İstanbul BAM 16. HD 2022/1966 E. 2024/1030 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2022/1966
2024/1030
29 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1966 Esas
KARAR NO: 2024/1030
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/02/2022
NUMARASI: 2021/56 Esas 2022/18 Karar
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN
2017/1188 ESAS, 2019/415 KARAR SAYILI DOSYASINDA
DAVANIN KONUSU: Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/05/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DAVADA:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, mobilya sektöründe TPMK nezdinde ... tescil numarasında kayıtlı tescillenmiş "..." markası ile tanındığını, davalının müvekkili ile akdettiği tarihsiz Bayilik Sözleşmesi gereğince müvekkili şirketin bayisi olduğunu, davalının da katıldığı bayiler toplantısında, 16/12/2015 tarihli bu protokolde oybirliği ile satışlarda yapılacak iskonto oranlarının belirlendiğini ve buna aykırı hareket halinde uygulanacak yaptırımların hüküm altına alındığını, bayiler toplantısından bir süre sonra davalının müvekkilinin onayı olmaksızın, sözleşme ve protokol hükümlerine aykırılık oluşturacak şekilde kampanya başlattığının öğrenildiğini, davalının eylemlerine son vermesi için uyarıldığını ancak eylemlerini sürdürmesi üzerine 08/07/2016 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini, davalının haksız rekabet eylemlerine devam ettiğini ve müvekkiline ait ürünlerin taklidini ve ayrıca başkaca markaların ürünlerini de sattığının öğrenildiğini, davalının bayilik sözleşmesinin kurulması sırasında verdiği 6 adet çekin ...'nın kapatılması sebebi ile bu çeklerin hiçbir hukuki ve ticari mahiyetinin kalmadığını, davalının bayilik sözleşmesinin feshedilip mal satışı durdurulmasına karşın ... tabelasını kaldırmadığını, bayileriymiş gibi davranmaya devam ettiğini, bu hususlarda delil tespitleri yaptırıldığını ileri sürerek, 6 adet toplamda 157.665,00-TL tutarlı karşılıksız çek bedelinin, davalının haksız olarak yapılan iskonto bedellerinin iadesine ilişkin toplamda 23.649,75 TL iskonto iade bedelinin, toplam 179,816.63 TL alacak bedelinin 28/07/2016 tarihli ihtarname tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kar kaybı ve sözleşme ekinde yer alan mutabakat belgesine göre davalı lehine gerçekleştirilen edimlerin karşılı belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000,00 TL’nin davalıdan fesih tarihi olan 08/07/2016’dan itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, davacıdan bayiliğin alınmasının ardından açılan mağazada bayi yetkilileri tarafından şifai olarak alınan onay neticesinde müvekkili tarafından kampanya düzenlendiğini, davacı tarafça yapılan fesih işleminin haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin fiili açılış tarihi olan 15/09/2015 tarihinden 15 ay sonra davacı şirketin satış fiyatlarında %65'e varan zam uygulaması yaptığını, bayilerine verilmiş olan ürünlerin yeni modellerini üretip piyasaya sürerek müvekkilinin elinde bulunan ürünlerin sezon sonu ve eski sezon ürün yelpazesine düşmesine sebep olduğunu, müvekkilinin bayilik sözleşmesinin genel kuralı olan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, dava dilekçesinde taraflar arasında mutabık kalınan davacı tarafından karşılanacak harcamalar ve yapılacak destekler(yıllık kira desteği hariç) iddia edildiği gibi ödendiğini ancak sözleşmenin haksız feshinden sonra yapılan bu ödemelerin müvekkiline fatura edildiğini, bayiliğin alınmasından bu yana iki yıldan fazla