Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2024/239
2024/1266
12 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/239 Esas
KARAR NO: 2024/1266
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/12/2023
NUMARASI: 2019/348 Esas - 2023/231 Karar
DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Manevi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ: 12/07/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı Şirkete ait ... numaralı Endüstriyel tasarım Başvuru Belgesindeki 5 no'lu bayan ... tasarımının davalı ... tarafından "..." adı altında toptan üretilip satılmak suretiyle müvekkilinin tasarım hakkının ihlal edildiğini,bu durumun İstanbul Anadolu 2.FSHHM’nin 2014/42 D.iş sayılı dosyasında yapılan tespitte de tespit edildiğini, Endüstriyel tasarım hakkına tecavüzün tespiti, satışının ve üretiminin durdurulması ve önlenmesine, şimdilik 1000 TL maddi ve 15000 TL manevi tazminatın tespit tarihinden 08/08/2014'ten işleyecek değişken oranlardaki faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.Davacı maddi tazminat istemini ıslah ederek 67.250TL' ye yükseltmiş, harç yatırmıştır.
CEVAP: Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; Davalının "..." adı altında perakende sektöründe hizmet verdiğini, genel olarak Osmanbey ve Bomonti'deki toptancılardan ürün alıp butiğinde sattığını, dava konusu pelerini Osmanbey'de bulunan ... firmasından satın aldığını, Yaz sezonu boyunca satılan bu ürünün gerek Osmanbey gerekse Bomonti'deki birçok firma tarafından üretilmiş, aynı zamanda pek çok perakendeci tarafından da satıldığını, ürünün anonim bir ürün olduğunu, ürünün etiketinde de "..." yazdığını, bu ürünün toptan satışını yapan firmalara davacı tarafça herhangi bir dava açılmadığını, davaya konu tasarım belgesinin yeni olmadığını beyanla ... nolu tasarım tescilinin hükümsüz kılınmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI: İlk derece mahkemesinin 2014/235E, 2017/25 Karar sayılı, 21/12/2016 tarihli ilamında; "I -ASIL DAVANIN REDDİNE, II-KARŞI DAVANIN KABÜLÜNE, 1-Davacı-karşı davalı adına tescilli ... tescil nolu ... isimli TASARIMIN koruma tarihi itibarıyla yeni ve ayırt edici olmadığı sabit olduğundan HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, karar kesinleştiğinde TPE Endüstriyel Tasarım Daire Başkanlığına hükmün gönderilmesine" şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İLAMI: Dairemizin 11/10/2019 tarih ve 2017/2336 Esas, 2019/2079 karar sayılı ilamı ile; "...554 Sayılı KHK’nin 5. maddesinde “Yeni ve ayırt edici niteliğe sahip tasarımların” belge verilerek korunacağı 6. maddede “Bir tasarımın aynısı, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarımın yeni kabul edileceğinin ” KHK 7/son maddesinde kıyaslama yapılırken, birbirleri ile kıyaslanan tasarımların ilke olarak farklılıklarından çok ortak özelliklerinin değerlendirilmesine ağırlık verileceği ve tasarımcının tasarımı geliştirme açısından ne kadar seçenek özgürlüğüne sahip olduğunun göz önüne alınacağının düzenlendiği, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporunda, kıyaslanan giysi tasarımlarının ortak özelliği olarak iki renkli oluşu ve önden birleştirme şeklinde olduğu belirtilmişse de başka ortak özelliğe yer verilmediği, karşılaştırmanın usulüne uygun yapılmadığı, tasarımcının seçenek özgürlüğünün tartışılmadığı, kök ve ek raporda tasarım tescilinin tarifnamesinde ifade edilen özelliklere yer verilmişse de; tasarım tescilinin korunmasının patent ve faydalı model hukukunun aksine tarifnamedeki anlatımla tayin olunamayacağı, tasarım korumasının görsel anlatımdaki görünüm olduğu, tasarımın görsel anlatımdaki yer alan görünüm özellikleri ile sınırlı olarak korunabileceği , heyette bilişim uzmanı bilirkişi bulunmadığı, internet web sitelerinden alınan ürün görsellerinin web sitelerine konuluş tarihinin tespit edilmediği, davacı- karşı davalı vekilinin itirazlarının karşılanmadığı, raporun yetersiz olduğu kanaatiyle davacı-karşı davalının istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, bilişim uzmanı ve tasarım uzmanı bilirkişilerden oluşacak yeni bir heyetten rapor alınarak karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine" şeklinde karar vermiştir.
DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2019/348E, 2023/231 Karar sayılı, 19/12/2023 tarihli ilamında; "....
I)ASIL DAVADA; ASIL DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 1-Davalının davacıya ait tescilli tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 2-Tasarım hakkını ihlal nedeniyle 17.807.80- TL maddi tazminatın 8.8.2014 tarihinden itibaren değişir oranlı ticari faiz ile davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-10.000 TL manevi tazminatın 8.8.2014 tarihinden itibaren değişir oranlı ticari faiz ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Davalı yanca dava konusu tasarımın her türlü mecrada satış, dağıtım ve ticare konu edilmesinin tedbiren önlenmesine, el konulan üretim makinası bulunmadığından bu yönde bir karar verilmesine yer olmadığına, 5-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,
II)KARŞI DAVADA; KARŞI DAVANIN REDDİNE," şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı/karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik maddi tazminata hükmedildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 4 farklı tazminat hesaplaması yapıldığını, hesaplamalardan seri üretim miktarlarının dikkate alınarak yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiğini, tasarım üretimde tekil üretim yapılmadığı belirtildiğini, itirazın idkkate alınmadığnı, Davalı tarafından gerçekleştirilen satış miktarı veyahut başkaca bir belirleme için davalının gerçeği yansıtmayan ticari kayıtları esas alınamayacağını, bu nedenle bilirkişiler tarafından davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Ayrıca bahse konu tasarım ... tasarımı olmasına rağmen davalının tunik tasarımları hesaplamada dikkate alındığını, bilirkişi raporunun 15.sayfasında da: "İlk raporda davalı ticari defter kayıtlarında "..." açıklaması ile ürün kaydı bulunmadığı, bunun yerine "tunik" adetleri (181 adet) ile hesaplama yapıldığı ifade edilmişti." denildiğini, davalının üretim miktarı tespit edilemiyor ise piyasa ortalamaları dikkate alınması gerektiğini, tazminat hesabı yapılırken müvekkilin üretim miktarı değil davalının üretim miktarı dikkate alınması gerektiğini, tazminat hesabının; (davalının üretim ve satış miktarı) x [(müvekkilin ürün başına satış fiyatı – Ürün başına maliyeti )] = müvekkilin talep edebileceği tazminat miktar olarak bulunacağını, raporun 16 .sayfasında da bu hususun belirtildiğini, ancal üretim veya tedarik adedinin bilinmediğine yer verildiğini, formül belirtilmesine rağmen davacının üretim miktarının dikkate alınması raporun kendi içerisinde de çelişkiye düşmesine neden olduğunu, davalının üretim miktarı tespit edilemiyorsa piyasa ortalamaları dikkate alınarak bir hesaplama yapılması gerektiğini, davalının üretim miktarının belirlenememesi halinde davalının üretim miktarının TBK'nın 50. maddesine göre (piyasa ortalamalarına göre) belirlenmesi gerektiğini, piyasa ortalaması belirlenirken ise giyim sektöründe seri üretimin esas alındığı pastal kalınlığını kumaşın kalınlığı ve bıçağın kesim yüksekliği belirleyeceği, ancak ortalama 100 kat serim yapılabileceği ve bu kat sayısı ile asgari 1 veya 2 pastalda kesim yapıldığı sektördeki herkes tarafından kabul edilen bir gerçek olduğu , 5 ayrı bedende minimum 500 adet ürün kesimi yapıldığı, birden fazla kumaş ile birden fazla pastal kesim yapıldığında ise ürün adedi 500 ün katları şeklinde artacağı ve maksimum hesap yönünden ortalama olarak bir tasarımdan 2500 -3000 adet kesim üretim yapıldığı bilindiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/2686 Esas 2019/4362 Karar sayılı ilamının dikkate alınmasını, Her ne kadar söz konusu Yargıtay İlamı manevi tazminata ilişkin olsa da, söz konusu Yargıtay kararında tekstil sektöründe tekil üretim yapılmadığı, az yukarıda açıklanılan şekilde çoklu üretim yapıldığı kabul edildiği ve tazminata esas miktarın en az 2.500 adet