İstanbul BAM 16. HD 2024/604 E. 2024/1036 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2024/604
2024/1036
30 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/604 Esas
KARAR NO: 2024/1036 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/02/2024
NUMARASI: 2023/189 E. SAYILI ARA KARAR
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 30/05/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
TALEP: Davacı vekili talep dilekçesinde; müvekkili ... Anonim Şirketi'nin, "..." olarak bilinen grup şirketlerinden birisi olduğunu, müvekkilinin, ticari faaliyetleri gereği bir çok firmadan reklam ve tanıtım desteği aldığını, müvekkilinin, 2014 yılında davalıdan danışmanlık hizmeti aldığını, müvekkilinin, yine davalı şirket yetkilisinin yetkili şahıs olduğu dava dışı ... A.Ş 'den hem danışmanlık hizmeti aldığını, hem de dava konusu " ..." markası iş bu şirket adına kayıtlı iken , şirket ile birlikte marka dahil olacak şekilde tüm mal varlığı ile satın aldığını, ... ile müvekkili arasında haksız rekabet ve şirket devir sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalı dava konusu "..." ibareli markayı hiçbir şekilde kullanmayacağını ayrıca sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren 3 yıl boyunca da İstanbul'da ticari faaliyette bulunmayacağını, sözleşmenin süresinin 31.12.2014 tarihinde bitmesine karşılık, davalının 2014 yılında, bire bir aynı sektörde ticari faaliyette bulunmak amacıyla , iş bu dava konusu " ..." ibareli markanın adına tescili için marka başvurusunda bulunduğunu, davalının iş bu markayı kötü niyetle tescil ettirmiş olup, bu durumun 6769 Sayılı SMK' nın 6/9. maddesine aykırı olduğunu, davalının, müvekkiline ait "..." ibareli markayı Google arama motorunda anahtar sözcük olarak kullanığını, bu sebeple, hitap edilen tüketici kitlesi arama motoruna müvekkiline ait "..." yazdığında, davalıya ait "..." ibareli davalı web sitesinin "ücretli sponsorluk" alanında ilk sırada çıktığını, bu nedenlerle davalı adına tescilli ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı " ..." ibareli markaların üçüncü şahıslara devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı adına tescilli ... numaralı " ...", ... numaralı "...", ... numaralı "..." ibareli markanın kullanımın durdurulmasına, engellenmesine ve men'ine, davalı markasına haiz her türlü katalog, broşür, belge, resim, tabela, antetli kağıt ve reklam ürünü gibi markayı içeren ürünlere el konulmasına, ibarenin yer aldığı instagram, twitter ve tüm sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesine ve durdurulmasına, dava konusu markaların , markanın tescilli olduğu alanda ve davalı yanca, her türlü online mecrada anahtar sözcük, kaynak sözcük kullanımının durdurulmasına ve engellenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
TEDBİR TALEBİNİN REDDİ KARARI: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 20/02/2024 tarihli 2023/189 E. sayılı ara kararıyla; "...bilirkişi raporuna göre HMK 389 ve SMK 159 maddeleri uyarınca yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı anlaşıldığı" gerekçesiyle davacı vekilinin tedbir talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davalının müvekkiline ait markayı ticari etki yaratacak şekilde arama motorunda ve web sitesinde anahtar sözcük/kaynak kod olarak kullandığını, Konuya ilişkin Doç. Dr. ...'ndan aldıkları mütalaayı dosyaya sunduklarını, bilirkişi incelemesi yapılmasını Mahkemeden talep ettiklerini, ancak Mahkemece tensip tutanağı ile ihtiyati tedbir taleplerinin deliller toplandıktan sonra değerlendirilmesine karar verildiğini, Davalının müvekkili ile davalı şirket yetkilisi arsında imzalanan sözleşmeyi kabul ettiğini, "..." markasını ve benzerlerini kullanmayacağını ve devir tarihinden itibaren 5 yıl ticari faaliyette bulunmayacağı taahhüt ettiğini, müvekkilinin markasını ve ticari faaliyetlerini bildiği,Mahkemece davalının internet ortamında müvekkiline ait markayı ticari etki yaratacak şekilde kullanıp kullanmadığına ilişkin bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, bilirkişi raporunda yalnızca esasa ilişkin iltibas incelemesi yapıldığını, bu tespitler yapılmadığı için müvekkilinin mağdur olduğunu,Düzenlenen raporun hatalı olduğunu, bilirkişinin bu sektörde uzman olmamasına rağmen yanlış hukuki değerlendirmeler yaptığını,Mahkemece rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, internet üzerinde delil tespiti yaptırılmadan ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, Asya ve Avrupa nezdindeki (Euroasia) tüm yabancı yatırımcılar, müşterilere