süre geçmesine rağmen sözleşmede taahhüt edilen kira desteği ve davacı şirket tarafından karşılanması gereken diğer masrafların halen müvekkiline ödenmediğini, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un ilgili maddeleri ışığında bayiler toplantısında alınan kararların hukuka aykırılık teşkil ettiğinden kesin olarak hükümsüz olduğunu, müvekkilinin davacının iddia ettiği gibi müşterilerini kandırma, bayiymiş gibi davranma durumunun söz konusu olmadığını, müvekkilinin ödemelerini çekle veya nakit olarak yaptığını, hiçbir zaman borçlu duruma düşmediğini, müvekkilinin bayi olduğunu, hiçbir zaman üretim yapmadığını, davacı şirketin ürün göndermeyerek müvekkilini zor durumda bıraktığın, hukuka aykırı ve usulsüz olarak kesilen faturaları kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVADA: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin davalı ile imzaladığı 5 yıllık bayilik sözleşmesi ile "..." markasının bayiliğini aldığını, müvekkilinin fiili açılış yaptığı 15/09/2015 tarihinden yaklaşık on beş ay sonra davalı firmanın %65'e varan zam yapıp yeni ürünlerini piyasaya sürdüğünü, davalının yüksek oranda zam yapması ve müvekkilinin mağazadaki mobilyaları almasından çok kısa bir süre sonra yeni koleksiyonunu tanıtması nedeniyle müvekkilinin elindeki mobilyaları bir an önce elden çıkarmak zorunda kaldığını, bu doğrultuda piyasada tutunmak ve diğer bayilerle rekabet edebilmek için kısa süre önce almasına rağmen güncelliğini yitiren mobilyalara %50'ye varan indirimler yapmak zorunda kaldığını, indirim yapmadan evvel davalı şirketten şifahi olarak onay alındığını, buna rağmen davalının bu indirimi bahane ederek 08/07/2016 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesini feshettiğini, davalı tarafın tek taraflı beyanı ile bayilik sözleşmesini feshetme yetkisinin bulunmadığı, bayilik sözleşmesinin ayakta olduğunu, ancak elindeki mobilyaların iade alınarak alacaklarının ödenmesi halinde feshi kabul edeceğinin cevabi olarak davalıya bildirdiğini, akabinde davalının geriye dönük olarak hukuka ve usule aykırı bir şekilde tanzim ettiği birtakım faturaları müvekkiline gönderdiğini, davacının aldığı tedbir kararı ile müvekkilinin parasını vererek davalı şirketten satın aldığı tüm mobilyaların yediemine kaldırıldığını, bayilik sözleşmesinde ve 16/12/2015 tarihinde yapılan bayilik toplantısında alınan kararlarda, indirim yapılması sonucunda sözleşmenin feshedileceği yönünde bir hüküm bulunmadığını, kaldı ki üreticinin bayilik sözleşmesi veya bayiler toplantısında alınan kararlar ile malın tüketiciye satım şartlarını belirlemesinin Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4/2-a bendinin ihlali anlamına geldiğini, bayilik sözleşmesinin haksız fesih nedeniyle müvekkilinin zararlarının oluştuğunu, müvekkilinin kazanç ve kâr kaybına uğradığını, yine müşteri portföyünü "..." markasına kazandırdığını, bayilik sözleşmesi gereği davalı şirketin kira desteği yapması gerekirken kira destek bedelini müvekkiline ödemediğini, ayrıca müvekkilinin davalıdan 87.354,60-TL cari hesap alacağının bulunduğunu, tedbir icrası ile müvekkilinin işyerinde muhafaza edilen mobilyaların bedelinin de tahsili gerektiğini, manevi zararın oluştuğunu, Tekirdağ'daki taşınmazlar üzerine davalı şirket lehine konulan ipoteğin fekki gerektiğini ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000,00-TL kazanç kaybı, 1.000,00-TL portföy tazminatı, 10.000,00-TL haksız olarak muhafaza edilen ürünlerin bedeli, 250.000,00-TL manevi tazminatın 