SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 16. HD 2022/571 E. 2024/109 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/571

Karar No

2024/109

Karar Tarihi

19 Ocak 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2022/571 Esas

KARAR NO: 2024/109 Karar

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 04/11/2021

NUMARASI: 2019/161 E. - 2021/191 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)

KARAR TARİHİ: 19/01/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin, 11.01.2013 tarihinden itibaren on yıl müddetle geçerli olmak üzere 20.01.2014 tarihli tescil belgesi ile "..." markasını Türk Patent Enstitüsü nezdinde ... numarası ile kendi adına tescil ettirdiğini, ayrıca ... numaralı "..." markasının da kendisine ait olduğunu, yapılan araştırmalar sonucunda davalının "..." markası ile işletme adı olarak "..." şeklinde müvekkiline ait markaları kullanarak, aynı mahiyette ürün/mal ürettiğinin, satışa arz ettiğinin ve sattığının ve markasını kullandığının tespit edildiğini, taklit ve marka kullanılarak aynı mahiyette olduğu tespit edilen ürünleri, kendi satış dükkanlarında ve çeşitli kargo firmalarıyla kayıt dışı ve kayıt içi olarak yurt içinde "taklit" malların satışının gerçekleştirildiğini ve halen de davalının dükkanlarında marka tecavüzü yapılarak, satışların devam ettiğini, müvekkili adına tescilli markaların aynısını taklit etmek suretiyle kullanan davalının, müvekkilinin müşterilerine ve kazancına haksız biçimde el attığını belirterek, müvekkiline ait tescilli markalara yönelik tecavüz ve haksız rekabetin öncelikle tespiti, tedbiren durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu sebeplerle müvekkilinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini için fazlaya ilişkin ve başkaca talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla taraflarınca belirlenmesi mümkün olmayan maddi tazminat miktarından şimdilik 10.000,00 TL ile 20.000,00 TL manevi tazminatın taraflarına ödenmesine, verilecek hükmün Türkiye çapında tirajı en yüksek 3 gazetede ikişer hafta ara ile iki defa yayınlanmasına karar verilmesini ve taklit ürünlerin toplatılarak taraflarına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

