İstanbul BAM 16. HD 2022/575 E. 2024/110 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/575
2024/110
19 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/575 Esas
KARAR NO: 2024/110 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/11/2021
NUMARASI: 2020/264 E. - 2021/199 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 19/01/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... A.Ş.’nin kurucu ortağı olduğunu, ...A.Ş.'nin 1994 yılında müvekkili ... ve ... tarafından limited şirket olarak kurulduğunu, davalı tarafça ise, 11.06.2020 tarihinde "... Mah. ... Cad. No: ... Körfez/Kocaeli" adresinde ... A.Ş. isimli firmanın kurulduğunu, davalının müvekkilinin ortağı olduğu şirket unvanını/tescilli markasını markasal olarak kullandığını, davalı şirketin, müvekkilinin ... A.Ş.‘deki ortağı olan...’nın oğlu ... tarafından kurulduğunu, isminin ... A.Ş. olduğunu, davalı şirket unvanının davacının ortağı olduğu şirketin tanınmışlığından faydalanmak için bu ismi aldığını, davalı şirket kurucusunun müvekkilinin ortağı olduğu şirketin diğer ortağının oğlu olduğunu, daha önce müvekkiline ait şirkette çalıştığını, her iki firmanın aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin internet sitesinde müvekkiline ait markanın da kullanıldığını, "..." ibaresine yer verildiğini, davalının bu şekilde müvekkilinin ortağı olduğu şirkete ait ... numaralı marka hakkına tecavüz ve haksız tecavüzde bulunulduğunu belirterek, davalı yanın hukuka aykırı biçimde tescil ettirmiş olduğu, müvekkilinin ticaret unvanı/tanınmış markası ile iltibas teşkil eden ve haksız rekabete sebebiyet veren fiillerin durdurulması için, davalının bu unvanının kullanımı yasaklanarak ticaret unvanının sicilden terkinine ve markaya tecavüzün önlenmesi için huzurdaki davanın kabulüne karar verilmesini, iş bu hususun “Türkiye'de günlük yayınlanan gazete ve benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesine” masrafları karşı tarafa ait olmak üzere karar verilmesine, müvekkilinin fazlaya ilişkin hak ve alacakları ile talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ... A.Ş.'nin 11.06.2020 tarihinde kurulduğunu, Kocaeli'nin Körfez ilçesinde 4.000 m2 alan üzerine kurulu 3.250 m2 kapalı alanlı fabrikada faaliyetlerine yeni başlayan genç ve dinamik kadrosu ile büyük maliyetli ve ciddi yatırım gerektiren işler yapan ... firması olduğunu, davacı tarafından açılan, müvekkili şirketin ticaret unvanının sicilden terkin edilmesi istemli davanın haksız ve mesnetsiz olup, son derece kötü niyetli olarak yeni kurulan müvekkili şirketi maddi manevi zarara uğratmak amacıyla açıldığını, davacının davayı dava etme yetkisi olmadığını, dava açma yetkisinin tüzel kişiliğe ait olduğunu, markanın davacının ortağı olduğu şirkete ait olduğunu, öncelikle usul yönünden davanın reddinin gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise davacının ortağı olduğu şirketin tasfiye kararı alacağını, "..." isimli çok sayıda firma olduğunu, müvekkilinin unvanının TTK'ya uygun olduğunu, davacının ortağı olduğu şirketin markasının tanınmış marka olmadığını, şirketlerin farklı illerde faaliyette bulunduğunu, kötü niyet iddiasının doğru olmadığını, davanın müvekkili şirketin ticari hayatının engellenmesine yönelik olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir
MAHKEME KARARI: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/11/2021 tarihli 2020/264 E. - 2021/199 K. sayılı kararıyla; "...Davacı vekili, davacının dava dışı ... A.Ş nin %50 ortağı ve yetkilisi olduğu, davalı tarafça 11/06/2020 tarihinde ... A.Ş isimli firma kurulduğunu, bu firmanın davacının ortağı olduğu dava dışı ... A.Ş'nin diğer ortağı olan ... oğlu ... tarafından kurulduğunu, davalı şirketin davacının ortağı olduğu dava dışı ... A.Ş ile aynı ticari alanda, aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, davalı kullanımlarının, dava dışı ... A.Ş'nin tanımışlığından faydalanmaya yönelik haksız bir tescil olduğunu, tescilin kötü niyetli olduğunu, dava dışı ... A.Ş'nin TPMK nezdinde ... sayılı ... markasının da gerçek sahibi olduğunu belirterek davacı şirketin ticaret unvanı'nın sicilden terkinini talep ettiği, davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının, davayı açma hakkının olmadığını. Davayı açma hakkının dava dışı ... A.Ş de olduğunu bu nedenle öncelikle husumet yokluğundan davanın reddini talep ettiği, esasa yönelik olarak ise dava dışı ... A.Ş nin yakında tasfiye kararı alacağını ... ibareli birçok firma olduğunu, tescilin usul ve yasaya uygun olarak yapıldığını, haksız rekabet olmadığını, logolarında farklı olduğunu iltibas tehlikesinin olmadığını belirterek davanın reddini talep ettiği mahkememizce taraflar tanık deliline dayandığından tanıklar dinlenmiş, davacı tanığı ...'in alınan beyanında, davacının yetkilisi olduğu ... firmasının 20 yıllık tedarikçisi olduğunu. Davalı şirket yetkilisi ... beyin daha önce davacının yetkilisi olduğu ... firmasında çalıştığını, dava dışı ... A.Ş nin çelik sektöründe bilinen bir firma olduğunu beyan ettiği, diğer davacı tanığı ... beyanında; dava dışı ... A.ş de 2009 ve 2020 yılları arasında çalıştığını dava dışı ... firmasının tanınmış bir firma olduğunu. Şu anda dava dışı ... AŞ'nin faaliyette olduğunu beyan ettiği, davalı tanığı ...'in alınan beyanında; dava dışı ... AŞ de 30 yıl çalıştığını ... AŞ'nin şu anda faaliyette olmadığını, sadece bir tane personelinin olduğunu, davalı ... beyin kendi adına açtığını babasının herhangi bir katkısının olmadığını, isimlerde karıştırma durumu olmayacağını beyan ettiği, davalı tanığı ...'ın beyanında; davaca dışı ... A.Ş de 17 yıl çalıştığını, ... şahıs firmasını dava dışı ... nın kurduğunu kendisinin de burada işe başladığını daha sonra davacı ile ortak olduklarını ve firmaya tasfiye kararı verdiklerini, toplantı yapıldığı sırada davacının ... ismini kimsenin kullanmayacağını beyan ettiğini, davalı tanığı ... alınan beyanında; dava dışı ... AŞ'nin çalışanı olduğunu. Şirketin şu anda iş almadığını, tasfiye kararı aldığını, borçları bitirdikten sonra tasfiye olacağını, iş için arayan bir kişinin ... araması gerekirken dava dışı ... AŞ'yi aradığını beyan ettiği, mahkememizce dava dışı ... AŞ'ye ait ticaret sicil kayıtları ve ... sayılı marka ile davalı şirkete ait ticaret sicil kayıt ve belgeleri celp edilmiş, taraflarca sunulan tüm deliller toplandıktan sonra davanın uzmanlık gerektiren hususlardan olmaması, Hakimin hukuki bilgisi ile çözebilecek hususlardan oluşması nedeni ile bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, buna göre; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle davacının yetkilisi olduğu dava dışı ... AŞ ile davalı şirketin ticari unvanı olan ... A.Ş ibareleri karşılaştırıldığında, her iki ticaret unvanı'nın da esas unsurunun ... ibaresi olduğu, ticari faaliyet alanlarının ... alanında olup, aynı iş kolunda faaliyet gösterdiği, yine davacının dava dışı .... AŞ'nin %50 ortağı olduğu, diğer %50 hisseli ortağın ise dava dışı ... olduğu,...'nın davalı şirketin kurucusu ve yetkilisi olan ... babası olduğu, dava dışı ... AŞ'nin 27/01/1994 tarihinde tescil edildiği, davalı ... A.Ş'nin ise, 11/06/2020 tarihinde kurulduğu, davalı ticari unvanı ile davacının yetkilisi olduğu ... A.Ş'nin ticari ünvanları'nın ... olarak birebir aynı olduğu, davalı tanıklarından ...'nun alınan beyanında davalı ...'ın iş ilanı için dava dışı ... AŞ'nin arandığını beyan ettiği, yine dava dışı ... AŞ'nin ... sayılı ... markanın 06,19,35,37,40 ve 42. Sınıflarda tescilli sahibi olduğu, tarafların ticari faaliyet alanı olan çelik işi ile ilgili olarak dava dışı ... AŞ'nin ... markası ve ticari unvanı üzerinde öncelikli hak sahibi olduğu, ticari ünvanların birebir aynı olması sebebi ile ve aynı iş kolunda faaliyet göstermeleri sebebi ile karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, davalı şirket yetkilisi ... daha önce davacının yetkilisi olduğu dava dışı ...AŞ'de çalışıyor olması, dava dışı ... AŞ yetkilisi ... oğlu olması hususları bir arada değerlendirildiğinde davalı şirketin ... ibaresini ticari ünvan olarak seçip tescil ettirmesinin iyi niyetli olmadığı, dava dışı ... AŞ'nin daha önce tanık beyanları ile de açık olduğu üzere sektöründe bilinen bir marka olması sebebi ile ... markasından faydalanmaya yönelik haksız bir fiil olduğu kanaatine ulaşılmış, her ne kadar davalı tarafından ve tanık beyanları ile dava dışı ... AŞ'nin ekonomik olarak zor durumda olduğu ve tasfiye kararı aldığı bildirilmiş ise de dava dışı ... AŞ nin halen hukuken faaliyetlerine devam ettiği, yasal olarak alınmış bir tasfiye kararı olmadığı, kaldı ki, tasfiye kararı alınsa dahi, markasının ve ticari unvanının üçüncü kişilerce kullanılmasını haklı kılmayacağı bu şekilde davalı ticaret unvanının kötü niyetli olarak tescil edildiği sonucuna ulaşılmış, davacının iş bu davayı açıp açamayacağı hususunda ise, TTK.nın 25/1 maddesine göre "ticaret unvanı'nın ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi bunun tespitini, yasaklanmasını, haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmiş ise kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini isteyebileceği, yine 6769 sayılı SMK. nın 25/2 maddesi uyarınca "menfaati olanlar markanın hükümsüzlüğünü talep edebilir", hükümleri ve Yargıtayın sürekli ve istikrarlı kararlarında belirtildiği üzere ticaret unvanının haksız rekabet oluşturacak şekilde kullanılması halinde terkinin talep edileceğinin belirtildiği, buna göre de, her ne kadar sermaye şirketleri tüzel kişiliğe sahip olduğundan ancak organları tarafından temsil edileceği düzenlenmiş ise de, yukarıda belirtilen TTK. nın 52/1 ve SMK. Nın 25/2 maddesi ile birlikte düşünüldüğünde davacının ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı ... AŞ olarak dava açma olanağının olmadığı, zira dava dışı ... AŞ'nin diğer yetkili ve ortağının davalı şirket yetkilisi ...'nın babası ... olduğu, davacının yukarıda belirtilen TTK.nın 52/1 ve SMK. nın 25/2 maddelerine ek olarak olarak Anayasanın 36. Maddesinde düzenlenen hak arama hürriyetinin unsurlarından olan davacı olma hakkı kapsamı da bir arada değerlendirildiğinde, davacının şirket ortaklığından kaynaklı kişisel bir hakkının ihlal edildiği ve iş bu davayı açmakta hukuken menfaati olduğu kanaatine ulaşıldığı. yine, TMK.nın 2. Maddesi uyarınca "herkes hak ve borçlarını yerine getirirken iyi niyet kurallarına uymakla yükümlüdür", denilmek sureti ile kötü niyetli davranışın hiç bir şekilde korunamayacağı, davalı şirketin ticari unvan tescilinin kötü niyetli olarak tescil edilmesi sonucuna ulaşıldığından davacının iş bu davayı açamaması halinde hukuk düzenince kötü niyetin korunmuş olacağı hususu da gözetildiğinde kötü niyet hiç bir şekilde korunamayacağından, davacının davayı açmakta hukuki olarak menfaatinin bulunduğu anlaşılmakla ve davalı ticari unvanı tescilinin de, kötü niyetli tescil olduğu sonucuna ulaşıldığından, DAVANIN KABULÜ İLE -Davalı adına tescilli ... A.Ş. İbareli ticaret unvanından ... ibaresinin çıkartılmasına, hüküm kesinleştiğinde hüküm özetinin günlük gazetelerden birinde masrafı davalıdan alınmak üzere ilan edilmesine," karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; ön inceleme tutanağında da belirtildiği gibi davanın marka hakkına tecavüz nedeniyle ticari unvanın sicilden terkini ve markaya tecavüzün önlenmesi olup, davacının ihlal edilen bir hakkı bulunmadığından ve markanın sahibi olmadığından bu davayı açamayacağını, dava açma hakkının marka sahibi ... Anonim Şirketi'ne ait olduğunu, Davanın dava dışı ... A.Ş.'ne ve şirketin diğer ortağı ... ihbar edilmeden karara bağlanmasının hak ihlali oluşturduğunu, davacının tek başına şirketi temsil yetkisi bulunmadığını, marka hakkının korunması için açılacak men davalarında da şirket olarak hareket etmek zorunda olduklarını, TTK'nun 52. ve SMK'nun 25. maddesi uyarınca ticaret unvanının terkini ve markaya tecavüz davalarının şirket tarafından açılması gerektiğini, davalı şirket yetkilisi ... davacının ortağı olduğu dava dışı şirketin diğer ortağı ...'nın oğlu olmasının gerekçe olarak gösterilmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığını, Mahkemece bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosyaya sundukları faturanın incelenmediğini, dava dışı şirkete ait markanın kullanılıp kullanılmadığının, tüketici kitlesinin farklılığının, markadan ne kadar haberdar olduklarının, markanın tanınmış marka olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasının zorunlu olduğunu, Dava dışı şirket ... A.Ş.'nin davalı şirkete 17/12/2020 tarihinde 759.705,06 TL bedelinde makineler sattığını, davalı firmayı tanıdığını, yüksek bedelli alım satım işlemi yaptığını, basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken dava dışı şirketin bu davranışının davalı ... tanıması ve kabulü anlamına geldiğini, Davalı şirket ile davacının ortağı olduğu dava dışı şirketin faaliyet alanlarının birbirlerinden farklı olduğunu, Dava dışı şirket adına tescilli ... numaralı "..." markasının 06, 19, 35, 37, 40 ve 42. Nice sınıflarında tescilli olduğunu, davacının dava dilekçesinde çelik işi yaptıklarını söylediğini, Mahkemece davaya konu markanın tescilli olduğu hangi sınıflarda kullanım sonucunda tüketici nezdinde bilinirliği olduğunun araştırılmadığını, markanın kullanılıp kullanılmadığının incelenmediğini, "..." ibaresinin pek çok firma tarafından kullanılması nedeniyle zayıf marka niteliğinde olduğunu, markaya tecavüzün söz konusu olmadığını,Davalı şirket ile davacının ortağı olduğu dava dışı şirketin ticaret unvanlarında "..." ibaresi ortak olarak kullanılsa da, yan unsurlar farklı olduğundan karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalının kullandığı "..." ibaresinin davalının unvanını bütünsel olarak farklılaştırdığını, markaların görsel olarak da benzer olmadığını, Davacının hukuken tek başına açması mümkün olmayan davayı salt iyiniyetli olması gerekçesi ile açabileceğinin kabulünün yazılı hukuk kurallarının açıkça yok sayılması niteliğinde olduğunu,Müvekkilinin kötüniyetli olmadığını, dava dışı şirketi zarara uğratacak veya haksız rekabet teşkil edecek bir faaliyetinin bulunmadığını, Davacı tarafça dosyaya sunulan delillerin hukuken geçersiz olduğunu ve dava dışı şirketin ticari faaliyet göstermediğini, bu hususun tanık anlatımlarıyla sabit olduğunu, bu konunun araştırılmasına ilişkin taleplerinin mahkemece kabul edilmediğini, delillerinin toplanmadığını belirterek, kararın istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, bunun mümkün olmaması halinde yeniden yargılama yapılarak, bilirkişi incelemesi sonucunda alınacak rapor doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının 06, 19, 35, 37, 40 ve 42. sınıflarda dava dışı ... Anonim Şirketi adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; dava dışı ... Anonim Şirketi'nin 27/01/1994 tarihinde sicile tescil edildiği, ortaklarının ve yetkililerinin ... ile ... olduğu, Davalı ...'nin ise 11/06/2020 tarihinde kurulduğu, yetkilisi ve ortağının ... olduğu tespit edilmiştir.Duruşmada dinlenen taraf tanıklarının beyanları incelendiğinde; Davacı tanığı ... beyanında, davacı ... firmasının 20 yıllık tedarikçisi olduğunu, davalı ... de bildiğini, davacı ...’ın büyük ve iyi bir firma olduğunu, şu anki durumunun iyi olduğunu bildiğini, ortaklarının ayrıldığını, iki ayrı firma kurulduğunu, ilk firmanın ortaklarının davacı ve ... olduğunu, davalı şirket yetkilisini de tanıdığını, ... beyin de daha önce davacı firmada birlikte çalıştığını, ... beyin firmasına mal vermediğini, isim benzerliği nedeniyle nakliyelerde ihalelerde karışıklık ve haksız rekabet olacağını düşündüğünü, çelik sektöründe bilinen bir firma olduğunu, şirket içi görüşmeleri ve marka hakkının kime ait olduğunu bilmediğini beyan ettiği görülmüştür. Davacı tanığı ... beyanında; davacının ortağı olduğu ... firmasında 2009 yılında işe girdiğini, 2020 yılına kadar çalıştığını, o tarihlerde ortaklar arasına anlaşmazlık olduğu için ayrıldığını, fakat şu anda ... ’in faaliyette olduğunu, isim hakkı ile ilgili bilgisi bulunmadığını, ... firmasının tanınmış bir firma olduğunu, davalının niye ayrılıp ayrı bir şirket açtığı konusunda bilgi sahibi olmadığını, ...' da bir ay kadar çalıştığını, Anlaşamadığı için ayrıldığını, ortaklar arasında arabalar paylaşılınca arabanın birinin davalıya düştüğünü, o arabada ... amblemi olduğunu, başka yerde görmediğini, aracın satışlarının, ruhsat işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığını bilmediğini, şu anda ... isimli firmada çalıştığını, firmanın davacının kızına ait olduğunu, bu firmanın da çelik işi ile uğraştığını beyan etmiştir. Davalı tanığı ... beyanında; yaklaşık 30 yıl ... A.Ş.’nde çalışıp emekli olduğunu, 1986 yılında ...' nın yanında ... isimli bir firmada çalıştığını, hatırladığı kadarıyla sonra 1992-1993 yıllarında ... Beyin babası ... ile davacının ortak olduklarını, ortak olmadan önce dava dışı ... adına Sanayi Sitesinde mevcut olduğunu, daha sonra ortak olunca ... ismi ile devam ettiklerini, ...’ın şu anda faaliyette olmadığını, bir tane personeli bulunduğunu, sadece borçlarını ödediğini, durumlarının o derece kötü olup olmadığı konusunda bilgisi olmadığını, davacı ile konuşmalarında, “sen gelmeden önce ... ismi vardı. ... ismi ... beyin olsun” dediğini, onun da kendisine “niye olsun, beraber kurduk” dediğini, davalının adını ... olarak bildiğini, davalı firmayı ... beyin kendisi adına açtığını, kendisinin işlettiğini, babasının herhangi bir katkısı ve ortaklığının bulunmadığını, isimlerde karışıklık olmayacağını, zaten müşterilerin bilinçli olduğunu, kendisinin şahit olduğu toplantı ve görüşmelerde isim hakkının kullanılmayacağına dair bir konuşmaya şahit olmadığını, fakat ... Beyin kendisine “....” ismini kimsenin kullanmayacağını, şirketi kapatacağını söylediğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Davalı tanığı ... beyanında; ... A.Ş.’nde 17 yıl çalıştığını, yaklaşık bir sene önce ayrıldığını, firmanın tasfiyeye gittiğini, bir de pandemi nedeniyle yaştan dolayı ayrıldığını, dava dışı ... nın ... şahıs firması olarak bu işe başladığını, daha sonra davacı ile ortak olup LTD., daha sonra A.Ş. olduklarını, ... ismini bu şekilde kullandığını, ... firmasının sektöründe bilinen bir firma olduğunu, firmayı tasfiyeye karar verdiklerini, fakat yapılan toplantıda ... ismi ile ilgili kimse iş yapmayacak, burada veya başka bir yerde ...' ın kalemi bile kullanılmayacak dediğini, firmaların yerlerinin farklı olduğunu, karıştırılma ihtimali olmadığını düşündüğünü, toplantıda sadece ... sınırları içinde iş yapılmayacak dediğini, isim hakkı ile ilgili konuşmalara şahit olmadığını beyan ettiği görülmüştür. Davalı Tanığı ... beyanında; 20 sene ... A.Ş.’nde çalıştığını, halen şu anda tek kaldığını, çalışmaya devam ettiğini, Şirketin şu anda iş almayı durdurduğunu, personelleri çıkardıklarını, borcundan dolayı tasfiye kararı alamadıklarını, borçları bittikten sonra tasfiye olacağını, toplantılara katıldığını, fakat isim hakkı ile ilgili bir konuşma olmadığını, ... Beyin “ herkes kendi işine baksın ...' ın hiç bir şeyini kullanmasın” dediğini, ilk zamanlarda bir iş ilanı verildiğini, iş için arayanın kendilerini aradığını, aslında ilanın ...' a ait olduğunu, müşteriler ile ilgili isimlerin karıştırıldığına dair bir görgüsü ve bilgisi bulunmadığını, Genel Kurul toplantılarında dava açılacağına dair bir şey konulmadığını, ancak ... Beyin ... davalı şirkete dava açacağını söylediğini, kendisi geldiğinde ... LTD olarak ortak olduklarını, fakat Yönetim Kurulu toplantılarında ... beyin ... beye “bu şirketi sen kurdun, kararı sen ver” dediğini, son toplantıda ... beyin "...' ın kağıdını, kalemini, hiçbir şeyini kullanmayacak. Herkes kendi adına iş yapsın" dediğini beyan ettiği görülmüştür.
G E R E K Ç E: Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve ticaret unvanının terkini davasıdır.Mahkemece davanın kabulüne, davalı şirketin ticaret unvanından "..." ibaresinin çıkartılmasına karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekili davacının ticaret unvanı ve markanın sahibi olan ortağı olduğu şirket adına bu davayı açamayacağını belirterek husumet nedeniyle istinaf talebinde bulunduğundan, öncelikle usule ilişkin istinaf talebi incelenmiştir.TTK’nun 52. maddesi uyarınca, ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibinin, bunun tespitini, yasaklanmasını, haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüz sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını talep edebileceği düzenlenmiştir.Yine marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi davası da marka sahibi veya aksi sözleşmede kararlaştırılmadıkça marka üzerinde inhisari lisans sözleşmesi ile hak sahibi olanlar tarafından açılabileceği SMK hükümleri ile sabittir. Dosya incelendiğinde davacının ticaret unvanı ve marka sahibi olan ... Anonim Şirketinin iki ortağından ve yetkililerinden birisi olduğu, şirketin halen tüzel kişiliğinin devam ettiği, dava konusu markanın basit ya da inhisari lisans sahibi olduğunu iddia ve ispat etmediği gibi dosya içinde davacının, dava dışı şirkete ait marka üzerinde rehin ya da intifa hakkına sahip olduğuna dair bir bilgi de bulunmadığı tespit edilmiştir. Marka ve ticaret unvanının sahibi olan dava dışı şirket hesabına tazminat istemi içermeyen bu nitelikteki davayı, şirket ortağı ve yetkilisi olan davalının açma yetkisi bulunmadığından, davayı davalının eylemlerinden zarar gören şirket tüzel kişiliğinin açması gerekmektedir. Bu durumda davacının markaya tecavüz ve buna bağlı olarak ticaret unvanının terkini davalarını açabileceğinden söz edilebilmesi mümkün değildir. Davaların dayanağı dava dışı şirketin marka ve ticaret unvanı hakkından kaynaklandığından, davacının marka hakkına tecavüz ve ticaret unvanının terkini istemlerine ilişkin talepleri yönünden aktif dava ehliyetinin bulunmadığı değerlendirilmeksizin, davanın HMK’nun 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, "TTK.nın 52/1. ve SMK. nın 25/2. maddelerine ek olarak Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyetinin unsurlarından olan davacı olma hakkı kapsamı da bir arada değerlendirildiğinde, davacının şirket ortaklığından kaynaklı kişisel bir hakkının ihlal edildiği ve iş bu davayı açmakta hukuken menfaati olduğu kanaatine ulaşıldığı, yine, TMK.nın 2. maddesi uyarınca "herkes hak ve borçlarını yerine getirirken iyi niyet kurallarına uymakla yükümlüdür" denilmek sureti ile kötü niyetli davranışın hiç bir şekilde korunamayacağı, davalı şirketin ticari unvan tescilinin kötü niyetli olarak tescil edilmesi sonucuna ulaşıldığından, davacının iş bu davayı açamaması halinde hukuk düzenince kötü niyetin korunmuş olacağı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.Tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin esasa ilişkin istinaf talepleri incelenmeksizin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, HMK’nun 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca davacının aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-2. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 18/11/2021 tarihli, 2020/264 Esas, 2021/199 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,HMK’nun 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca davacının taraf ehliyetinin bulunmaması nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,3-İlk derece yargılaması yönünden; -Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı vekiline Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine,4-İstinaf yargılaması yönünden; a-Davalı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine,b-İstinaf yargılaması sırasında davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 50,00TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 270,70 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 19/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38