hitap edecek bu organizasyonun İstanbul'da gerçekleştiğini, hitap edilen tüketici kitlesinin, pazarlama ve satış alanlarının aynı olduğunu, davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde de bu durumun kabul edildiğini, Müvekkilinin müşterilerinin davacıyı takip ettiklerini zannederek sosyal medyadan davalıyı takip ettiklerini, bu durumu müvekkiline bildirdiklerini,Bu konuda inceleme yapılmaksızın yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tebdir talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/189 Esas, 20702/2024 tarihli ara kararına itiraz ettiklerini, ara kararın kaldırılmasına, yeniden inceleme yapılmasına, HMK'nun 389 ve devamı maddeleri ile SMK'nun 159. ve devamı maddeleri uyarınca Google arama motoru üzerinden inceleme yapılmasına, müvekkiline ait "... " ibareli markanın davalı tarafından anahtar sözcük yahut yönlendirici sözcük olarak kullanıldığının tespitine, bu amaçla davalıya ait ... ibareli web sitesi üzerinde inceleme yapılmasına, iş bu site içinde de müvekkiline ait "..." ibaresinin kullanılıp kullanılmadığının tespitine, marka hakkı ihlalinin tespitine ve diğer itirazları ile birlikte, yeniden rapor tanzimine, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; ... numaralı "..." markasının 16, 35, 38 ve 41. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 35 ve 41. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 35. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 35 ve 41. sınıflarda davacı adına tescilli oldukları, ... numaralı "...+Şekil" markasının 16, 35 ve 41. sınıflarda, ... numaralı "...+Şekil" markaının 16, 35 ve 41. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 03 ve 05. sınıflarda davalı şirket adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince marka uzmanı ... alınan 16/02/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "...davalıya ait ... tescil no.lu ve ... tescil no.lu markalar açısından SMK m.6/1 açısından hükümsüzlüğe ilişkin şartların mevcut olmadığını, tanınmış markaya ilişkin değerlendirme yapılabilmesi için dosyada yeterli belge olmadığından, SMK m.6/5 kapsamında Davacı markasının tanınmışlığına dair bir değerlendirme yapılamamakla birlikte SMK m.6/1 kapsamında markaların benzemediği tespiti de göz önüne alınacak olursa SMK m.6/5 açısından şartların mevcut olmadığı, davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek SMK m.6/9 kapsamında hükümsüzlük kararının takdirinin mahkemeye ait olduğunu, davalı kullanımının, SMK'nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına iltibas oluşturmayacağı tespit sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup, işbu tespitler doğrultusunda, markaya tecavüze ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği açısından nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğunu, davalının, davacının markası ile karıştırmaya yol açacak bir kullanım sergilemediği tespit edilmekle birlikte, Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/5189 Esas ve 2022/1852 Karar ve 14.03.2022 tarihli kararı göz önüne alınarak, Davalı kullanımının TTK m.55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağına dair nihai hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu" hususlarını bildirdikleri görülmüştür.
G E R E K Ç E: Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, marka hükümsüzlüğü davasıdır.Davacı tarafça davalının marka kullanımlarının durdurulması ve yasaklanması için ihtiyati tedbir talep edilmiş, Mahkemece yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar vermiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; alınan bilirkişi raporunda yalnızca markaların benzer olup olmadıklarına dair inceleme yapıldığı, bilirkişi tarafından markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığına dair görüş bildirildiği, davalının davacıya ait markayı internet ortamında anahtar sözcük/yönlendirici kod olarak kullanılıp kullanılmadığına dair bir bilirkişi incelemesi yapılmadığı, bu aşamada dosyada internet kullanımlarıyla ilgili bir delil bulunmadığı, HMK’nun 390/son maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiği, dosya kapsamına göre bu aşamada yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği, yargılama sırasında yeniden bilirkişi incelemesi yapılması veya yeni deliller sunulması halinde HMK’nun 396/1. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin her zaman değerlendirilebileceği, mevcut delil durumuna göre Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 30/05/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45