21/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte; 271.000,00-TL kira desteği, 87.354,60-TL cari hesap alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte, davalıdan tahsiline, müvekkilinin davalı şirketten satın aldığı mobilyalar karşılığında keşide ederek davalıya verdiği ... Beylikdüzü şubesine ait ... numaralı hesaptan keşideli toplam 6 adet çek yönünden müvekkilinin borcunun olmadığının tespitine ve çeklerin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, mobilya sektöründe TPMK nezdinde ... tescil numarasında kayıtlı tescillenmiş "..." markası ile tanındığını, davalının müvekkili ile akdettiği tarihsiz Bayilik Sözleşmesi gereğince müvekkili şirketin bayisi olduğunu, davalının da katıldığı bayiler toplantısında, 16/12/2015 tarihli bu protokolde oybirliği ile satışlarda yapılacak iskonto oranlarının belirlendiğini ve buna aykırı hareket halinde uygulanacak yaptırımların hüküm altına alındığını, bayiler toplantısından bir süre sonra davalının müvekkilinin onayı olmaksızın, sözleşme ve protokol hükümlerine aykırılık oluşturacak şekilde kampanya başlattığının öğrenildiğini, davalının eylemlerine son vermesi için uyarıldığını ancak eylemlerini sürdürmesi üzerine 08/07/2016 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini, davalının haksız rekabet eylemlerine devam ettiğini ve müvekkili şirkete ait ürünlerin taklidini ve ayrıca başkaca markaların ürünlerini de sattığının öğrenildiğini, davalının, bayilik sözleşmesinin kurulması sırasında verdiği 6 adet çekin ...'nın kapatılması sebebi ile bu çeklerin hiçbir hukuki ve ticari mahiyetinin kalmadığını, davalının bayilik sözleşmesinin feshedilip mal satışı durdurulmasına karşın ... tabelasını kaldırmadığını, bayileriymiş gibi davranmaya devam ettiğini, bu hususlarda delil tespitleri yaptırıldığını savunarak, davasının reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; bayilik sözleşmesi gereği, üretici ve bayi arasındaki güven ilişkisinin temini amacıyla, üreticinin sadakat yükümlülüğü olduğu, üreticinin bayinin faaliyetlerine engel olmaması, zorlaştırmaması ve ona destek olması gerektiği, fesih hakkının, dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılması gerektiği, bayilik sözleşmesinde fesih hakkının kötüye kullanılıp kullanılmadığının tespitinde, çelişkili davranış yasağı, karşı tarafa zarar verme kastı veya hakkın amacından saptırılması kriterleri değerlendirilmesi gerektiği, somut olayda 16/12/2015 tarihli tarafların yer aldığı bayi toplantısında varılan mutabakata, belirlenen iskonto oranına uymayan bayiler için yaptırımın sözleşmenin feshi değil cezai yaptırım olarak öngörüldüğü, tarafların akdettiği bayilik sözleşmesinin 4.2.1 maddesi uyarınca bayiinin mali yükümlülükleri göze almak karşılığında iskonto oranını belirleyebileceği ve bu durumun sözleşmeye aykırılık teşkil etmeyeceği, taraflar arasındaki sözleşme ve mutabakat çerçevesinde davalının öngörülenin üzerinde iskonto oranı belirlemesinin-davalı bu oranın mali ve cezai yükümlülüklerine katlandığı sürece-sözleşmenin haklı fesih nedeni olmadığı hukuki kanaatine varıldığı, davalının yürüttüğü reklam ve tanıtım kampanyasının ise sözleşme ve mutabakata aykırı olmadığı gibi, bayilik sözleşmesi ile yükümlendiği malların sürümünü arttırmak edimine uygun düştüğü, davacının marka imajına zarar verici mahiyette olmadığı, bu durumda asıl davada davacının bayilik sözleşmesinin feshinden kaynaklı taleplerinin reddi cihetine gidildiği, asıl davaya konu marka ve tasarım hakkına tecavüzün kaldırılmasına yönelik talepler bakımından yapılan incelemede, taraflar arasında davacıya ait markaların ve tasarımların kullanımına ilişkin bir lisans sözleşmesi bulunduğu, sözleşmenin davacının bayilik sözleşmesinin feshine ilişkin davalıya gönderdiği bozucu yenilik doğuran ihtarname ile son bulduğu, feshin haklı yahut haksız olmasının, davalının, davacıya ait markaları ve tasarımları kullanma hakkının fesihle sona ermesi olgusunu değiştirmeyeceği, fesih tarihinden sonra Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/112 D.