İstanbul BAM 16. HD 2024/745 E. 2024/1166 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2024/745
2024/1166
13 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/745 Esas
KARAR NO: 2024/1166 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 21.03.2024
NUMARASI: 2022/16 E.sayılı ara karar
TALEP: İHTİYATİ TEDBİR
TALEP TARİHİ: 28/01/2022
KARAR TARİHİ: 13/06/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
TALEP: Asıl - birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... başvuru, ... tescil numaralı "..." markasının 1994 tarihinden beri TPMK nezdinde tescilli olduğunu, pastanenin 12 Aralık 1944 yılında kurulduğunu, "..." olarak da bilindiğini, kurulduğu günden bu yana profiterol ile özdeşleşmiş olduğunu, markasının dünya çapında tanınırlığa sahip olduğunu, davalının müvekkilinin markası ile karışıklığa neden olacak derecede benzer olan "..." markasını kullandığını belirterek, müvekkilinin tescilli markasının, tarihi niteliğe haiz işletmesinin ve tanınmışlık düzeyi yüksek ürünlerinin tanınmışlığından, yarattığı güvenden hukuka aykırı olarak yararlanarak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle, bu kapsamda; davalının, marka tecavüzü oluşturan fiillerinin, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca tespitine, ref'i ve men’ine karar verilmesi, davalının, aynı zamanda haksız rekabet oluşturan fiillerinin, TTK ve ilgili sair mevzuat hükümleri uyarınca tespitine, ref’i ve men’ine karar verilmesi, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet teşkil eden haksız ve hukuka aykırı fiiller işleyen davalının bu hukuka aykırı eylemlerin durdurulmasını, önlenmesini ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, bu kapsamda marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden ürünlerin (profiterol vb.) üretilmesi, stoklanması, dağıtımı, satış ve tanıtımı ile herhangi bir şekilde ticarete konu edilmesi ve ticari amaçla elde bulundurulmasının durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmesini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin sonuçlarının ortadan kaldırılması kapsamında, tecavüz ve haksız rekabet teşkil ederek üretilmiş, stoklanmış, depolanmış, dağıtılmış, satışa sunulmuş, tanıtılmış, ticari amaçla elde bulundurulan bu ürünler ile bunların tanıtımı için hazırlanmış yazılı/basılı materyallerin ve sair tanıtım malzemelerinin bulundukları yerlerden toplanmasına ve el konarak imha edilmesini, davalının söz konusu hukuka aykırı eylemleri gerçekleştirdiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik tespit edebildikleri faaliyet gösterdiği lokasyon olan "... Mah. ... Bul. ... ..., No:... Ataşehir/İstanbul" adresi ile mahkemece tespit edilecek diğer adreslerde bulunan tabelaların, panoların ve diğer her türlü ticari tanıtım materyallerinin 6769 Sayılı SMK 159. maddesi ve 6100 Sayılı HMK 389 vd. maddelerine göre müvekkilinin, zararının artmasının önlenmesi için dava süresince ve dava kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir kararı verilmek suretiyle kaldırılmasına ve engellenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Asıl - birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kullandığı markanın "..." olup, davacının markasının ise "..." olduğunu, her iki markanın birbirinden farklı markalar olup, müvekkilinin kullandığı ... markasının şekli, yazısının şekli ve karakterlerinin farklı olduğunu, davacının kullandığı marka ile hiçbir alakasının olmadığını, ayrıca tarafların iş yerlerinin adresleri ve faaliyet bölgelerinin de çok farklı olduğunu, müvekkilinin "..." tabelalı işyerinin İstanbul/Ataşehir’de faaliyet göstermekte iken davacının ise Beyoğlu’nda faaliyet gösterdiğini, birbirini etkilemeleri ve zarar vermelerinin mümkün olmadığını, müvekkilinin fiilen davacının bulunduğu Beyoğlu bölgesine satış yapmasının mümkün olmadığını, aradaki mesafenin uzunluğu ve firmaların İstanbul’un iki ayrı yakasında ve uzak yerlerde yer alması hususunun ve yol parası, köprü parası, yakıt giderleri vs. göz önünde bulundurulduğunda Ataşehir’deki iş yerinden davacının bulunduğu bölgeye satış yapmasının mümkün olmadığının açık olduğunu, davacının zarar iddialarının haksız olduğunu, davacının faaliyet alanının Beyoğlu bölgesinde olup, Ataşehir’de faaliyet gösteren ve Beyoğlu ile alakası olmayan müvekkiline ait iş yerinden dolayı her hangi bir zararının olmasının mümkün olmadığını savunarak, açıkladıkları nedenlerle ihtiyati tedbir talebi ve davanın reddini talep etmiştir.
İHTİYATİ TEDBİR KARARI: İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 21/03/2024 tarihli 2022/16 E. sayılı ara kararıyla; "...Dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri, TPMK kayıtları, bilirkişi kurulu raporları, taraf vekillerinin raporlara karşı beyan/itirazları, taraf vekillerinin 21/03/2024 tarihli duruşmadaki beyanları ve bütün dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: İhtiyati tedbir yönünden yaklaşık ispat ve yasal koşulların oluştuğu kanaatine varıldığı" gerekçesiyle; "İhtiyati tedbir talebinin kabulüne, 1-6100 sayılı HMK'nın 389-390. maddeleri ile 6769 sayılı SMK'nun 159. maddesi gereğince ihtiyati tedbir talebinin takdiren 200.000 TL (ikiyüzbintürklirası) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı şartıyla KABULÜNE 2-Davalı tarafından; "..." ibaresini içeren ürünlerin/hizmetlerin; sanal alem dahil olmak üzere, üretiminin, satışının, dağıtımının, ithalinin, ihracının, sunumunun önlenmesine, 3-Davalıya ait "..." ibaresini içeren her türlü mal, ürün, hizmet, tabela, ambalaj, ilan, reklam, yayın, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı kâğıt, online ve sair her türlü ticari evrak dâhil olmak üzere kullanımlarının önlenmesine, 4-HMK'nın 393/2 maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararının İstanbul Nöbetçi İcra Dairesi aracılığıyla infazına, 5-İhtiyati tedbir kararının tebliğinden itibaren; HMK ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki 7251 Sayılı Kanununun 393/1 maddesi gereğince 1 hafta içinde teminat yatırılmadığı takdirde ya da teminat yatırılsa bile aynı süre içinde kararın infazı için ilgili icra dairesine başvurulmadığı takdirde, tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağının talep eden tarafa ihtarına,6-HMK 398/1 maddesi gereği ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kişi/kişilerin, altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılacağı hususunun ihtarına," karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin iş yerinin Ataşehir'de, davacının iş yerinin ise Beyoğlu'nda olmaları nedeniyle davacının zarar görme ihtimalinin bulunmadığını, Müvekkilinin markasının "...", davacının markasının ise "..." olması nedeniyle markaların benzer olmadıklarını, Davacının müvekkili tarafından TPMK'na yapılan marka tescil başvurusuna itiraz etmediğini, "..." ibaresini içeren pek çok markanın TPMK'da tescilli olduğunu, Mahkemece çok geniş kapsamlı ihtiyati tedbir kararı verildiğini, müvekkilinin tüm ticari faaliyetinin durmasına neden olduğunu, Mahkemece belirlenen teminatın çok az olduğunu, zira müvekkilinin ticari faaliyetini tamamen durduracak şekilde tedbir kararı verildiğini belirterek, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/16 Esas sayılı dosyasından verdiği 21.03.2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ilişkin ara kararın kaldırılmasını talep eetmiştir.
DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 19/09/1994 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...” markasının 30. sınıfta "Pastalar, kurabiyeler, baklavalar, börekler, çörekler." Emtiası için davacı adına tescilli olduğu, sahibi adına halen korumasının devam ettiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından marka uzmanı ... ve gıda sektöründen ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 23/08/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Davalının işyerinde tabelasında, tentesinde yer alan "...", sattığı ürünlerde "... ...", yazar kasa fişinde "...", sosyal medyada "..." şeklindeki marka kullanımı ile ... numaralı "... ..." ibareli marka başvurusunun, davacı tarafın tescilli tanınmış "..." ibareli markası ile ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğu, bu sebeple iltibas yarattığı, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından marka vekili ... ve gıda sektöründen ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 07/11/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Davalı yanın dosya münderecatında yer alan kullanımlarının davacı markasına tecavüz teşkil eder mahiyette olduğu, arz edilen içtihat değişikliği göz önüne alınarak davalı yanın davacı yanın marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil eden eylemlerinin TTK 54. ve 55 maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
G E R E K Ç E: Asıl ve birleşen davalar marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve tazminat davasıdır.Davacı tarafça müvekkilinin tanınmış markası ile benzer olduğu iddia edilerek, davalının "..." markasını kullanmasının durdurulması için ihtiyati tedbir talep edilmiş, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir.Karara karşı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; davacının "..." markasının TPMK nezdinde 1994 yılından bu yana tescilli olduğu, alınan bilirkişi raporları ile davacının markasının tanınmış marka olduğu ve davalının kullandığı "..." markasının davacıya ait tanınmış marka ile karışıklığa neden olacak derecede benzer olduğuna dair görüş bildirildiğinin anlaşıldığı, davalının marka kullanımının devam etmesi halinde davacının zarara uğrama ihtimalinin mevcut olduğu, ihtiyati tedbir şartlarının mevcut olduğu, bu aşamada HMK’nun 390/son maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, davacının markasının tanınmış marka olduğuna dair görüş bildirilmesi ve davacının markasının tescilli olduğu süreye göre Mahkemece takdir edilen teminatın olaya uygun olduğu, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince asıl ve birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; asıl ve birleşen davada davacı avasından kullanıldığı anlaşılan 730,00 TL fotokopi ücretinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak asıl ve birleşen davada davacıya verilmesine, asıl ve birleşen davada davalı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 13/06/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25