Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2024/717
2024/1268
12 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/717 Esas
KARAR NO: 2024/1268
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/12/2023
NUMARASI: 2020/666 Esas, 2023/700 Karar
DAVALARIN KONUSU: Tazminat (Finansal Kiralama Sözleşmesinden kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 12/07/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVA: Davacı vekili, müvekkili ile davalı finansal kiralama şirketi arasında finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, ... ... makinesinin müvekkiline teslim edildiğini, kira bedellerinin düzgün bir şekilde ödenmesi için davalının Ankara 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/1100 D.İş sayılı dosyası ile finansal kiralama konusu malın müvekkilinin İvedik Organize Sanayi bölgesindeki adresinde bulunup bulunmadığının tespitini istediğini, tespit tarihinde malın müvekkiline ait depoda muhafaza edildiği halde şirket yetkililerinin orada bulunmaması ve hazır çalışanın da durumdan haberdar olmaması sebebiyle malın işyerinde olmadığının tespit edildiğini, konunun ihtarname ile davalıya bildirildiğini, ancak davalının 16/01/2019 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshederek malın iadesinin ve 535.138,28 TL zararın ödenmesini istediğini ve İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/100 esas sayılı dosyasında açtığı dava ile müvekkilinden 574.403,28 TL zararın tahsilini istediklerini, yapılan yargılama sonucunda müvekkilinin kira borcunu fazlasıyla ödediği, 23/07/2009 tarihi itibariyle finansal kiralama şirketinden 52.311,49 TL alacaklı olduğunun, ayrıca makinenin işyerinin değişik adreslerinde bulundurulmasının hakkın kötüye kullanılmasını oluşturmadığını, sözleşmenin feshinin haklı olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiğini ve kararın Yargıtay'dan onararak kesinleştiğini, müvekkilinin bu karardan sonra ihtarname çekerek bahse konu dosyadan alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında geçen 52.311,00 TL'nin ödenmesini ve malın iade alınmasını istediğini, ancak davalının cevap vermediğini, buna göre müvekkilinin davalıya fazladan 52.311,00 TL ödeme yaptığını, ayrıca müvekkilinin sözleşmenin haksız feshi sonucu zarara uğradığını, müvekkilinin malın mülkiyetini kazanmasının engellendiğini, 30/07/2007 ile 26/02/2009 tarihleri arasında yaklaşık 20 aylık bir dönemde toplam 293.980,00 TL ödeme yaptıklarını, şayet bu dönemde malın adi kira sözleşmesi ile kiralanmış olsaydı çok daha az kira ödeyeceklerini, bu rakamın da 50.000,00 TL civarında olacağını, bu zararın da tazmini gerektiğini, yine ... bankasındaki kredi hesabının haksız fesih sonucu dondurulduğunu ve müvekkilinin ciddi zararlara uğradığını belirterek, sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle müvekkilinin uğradığını maddi zararlardan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 52.311,00 TL'nin haksız fesih tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 15/11/2016 tarihli ıslah dilekçesiyle; müvekkilinin hesaplanan 207.622 TL 'lik kısmın ıslah harcını ikmal etmesi mümkün olmadığını, Bu sebeplerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 60.240,44 TL'si fazladan ödenen finansal kiralama bedeli, 39.759,56 TL'si ise finansal kiralama bedeli ile adi kiralama bedeli arasındaki fark olmak üzere, müddeabihi 47.689,00 TL artırarak toplam 100.000,00 TL'nin haksız fesih tarihi olan 16/01/2009 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVA:Davacı vekili; İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/666 E. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda tespit edilen tutarların Islah dilekçesinde talep edilen tutarların üstünde olduğunu, rapor uyarınca 12.03.2009 teslim tarihi esas alındığında 166.807,31 TL kira farkı alacağının hüküm altına alınması gerektiğini, ıslah dilekçesinde talep ettikleri 39.759,56 TL mahsup edildiği zaman kalanın 127.047,75TL Fark kira bedeli alacaklarının iş bu davada fesih tarihinden itibaren 16.01.2009 işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
CEVAP:ASIL DAVAYA CEVAP:Davalı vekili, müvekkilinin 25/07/2007 tarihli finansal kiralama sözleşmesi uyarınca bir adet matbaa makinesini davalıya teslim ettiğini, BK'nun 60.maddesi uyarınca davanın zamanaşımına uğradığını, öte yandan sözleşmenin feshinde müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, davacının kendi tutum ve davranışlarıyla sözleşmenin feshine sebebiyet verdiğini, sözleşmenin 5.maddesi uyarınca malın yerinin değiştiğinin kiralayana bildirilmesi gerektiğini, oysa davacının malın yerini değiştirdiğini ve bu durumu müvekkiline bildirmediğini, bu hususun tespit dosyasında ortaya çıktığını, dolayısıyla da müvekkilinin sözleşmenin 33/a maddesi gereğince sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, davacının malın bulunduğu yer hakkında tespit sırasında izahatta bulunmadığını, tespitten sonra da herhangi bir bildirimde bulunmadığını, BK'nun 96.maddesi uyarınca müvekkiline kusur yüklenemeyeceğinden müvekkilinden tazminat istenemeyeceğini, İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/100 esas sayılı dosyasının henüz kesinleşmediğini, karar düzeltme yoluna başvurduklarını, bu hususun bekletici mesele yapılmasını istediklerini, davacının malı halen kullanmakta olduğunu, kazanç sağladığını, müvekkilinin malın mülkiyetini davacıya devretmek suretiyle HMK'nun 313.maddesi uyarınca sulh olmaya da hazır olduğunu, davacının zarara uğradığı iddiasını kabul etmediklerini, istediği zararın müspet zarar niteliğinde olup sözleşmenin feshi halinde müspet zararın istenemeyeceğini, davacının kredi hesaplarının dondurulmasının somut olayla ilgisi olmadığını, müvekkilinin bu duruma sebebiyet vermediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP:Davalı vekili; dava dilekçesinin 18.01.2022'de eski vekile tebliğ edildiğini, 24.01.2022'de yani süresi içinde cevap süresinin uzatılması için süresi içinde talepte bulunduklarını, mahkemenin talebi reddetmişse de kararı kendilerine tebliğe çıkarmadığını, cevap dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü gerektiğini belirtmiş, zamanaşımı definde bulunarak önceki davadaki itiraz ve savunmalarını tekrarlamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI:"...1-Asıl ve ıslah ile açılan davanın kısmen kabulüne,-52.311,00-TL (Fazla ödenen bedel)'in mahkememizin 2009/100 esas 2010/272 karar sayılı dosyasındaki kararın kesinleşme tarihi olan 13/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte,-39.759,56-TL'nin ise dava tarihi olan 15/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, " karar verilmiştir.
İSTİNAF İLAMI: Dairemizin 2018/147 Esas- 2020/1833 Karar sayılı ilamında; "..Dava, finansal kiralama sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasıyla açılan maddi tazminat davasıdır. Davacı taraf, taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, sözleşmenin ayakta kaldığı dönem için adi kira hükümlerinin uygulanması gerektiğini, bu durumda ise müvekkilinin fazladan ödeme yaptığını iddia etmiş, davalı taraf ise sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davacının zarara uğramadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Taraflar arasında düzenlenen 25/07/2007 tarihli finansal kiralama sözleşmesi ile davalı tarafından matbaa makinesinin davacıya teslim edildiği, bilahare davalı tarafça Ankara 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/1100 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan tespitle makinenin adreste bulunmadığı tespit edildiği gerekçesiyle davalının sözleşmeyi 16/01/2009 tarihli ihtarname ile feshettiği, makinenin 12/03/2009 tarihi itibariyle yediemine bırakıldığı dosya içeriğinden anlaşılmıştır. Gerek bilirkişi raporlarında, gerekse mahkeme gerekçesinde 12/03/2009 tarihi itibariyle makinenin iade edildiği kabul edilerek bu tarihe kadar olan dönem için kira bedeli hesaplaması yapılması yoluna gidilmiştir. Tespit edilen kira bedelleri arasında kısmen uyumsuzluk bulunmaktadır. Öte yandan hükme esas alınan bilirkişi raporunda da dava konusu olmadığı belirlenen matbaa makinesi esas alınarak hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır. Davalı taraf kendilerine farklı bir makinenin verildiğini, dolayısıyla makinenin iade tarihinin 12/03/2009 olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüş ise de, davalı vekilinin 09/04/2014 tarihinde malı teslim aldığının belirtilmesi karşısında ve makinenin farklı bir makine olduğu hususunun bu davanın konusu olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde değildir. Bu durumda mahkemece sözleşmeye konu 2007 model, 72X102 ... matbaa makinesinin 30/07/2007 ile 12/03/2009 tarihleri arasında normal yolla kiralanması halinde o tarihler itibariyle hangi rayiç bedel üzerinden kiraya verilebileceğinin, aralarında sektör bilirkişisinin de bulunduğu uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenmesi gerekirken sözleşme konusu olmayan 1985 model farklı bir matbaa makinesinin kira bedeli üzerinden hesaplama yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırıdır. Bu yön itibariyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekmiş, gerek bu yön ile gerekse makinenin teslim tarihine yönelik istinaf sebebi dışındaki istinaf taleplerinin ve davacı vekilinin istinaf taleplerinin tamamının ise bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına..." şeklinde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İKİNCİ KARARI: Dairemiz kararından sonra ilk derece mahkemesi istinafa konu kararında; "1-Asıl Dava Yönünden asıl ve ıslah ile açılan davanın kısmen kabulüne, -20.289,44TL'nin 12/03/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte,-39.759,56-TL'nin ise dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Fazlaya ilişkin talebin reddine,2-Birleşen Dosya Yönünden davanın zaman aşımı nedeniyle reddine," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf isteminde; Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2010/12383 2011/8362 K. Sayılı kararı ile onanarak kesinleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011 yılında Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen kararında 52.311,49 TL müvekkilin alacaklı olduğu mahkeme kararı ile kesinleşmiş olup bilirkişilerce hatalı inceleme ve değerlendirme sonucunda müvekkilce ödenen 18,19 ve 20. kira bedellerinin hatalı olarak mahsup edilmesi sonucunda eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini, Mahkemenin istinaf incelemesi öncesinde 2011/559 E. ve 2017/616 K. Sayılı dosyası ile vermiş olduğu kararda fazla ödeme miktarı 52.311,00 TL olarak belirtilmiş olup bu miktar üzerinden karar verilmesi gerektiğini, Birleşen dava yönünden ise finansal kiralama sözleşmesi her iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olup sözleşmenin haksız olarak feshedildiği İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/100 E. ve 2010/272 K. Sayılı kararı ile belirlenmiş olup bu karar 12.03.2012 tarihinde karar düzeltme talebi reddedilerek kesinleşmiş olmakla 10 yıllık sürede bu tarihin esas alınması gerektiğini, Raporun çelişkili olup itirazın değerlendirilmediğini, rapor içeriğinde zaman aşımına ilişkin olarak raporun 6. sayfasının 2. paragrafında İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/559 E. Sayılı dosyası ile alacağın talep edilmiş olması ve 15.11.2016 tarihinde ıslah edilmiş olması nedeniyle alacağın Eski Borçlar Kanununun 136. Maddesi uyarınca zamanaşımına uğramadığı belirtilmiş olmasına rağmen raporun sonuç kısmında alacağın zamanaşımına uğradığı belirtildiğini, her iki tarafa borç yükleyen finansal kiralama sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedilemeyeceği, feshin ancak kesinleşen mahkeme kararı ile sonuç doğuracağını belirterek kararın kaldırılmasını asıl ve birleşen davanın tam kabulünü talep etmiştir.Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Aşamalarda Taleplerine rağmen müvekkilinin uğradığı zararlar hesap ettirilmediğini, bilirkişi raporlarına rağmen adi kiralama ile finansal kirama arasındaki fark yanlış değerlendirildiğini, gerekçeli kararda da itirazların değerlendirilmediğini, asıl dava yönünden eksik inceleme yapıldığını, Asıl davaya cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduklarını, BK 60 md açık olup sözleşmenin 16/01/2009 tarihinde fesholunduğunu, davanın açıldığı tarihin 15/11/2011 olduğunu, 16.01.2009 tarihli Beyoğlu ... Noterliği'nin ... yevmiye no'lu ödeme ve fesih ihtarnamesi ile,en geç 12.03.2009 tarihli ihtiyati tedbir uygulaması ile fesihten haberdar olan davacının zarara ve failine ıttıla tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde huzurdaki davayı açması gerektiği halde , dava bir yıllık süre geçtikten sonra açıldığını, davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, Ankara ....İcra Müdürlüğü’nün ... talimat sayılı dosyasından 2012 yılında ihtiyati tedbir kararının uygulanması için adrese gidildiğini, ancak davacı firmanın kaçtığının öğrenildiğini, ihtiyati tedbir kararı uygulanır iken kiralama konusu mal teknik ekipman eksik olduğundan ötürü alınamadığını, davacı şirketin adresinde, zabıtta davacı şirket yetkilisi olarak belirtildiği üzere ...’a teslim edilmiş olduğunu, tüzel kişiliği şahıs temsil ettiğinden hükmi şahsiyet adına yetkilisine teslim gerçekleştiğini,buna göre davacı firma malı fiilen elinde tutmaya devam ettiğini, Bilirkişi raporlarında malın 12/03/2009 tarihinde teslim edildiği ve yediemine bırakıldığı belirtilmiş ise de, tüm itirazlarda esasen bu malın fiilen davacı elinde olduğunu, teslim edilmediği, sonrasında adres bırakılmadan ve bildirimde bulunulmadan mevcut adresin terk edildiği, malın kaçırıldığı, aradan geçen yıllar boyunca çalıştırılarak para kazanıldığı, davacının yıllardır yaptığı kullanma sebebiyle bedel ödemesi gerekir iken , talepte bulunmasının haksız ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,zararımızın hesaplanmasını talep ettiklerini ancak bu taleplerin incelenmediğini,Yargılama sırasında davacı vekilinin müvekkili şirkete mektup göndererek, kiralama konusu malın yıllardır “ ... Bölgesi ....Sok.N... Y.Mahalle/Ankara “adresinde durduğunu, teslim almasını belirttiğini, bu adresin daha önce gidilen adres oldduğunu, mektup üzerine bu adrese 09.04.2014 tarihinde tarafımızdan gidildiğini malın işyeri dışına bırakıldığı görüldüğünü, malın halihazırdaki durumu cep telefonu kaydı ile tespit edildiğini, bu esnada işyerinden çıkan bir şahıs "malın sonradan getirilerek buraya bırakıldığını" beyan ettiğini, duruşma zabıtlarında bu flash belleğin incelenmesine yönelik ara karar verilmesine rağmen,flash bellek bilirkişiler tarafından incelenmediğini, flash bellek mahkeme kaleminde incelenemeden kaybolduğunu, 09.04.2014 tarihinde Ankara ilinde davacı şirketin diğer yetkilisi ... (sözde ) kiralama konusu malı hurda halde teslim ettiğini, tüm haklar saklı kalmak kaydıyla teslim alındığını, Malın başka bir şirket yetkilisi tarafından teslim edilmesi bile malın davacı şirket elinde olduğunu ispata yeterli olduğunu, Teslim edilen malın, müvekkil şirketin anlaşmalı depo sahası olan Gebze’de bir depoya götürüldüğünü, henüz depodaki mal görülmeden bilirkişi raporu düzenlendiğini, 16.05.2014 tarihli bu raporda sözleşme konusu makine yeni olduğundan aylık getirebileceği adi kiralama bedelinin 8.000,00 TL olabileceği belirtildiğini, Kiralamanın yapıldığı 30.07.2007 tarihi ile malın ihtiyati tedbir yolu ile müvekkili şirkete usulen iade edildiği 12.03.2009 tarihleri arasındaki 20 aylık dönem için 8.000,00 TL *20 ay = 160.000,00 TL adi kiralama bedeli tespit edildiğini, davacının iddia ettiği gibi adi kiralama yapılsa idi daha kazançlı olmayacağının açık olduğunu, Davacı yanın aylık 8.000,00 TL kira bedeline itiraz etmesi sonucu, depodaki mal yerinde görüldüğünü,bilirkişiler tarafından 17/09/2014 tarihli raporda depodaki hurda haldeki makinenin aylık kiralama bedelinin 2.000,00 TL olabileceği belirtildiğini, ancak malın yeni olmadığı, 1985 model elektrik donanımı olduğunu belirtildiğini, aynı bilirkişiler tarafından Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/60 talimat sayılı dosyasından yapılan keşif ile sundukları raporda ise teslim edilen malın sözleşme konusu mal olmadığı kesin olarak belirtildiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında 08.08.2023 tarihinde yapılan bilirkişi incelemesi ile bu sefer yaklaşık 13 yıl geriye gidilerek, hurda haldeki malın 13 yıl önceki adi kiralama bedelinin 5.500,00 TL olabileceği belirtilmişse de 13 yıl geriye dönülerek yapılan bu tespitin sağlıklı olmadığını, bu değerlemenin ,hurda haldeki ve sözleşme konusu olmayan mal esas alınarak yapılmış bir değerleme olduğunu, Fesih tarihine en yakın tarih olan 2014 tarihli raporda tespit edilen, sözleşme konusu ve yeni haldeki kiralama konusu malın aylık 8.000,00 TL adi kiralama bedelinin değil, yaklaşık 13 yıl sonra 5.500,00 TL olarak takdir edilen değerin esas alınması hayatın olağan akışına ve gerçeklere aykırı olduğunu ilk rapordaki gibi aylık 8.000,00 TL adi kiralama bedeli tespit edilse idi davacı şirketin hiçbir zararı olmayacağının açık olduğunu, İtirazların değerlendirilmediğini, sözleşme konusu mal teslim edilmediğinden mal bedelinin tespit edilerek yine davacı taleplerinden mahsubunun yapılması yönündeki taleplerin dikkate alınmadığını, bu konudaki talebin incelenmesi halinde davacının borçlu kalacağının açık olduğunu, sözleşme konusu malın halen daha davacı şirket elinde olup teslim edilmediğini, Bilirkişi raporlarında , müvekkili şirket tarafından davacıya gönderilen ödeme ve fesih ihtarlarının tebliğ edilemediği, bu sebeple temerrüde düşürmenin gerçekleşmediği belirtildiğini, sözleşme, ihtarname , ihtarname tarihindeki Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları, davacı vekilinin vekaletnamesinde davacı firmaya ait adreslerin hep aynı olduğunu,İlk derece mahkemesince bu kötü niyetin göz ardı ettiğini, Bilirkişiler ve ilk derece mahkemesi tarafından, düzenleme şeklinde akdedilen finansal kiralama sözleşmesinin ,fesih ile birlikte adi kiralama sözleşmesine dönüşmüş gibi kabul edilmesi de doğru olmadığını, Davacı yanın ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin bulunmamasına karşın delil olarak dikkate alınmaları da hatalı olduğunu, Kısmen kabul edilen alacak kalemlerine avans faizi işletilmesi yerinde olmadığını kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İNCELEME -Dairemiz kararından sonra alınan raporlarda Bilirkişiler ..., MAKİNE MÜHENDİSİ ... Kök raporunda özetle; Asıl dava taleplerine ilişkin 39.759,56 TL talebi gibi Adi Kira Rayiç bedeli ile davalıya ödediği Finansal Kira bedeli arasındaki fark hesaplamaları kapsamında talebe konu olabileceği, - Fazla ödeme ile ilgili talebe ilişkin 12.03.2009 teslim tarihi esas alınarak feshe konu Finansal Kiralama Sözleşmesinin ödeme planında yer alan aylık bedellere ilişkin 20.289,44 TL fazla ödeme yapıldığı, fesih tarihi esas alındığında 46.923,44 TL fazla ödeme söz konusu olacağı ,takdirin Mahkemeye ait olduğu, Birleşen dava taleplerine ilişkin ; - 127.047,75 TL talebin toplam ödemelerden sonra ve malın teslim tarihi esas alınarak fazla ödenen çıkartıldığında talep gibi asıl davaya konu olan 39.759,56 TL dışında 127.047,75 TL daha talepte bulunulabileceği.." şeklinde görüş bildirilmiştir.-Bilirkişiler emekli banka müdürü ... , hukukçu Doç.Dr. ..., SMM KGK.Bağ.Den. ... MAKİNE MÜHENDİSİ ... ek raporunda özetle ; 39.759,56 TL talebi gibi Adi Kira Rayiç bedeli ile davalıya ödediği Finansal Kira bedeli arasındaki fark hesaplamalarımız kapsamında talebe konu olabileceği, - Fazla ödeme ile ilgili talebe ilişkin 12.03.2009 teslim tarihi esas alınarak feshe konu Finansal Kiralama Sözleşmesinin ödeme planında yer alan aylık bedellere ilişkin 20.289,44 TL fazla ödeme yapıldığı, fesih tarihi esas alındığında 46.923,44 TL fazla ödeme söz konusu olacağı, 127.047,75 TL talebin toplam ödemelerden sonra ve malın teslim tarihi esas alınarak fazla ödenen çıkartıldığında talep gibi asıl davaya konu olan 39.759,56 TL dışında 127.047,75 TL daha talepte bulunulabileceği, Birleşen dava konusu alacak hakkında zamanaşımı def'inin kabul edilebileceği, Somut ihtilafta sözleşmenin fesih tarihi 16.01.2009 olup birleşen dava14.12.2021 tarihinde açıldığından birleşen dava ile talep edilen alacak bakımından davalı şirketin zamanaşımı defi geçerli olduğu, Ancak İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/559 E. Sayılı dosyası ile talep edilmiş ve 15.11.2016 tarihli dilekçe ile ıslah edilmiş alacak; eBK m.136 hükmü gereği zamanaşımına uğramamış olduğunu, Finansal kiralama bedelleri ve adi kira bedelleri arasındaki farkın, davacının haksız fesihten kaynaklanan zararına dahil kalemlerden biri olabileceği, Dava konusu malın adi kira bedelinin aylık 5.500,00 TL olarak kabul edilebileceği, Dava konusu malın 12.03.2019 tarihinde teslim edilmiş olabileceği, şeklinde görüş bildirilmiştir.
GEREKÇE Dava, finansal kiralama sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasıyla açılan maddi tazminat davasıdır. Davacı taraf, taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, sözleşmenin ayakta kaldığı dönem için adi kira hükümlerinin uygulanması gerektiğini, bu durumda ise müvekkilinin fazladan ödeme yaptığını iddia etmiş, davalı taraf ise sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davacının zarara uğramadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Dairemiz kararından sonra davacı yanca açılan ve iş bu dosya ile birleştirilen dosyada ise davacı; 127.047,75TL fark kira bedeli alacağının tahsilini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı ve davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dairemizin kaldırma kararında; "Davalı taraf kendilerine farklı bir makinenin verildiğini, dolayısıyla makinenin iade tarihinin 12/03/2009 olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüş ise de, davalı vekilinin 09/04/2014 tarihinde malı teslim aldığının belirtilmesi karşısında ve makinenin farklı bir makine olduğu hususunun bu davanın konusu olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde değildir. Bu durumda mahkemece sözleşmeye konu 2007 model, ... matbaa makinesinin 30/07/2007 ile 12/03/2009 tarihleri arasında normal yolla kiralanması halinde o tarihler itibariyle hangi rayiç bedel üzerinden kiraya verilebileceğinin, aralarında sektör bilirkişisinin de bulunduğu uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenmesi gerekirken sözleşme konusu olmayan 1985 model farklı bir matbaa makinesinin kira bedeli üzerinden hesaplama yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırıdır. Bu yön itibariyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekmiş, gerek bu yön ile gerekse makinenin teslim tarihine yönelik istinaf sebebi dışındaki istinaf taleplerinin ve davacı vekilinin istinaf taleplerinin tamamının ise bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına..." şeklinde karar verilmiş olmakla önceki kararda karşılanan ve yeniden istinaf sebebi yapılan hususlar bu aşamada yeniden incelenmemiştir. Somut uyuşmazlıkta; Dairemiz kararından sonra 2007 model, ... matbaa makinesinin 30/07/2007 ile 12/03/2009 tarihleri arasında normal yolla kiralanması halinde o tarihler itibariyle rayiç değerinin tespiti için alınan bilirkişi raporunda, aylık kira bedeli 5500TL olarak belirlenmiş olup bilirkişi raporu yeterli ve hükme elverişlidir. Davacı, asıl davada 52.311TL fazla ödeme yapıldığını ileri sürerek bu miktarın İstanbul 3.ATM'nin önceki karar gereği kesinleştiğini ileri sürmüş ise de; ilgili dosyada sözleşmenin feshinin haksız olması nedeni ile davanın reddine karar verilmiş, iş bu davada alınan bilirkişi heyetinin son raporlarında ise 18,19, 20.taksitlerin faturalanmamış olduğu açıklanarak bu taksit tutarlarının mahsubu ile neticeten 20.289,44TL fazla ödeme yapıldığı hesaplanmış olmakla son raporlar yeterli olup mahkemece bu yöndeki istemin kısmen kabulü yerinde görülmüştür.Bununla birlikte, Dairemizin önceki kararına göre 30.07.2007-12.03.2009 tarihleri arasında toplam kiranın (aylık 5.500TL'den hesaplanarak) 106.833,33TL olacağı hesaplanmakla bu yöndeki istemin ıslah ile birlikte 39.759,76TL yönünden kabulünün de yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı yanca 16.01.2009'da fesh edildiği, fesih iradesinin karşı yana ulaşması ile zamanaşımı süresinin başlayacağı, bu durumda asıl dava süresinde ise de, birleşen davanın zamanaşımı nedeni ile reddinin yerinde olduğu dikkate alındığında neticeten Dairemiz kararı doğrultusunda yapılan incelemeye göre ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf isteminin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, taraflar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl ve birleşen davada davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, -Asıl dava yönünden davalıdan alınması gereken 4.101,90-TL harçtan, peşin alınan 1.026,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.075,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.12/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52