edilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine" karar verildiği görülmüştür.

KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06.07.2023 tarihli 2023/93 E. - 2023/ 166K. sayılı kararıyla; "...Davacının ... tescil numaralı markasını hem de "... " markasını ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişi olduğu, öncelik hakkına sahip olduğu, dava tarihi olan 06/02/2017 tarihinden önce davalı tarafça dayanılan 25/07/2013 MARKA LİSANS SÖZLEŞMESİ'ne konu edilen ... adına daha önce tescil edilmiş olan ... no ile tescilli ... nolu ... ," ... nolu "..." , ... nolu "... markalarının Bakırköy 1.FSHHM'nin 2015/7 Esas, 2017/181 Karar sayılı ve 12/10/2017 tarihli kesinleşmiş kararı ile hükümsüz kılındığı, dava tarihi itibariyle ortada geçerli bir lisans sözleşmesi bulunmadığı, hükümsüzlüğün baştan beri sonuç doğuracağı, tüm bu verilere göre davalının dava tarihi itibariyle kullanımının hukuki dayanağının bulunmadığı, dosyadaki verilere göre davalının kayınpederi olan dava dışı ... vefatından sonra mirasçıları ... (davalının eşi), ... (davalının baldızı) tarafından, bu davadaki davacı ile ile Bakırköy 1.FSHHM'nin 2014/134 E-, 2014/190 K. sayılı ve 21/10/2014 tarihli, Bakırköy 1. FSHHM'nin 2015/7 E-, 2017/181 K sayılı davalara doğrudan taraf olmaları nedeniyle taraflar arasındaki ihtilafın bilinmesi gerektiği, bu davaların mevcudiyeti gözönüne alındığında, davacının davalı faaliyetlerini bilerek uzun süre sessiz kalmış sayılmasının mümkün olmadığı, davalının, davacının tescilli markasının 29 ve 43. Sınıflarda yer alan mallar ve hizmetleri kapsamında "..." ibarelerinin kullanıldığı, davalının bu kullanımının sessel, görsel ve anlamsal açıdan davalı kullanımının davacının tescilli ve maruf hale getirildiği marka ve işaret ile benzer olduğu, tüketicinin iltibasa düşme ihtimalinin mevcut olduğu, böylece davalının, davacının markadan doğan haklarına tecavüzde bulunduğu anlaşılmakla, bu yöndeki talebinin kabulü gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere devralanın HMK 125. Madde gereğince, markaya tecavüzün tespiti, meni ve refi talebi yönünden davacı sıfatıyla yargılamaya devam etmesi usul ve yasaya uygun olup, davacı şirket yönünden hüküm kurulmuştur. Davacının maddi tazminat talebi yönünden, belirttiği tazminat seçeneğine göre markanın bilinirlik seviyesi, kullanım süresi ve incelenen ticari defterlere göre, davacının isteyebileceği maddi tazminat tutarının 66.192,04 TL olduğu anlaşılmakla, maddi tazminata dair talebin kabulü gerekmiştir. Yine, davalının yukarıda değinilen kullanımı davacının markadan doğan manevi haklarını ihlal ettiği anlaşılmakla, markanın bilinirliği, kullanım süresi, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı gözetilerek, davacı yararına 15.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir. Dosyaya bir örneği sunulan başlangıçta davayı açan ... ile devralan davacı şirket arasındaki Bakırköy .... Noterliği'nin 03/05/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı marka devir sözleşmesi incelendiğinde görüleceği üzere, marka devir tarihinden önce açılan ve halen devam eden davalardaki tüm hakların da devralan davacı şirkete temlik edildiği görülmekle, tazminat talepleri yönünden de devralan şirket yerine hüküm kurulmuştur. Bu itibarla davanın kabulüne dair; 1-Davacının (...) davasının kabulüne, davalının davacı adına tescilli " ..." ibareli marka kullanımının davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine ve ref'ine, 2-Toplam 66.192,04 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ne verilmesine" karar verildiği görülmüştür.

İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece istinaf kararının gereğinin yerine getirilmediğini, davacı vekili ıslah harcını davacı ... Tic. Ltd. Şirketi adına yatırdıklarını beyan etmişse de, dosyada bu davacı adına yatırılmış bir ıslah harcının bulunmadığını, kamilen yapılmış bir ıslah bulunmadığını, bu nedenle dava dilekçesinde talep edilen tazminat tutarına hükmedilmesi gerekirken, bu şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişilerin hatalı hesaplamalar ile müvekkilinin zararına neden olduklarını, ayrıca ilk bilirkişi raporu ile ikinci bilirkişi raporu arasında çelişki oluşturacak şekilde hesaplama yapıldığını, Mahkeme kararının bilirkişi raporu kopyalanarak oluşturulduğunu, Anayasa'nın 141. maddesi gereğince mahkeme kararlarının gerekçeli olmak zorunda olduğunu, mahkeme kararının gerekçe içermediğini.Mahkemece verilen tedbir kararı gereğince müvekkilinin adresine gelindiğinde Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyada, 28/07/2017 tarihli tutanakta, müvekkilinin davacının marka haklarına tecavüz oluşturacak ürün, broşür, tabela vs reklam içerecek ürün bulunmadığının açıkça belirtildiğini, bilirkişi raporunda bu hususun dikkate alınmadığını.Davaya konu “...” markasının kim tarafından istimal edildiği ve maruf ve meşhur hale getirildiği konusunda hiçbir araştırma ve inceleme yapılmamasına rağmen, Mahkeme kararında bu ibareyi davacının ihdas ve istimal ettiği, meşhur ve maruf hale getirdiğinin yazıldığını,Davacıya ait ... tescil numaralı “...” markasının kullanılmaması nedeniyle iptali için Bakırköy 1. FSHHM’nin 2023/75 Esas sayılı davasını açtıklarını, bu davanın sonucunun beklenmesini talep etmelerine rağmen, Mahkemece davanın sonucu beklenmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,Tarih ve numaraları açıkça delil listesinde bildirilen bir kısım faturaların dosya içine alınmadan ve bilirkişiler tarafından incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, bu faturaları ve belgeleri dilekçe ekinde sunduklarını, bu belgelerin sessiz kalma nedeniyle hak kaybı ve müvekkilinin marka üzerinde öncelik hakkı bulunduğuna dair savunmalarıyla ilgili incelenmesi için Mahkemeye sundukları ıslah talebinin kabul edilmediğini, ancak Mahkemece resen bu konuda araştırma yapılması gerektiğini, Müvekkilinin marka kullanımının 2000 yılından itibaren devam ettiğine dair bu delillerin dosyaya sunulması için Mahkemece müvekkiline süre verilmesi veya bilirkişilere bu belgeleri yerinde inceleme yetkisi verilmesi gerektiğini, bu konuda ara kararı kurulmayarak müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını,Bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, mahkemece alınan 07/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda, davaya konu markaya ait cironun %15'i oranında emsal lisans bedeli olarak tespit edilebileceğinin beyan edilerek müvekkilinin geriye doğru üç yıllık brüt satışları üzerinden %15 oranında lisans bedeli hesaplanmasının yerinde olmadığını,Müvekkili ile davacı kullanımlarının birbirine benzemediğini, müvekkilinin ... sayılı markasının "..." ibareli olduğunu, davacının tescilli markasının ise "..." olduğunu, markaların karşılaştırılırken bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının markasında “...” ibaresinin büyük puntolarla yazıldığını, asli unsurunun bu ibare olduğunu, davacı tarafından “...” tali unsurunu ayırarak “...” ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu iddia ettiğini, müvekkilinin eylemlerinin tecavüz oluşturduğuna ilişkin tespit bulunmadığını, Dava ikame edildiği tarihte müvekkilinin "... " ibareli ticari işletme unvanı bulunduğunu, müvekkili işletmesine ait faturalar ve kullanımlarının bu ticaret unvanı ile gerçekleştirildiğini.Müvekkilinin ...’in damadı olduğu ve onun yanında çalışırken ayrılarak kendi işletmesini kurduğu hususunda bir ihtilaf bulunmadığını, bu yönüyle müvekkili ile diğer dava dosyaları arasında bağlantı kurulamayacağını, müvekkilinin marka kullanımlarına hem ..., hem de ... veya ... tarafından itirazda bulunulmadığını, müvekkilinin 2000 yılından bu yana “... ” ibaresini faturalarında kesintisiz olarak kullandığını, davacının bu kullanımlardan haberdar olduğunu, ancak işbu dava tarihine kadar ses çıkarmadıklarını,Davacının uzun süre sessiz kaldıktan sonra bu davayı açmasının MK’nun 2. Maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması olarak kabul edilmesi gerektiğini,Müvekkilinin marka kullanımları lisans sözleşmesine dayanmasa da, dava tarihinde bahsi geçen lisans sözleşmesinin hukuken geçerli olduğunu, 26/05/2022 tarihinde kesinleşene Bakırköy 1. FSHHM’nin 2015/7 Esas, 2017/181 Karar sayılı karında müvekkilinin ve dava dışı kişilerin marka kullanımlarının tecavüz teşkil etmeyeceğinin hükme bağlandığını, işbu davada müvekkilinin fiili kullanımlarının lisans sözleşmesine dayandığına dair bir savunmada bulunmadıklarını, ...nin temellerinin 1917 yılında ... tarafından ...’de kurduğu geleneksel köfte lezzetine dayandığını, müvekkilinin ailesinden gelen ve üç kuşaktır devam eden köftecilik mesleği ve 50 yıldır aynı adreste hizmet vermesinin deneyiminin bulunduğunu, müvekkili adına tescil edilen 2004 12940 tescil numaralı “...” markasının bir takım usuli hatalar sonucunda Mahkeme kararıyla hükümsüz kılındığını, davacının “...” tali unsur yaparak marka başvurularında bulunduğunu, kötüniyetli olarak müvekkili aleyhine davalar açtığını,Bakırköy 1. FSHHM’nin 2022/220 Esas sayılı dava dosyasında alınan 06/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, davacının markasının zayıf bir marka olduğunu, zayıf markada benzerlik incelemesi yapılırken markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, buna göre müvekkilinin markasının davacının markalarına tecavüz oluşturmasının söz konusu olmadığını,Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi 2. ek rapordaki hesaplamanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın 2017 yılında ikame edildiğini, mahkemenin 2015 ve 2016 yıllarını dikkate alarak hesaplama yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin brüt satışlarının dikkate alınmasının yerinde olmadığını, ciro üzerinden %5 alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, davacı markasının tanınmış olmadığını, kazancın lisansa göre belirlenmesinde, emsal bir araştırma yapılarak, markanın tanınmışlık düzeyi, ekonomik önemi, markanın konu olduğu lisansların sayısı, türleri ve özelliklerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini.Davacının ıslah talebinin HMK’nun 176. ve devamı maddelerine uygun olmadığını, davanın tutarı değiştirilmekle birlikte, davaya konu olmayan faiz taleplerinin de değiştirilmeye çalışıldığını, ıslah hiç yapılmamış gibi karar verilmesi gerektiğini.Davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının belirtildikten sonra, mahkeme dosyasına ıslah dilekçesi konulması nedeniyle kısmi ıslahın kabul edilmemesi gerektiğini beyanla, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde; dava konusu 2005/22452 sayılı "..." ibareli markanın, 29, 30 ve 43. sınıflarda 02/06/2015 tarihinden 10 yıl müddetle davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça sunulan 25/07/2013 tarihli Marka Lisans Sözleşmesi ile; ... tarafından ..., ..., ... ve ... başvuru numaralı sırasıyla 30/43. sınıfta " ...", 43. sınıfta " ...", 43. sınıfta " ... " ve 43. sınıfta "... " markalarının kullanım hakkını 5 yıl süreyle ... ve ... verdiği anlaşılmıştır. Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/134 Esas, 2014/190 Karar sayılı ilamından; davacı ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine açılan ... adına kayıtlı iken, ... ondan da ... devredilen, ölümü ile mirasçısı davalılara kalan ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü davasında, davanın kabulüne ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verildiği, kararın gerekçesinde "Somut olayda davacı tarafın ... ibaresini markasal olarak davalı taraf tarafından daha önce kullandığı bilinir hale getirdiği, davada sunulan belgeler dikkate alındığında ; lokantacılık hizmeti yönünden müşteri kitlesi tarafından davacı tarafın ... olarak ün yaptığı, davalı tarafın davacının kullanımını bildiği halde aynı markayı tescil ettirmek suretiyle kötü niyetli davrandığından hükümsüzlük talebinin kabulü ile ,davalı tarafa ait ... sayılı ... markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğü gerektiğinin" açıklandığı bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek 13/06/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/10/2017 tarihli 2015/7 Esas-2017/181 Karar sayılı ilamından; davacı ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine açılan ... adına kayıtlı iken noter satışı ile devredilen ..., ... ve ... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğü davasında, davanın kabulüne ve davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verildiği , yargılama sırasında kararın kesinleşmediği anlaşılıyorsa da, Dairemizce cep edilen kesinleşmiş karar örneğinden, 26/05/2022 tarihinde istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamında bulunan Ankara 2. FSHHM'nin 18/01/2018 tarihli 2017/107 Esas-2018/6 karar sayalı ilamından, davacı ... ve davalılar TPMK ile ... aleyhine açılan, davacı adına TPMK nezdinde 09/04/2015 tarihinde 29/30/32/35 ve 43. Sınıflarda ... sayılı marka başvurusunun reddine ilişkin TPMK YİDK'nın ... sayılı kararının iptali için açılan davada, mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek 02/12/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi'nce alınan bilirkişi heyetinden alınan 01/03/2019 havale tarihli raporda; Davacının ... tescil numaralı markasını hem de "..." markasını ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişi olduğunu, ... tescil numaralı marka ve " ..." üzerindeki öncelik hakkına sahip olduğunu, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, davalı tarafından sunulan marka lisans sözleşmesine konu olan markaların, İstanbul 2.FSHHM'nin 2017/69 değişik iş sayılı dosyasından yapılan tespit tarihi ve olan 26/07/2017 rapor tarihi itibariyle Bakırköy 1.FSHHM'nin 2014/134 E-, 2014/190 K sayılı kararı ile sözleşmeye konu ... nolu ".../' ... nolu ' ..." , ... nolu "... " markalarının hükümsüzlüğü İçin Bakırköy 1. FSHHM'nin 2015/7 Esas sayılı dosyası ile açılmış davada henüz karar verilmediği ve bu 3 markanın tescillerin o sırada geçerli olduğunu, dava tarihi olan 06/02/2017 tarihinde ve 25/07/2013 Marka Lisans Sözleşmesi'ne konu edilen ... adına daha önce tescil edilmiş olan ... no ile tescilli ... nolu ... ," ... nolu "... " , ... nolu " ... markalarının Bakırköy 1.FSHHM'nin 2015/7 Esas, 2017/181 Karar sayılı ve 12/10/2017 tarihli kesinleşmiş kararı ile hükümsüz kılındığı, dava tarihi itibariyle ortada geçerli bir lisans sözleşmesi bulunmadığı, tüm bu verilere göre davalının dava tarihi itibariyle kullanımının hukuken meşru olup olmadığı hususunda takdirin hukuki yorum gerektirmesi nedeniyle mahkemeye ait olduğunu, davalının davacı ile aynı sektörde faaliyet göstermesi nedeniyle davalı marka ve faaliyetlerini bilmesinin hayatın olağan akışı olarak düşünüleceği, aksinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı, dosyadaki verilere göre davalının kayınpederi olan dava dışı ... vefatından sonra mirasçıları ... (davalının eşi), ... (davalının baldızı) tarafından, bu davadaki davacı ile ile Bakırköy 1.FSHHM'nin 2014/134 E-, 2014/190 K. sayılı ve 21/10/2014 tarihli, Bakırköy 1. FSHHM'nin 2015/7 E-, 2017/181 K sayılı davalara doğrudan taraf olmaları nedeniyle taraflar arasındaki ihtilafın bilinmesi gerektiği, böyle bir durumda davalının