TEFRİK KARARI: Mahkemece maddi ve manevi tazminat talepleriyle ilgili dava bu davadan tefrik edilerek, ayrı bir esasa kaydedilmiş ve 28/06/2019 tarihli, 2019/163 Esas, 2019/56 Karar sayılı kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...' in 2001 yılından bu yana "... Mah. ... Caddesi No:..." adresinde bulunan işyerinde "..." işyeri adı ile ve kendi adına vergi kaydı ile ayakkabı satış işi yaptığını, müvekkilinin 2012 yılı sonlarında "... Mahallesi ... Caddesi No: ..." adresinde bulunan ve ... adlı kişiye ait "... " isimli dükkanı devraldığını, bu işyerinin "..." ismi ile uzun yıllardır işletildiğini, ... tarafından Pendik Belediyesi'nden 2007 yılında alınan "..." adlı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı sunulduğunu, müvekkilinin işyerini devraldıktan sonra ...' in müvekkilinin yanında 2-3 yıl ücretli olarak çalıştığını, müvekkilinin işyerinin adını ve tabelasını değiştirmeden işyerinin önceki dükkanın şubesi olarak vergi kaydını yaptırarak işletmeye başladığını, müvekkilinin 2013 yılı başında "..." markasının adına tescili için başvuru yaptığını, bu markayı tabelasında kullanma iznini aldığını, fakat yatırılması gereken ücreti yatırmadığını, davacı ...'in de ...'in yanında çalıştığını, daha sonra bu işyerinden ayrıldığını ve kendi işyerini açtığını, davacının 2013 yılı başında "..." ve "..." isimlerini marka olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin, davacının "..." adını marka olarak tescil ettirmesi üzerine "..." markasını tescil ettirmekten vazgeçtiğini, müvekkilinin "... Mahallesi ... Caddesi No: ..." adresindeki işyerini devraldığında bu işyerinin tabelasının "..." olduğunu ve iş yerinde de "... " markalı kadın ayakkabıları satıldığını, "..." baskılı poşetler bulunduğunu, müvekkilinin devraldığı işyerindeki bu malları tüketene kadar kullandığını, müvekkilinin "..." ürünleri sattığı için işyerinin tabelasını "..." olarak değiştirdiğini ve kendisinin "..." markalı ayakkabı ürettirmediğini, davacının müvekkili tarafından markasına tecavüz edildiği iddiasının doğru olmadığını, müvekkilinin tabelasında uzun süredir "..." yazdığını ve "..." markalı ayakkabı satılmadığını, davacının Pendik'te "..." tabelalı iki dükkanının bulunduğunu ve bunlarda bebek ayakkabısı satıldığını, davacının marka hakkına tecavüz edildiğini iddia ettiği müvekkiline ait dükkanda ise kadın ayakkabısı satıldığını, yani davacının ürünleri ile müvekkilin ürünlerinin karıştırılarak davacının bir zarara uğramasının mümkün olmadığını, müvekkilinin "..." markasını uzun süredir kullanmadığını ve "..." markalı ürün satmadığını belirterek, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/11/2021 tarihli 2019/161 E. - 2021/191 K. sayılı kararıyla; "... davalı iş yerinde bulunan kadın ayakkabıları üzerinde ... markasının bulunduğu, ayrıca iş yeri tabelasının da tespit tarihi itibariyle ... şeklinde olduğu, buna göre davacının ... numaralı ... markasının 25. Sınıfta ve ... numaralı ... markasının 25 ve 35. Sınıfta tescilli sahibi olduğu davalının ... ibareli herhangi bir tescilli markasının olmadığı, taraf ticari faaliyetlerinin ortak olarak ayakkabı satışı üzerine olduğu, her ne kadar davalı kadın ayakkabısı sattığını iddia etmiş ise de her iki tarafın da ortak olarak ayakkabı satışında bulunması taraf kullanımlarının birebir aynı olacak şekilde ... olarak kullanılması, davacının ... ibareli tescilli marka sahibi olması karşısında davalı eyleminin 6769 Sayılı Yasanın 29/1-b maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin anlaşıldığı, her ne kadar davalı tarafından TPMK' nın ... numarası ile ... ibareli marka başvurusu olmuş ise de bu marka başvurusunun davacının itirazı üzerine reddedildiği, kaldı ki davalının bu başvurusunun 12/08/2013 tarihinde olduğu, davacının davaya dayanak ... numaralı ... markasının ise 11/01/2013 tarihinde tescil edildiği, buna göre davacının ... markasının davalıya göre öncelik ve üstün hak sahibi olduğu, davalının gerek tabelalarda gerek ayakkabılar üzerinde davacıya ait ... markasını kullanmasının davacının ... numaralı ... markasına yönelik marka hakkına tecavüz eylemi şeklinde olduğu ayrıca tarafların hem aynı iş kolunda faaliyet göstermeleri her iki tarafında ayakkabı satışıyla iştigal etmesi ve iş yerlerinin de yakın olması sebebiyle ortalama tüketici nezdinde taraf markalarının tek bir kişiye aitmiş gibi algılanıp karıştırılma ihtimali yaratabileceği yine davalının davacıya ait ... markası sebebiyle haksız kazanç elde etme ihtimali de değerlendirilerek eylemin aynı zamanda haksız rekabette teşkil ettiği" gerekçesiyle " Davanın KABULÜ ile, davalı tarafından davacının ... numaralı ... markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda davalı tarafından satışa sunulan ürünler üzerinde bulunan ... ibareli tüm ürünlere buna ilişkin ilan, reklam, ve yazılı belgelere v.s. tüm materyallere el konulmasına, el konulan ürünlerden ... ibaresinin silinmesine, silindikten sonra davalıya iadesine, silinmesi mümkün değilse, karar kesinleştiğinde imhasına, hükmün ilanı talebi uygun bulunmadığından hükmün ilanına gerek olmadığına" karar verilmiştir.

İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkili ...'in 2001 yılından bu yana "... Mah. ... Caddesi No:..." adresinde bulunan işyerinde "..." işyeri adı ile ve kendi adına vergi kaydı ile ayakkabı satış işi yaptığını, 2012 yılı sonlarında "... Mahallesi ... Caddesi No: ..." adresinde bulunan ve ... adlı kişiye ait "..." isimli dükkanı devir aldığını, ... Pendik Belediyesi'nden 2007 yılında aldığı "..." adlı işyeri açma ve çalışma ruhsatını dosyaya sunduklarını, müvekkilinin işyerini devraldıktan sonra ... müvekkilin yanında 2-3 yıl ücretli olarak çalıştığını, müvekkilinin işyerinin adını ve tabelasını değiştirmeden işyerinin önceki dükkanın şubesi olarak vergi kaydını yaptırarak işletmeye devam ettiğini, 2013 yılı başında "... " markasının adına tescili için başvuru yaptığını, ancak gereken ücreti yatırmadığını, müvekkilin devraldığı işyerindeki "..." markalı ayakkabı ve poşetler tüketene kadar markayı kullanmaya ve satmaya devam ettiğini, halen "..." adını kullandığını, ...'in "..." ismi ile 1980 yıllarından itibaren iş yerinin işletildiğini, dosyaya Pendik Vergi Dairesi'nden gelen cevapta ...’in 1987 yılında vergi kaydının başladığı ve " ..." unvanını kullandığının belirtildiğini, yine 2007 tarihinde ... tarafından Pendik Belediyesi'nden alınan ve işyerinin unvanının "..." olduğu işyeri açma ve çalışma ruhsatı bulunduğunu, Duruşmada dinlenen davacı tanığı ... , davalı ...'in dava konusu dükkanı devraldığında , dükkanın adının "..." olduğunu belirttiğini, yine davalı tanığı ... da dava konusu dükkanın ... tarafından uzun yıllar "... " unvanı ile kullanıldığını ve müvekkili tarafından dükkanın devir alındığını, tanık ... ise , ...’ye ait dükkanın ... ile tanıştıkları 2000 yılında " ..." unvanın kullandığını ve bu dükkanın sonra ... tarafından devir alındığını belirttiklerini,Tüm dosya kapsamından müvekkilin devraldığı işyerinin 1980’li yıllardan itibaren ... olarak faaliyette bulunduğu ve müvekkil tarafından 2012 yılı sonunda devir alındığı, yani müvekkilinin eskiye dayalı kullanım hakkı bulunduğunun sabit olduğunu, bu nedenle açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemenin davacı tarafından yaptırılan İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/2243 D. İş sayılı dosyasındaki tespitlere dayanarak karar verdiğini, ancak davacının şahidinin dahi müvekkilin dava tarihinde artık "..." ibaresini kullanmadığını belirttiğini, her davanın açıldığı tarihteki duruma göre değerlendiileceğini, dava tarihinde müvekkilinin "..." unvanını kullanmadığını ve bu unvandaki hiç bir ürünü satmadığını belirtmelerine ve bunu ispat etmelerine rağmen Mahkemenin savunmalarını dikkate almadın karar verdiğini,Davacının bebek ayakkabısı, müvekkilinin ise kadın ayakkabısı sattığını, yani davacının ürünleri ile müvekkilinin ürünlerinin karıştırılarak davacının bir zarar uğramasının mümkün olmadığını belirterek, bu nedenle Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini bildirmiştir.