İş ve 2017/15 D.İş sayılı dosyaları kapsamında tespit olunan ayırd edilemeyecek şekilde benzer tasarımlara havi ürünler bakımından davacının davasının kısmen kabulüne karar verildiği, birleşen dosya bakımından yapılan değerlendirmede; bayilik sözleşmesinin davacı tarafça feshinin haksız olduğunun kabulü nedeniyle birleşen dosya davacısının bu haksız fesihten kaynaklı tazminat hakkının bulunduğunun da kabulü gerektiği, yoksun kalınan kazanç ve cari hesap alacağı bakımından tarafların delilleri ve ticari defterleri incelenmek suretiyle 05/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda ulaşılan sonuçların dosya içeriği ile uyumlu ve sunulan delillere göre isabetli olduğu kanaatiyle tam kabul kararı verildiği, sözleşmenin ihtarla feshedildiği dönem sonrası için birleşen dosya davacısının kira desteği almasının mümkün ve hakkaniyetli olmayacağı, portföy tazminatın varlığı ve miktarı hususunda davacının yeterli delil sunmadığı için hesaplama yapılamadığı, muhafaza altına alınan mallara ilişkin tazminat talebinin ise, söz konusu ürünlerin tasarım ve marka hakkına tecavüz oluşturduğu hususunun kabulü karşısında reddi cihetine gidildiği, sözleşmenin davalının haksız feshi dolayısıyla sona ermesi nedeniyle, birleşen dosya davacısı tarafından söz konusu sözleşme kapsamında verilen çekler yönünden borçlu olmadığının tespiti talebinin yerinde ve haklı olduğu kanaatine varıldığı, ihlal edilen hakkın boyutu, kusurun derecesi ve tarafların mali durumları nazara alınarak davalı 50.000,00 TL manevi tazminatın yeterli ve dengeleyici olacağı kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle, asıl davada davanın kısmen kabulü ile; davalıya ait adreste tespit olunan "..." markasını ve ibaresini ihtiva eden ürünlerin satışının durdurulmasına ve bu markayı içeren tabela, logo, görsel ve yazılı her türlü reklam vasıtalarının kaldırılmasına, davacıya ait ... (4) ve ... (1) tescil numaralı tasarımlar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu tespit olunan ve Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/15 D.İş sayılı dosyasında alınan raporla görsellerine yer verilen ürünlerin davalı tarafından satışlarının durdurulmasına, davacının bayilik sözleşmesinin feshinden kaynaklı tazminat taleplerinin tüm kalemler yönünden reddine, birleşen dava davacının davasının kısmen kabulü ile; bayilik sözleşmesinin haksız feshinden doğan, davacının yoksun kaldığı muhtemel kazanç olan 1.169.811,59-TL'nin, 50.000,00 TL manevi tazminatın 21/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte birleşen dosya davalısından alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 87.354,60-TL cari hesap alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte birleşen dosya davalısından alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine, 62.679,45 TL kira desteği alacağının 1.