kullanımlarının mevcut verilere göre kötü niyet olarak değerlendirilip değerlendirilmemesi hakkındaki takdir ve hukuki yorumun mahkemeye ait olduğu sonucuna varıldığını, arz edilen davaların mevcudiyeti gözönüne alınarak, davacının davalı faaliyetlerini bilerek uzun süre sessiz kalmış sayılmasının mümkün olmadığını, davalının, davacının tescilli markasının 29 ve 43. sınıflarda yer alan mallar ve hizmetleri kapsamında "..." ibarelerinin kullanıldığı, davalının bu kullanımının sessel, görsel ve anlamsal açıdan davalı kullanımının davacının tescilli ve maruf hale getirildiği marka ve işaret ile benzer olduğu, tüketicinin iltibasa düşme ihtimalinin mevcut olduğunun tespit edildiğini, davalının, davacı adına TPMK nezdinde tescilli aynısının ve ayırt edilmeyecek kadar benzerinin kullanımından dolayı tüketici nezdinde iltibasa yol açabileceği ve davalının haksız yarar sağlayabileceği veya markanın itibarının da zarar görebileceğini, 6769 Sayılı SMK.nun amir 151. Maddesi hükmü uyarınca sınai mülkiyet hakkı tecavüzüne uğrayan kişinin yoksun kaldığı kazancın hesaplaması için SMK'nun 151/2. maddesinin a-b-c bendlerinde sayılan hesaplama yöntemlerinden birini tercih etmesi gerektiğini, ancak davacı tarafından herhangi bir tercihte bulunulmadığını beyan etmişlerdir. İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 11/10/2019 havale tarihli ek raporda; davalının ticari defterlerini sunmaması hususunda takdirin Mahkemeye ait olduğu, davacının seçim tarzına göre hesap yapılabilmesi için davalının bağlı bulunduğu Vergi Dairesi'nden 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait Gelir Vergisi Beyannamesi'nin istenilmesi gerektiğini ve dosyaya sunulan kök rapordaki görüşlerini değiştirecek yeni bir unsur içermediğini beyan etmişlerdir.İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 24/01/2020 tarihli ikinci ek raporda; davalı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış onayına sahip olduğunu, 2016 yevmiye defterinin kapanış onayına sahip olmadığını, yine aynı yılın kebir defterinin tasdiksiz olduğunu, davalı defterlerinin HMK 222'ye göre delil niteliğinde olup olmadığı hususunun Sayın Mahkemenizin takdirinde bulunduğunu, davalı yanın 3 yıllık ortalama cirosunun ise, 441.280,30 TL olduğunu, işbu cironun %15'lik kısmına isabet eden tutarın da (441.280,30x0,15) = 66.192,04 olacağını" beyan etmişlerdir. Dairemizce TPMK'dan istenilerek dosya içine getirtilen marka devir belgeleri incelendiğinde; davacı tarafça dayanılan 2005 22452 sayılı "..." ibareli markanın, ... adına kayıtlı iken Bakırköy .... Noterliği'nin 03 Mayıs 2019 tarihli ... yevmiye numaralı "Satım Sözleşmesi" ile ... Ltd. Şti.'ne devredildiği, 10/05/2019 tarihi itibarıyla TPMK kaydında devrin gerçekleştirildiği, ayrıca ... tarafından markayla ilgili devam eden davalardaki tüm hak ve alacakların da ... Ltd. Şirketi’ne temlik edildiği tespit edilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince 20/06/2023 tarihli duruşmada alınan davacı vekilinin beyanında; yargılamanın devamında müvekkili ...'nin markadan doğan tüm haklarını ve yine bu dava ile ilgili tüm haklarını marka devir sözleşmesi ile müvekkili şirkete devrettiğini, ıslah harcı yatırılırken müvekkili ... Limited Şirketi'nin adı belirtilmesi gerekirken yanlışlıkla ... adına yatırıldığını, sistemde ...'nin davacı sıfatı silinmediği için bu şekilde hata olduğunu, tüm taleplerinin davacı müvekkili şirket yönünden olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.Davalı vekilince her ne kadar 22/06/2023 tarihinde ıslah dilekçesi sunulmuş ise de, ilk derece mahkemesince HMK'nun 177. maddesi uyarınca ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceğinden ve 20/06/2023 tarihli celse ile tahkikatın sona erdiği tespit edilip sözlü yargılama aşamasına geçildiğinden davalı tarafın ıslah talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.

G E R E K Ç E: Dava; markaya tecavüzün tespiti, meni, refi ile maddi ve manevi tazminat davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, 6100 Sayılı HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ile, kamu düzeniyle ilgili hususlarla sınırlı olarak yapılmıştır.Her ne kadar davalı vekili markayı devralan davacı ... Tic. Ltd. Şirketi adına usulüne uygun olarak yapılmış bir ıslah bulunmadığını belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, davaya konu marka ve dava hakları da dahil olmak üzere markadan kaynaklanan tüm hakların ... tarafından bu şirkete devir ve temlik edildiği, HMK’nun 125/2. maddesi uyarınca davada taraf değişikliği yapıldığı, davacı ...’nin taraf sıfatının kalmadığı, ayrıca ıslah dilekçesinde de davacı olarak ... Tic. Ltd. Şirketi’nin adının yazılı olduğu, harç makbuzuna ...’nin adının yazılmasının sonuca etkili olmayacağı kanaatine varılmakla, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf talebi kabul edilmemiştir.Davalı vekilinin belirsiz alacak davasında ıslah yapılamayacağına dair istinaf talebiyle ilgili incelemede; belirsiz alacak davasında ıslah yapılmasını engelleyecek bir hüküm bulunmadığı, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile maddi tazminat bedelini artırabileceğinden, buna ilişkin istinaf talebi yerinde değildir.Davalı vekilinin bilirkişiler tarafından yapılan maddi tazminat hesabının doğru olmadığı, 2015 ve 2016 yılının cirosunun hesaplamaya dahil edildiği ve %15 oranının yüksek olduğu, ayrıca brüt gelir üzerinde hesaplama yapılamayacağına, ıslah dilekçesi ile faizin değiştirilemeyeceğine dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; davalının markayı kullandığı süre dikkate alındığında 2015 ve 2016 yıllarının da dikkate alınmasının yerinde olduğu, ancak Mahkemece lisans bedeli hesaplanırken sadece davalının ihlalin yapıldığı yıllardaki cirosunun göz önüne alındığı ve buna göre davalının ödemesi gereken lisans bedelinin belirlendiği anlaşılmıştır. Dosyaya davacı tarafça örnek lisans bedeli sunulmamıştır. Lisans bedeli hesaplanırken marka hakkı sahibinin cirosu, elde ettiği kazanç ile davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarı da nazara alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, somut olayın özelliklerine, davalının cirosuna, üretim ve satış kapasitesine, elde ettiği gelire göre ödemesi gerekli, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun, makul bir miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile hüküm altına alınması gerekirken eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporları dayanak alınarak yazılı şekilde karar verilmesi, ayrıca davacı vekilinin dava dilekçesinde yasal faiz talep etmesine rağmen, ıslah dilekçesi ile avans faizi talep ettiği halde, davalı tarafın buna ilişkin itirazlarıyla ilgili mahkemece bir değerlendirme yapılmaması ve gerekçeli kararda da gerekçeye yer verilmemesi de doğru görülmemiş, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf talepleri kabul edilmiştir. Tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf diğer istinaf talepleri bu aşamada incelenmeksizin, istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, mahkemece lisans bedelinin ne kadar olabileceğinin İTO’dan sorulması, davacı vekiline davaya konu markayla ilgili varsa örnek lisans sözleşmelerini dosyaya sunması için kesin süre verilmesi, daha sonra her iki tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davacının cirosu, elde ettiği kazanç ile davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarı da nazara alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir lisans bedelin belirlenmesi için rapor alınarak, buna göre değerlendirme yapılması, ayrıca ıslah dilekçesi ile faiz talebinin değiştirilemeyeceğine ilişkin davalı tarafın itirazlarının da değerlendirilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 06/07/2023 tarihli 2023/93 E. - 2023/166 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalı tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderleri olarak;a)Davalı avansından kullanıldığı anlaşılan; 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 214,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, b)Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 12/07/2024 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

TazminatMaddikararistinafMarkayaTecavüzünbakırköyistanbulManevisınaîvekaldırmasonrasıMenıslahmahkemekararıdelillerTespiti,Ref'i,haklarfikridosyamarkalisansbaşvurusuhukuk

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim