Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/1990
2024/1269
12 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1990 Esas
KARAR NO: 2024/1269
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/02/2022
NUMARASI: 2019/917 Esas, 2022/124 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 12/07/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalılardan ...'in kuruluşundan 14.09.2018 tarihinde görevden alınana kadar davacı şirketin yönetim kurulu başkanlığını yaptığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına konu takibin danışıklı olarak yapıldığını ve hamilin kötüniyetli olduğunu, davalılar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan soruşturma bulunduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takibine konu bononun alacak asıl ve ferileri açısından, döviz alacağına %19,5 oranında faiz işletilmesinin, mevcut şirket kayıtlarının gerçeğe aykırı ve usulsüz tutulduğunu ve diğer sebeplerle borçlu olmadığının tespitini, takibin iptalini, senedin iptalini ve iadesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevabında; müvekkilinin, alacağının tahsili için, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlattığını, ödeme emrinin davacı-borçlu şirkete 10.08.2018 tarihinde tebliğ edildiğini ve takibin kesinleştiğini, haciz ve müteakip takip işlemlerine devam edildiğini, gelinen aşamada, icra takibinden uzun bir süre sonra davacı-borçlu şirket tarafından huzurdaki davanın açıldığını, açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, Şahsi Def'ilerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, takip konusu bononun tüm yasal unsurları havi, kambiyo vasfında ve geçerli bir bono olduğunu, davacı şirketin bononun keşidecisi olduğunu, imzasını inkâr etmediğini, müvekkilinin bonoda, iyiniyetli meşru hamil olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen “senedin bedelsizliği” iddiasının, şahsi def'ilerden olup herkese karşı ileri sürülemeyeceğini, doğrudan doğruya ilişkili olanlar arasında ileri sürülebileceğini, TTK'nin 687. maddesi gereğince, iyiniyetli üçüncü şahıslara karşı bu def'inin ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, dava dilekçesinde müvekkilinin bononun bedelsizliğini bildiği ve bu nedenle cironun kötü niyetli olduğu iddia edilse de müvekkilinin iyiniyetli olduğunu ve bu iddianın gerçek dışı olduğunu belirterek, haksız ve kötü niyetli davanın
reddini, davacının alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevabında; Davacının, senet metnini talil ettiğini, bu nedenle ispat yükümlüğünün davacıda olduğunu, iddianın senetle iptali gerektiğini, davacının hiçbir delil sunmadığını belirterek, davanın reddi ile davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"....Davacı taraf, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/352 Esas sayılı dosyasında, alacağın dayanağı kılınmaya çalışılan yönetim kurulu kararının sahteliğine ilişkin davanın bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de, davamızın bonoya dayalı olması nedeniyle bekletici mesele yapılmamıştır. ....Davalı ...'nın hem keşideci yetkilisi olarak hem de lehtar olarak senette taraf bulunduğu ve diğer davalı olan eşine ciro ile verdiği sabittir. Davacı şirketin çift imza ile temsil yetkisi zorunluluğu nedeniyle diğer bir yönetim kurulu üyesi olan ... tarafından da senedin imzalanmış olması bu durumu değiştirmeyecektir. Kaldı ki, senedin keşide edilmesinden sonra diğer imza atan ...n, davalı ...'a gönderdiği ihtarname ile senetteki imzanın bağlayıcı olmadığını ve karşılıksız senet olduğunu bildirerek gerçek duruma işaret etmiştir.Her ne kadar kambiyo senetlerinde sebepten mücerretlik söz konusu ise de, somut olayda keşideci adına imza atan ile lehtar aynı kişi olduğundan sebepten mücerretlik ilkesinin uygulanma kabiliyeti yoktur. Burada davacı ile davalı ... arasında temel ilişkinin irdelenmesi, davalı ... yönünden de ağır kusur veya kasten davacının zararına sebebiyet verecek şekilde hareket edip etmediği araştırılmalıdır.Alınan bilirkişi raporunda, davaya konu senet bedelini karşılar şekilde davalı ...'ın davacıdan alacağı olduğu yönünde ticari defter kaydının bulunmadığı, eski defterler bulunamadığı için ilk kayıt ve tevsik edici belgelere ulaşılamadığı bildirilmiştir.Muhasebenin kişilik prensibi ve gerçeğe uygun olma zorunluluğu nedeniyle, her işlem yapıldığı günde kayda alınması ve her kaydın mutlaka ama mutlaka bir belgesinin olması gerekir. Bu belge ister tahsilat makbuzu, ister banka kaydı ister fatura olsun mutlaka kayıtlara işlenmesi ve ticari evraklara eklenmesi gerekir. Şirketin ortaklarıyla olan muavin hesapları için de bu durum geçerlidir.Şirketin ortaklara borçlar ve ortaklardan alacaklar hesabının düzenli tutulması, örtülü sermaye aktarımı veya faiz ödeme yasanığı kurallarına aykırı olacak şekilde işlem yapması yasaklanmıştır. Bu ilke şirketin hem iç hem de dış paydaşlarını ilgilendiren bir ilkedir. Bu ilkeye aykırı kayıtlara itibar edilmesi mümkün değildir.Somut olayımızda da, davalı lehine düzenlenen senedin dayanağı belgeye rastlanmadığı gibi, ilk kaydına da ulaşılamamıştır. Bu durumda bu senedin bir karşılığının olmadığı ve itibar edilemeyeceği anlaşılmıştır. Senet metnine itibar edilmediğine göre bu senede dayalı hak iddiasına da itibar edilemez. Davalı ...'ın başka bir belgeye dayalı alacağı var ise, bunu ayrıca takip ve dava etmesi gerekir. Bu nedenle davaya konu senet nedeniyle davacının davalı ...'a borçlu olmadığı kanaatine varılmıştır.Senedi davalı ...'dan alan davalı ..., davalı ...'ın eşi olup, senedi devraldıktan sonra şirket aleyhine takibe koymuş ve yanlış adrese tebligat gönderildiği de görülmüştür.Her iki davalının daha önce aynı avukata vekaletname de verdikleri, dolayısıyla birlikte hareket ettikleri de dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Hem lehtar hem de keşideci adına imza atan şirket yetkilisi olan davalı ...'ın eşi olan diğer davalı ...'in davalı ... ile aynı vekile vekaletname vermesi de naza alındığında, davacı şirket zararına bilerek hareket ettiğinin kabulü gerekir. Kaldı ki, davalı ...'in aldığı bonoya karşılık diğer davalıya bir bedel ödediğine dair bir belge veya delil de sunulmadı. Bu durumda davalı ...'in sebepten mücerretlik ilkesinden faydalanamayacağı, bedelsiz senede dayanarak alacak talep etme hakkının olmadığı anlaşılmış ve oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.Davacının davasının KABULÜNE, dava konusu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ve bu dosyaya konu 12/07/2018 vadeli 2.111.966,00 USD bedelli senet nedeniyle davacının davalı tarafa borçlu olmadığının TESPTİNE, takibin iptaline,Davalı tarafın kötü niyeti sabit olmadığından kötü niyet tazminatına karar verilmesine yer olmadığına," Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf isteminde;Karar gerekçesinde, davaya konu icra takibinin şirketin yönetim kurulu başkanı ve eşi arasında aynı avukatlara vekâletname verilmek suretiyle şirket tüzel kişiliğine karşı danışıklı olarak başlatıldığı, bu iki şahsın (yani aynı zamanda lehdar ve hamilin) iyi niyetli üçüncü kişi olmadıkları ve şirket tüzel kişiliğine zarar verme kastıyla hareket ettikleri isabetli bir şekilde belirtilmiş ise de; ancak hüküm kısmında ise iyiniyetli oldukları varsayılarak kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu hükmün bu yönden düzeltilmesi gerektiğini, belirterek kararın bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf isteminde;Kararın çelişkili olduğunu, müvekkilinin davalı şirketten davaya konu senet bedelini karşılar miktarda alacağı olduğunun hem ticari defterlerde ve kayıtlarda hem kurumlar vergisi beyannamelerinde hem de davacı şirketin mahkemelere sunduğu beyanlarında açıkça yer aldığını, Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 01.07.2020 tarihli Bilirkişi Raporunda “Bilirkişiliğimizce 2014-2015-2016-2017 yıllarına ilişkin yasal defter incelemesinde 340-Alınan Sipariş Avansları hesabı incelenmiş, 2014 yılında başlayan ve ..., Ali Şen, … adına yukarıdaki tabloda göründüğü gibi 5.380.383,18 TL’nin pay edildiği ve 01.01.2014 tarihli açılış fişi ile bu bedelin geldiği tespit edilmiştir. Diğer bir anlatımla 2014 yılı başı itibariyle bu hesapta bulunan 5.380.383,18 TL’nin 2014 yılından önceki yıllara ait yasal defterler incelenemediğinden bu tutarın nasıl doğduğu belirlenememiştir. …” Rapor'un sonuç kısmında ise “Ancak 2014 yılından önceki yıllara ait yasal defterler incelenirse icra takibine konu edilen davaya konu bononun nereden kaynaklandığı, davalı ...’nın senedin düzenlendiği tarihte şirketten bir alacağının olup olmadığı, dayanağının ne olduğu, senedin düzenlenme tarihi itibariyle alacağın ne kadar olduğu hususlarının açıklığa kavuşturulabileceği, …” şeklinde görüş beyan ettiğini, 20.05.2021 tarihli Bilirkişi Ek Raporu’nda ise “…, geriye dönük olarak 2004 yılına kadar temin edilen Kurumlar Vergisi Beyannameleri incelendiğinde, 340-Alınan Sipariş Avansları hesabındaki tutarın değişmediği, bu nedenle şirket kayıtlarına intikal eden bu tutarın 2004 yılından önceki dönemlerde gerçekleştiğinin anlaşıldığı, bu nedenle senedin düzenlenme tarihi itibariyle alacağın ne kadar olduğu hususlarının dosyanın mevcut durumu itibariyle kesin bir tespitinin yapılamayacağı, …” şeklinde görüş bildirdiğini, Dolayısıyla davacı şirket defter kayıtlarında, müvekkilinin alacağı olduğu açıkça tespit edildiğini, davacı şirket vekili tarafından İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/393 E. sayılı dosyası ile davacı şirketin iflası talebiyle açtığı davada, müvekkilin şirketten alacaklı olduğu açıkça ikrar edildiğini, davacı şirketin İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına konu borcunun bulunduğu ve son hesap raporuna göre 23.356.768,55 TL olduğu beyanıyla şirketin borca batık olduğu belirtildiğini, iflas dosyasında alınan bilirkişi raporunda da açıkça müvekkilin alacağı olduğu tespit edildiğini, davacı şirket tarafından ileri sürülen ticari defter ve diğer belgeler, bedelsizlik iddiasının ispatı açısından delil niteliği taşımadığını, Kaldı ki Yargıtay kararları uyarınca bir kambiyo senedinin ticari defterlerde kaydının bulunmaması onun kambiyo senedi olma özelliğini ortadan kaldırmayacağını, Her ne kadar ispat külfeti davacı üzerinde olsa da dosya kapsamına göre müvekkilin alacaklı olduğu şirket kayıtlarıyla da sabit olduğunu, Müvekkilinin davacı şirketten alacaklı olduğu, şirketin ticari defterlerinde sabit olduğu gibi, davacı şirketin avukatı, aynı zamanda 1997 yılından 2018 yılına kadar münferit imza yetkisi ile yönetim kurulu başkan yardımcısı olan ...’in divan başkanlığı yaptığı bütün genel kurullarda oy birliği ile kabul edildiğini, 03.02.2016 tarihinde yapılan ve müvekkilinin katılmadığı 2013-2014 Yılları Genel Kurul Toplantısında, ortakların şirketten olan alacakları görüşülmüş ve bu alacaklar için, borçlu olunan ortaklara bono verilmesi karara bağlanmış olduğunu, Tutanağın 10. Maddesi, “Şirket ortaklarının avans alacak bakiyeleri 03.02.2016 tarihi itibariyle; ... 3.005.948 DM, 16.000 EURO, ... 1.490.721 DM, 36.000 Euro, ... 16.862 Dm, ... 14042 DM ve 10.000 Euro, ... 49.328 DM, ... 22.514 DM, ... 23.264 DM olup, bu alacaklara karşılık ortaklara alacak senedi verilmesi oybirliği ile kabul edilmiştir” şeklinde olduğunu, Ancak, toplantı divan başkanı Av. ..., bu genel kurul kararını 05.02.2016 tarihinde Kadıköy .... Noterliğinin ... yevmiye numarası ile tasdik ettirmiş olmasına rağmen, ticaret sicile tescil ettirirken ve ticaret sicil gazetesinde ilan ettirirken bu 10. Maddenin üzerini çizdiğini, savcılık soruşturması devam ettiğini, 05.05.2016 tarihinde yapılan 2015-2016 Yılları Genel Kurul Toplantısı 5. Maddesi; “Şirket ortaklarının avans alacaklarının 31.12.2016 tarihi itibariyle; ... 2.111.966,86 USD, ... 1.085.543,22 USD, ... 11.755,11 USD, ... 23.364,20 USD, ... 34.300,57 USD, ... 15.655,27 USD, ... 16.176,78 USD olduğu ve tutanağa geçirilmesi oybirliği ile kabul edilmiştir.” şeklinde olup alacağın bir kez daha kabul edildiğini, Miktarların da örtüştüğünü, Davacı şirkette çift imza ile temsil yetkisi zorunluluğu bulunmadığını, kararda ise“… Davacı şirketin çift imza ile temsil yetkisi zorunluluğu nedeniyle diğer bir yönetim kurulu üyesi …” şeklinde ifadesi bulunduğunu, bu yönde bir iddia dahi olmadığını, Davaya konu bononun düzenlenme tarihi olan 12.06.2017 tarihinde de davacı şirketi temsil ve ilzama münferiden ... de yetkili olduğunu, 03.02.2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının 8. Maddesinde “Şirketi en geniş şekilde şirket kaşesi ve unvanı altında yönetim kurulu başkanı ... ve yönetim kurulu başkan yardımcısı ...’den birinin, münferit imza ile imzalamak kaydıyla idare, temsil ve ilzam edilmesine oy birliği ile karar verildi.” kararı bulunduğunu, Bonodaki imzadan ihtarname ile vazgeçmek mümkün olmadığını, Mahkemenin bononun geçersizliğine gerekçe olarak huzurdaki dava ile herhangi bir ilgisi bulunmayan muhasebenin kişilik prensibi ve gerçeğe uygun olma zorunluluğu kuralına dayanmış olması, hukuka açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Mahkemenin gerekçesinde örtülü sermaye aktarımına ve faiz ödeme yasağına dayanmış olması hukuka açıkça aykırı olduğunu, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12/1 maddesi, şirketler bakımından örtülü sermayeyi şu şekilde açıklamaktadır: “Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır.” şeklinde olduğunu, Örtülü sermaye aktarımı, Sayın Mahkeme’nin belirttiği gibi yasak işlemlerden olmadığını, şirketin ortak veya ortaklardan elde ettiği borcun örtülü sermaye olarak kabul edilmesi halinde bu borç için ödenecek faiz, vade farkı gibi giderler “kanunen kabul edilmeyen gider” sayılacağını, müvekkilinin alacağının örtülü sermaye aktarımı olduğu bir an için bile kabul edilse dahi bu durum bononun bedelsiz olup olmadığını ilgilendirmediğini, sadece vergi hukuku açısından farklı sonuçlar öngördüğünü, Davacının senet metnini talil ettiğini, dava konusu kambiyo senedi nakden kaydını içerdiğini, senet metnini ta’lil etmek çeşitli sebeplerle bononun bedelsiz olduğunu iddia etmek olduğu için, davacı bu ifadesi ile de senet metnini ta’lil ettiğiniispat yükünün kendisinde olduğunu, bononun sebepten mücerret olmadığına ilişkin gerekçesi hukuken hatalı olduğunu, “keşideci adına imza atan ile lehtar aynı kişi” olması bononun mücerretliği niteliğini ortadan kaldırmadığını, kararın hatalı olup davacının delil sunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf isteminde; Müvekkilin İyi Niyetli Üçüncü Kişi Durumu olduğunu, Davacı şirketin bononun keşidecisi olup, imzasını inkâr etmediğini, “senedin bedelsizliği” iddiası, şahsi def'ilerden olup herkese karşı ileri sürülemeyeceğini, mücerretlik ilkesinin uygulanmayacağına ilişkin kabulün yerinde olmadığını, davalıların aynı avukata vekalet vermiş olması ve müvekkilinin lehtardan aldığı bonoya karşılık bir bedel ödediğine ilişkin bir belge ve delil sunmadığına yönelik gerekçenin yerinde olmadığını, senedin bedelsiz olduğu, kanunun aradığı şekilde kesin delil ile ispatlanamadığını, müvekkilini, şirketin kurumlar vergisi beyannamesine, ticaret sicil gazetesinde ilan ettirilen ve ticaret sicil müdürlüğünde tescil edilen genel kurul kararlarına güvenerek senedi ciro ile teslim aldığını, bilirkişi raporları, davacının senet lehtarı ...’e borçlu olduğunu, bu nedenle dava konusu senedin bedelsiz olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, Defter-i kebirdeki lehtar isminin yanında yer alan “ (2,111) “ kaydının dava konusu senedi işaret ettiğini, senet miktarı 2.111.966,00 USD olduğunu, bononun bedelsiz olmadığı, bu sebeple müvekkilin de kötü niyetli olmadığının ispatlandığını, senedin ticari defterlerde kayıtlı olmaması bedelsiz olduğu anlamına gelmeyeceğini, Davacı şirketin çift imza ile temsil zorunluluğu olmadığını, ... şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi olduğunu Gerekçeli kararda belirtilen örtülü sermaye kavramının huzurdaki dava ile hiçbir ilgisi olmadığını, Kanunda açıkça düzenlendiği üzere örtülü sermaye (öz sermayenin 3 katından fazla borçlanma) yasaklanmadığını, Yanlış adrese tebligat gönderilmediğini, bu husustaki kararın Yargıtay'dan geçerek kesinleştiğini, davacının dava konusu senet nedeniyle lehtara borçlu olduğunu mahkeme huzurunda ikrar ettiğini, Davacı şirket yetkilisi İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2020/393E. Sayılı dosyası ile iflas davası açtığını, İflas davasındaki dava dilekçesi, yargılama sırasındaki davacı beyanları, bilirkişi raporu, davacının istinaf başvuru dilekçesi birlikte incelendiğinde, davacının huzurdaki menfi tespit davasını açmakta kötü niyetli olduğu ve davanın reddedilmesi gerektiğini, “13/10/2020 tarihli dilekçesinde özetle şirketin İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına konu borcunun olduğu, borcun son hesap raporuna göre 23.356.768,55 TL olduğunu” beyanla şirketin borca batık olduğunu ifade ettiğini, Davacı şirket yetkilisi ...'in ve şirket vekilinin bahsi geçen iflas davasındaki yazılı beyanları, şirketin dava konusu bonodan dolayı borçlu olduğunun ikrarı mahiyetinde olduğunu, Davacı şirketin iflas dosyasındaki beyanları, mahkeme kararında hiçbir şekilde dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İNCELEME Dava konusu 2.111.966 USD bedelli nakden kaydı olan bonoda keşidecinin davacı şirket, lehtarın davalı ... olduğu, senet arkasında ...'in senedin ... emrine ödeyiniz şeklinde cirosu olduğu, senedin 12.06.2017 tanzim 12.06.2018 vade tarihli olduğu, şirket kaşesinde iki imza olduğu, imzaların ... Ve ... tarafından atıldığının ihtilafsız olduğu anlaşılmakadır. Ticaret sicil gazetesine göre, senet tanzim tarihinde Ali Şen ve ... şirketi münferiden temsile yetkilidirler. Şirket yetkilisi ... tarafından keşide edilen 25.05.2018, 01.10.2018 tarihli ihtarnamelerin; "senedi sana güvenerek imzaladım. Ancak Bodrum Ortakent'te bulunan ... ada ... parsel 10.554,17m2 şirket işyerinde yaptığım incelemede inşaat mühendisi ve turizm uzmanuı kişilerle görüştüm. Şirket adına böyle bir harcamanın yapılmadığını, bu miktarla 250 yataklı 5 yıldızlı otel yapılacağını anlattılar. OYsa ortad ahiçbir yatırım yoktu. Gerçek dışı beyanlarına dayanarak imzaladığım borç snedindeki imzamı hata ve hile nedeni ile geri çekiyorum. Senedi şirkete iade etmeni istiyorum." Şeklinde olduğu, muhattabın davalı lehtar olduğu ihtarname konusunda senedin miktarına yer verildiği, keşide ve vade kısmının boş olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. 03.02.2016 Tarhli GK toplantısında ...'in 3.005.948DM ve 16.000Euro avans alacak bakiyesi olduğu, bu alacaklar karşılık alacak senetleri verilmesinin karara bağlandığı göürlmketedir.12.06.2017 ve 05.05.2016 Tarihli olağan genel kurul toplantısında; şirket ortakalrının avans alacaklarının 31.12.2016 itibarı ile 2.111.966,86USD ..., 1.085.543,22USd ..., 111.755,11USd ... Şeklinde açıkça belirtildiği, ilgili genel kurul kararlarının iptali için İstanbul andolu 11 ATM 2019 /352 Dosyada dava açıldığı, davalı şirket yetkilisinin ilk duruşmada davayı kabul ettiği, davalının muvazaa iddiasında bulunduğu, davanın derdest olduğu anlaşılmkatadır. Davacı yanca sunulan olağan genel kurul toplantısının gündem maddeleri incelendiğinde ise şirket ortağı ...'in şirketten alacağı hakında görüşülmesi ve seçilecek yönetim kuruluna bu konuda yetki verilmesi hususun da yer aldığı , toplatı tarihini 14.09.2018 olduğu, davalı ortak dışındaki yönetim kurulu üyyelerinin ibra edildiği, genel kurul kararı olmadan şirketi borçlandıran ... in alacağının gerçek olup olmadıığı hakkında inceleme yapılması ve inceleme sonunda alacağın silinmesi huusunda yetki verildiği anlaşılmaktadır. Mali Müşavir bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi raporunda özetle; 2014 yılı başı itibariyle 340-Verilen Sipariş Avansları hesabında bulunan 5.380.383,18 TL’nin 2014 yılından önceki yıllara ait yasal defterler incelenemediğinden bu tutarın nasıl doğduğunun ve 340-Alınan Sipariş Avansları hesabında görülen bu tutarın şirketin hesaplarına nasıl aktarıldığı, bu tutarın şirket için ne şekilde kullanıldığının tespit edilemediği, ancak 2014 yılından önceki yıllara ait yasal defterler incelenirse icra takibine konu edilen davaya konu bononun nereden kaynaklandığı, davalı ...'nın senedin düzenlendiği tarihte şirketten bir alacağının olup olmadığı, dayanağının ne olduğu, senedin düzenlenme tarihi itibariyle alacağın ne kadar olduğu hususlarının açıklığa kavuşturulabileceği, dolayısıyla dosyanın mevcut durumu itibariyle bu hususlarda kesin bir tespitin yapılamayacağı görüşü bildirilmiştir.Ek raporda; kök raporda 2014 yılı başı itibariyle 340-Verilen Sipariş Avansları hesabında bulunan 5.380.383,18 TL’nin 2014 yılından önceki yıllara ait yasal defterler incelenemediğinden bu tutarın nasıl doğduğunun ve 340-Alınan Sipariş Avansları hesabında görülen bu tutarın şirketin hesaplarına nasıl aktarıldığı, bu tutarın şirket için ne şekilde kullanıldığının tespit edilemediğinin belirtildiği, bunun üzerine geriye dönük olarak 2004 yılına kadar temin edilen Kurumlar Vergisi Beyannameleri incelendiğinde, 340-Alınan Sipariş Avansları hesabındaki tutarın değişmediği, bu nedenle şirket kayıtlarına intikal eden bu tutarın 2004 yılından önceki dönemlerde gerçekleştiğinin anlaşıldığı, bu nedenle senedin düzenlenme tarihi itibariyle alacağın ne kadar olduğu hususlarının dosyanın mevcut durumu itibariyle kesin bir tespitin yapılamayacağını, Kurumlar Vergisi Beyannameleri eki olan açıklayıcı bilgilerden “ÖRTÜLÜ SERMAYE UYGULAMASINA İLİŞKİN BİLGİLER” kısmı incelendiğinde; “Ortak veya Ortakla ilişkili Kişilerden Temin Edilen Borçların En Yüksek Olduğu Tarihteki Toplam Tutar” kısmına, 2015,2016,2017,2018 yıllarına ilişkin “340-Alınan Sipariş Avansları” hesabındaki tutarların kaydedildiği, bu itibarla söz konusu tutarın örtülü sermaye olarak kabul edilebileceğini, 12.06.2017 tarihinde keşide edilen senedin, aynı tarihte şirketin muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmesi gerektiği, şirketteki “340-Alınan Sipariş Avansları” hesabındaki tutarın kapatılarak borç senetleri hesabına yazılması gerektiği, ancak bu işlemlerin yapılmadığı gibi, 2017 yılında “340-Alınan Sipariş Avansları” hesabına 3.073.131,04 TL kur değerlemesinden kaynaklanan fark ilave edildiği, oysaki örtülü sermaye olarak kabul edilen bir tutara kur farkı, kur değerlemesi faiz gibi farkların eklenemeyeceğini, senedin tanzim edildiği 2017 yılı hesap dönemi incelendiğinde şirketin “Öz Sermaye” tutarının -375.986,54 TL olduğu, bu durumda şirket ortaklarının mevcut avanslarını şirketten çekme yerine, sermaye açığını kapatma yoluna gidilmesi gerektiği, aksi takdirde Türk Ticaret Kanunu’nun 376. Maddesini gereğince iflas aşamasına gelineceği görüşü bildirilmiştir.
GEREKÇE Dava, senedin bedelsiz olduğu iddiasına dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalılar vekili ayrı ayrı yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; şirket genel kurul kararlarında davalının alacağına yer verilmiş ise de, dava dilekçesinde iş bu kararların iptali için dava açıldığı belirtilerek bekletici mesele yapılmasının talep edildiği, davalı vekilinin ise ilgili davada davalı şirket yetkilisinin ilk celse duruşmayı kabul ettiğini, muvazaa olduğunu savunduğunu görülmektedir. Senet tarihi itibarı ile ... ile ...'in münferit imza ile şirketi temsile yetkili oldukları ticaret sicil kayıtları ile sabittir. Mahkemece davanın bonoya dayalı olması nedeni ile ilgili dosyanın bekletici mesele yapılmadığı belirtilmiş ise de; iptali talep edilen genel kurul kararlarında davalı ...'in 2.111.966,86USD avans alacağı olduğuna ilişkin maddenin de yer aldığı, dava konusu senedin de 2.111.966USD olduğu anlaşılmakla mahkemece ilgili dosyanın akıbetinin beklenilmesi ve davalı yan GKK iptali davasında ilk celsede kabul edilmesinin muvazaalı olduğunu savunduğundan bu savunması üzerinde durulması ve yine davalı yan davacının iflas davasında ikrar mahiyetinde beyanı olduğu savunduğundan bu delil de incelendikten sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenle davalılar vekillerinin istinafın kısmen kabulüne, davalıların sair istinaf istemlerinin ve davacının kötüniyet tazminatına ilişkin istinaf isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... vekili ve Davalı ... vekilinin istinaf istemlerinin ayrı ayrı KISMEN KABULÜNE, -Davacı vekilinin istinaf talebinin incelenmesine yer olmadığına, 2-İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2022 tarih, 2019/917 Esas - 2022/124 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde taraflara iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, -İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri olan 220,70TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 29TL posta masrafı olmak üzere toplam 249,70TL'nin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, -İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri olan 220,70TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 29TL posta masrafı olmak üzere toplam 249,70TL'nin davacıdan alınarak ...'ya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.12/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52