olması gerektiğine hükmedildiğini, Talebe yönelik en uygun hesaplama bilirkişi raporunun 4.seçeneğinde yer alan ve seri üretim adedi üzerinde yapılan tazminat hesaplaması olduğunu, talep artırım tutarına göre davanın tam kabulü gerektiğini, tazminat miktarının herhangi bir caydırıcılığı bulunmadığı gibi müvekkilin zararlarını gidermeye de elverişli olmadığını, Manevi tazminat talebimizin tamamına hükmedilmesi gerektiğini, Yerel Mahkemece eksik yargılama giderine hükmedildiğini, Asıl dava açılmadan evvel İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılan 2014/42 değişik iş dosyası ile delil tespiti yapılmıştır. Bu bakımdan Yerel Mahkemece asıl davaya ilişkin yargılama gideri hesaplaması yapılırken söz konusu delil tespit dosyasında yapılan masraflarında hüküm altına alınmamasının hatalı olduğunu belirterek asıl davay ailişkin hükmün kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı/karşı davacı vekili istinaf isteminde; Kararın istinaf mahkemesince "heyette bilişim uzmanı bilirkişi bulunmaması" sebebiyle kaldırılmışsa da kaldırma sonrası alınan raporların hiçbirinde bilişim uzmanına yer verilmediğini, Sektör bilirkişisinin bulunmadığı 03.10.2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz edilmiş olup yerel mahkemece bu itirazımız kabul edilerek içerisinde sektör bilirkişisinin bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden 10.07.2023 tarihli rapor alınmışsa da hükme esas alınan rapor sektör bilirkişisinin bulunmadığı 03.10.2022 tarihli bilirkişi raporu olduğunu, 10.07.2023 Tarihli son raporda maddi tazminat tutarı 4.016,6 TL olarak tespit edildiğini, yerel mahkemece yeni tarihli rapor mevcut iken eski tarihli raporun hükme esas kabul edilme nedeni izah edilmediğini, gerekçelendirilmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminat hesabının hatalı olduğunu, güncel bilirkişi heyet raporunda 03.10.2022 tarihli raporda yapılan hatalı tespitler gerekçeleri ile izah edildiğini, hükümsüzlük koşullarının bulunmadığının kabulü halinde dahi 31.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere tazminat hususunda, davalı satış fiyatı üzerinden hesaplamanın yapılması gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/8245 E., 2018/1712 K. Sayılı ve 06.03.2018 tarihli kararının dikkate alınmasını, davacı-karşı davalı, beyan ettiği 1200 adet siparişi resmi defter ve belgelerle ispatlayamamış olup bu husus güncel bilirkişi heyet raporunda da tespit edilmiş olduğunu, mallar üzerinde müvekkiline ait herhangi bir etiket de bulunmadığını, müvekkilinin bizzat ürettiği bir mal olmadığını, eğer bir hesaplama yapılacak ise bunun ancak dosya kapsamında tespiti yapılan mal adedinde yapılması gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/2800 E., 2019/4193 K. Sayılı ve 10.06.2019 tarihli kararının dikkate alınmasını, Maddi ve manevi tazminat tutarının yüksek olduğunu, Manevi tazminat yönünden vekalet ücretlerine hükmedilmesine rağmen ayrıca tecavüzün tespiti sebebiyle de vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/2800 E., 2019/4193 K. Sayılı ve 10.06.2019 tarihli kararının dikkate alınmasını, Yerel Mahkemece bozma öncesi verilen 2014/235 E., 2017/25 K. Sayılı ve 31.01.2017 tarihli kararı ile asıl davanın reddine karar verilmesine rağmen yalnızca reddedilen maddi tazminat talebi yönünden 1.000,00 TL ve reddedilen manevi tazminat talebi yönünden 2.860,00 TL'ye hükmedildiğini, tasarım hakkına tecavüzün tespiti yönünden ayrıca bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekseydi Mahkemece bozma öncesi verilen kararda reddedilen bu talep yönünden de kendilerine ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceğini, Davacı-karşı davalıya ait tescilli tasarım ürünü özgün olmayıp müvekkili tarafından satışı yapılan tasarım ürünlerden farklı olduğunu, bozma öncesi raporda da bu hususun tespit edildiğini, tasarımların klasik tesettür giyim ürünleri olup model ve tasarım çeşitliliği bulunmadığını, Dolayısıyla benzer algılanmalarının tek sebebi tesettürü seçen kadınların giyiminde çok fazla seçenek ve çeşitlilik yönünün olmaması olduğunu, bilirkişi raporunun 6. sayfasında da "Dava dosyasında gerçek ürün bulunmadığından kumaş özelliklerine ve ölçülerine ilişkin değerlendirme yapılmamıştır. Ayrıca davacı tarafın ... nolu tasarım tescilli giysi görsellerinin gerçek ürün ya da illüstrasyon olup olmadığı anlaşılamamaktadır... Sol görseldeki yaka ve kol ucundaki kırmızı renkteki biyeler de sol görselde anlaşılamamaktadır." denilmek suretiyle işbu değerlendirme raporunun sağlıklı bir incelemenin ürünü olduğu ifade edilemediğini, raporda; tescilden önceki tarihli çeşitli üst giyim tasarımların internet veri tabanında araştırıldığı bilgisine yer verilmişse de bu aramanın hangi anahtar kelimelerle, hangi kriterlere ve ürün adlarına göre yapıldığı belirtilmemiş; aramanın yöntemi ve içeriğine dair bilimsel bir izaha yer verilmemiş olduğunu, 03.09.2014 tarihli, 02.06.2015 tarihli ve 18.01.2016 tarihli bilirkişi heyet raporlarında davaya konu tescilli tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini taşımadığı belirtilidiğini, İstinaf mahkemesinin "...kök ve ek raporda tasarım tescilinin tarifnamesinde ifade edilen özelliklere yer verilmişse de tasarım tescilinin korunmasının patent ve faydalı model hukukunun aksine tarifnamedeki anlatımla tayin olunamayacağı..." şeklinde yanlış bir tespit yaparak kararın kaldırılmasına hükmettiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/4322 E., 2017/6671 K. Sayılı ve 28.11.2017 tarihli kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/6923 E., 2016/1457 K. Sayılı ve 15.02.2016 tarihli kararı ile tarifnamede belirtilen anlatımların tasarımın ayırt edicilik ve korunması hususunda değerlendirilmesi gerektiği belirtildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2019/204 E., 2021/2092 K. Sayılı ve 03.12.2021 tarihli kararı ile "...davalı tasarımın tarifnamesinde en anonim şişeyi tanımladığı, bir başka deyişle yenilik ve ayırt edicilik unsurları bakımından tanımlama getirmediği anlaşılmaktadır..." denilmek sureti ile tarifnamenin yenilik ve ayırt ediciliğe olan etkisine vurgu yapıldığını, kararın ve hükme esas alınan raporların yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İNCELEME: -Dairemizin kararından sonra 4 ayrı heyetten rapor alınmıştır. Bilirkişiler ..., ..., ...'in 31.1.2021 tarihli bilirkişi raporlarında özetle ; 554 sayılı KHK 52/a maddesine göre yani Tasarımdan doğan haklara tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, Tasanım hakkı sahibinin Tasarımı kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre hesaplama yaptıklarını ve ''ciro kaybı” nın : 25.137,28 TL , ''yoksun kalınan kar''ın : 5.027,45 TL olduğunu ; hükümsüzlüğü istenen ... (5) numaralı taşarım ile hükümsüzlüğe dayanak olarak gösterilen ürün görselleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunduğu, bu sebep ile farklı olarak algılandıkları, yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine haiz olduğunu bildirmişlerdir. - Bilirkişiler ..., ... ve ...'ün 18/03/2022 tarihli bilirkişi raporlarında; Asıl dava yönünden; Davacı-karşı davalı tarafa ait ... tescil no'lu çoklu endüstriyel tasarım belgesindeki 5 numaralı tasarım ile davalı tarafa ait tespit talebinde bulunulan tasarım karşılaştırıldığında ... no'lu tasarım ile davalı tarafa ait tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılık bulunmadığı, birbirleriyle benzer oldukları sonucuna varılmış olduğunu; Karşı dava yönünden; Davacı karşı davalı tarafa ait ait 23.05.2014 tescil tarihli, ... no'lu “...” adlı endüstriyel tasarım tescili ile hükümsüzlüğe delil olarak sunulmuş ve raporlarında yer verdikleri - https://...org/web/.../ http://www...com/ - 20 Aralık 2013 tarihinde yayında olduğu tespit edilen,(1) - https://...org/web/.../http://www...com/- 02 Ekim 2013 tarihinde yayında olduğu tespit edilen,(2) - https://...org/webi/.../http://www...com/... - 20 Nisan 2014 tarihinde yayında olduğu tespit edilen, (3) linklerde ürünler ile benzer olmadığı, Davacı-karşı davalı tarafa ait ... no'lu endüstriyel tasarım belgesindeki tasarımın başvuru tarihi olan 23.05.2014 itibari ile yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olduğunu , mali yönden ise dosya içinde veri olmadığı için hesaplama yapılamadığı yönünde görüş ve kanatlerini bildirmişlerdir. - 3.bilirkişi heyetinde Bilirkişiler ..., ..., ..., ...'in 03/10/2022 tarihli bilirkişi raporlarında; Davalı/Karşı Davacı taraf ...'a ait tescilsiz tasarım giysinin dava dosyasında yer alan deliller çerçevesinde tescilli ürünün tescil tarihinden sonra kamuya sunulduğu ve satışının gerçekleştirildiği anlaşılmakta, Davacı/ Karşı Davalı taraf ... Tekstil'e ait tescilli tasarım ile karşılaştırmalı olarak incelendiğinde; tescilsiz ürüne ait giysi tasarımında tasarımcının seçenek özgürlüğü İlkesini esas alarak tasarım gerçekleştirmediği, giysinin farklı renk ve kumaş özelliği ile dikilmiş olmasına rağmen giysilerin dış görünümünün yanı sıra kalıp ve dikim teknikleri açısından da aynı özellikler taşıdığı, giysiler arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, giysilerin birebir aynı olduğu, bu nedenle de ihlalin bulunduğu, Tescilli ürünün stil, kalıp özellikleri ve giysi bölümlerinde tercih edilen renk kullanım tercihleri bileşkesinde, her sezon mağazalarda satışa sunulacak ve kolaylıkla erişim sağlanıp satın alınabilecek bir model olmadığından hareketle, hazır giyim sektöründe kadın tüketici grubuna yönelik olarak sunulan genel geçer bir model olmadığını, Dava konusu tescilli tasarımın üzerinde tasarımcının ya da markanın imzasını taşıyabilecek bir tasarım detayı bulunmamakla birlikte, tasarımcının, tasarımı geliştirme açısından sahip olduğu seçenek özgürlüğü dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında, giysi modelinin tasarım yönünden zayıf olduğunu, davalı/karşı davacı tarafın hükümsüzlük talebi ve 554 S.KHK Hükümsüzlük Halleri kapsamında, dava dosyasında yer alan deliller ve heyetlerince raporlarında detaylıca açıklamasına yer verilen anahtar kelimeler ile resen yapılan araştırmalar çerçevesindeki inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; Dava konusu Davacı tarafa ait ... tescil nolu tasarımın aynısının tescil tarihi olan 23.05.2014 tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş olduğuna dair delil ve tespit bulunmadığından tasarımın yeni kabul edilebileceğini, bahse konu tescili giysinin, tasarım yönünden zayıf olmakla birlikte dava dosyasında yer alan mevcut giysi tasarımları ile model özelliği, stil, kalıp, kullanım alanı ve genel görünüm açısından kıyaslandığında, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar olması nedeni ile ayırt edici niteliğe sahip bulunduğu bu nedenle benzer olarak algılanmadıkları, SMK 151/2-a maddesi kapsamında raporlarının 15-17. Sayfalarda detayları arz edildiği üzere kademeli olarak tazminat miktarları hesap edildiğini, Bunlar arasından 3. Numaralı seçenekte detayları arz edilen 17.807,80 TL tazminat hesabının en uygun hesaplama şekli olabileceği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Bilirkişiler ..., ..., ...'ın 12/07/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; Davacı/ Karşı Davalı taraf ... Tekstil'e ait tescilli tasarım ile tescil farklı renk ve kumaş özelliği ile dikilmiş olmasına rağmen dış görünümünün yanı sıra kalıp ve teknikleri açısndan da aynı özellikleri taşıdığı, giysiler arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, giysilerin birebir aynı olduğu, bu nedenle de ihlalin bulunduğunu, Tescilli ürünün dikiş teknikleri, kalıp özellikleri, tarz'model ve kumaş kullanım seçimleri göz önüne alındığında her sezon mağazalarda satışa sunulacak ve kolaylıkla erişim sağlanıp satın alınabilecek bir model olmadığı; bu sebeple hazır giyim sektöründe kadın tüketici grubuna yönelik olarak sunulan genel geçer bir model olmadığını, Dava konusu tescilli tasarımın üzerinde tasarımcının ya da markanın imzasını taşıyabilecek bir tasarım detayı bulunmamakla birlikte, tasarımcının, tasarımı geliştirme açısından sahip olduğu seçenek özgürlüğü dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında, giysi modelinin tasarım yönünden zayıf olduğunu,hükümsüzlük talebi kapsamında Dava konusu Davacı tarafa ait ... tescil nolu tasarımın aynısının tescil tarihi olan 23.05.2014 tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş olduğuna dair delil ve tespit bulunmadığından tasarımın yeni kabul edilebileceğini, tazminat kararı içinde fikir vermesi adına Davacının mahrum kaldığı karın 4.016,684,28 TL olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirdikleri anlaşılmıştır.
GEREKÇE Asıl dava, endüstriyel tasarıma tecavüzün tespiti, meni refi ile maddi ve manevi tazminat istemini ilişkindir. Karşı dava ise; endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı asıl dava yönünden davacı vekili, asıl ve karşı dava yönünden ise davalı-karşı davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dairemiz kararından sonra mahkemece alınan bilirkişi raporları incelendiğinde; karşı davada hükümsüzlüğü istenen endüstriyel tasarımın başvuru tarihinden önce kamuya sunulduğu ispatlanamadığından karşı davanın reddi yerinde olduğu gibi hükme esas alınan bilirkişi raporunda tasarımcının seçenek özgürlüğü değerlendirilerek tescilli tasarım ile davalı ürününün usulüne uygun karşılaştırması yapıldığı davacının tescilli tasarımı ile davalı ürününün bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı tespit edilmiş olmakla mahkemece asıl davada tasarıma tecavüz iddiasına dayalı istemin de kabulü yerinde görülmüştür.Tarafların maddi ve manevi tazminata yönelik istinaf istemine gelince; dava tarihi itibarı ile 554 sayılı KHK yürürlükte olup davacı, maddi tazminat istemini 554 sayılı KHK 52.1.a maddesine dayandırmıştır. Davacı vekili, maddi tazminat hesabının seri üretime ilişkin 4.hesaplama metoduna göre yahut piyasa ortalamasına göre belirlenmesini talep etmiş ise de; davalının üretim yapmadığı, perakende satış yaptığının dosyaya yansıdığı, bilirkişi raporunda da davalının üretim veya tedarik adedinin bilinmediğinin belirtildiği, 181 adet ürün satış faturasında ise sadece ... yazılı olduğu dikkate alındığında mahkemece takdir olunan maddi tazminat tutarı TBK 50.maddesi gereğince dosya kapsamındaki delillere uygun bulunmuş ve ihlalin ağırlığı, süresi, somut delil durumuna göre de takdir olunan manevi tazminat miktarı da yerinde görülmüştür.Davacı vekili istinafında yargılama giderlerinin eksik hesaplandığını, davalı vekili ise vekalet ücretinin fazla takdir edildiğini ileri sürmüştür. Somut uyuşmazlıkta; birden fazla talep ayrı ayrı karara bağlanmış olup objektif dava birleşmesi söz konusu olmakla her talep yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi yerindedir. Ancak, davacı yanca davadan önce İstanbul Anadolu 2.FSHHM 2014/42 D.iş Sayılı dosya ile delil tespit talebinde bulunulduğu ilk derece mahkemesinin deli tespit giderleri yönünden bir karar vermediği görülmektedir. Dairemizce tespit dosyası UYAP'tan incelendiğinde; davacının 500,00TL bilirkişi ücreti ve 286,00TL keşif avans ve tebligat masrafı, 66,70TL harç masrafı yaptığı, delil tespit giderlerinin esas davada yargılama giderleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekirken bu masraflara yer verilmediği anlaşılmakla davacı vekilinin yargılama giderlerine yönelik istinaf istemi ise yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davalı vekilinin istinaf isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-Davalı/karşı davacı vekilinin istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,Davacı/karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,2- 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 19/12/2023 Tarihli, 2019/348 Esas, 2023/231 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3- I)ASIL DAVADA; ASIL DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, A-Davalının davacıya ait tescilli tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, B-Tasarım hakkını ihlal nedeniyle 17.807.80- TL maddi tazminatın 8.8.2014 tarihinden itibaren değişir oranlı ticari faiz ile davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine,C-10.000 TL manevi tazminatın 8.8.2014 tarihinden itibaren değişir oranlı ticari faiz ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,D-Davalı yanca dava konusu tasarımın her türlü mecrada satış, dağıtım ve ticare konu edilmesinin tedbiren önlenmesine, el konulan üretim makinası bulunmadığından bu yönde bir karar verilmesine yer olmadığına,E-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, F-Asıl davadaki harç ve yargılama giderleri;- 1.899,55 TL ilam harcının peşin ve ıslah harcından mahsubu ile eksik kalan 494,30 TL eksik harcın davalı-karşı davacıdan tahsiline, -Davacı-karşı davalının yatırmış olduğu 273,25 TL peşin, 1.132 TL ıslah harcı olmak üzere 1.405,25 TL'nin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine,-Tasarımın Tecavüzü yönünden AAÜT gereğince 25.500 TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine,-Maddi Tazminat yönünden AAÜT gereğince 17.807,80 TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine,-Manevi Tazminat AAÜT gereğince 10.000 TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine,-Reddedilen Maddi Tazminat yönünden AAÜT gereğince 17.807,80 TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine,-Reddedilen Manevi Tazminat yönünden AAÜT gereğince 5.000 TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine,-Davacı tarafça iş bu davada yapılan 25,20 TL başvuru harcı, 767,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 8000 TL bilirkişi ücreti yargılama gideri ile delil tespit aşamasında yapılan 500,00TL bilirkişi ücreti ve 286,00TL keşif avans ve tebligat masrafı, 25,20TL başvuru harcı masrafı ki neticeten toplam; 9.603,90TL yargılama giderinin taktiren 6.402,60TL'sinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, -Davalı karşı davacının yapmış olduğu toplam 9.728 TL yargılama giderinin (9.000 TL'si bilirkişi ücreti) taktiren 3.242,66TL'sinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine,
II)KARŞI DAVADA; KARŞI DAVANIN REDDİNE,A- Karşı davadaki harç ve yargılama giderleri;- 427,60 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 399,90 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsiline, -Karşı davanın reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan, davacı- karşı davalıya verilmesine,-Davalı-karşı davacının karşı davada yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;-İstinaf talebi kısmen kabul edildiğinden davacı/karşı davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,-İstinaf istemi reddedilen davalı/karşı davacı taraftan asıl dava yönünden alınması gereken 1899,55TL ve karşı dava yönünden alınması gereken 427,60TL olmak üzere toplam 2327,15TL harçtan peşin alınan 427,60TL ve 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 1471,95TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,-İstinaf yargılaması için davacı/karşı davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 318 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.487,40 TL'nin davalı/karşı davacıdan alınıp davacı/karşı davalıya verilmesine,- Davalı/karşı davacı tarafından yapılan istinaf masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, -İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 12/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52