DELİLLER: Dosyada bulunan TPMK kayıtları incelendiğinde; 11/01/2013 başvuru tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının 25. sınıfta "Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler. Ayak giysileri. Baş giysileri." için davacı adına tescilli olduğu, 11/01/2013 başvuru tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının da 25 ve 35. sınıflarda davacı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/2243 D.İş sayılı dosyasından alınan 04/04/2016 tarihli bilirkişi raporunda; tespit isteyen davacı adına 25. sınıfta tescilli "..." ibareli ... sayılı markanın karşı tarafın işyerindeki ürünler üzerinde "..." şeklinde ve işletme adı olarak da "..." şeklinde kullanıldığı, her iki kullanımın tescile dayalı olmadığı, bu kullanım şekillerinin tespit talep edenin tescilli marka haklarına aykırı olduğu, tespit isteyen adına 25. ve 35. sınıflarda tescilli "..." ibareli ... sayılı markanın karşı tarafın işyerindeki ürünler üzerinde "..." şeklinde ve işletme adı olarak da "..." şeklinde kullanıldığını, her iki kullanımın tescile dayalı olmadığı, bu kullanım şekillerinin tespit talep edenin tescilli marka haklarına aykırı olduğunun tespit edildiğine dair görüş bildirildiği anlaşılmıştır.Dinlenen davacı tanığı ... beyanında; davacının iş yerine komşu tekstil işi ile uğraştığını, yaklaşık 15 yıldır davacıyı tanıdığını, 15 yıldır ... tabelasını kullandığını, ayrıca kendisi ayakkabı markalarında da “...” ibaresini kullandığını, davalı ...’i tanıdığını, onun da komşusu olduğunu, kendisinin yine bir kunduracı dükkanı devraldığını, yaklaşık 8-10 yıl olduğunu, devraldığı dükkanın tabelasında “... “ismi olduğunu, bunu bu şekilde bir süre kullandığını, tahminen 2 - 3 yıl kullandığını, fakat daha sonra bu tabelayı indirdiğini, sonra başka bir isimle kullandığını, ama ismi hatırlamadığını, fakat ... markasını ilk kullananın ... olduğunu, 2006 yılında iş yerini açtığını, öncesini bilmediğini, fakat iş yerini açtığında ... “...” isimli dükkanının mevcut olduğunu, ...’den önce dükkanı işletenin ... isimli şahıs olduğunu, onun da “...” ismi ile dükkanı işlettiğini, fakat ...’ın kendisine markanın kendisine ait olduğunu, fakat kullanmalarına müsaade ettiğini söylediğini beyan etmiştir. Dinlenen davalı tanığı ... beyanında; ayakkabı imalatçısı olduğunu, ...’yi yaklaşık 7-8 yıldır tanıdığını, ...’nin devraldığı dükkanın sahibi olan ... ise ondan 4-5 yıl önce tanıdığını, ... ile 2007-2008 yılında tanıştığını, kendisinin Pendik te “...” isimli bir iş yeri olduğunu, daha sonra dükkanı ...'e devrettiğini, her ikisine de ayakkabı verdiğini, ...’nin belli bir süre iş yerinin adını “...” olarak kullandığını, fakat daha sonra değiştirdiğini, davacıyı tanımadığını, onun dükkanı hakkında bilgisi olmadığını, ...’nin dükkanı satın aldıktan sonra ...’nin yaklaşık 1 yıl dükkanda ...’nin yanında çalıştığını, o süre içerisinde “...” isminin kullanıldığını, hatta ...’nin kendisine “ismi kullanmasında sakınca yok, benim için daha iyi” dediğini beyan etmiştir.Dinlenen davalı tanığı ... beyanında; ayakkabı imalatı yaptığını, ... 2000 yılının ortasında tanıdığını, kendisine ayakkabı yaptığını, daha sonra kendisi dükkanını ...’ye devrettiğini, dükkanın isminin “...” olduğunu o tarihten beri bildiğini, ...’nin dükkanı ... devraldığını, ...’nin dükkanını “...” diye işlettiğini, aynı isimle ...’ye devrettiğini, ...’nin bu isimle kullandığını, ...’nin de ...’nin beyin yanında çalıştığını, sonra ismini değiştirdiğini, “...” markasını ...’ye ait olduğunu ve dükkanın bu isimle birlikte ...'ye devredildiğini bildiğini, davacı ... tanımadığını, onun dükkanın ne zamandır “...” ismi ile işletilip işletilmediğini bilmediğini beyan etmiştir.

G E R E K Ç E: Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasıdır.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin “...” markasıyla ilgili 25. sınıfta marka kullanımında öncelik hakkının müvekkiline ait olduğuna dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; Mahkemece Pendik Belediye Başkanlığı’na davalının “ ...” isimli iş yerini devraldığını iddia ettiği ... ’e ait iş yeriyle ilgili yazılan müzekkere cevabının dosyada mevcut olmadığı, Pendik Vergi Dairesi’nden gelen 07/02/2020 tarihli yazı cevaplarına göre ...’in 01/01/1987 tarihinden itibaren ayakkabı terlik perakende ticaretiyle ilgili vergi kaydının mevcut olduğu, "... mahallesi, ... sokak, No:... Pendik/İSTANBUL" adresinde "... " adıyla işlettiği işyerini 05/09/2005 tarihinde kapattığı, aynı işine "... mahallesi, ... sokak, No:... Pendik/İSTANBUL" adresinde devam ettiği, bu iş yerini de 31/12/2012 tarihinde kapattığının bildirildiği, dinlenen davacı ve davalı tanıklarının da davalının iş yerini ...’den devraldığını ve ...’in iş yerinin adının "..." olduğunu beyan ettikleri tespit edilmiştir.Davalı bu iş yerini devralmış olması nedeniyle ...’in işletme adı ve marka kullanımıyla ilgili haklarının da sahibi olur. Bunun aksine bir delil dosyada bulunmadığı gibi, aksine tanık anlatımları ile ... ’in aynı isimle işletilen davalıya ait iş yerinde yaklaşık bir yıl kadar sigortalı olarak çalıştığı tespit edilmiştir. Bu durumda bahsi geçen 25. sınıf hizmetler kapsamında "..." ibaresinin ilk kez davalının işletmeyi devraldığı ... tarafından mı yoksa davacı tarafından mı kullanıldığının Mahkemece araştırılması gerekir. Zira Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca bir işaret üzerinde öncelik hakkı sahibi olan kişilere karşı daha sonraki bir tarihte gerçekleşen marka sahipliğinden kaynaklanan haklar ileri sürülemez. Diğer bir deyişle; tescilli marka sahibi, öncelik hakkı bulunan kişiye karşı dava açarak onu bu işareti kullanmaktan men edemez. O halde somut uyuşmazlıkta, Mahkemece ...’e ait iş yeriyle ilgili iş yeri açma ve devir belgelerinin Pendik Belediye Başkanlığı’ndan yeniden istenmesi, davacının marka tescil başvurusunda bulunduğu 11/01/2013 tarihinden öncesine ait tarafların ticari kayıtları üzerinde bir muhasip ve bir marka uzmanı bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, "..." markasını taraflardan hangisinin daha önce kullandığı tespit edilerek, buna göre değerlendirme yapılması gerektiği halde, davalının bu yöndeki savunmaları incelenmeksizin ve bu konuyla ilgili bir gerekçe yazılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenle davalı vekilinin diğer istinaf talepleri incelenmeksizin, öncelik hakkına ilişkin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, marka üzerinde öncelik hakkının belirlenmesi için deliller tam olarak toplandıktan sonra değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 04/11/2021 tarihli 2019/161 E. - 2021/191 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalı tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderleri olarak;a)Davalı avansından kullanıldığı anlaşılan; 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 133,00 TL tehir-i icra karar harcı ile 50,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, b)Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 19/01/2024 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkonususınaitpmk'kararistinafİstemli)tefrik(TecavüzünistanbulMarkaGiderilmesianadolumahkemekararıdelillerhaklarfikrikabulüdosyabaşvurusuhukukcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim