Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2024/430
2024/1200
26 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/430 Esas
KARAR NO: 2024/1200
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/12/2023
NUMARASI: 2023/160 Esas - 2023/1027 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 26/06/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2009 yılında kara kuvvetlerinde görev yaparken yatırım amaçlı 6-7 tanesi dava dışı Hüdayi Kurban'ın, 2 tanesi kendi üzerine olmak üzere imece usulü tarla vasfında taşınmazlar satın aldığını, tarla niteliğinde olduğundan ortak tapu yapılamadığını, ancak ortaklar arasında tapu adi ortaklar yapıldığını, davacının bu süreçte görevinden dolayı arsalar konusuyla ilgilenemediğini, daha sonrasında 2013 yılında ...'ın davacıyı aradığını ve kendi tarlasını satmak istediğini bu nedenle kendisi de satmak isterse emlakçı ...'e vekaletname göndermesi gerektiğini beyan ettiğini, müvekkilinin vekaletname verdiğini, sonrasıdna ilgilenemediğini ve aradan uzun zaman geçtikten sonra e-devlet üzerinden davalı sorgulama yapmak için davacının şifresini istediğini, sorgulamada arsaların satıldığının anlaşıldığını, bunun üzerine emlakçıdan 100.000-TL bedelli senet alındığını senedin ... tarafından teslim alındığını, daha sonrasında e-devlet üzerinden sorgulama yaparken davacı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını davacının böyle bir borcu olmadığını bu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini ve takibin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkkili hakkında ikame edilen davadaki iddiaların soyut, dayanaktan yoksun ve kurgudan ibaret olduğu, müvekkilinin 2009 yılında Gebze'de bulunan KBRN taburunun hizmet birliğinde çalıştığı döenemde birlikte çalıştığı davacı ve ...'ın telkinleri sonucu Bursa ili, İznik İlçesi ... mevkiinde arsa alınması konusunda müvekkilini ikna ettiklerini ve o dönemde tüm birikimini davacıya elden teslim ettiğini, daha sonra davalının Bursa ili, İznik İlçesi, ... Mevkiinde çeşitli ebatlarda gayrimenkuller alındığını ve bu gayrimenkullere müvekkilinin taahhütnamelerle ortak edildiğini, 2016 yılında almışlar oldukları arazilerin satılması için İznik'te bulunan ... isimli bir emlakçıya vekaletname verildiğini davacıdan öğrendiğini, müvekkilinin arazilerin satışının yapılıp yapılmadığı ve paraların alınıp alınmadığı hususunda davacıya defalarca sorsa da cevap alamadığını, taahhütnamede "beş yıldan önce bu arazilerin yüksek kar oranı getirmediği sürece satılmaması, arazilerin çoğunluğun oluru ile (en az dörk kişinin) satılabileceği ve arazilerin toplu olarak satılacağı" maddeleri bulunduğunu ve davacıya bu durumu hatırlatıp defaatle payının ödenmesini istediğini, müvekkilinin çabaları sonucu davacının ...'in borçlusu olduğu 100.000-TL bedelli 25/01/2017 ödeme tarihli senedi arkasını ciro ederek müvekkiline teslim ettiğini, senedin zorla veya hile ile alınmadığını, neticede davacının müvekkilinden para aldığını, üstelik de taahhütnamedeki şartlara uymadan bu arazileri aradan 3-4 yıl geçmeden satarak yüksek kazanç elde ettiğini, senetteki imzaya da itiraz etmediğini , kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini ve %20'den aşağı olmamak üzere müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının senedin düzenlendiği tarihte subay olarak görev yaptığı, o dönemde astları ile birlikte yatırım amaçlı tarla ve arsa satın aldığı, ancak taşınmazları tarla niteliğinde olmasından dolayı ortak tapu yapılamadığı fakat tarafların kendi aralarında imzaladığı taahhütname başlıklı belge ile satın alınan iki adet taşınmazın davacının adına kayıt edildiği ve daha sonra bu arsaların satışı ile koydukları para oranında kar payı aldıkları, dava dışı ...'ın bu sürecin planlayıcılarından olduğu, davacının belirli aralıklarla ...'ı arayarak taşınmazların durumunu sorduğu, ...'ın yönlendirmesi ile davacının dava dışı emlakçı ...'e vekaletname verdiği, bu süreçte davacının davalı ile de istişare halinde olduğu, sonrasında davacıdan habersiz, üzerine kayıtlı iki adet tarlanın vekaletname yoluyla dava dışı emlakçı ... tarafından satıldığı, tanıkların bir birleri ile bütünlük arz eden beyanları ve tüm delillerin değerlendirilmesi neticesinde, satış bedelinin davacıya ödenmemesi nedeniyle davacının alacağının karşılığı 100.000-TL bedelli davaya konu senedin düzenlendiği, 26/12/2016 tarihli tutanak içeriğinde de davaya konu senede atıfta bulunulduğu, işbu senedin vekaletname ile satılan iki adet taşınmaza ilişkin olarak davacıya verilmek üzere düzenlendiği hususunun kayıt altına alındığı, senedin icraya konulmak üzere davacı tarafça davalıya gönderildiği, davalının kambiyo takibi başlattığı, taraflar arasında dosya kapsamında sunulu taahhütname, tutanak ve tanıkların birbirleri ile bütünlük arz eden beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkin mevcut olmadığı, senedin düzenlendiği tarihte tarafların askerlik mesleğini icra ettiğini, bu anlamda davacının dayanak senet ile ilgili davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; -Görevsizlik kararı sonrası Bölge Adliye Mahkemesi tarafından konunun ticari iş ve kambiyo olması nedeniyle dosyanın ticaret mahkemesine gönderildiğini, kesin olan BAM kararının yerel mahkemeyi bağlamasına rağmen ticari ilişki olmaması nitelenerek verilen kararın hatalı olduğunu, -Asıl alacak borç ilişkisinin son yetkili hamile karşı defi olarak ileri sürülemeyeceğini, davacının ileri sürdüğü def'ilerin mutlak defi değil şahsi def'i olduğunu, -Müvekkilinin kıymetli hakta son lehdar olduğunu, müvekkilinin kıymetli evraka güvenerek işlem yaptığını, olay incelendiğinde müvekkilinin bazı şeyler için bedel ödediğini, ödenen bedel karşılığında senedin ciro edildiğini, verilen karar ile müvekkilinin haklarının yeksan edildiğini, -Kıymetli evrakın sebepten mücerret olduğunu, kıymetli evraka güven ilkes bulunduğunu, verilen karar ile müvekkilinin kıymetli evraktan kaynaklanan haklarının yok edildiğini, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu senedin davacı adına taşınmazı vekaleten satan dava dışı keşideci tarafından davacıya verildiği, davacının senedi cirolayarak, davalıya gönderdiği, davacının aynı zamanda davaya konu icra takibini başlatan vekillere vekaletname çıkardığı, davalının senet kendisine geldikten sonra aynı vekillere vekalet çıkararak senedi kendi adına takibe koyduğu, davacı ve davalının dava dışı 2 arkadaşı ile yatırım amaçlı tarlalar aldıkları, bunlardan 2 tanesinin tapusunun davacının üzerine alındığını, tarafların alınan arsalara ilişkin yaptıkları taahhütnamenin adi ortaklık niteliğinde olduğu, davalının da davaya konu senedi davacının yatırım için kendisinden aldığı paralara karşı verildiğini beyan ettiği, tarla alımı ile ilgili taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisi tasfiye edilmeden, davalının söz konusu senedin tahsilini talep edemeyeceği anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 6.991,20-TL harçtan, peşin alınan 1.747,60-TL (1.320,00TL nispi+ 427,60TLmaktu) harcın mahsubu ile bakiye 5.243,60-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 5-TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.26/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25