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren; bakiye kısmına 21/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte birleşen dosya davalısından alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ispatlanamayan portföy tazminatı alacağı talebinin reddine, muhafaza altına alınan mallara ilişkin tazminat talebinin reddine, birleşen dosya davacısının; ...-...-...-...-...-... seri numaralı çekler yönünden borçlu olmadığının tespitine, ipoteklerin fekki talebi yönünden dosyanın tefrikine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasında ileri sürdüğü vakıa ve beyanlarını istinaf dilekçesinde tekrar ederek; -Fesih sebeplerini düzenleyen sözleşmenin 15. madddesinde; bayinin sözleşme ile yüklenmiş olduğu yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde Vanessa'nın ihtarsız, tek taraflı şekilde feshedebileceğinin açıkça düzenlendiğini, ancak yerel mahkemenin sözleşmenin 15. maddesini hiçbir şekilde değerlendirmediğini, ayrıca yazılı bir onay gerektiği hususunu tamamen göz ardı ederek, davalının kendi sundukları dilekçedeki metinleri ezberlemiş tanıkların sözlü beyanlarına itibar ederek hüküm kurduğunu,-Yargılama aşamasında gönderilen bilirkişi heyetindeki, hiçbir hukuk öğrenimi olmayan orman mühendisi bilirkişisinin, her nasıl olduysa davalının indirim kampanyasının sözleşmeye göre fesih sebebi sayılamayacağı kanaatinde bulunduğunu, -Sözleşme metinleri oldukça açık ve net olmasına ve davalının da delil tespit davasıyla sözleşmeye aykırı davrandığı ispat edilmiş olmasına karşın, mahkemece nasıl bu şekilde bir karar verildiğinin taraflarınca anlaşılamadığını, -Kararın sonuç kısmında davalının ... markasını kullanmamasına yönelik talebinin kabulüne karar verildiğini, ancak tazminat taleplerinin reddine karar verildiğini, kararın kendi içinde çelişmekte olduğunu,-Mahkemece, sözlşmenin feshinin usulüne uygun olmadığı kanaatinde olunması halinde, bu talepleriyle bağlantılı olduğundan, müvekkilinin unvan, logo, markasının kullanılmama taleplerinin de de reddine karar verilmesinin gerekmekte olduğunu, -Davalı bayinin malların sürümünü arttırma yükümlülüğü bulunmadığını, önce sözleşmenin dikkate alınması gerektiğini, ancak mahkemece sözleşmede bulunmadığı halde böyle bir yükümlülüğü olduğundan bahisle mahkemece bayiler arası protokolün usulsüzlüğü yönünde karar verildiğini, bununla birlikte, bayi toplantısında düzenlenen protokolde de rekabetin yasaklanmadığını-malların sürümünün yasaklanmadığını- yalnızca üst sınır iskonto oranı belirlendiğini, mahkemece sözleşmenin 15. maddesi dikkate alınmadığı gibi, sözleşmede yer almayan ve bilirkişi tarafından uydurulmuş bir yükümlülükten yola çıkılarak, feshin haksız olduğu yönünde karar verilmesinin usul, yasa, hakkaniyete aykırı olduğunu,-Hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, İnegöl 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/32 Tal. sayılı dosyasından düzenlenen bilirkişi raporunda da açıkça hesaplama hataları bulunmasına karşın, mahkemece itirazlarının dikkate alınmaksızın ve hesaplamanın doğruluğu teyit edilmeksizin karar verildiğini, itirazıarında da belirttiğimiz üzere, raporda satış karı/ net satış şeklinde olması gerekirken brüt satış karı / maliyet şeklinde hesaplama yapıldığını, ancak bu hesaplanan şekilde bir kar marjının olmasının ticaret hayatında mümkün olmadığını, bilirkişiler tarafından açık bir maddi hata yapıldığını, ve neticede mahkemece bu hatalı rapora istinaden hatalı hüküm kurulduğunu, ileri sürerek asıl ve birleşen dava yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasında ileri sürdüğü vakıa ve beyanlarını istinaf dilekçesinde tekrar ederek; -Mahkemece asıl davada 1 numaralı hüküm fıkrasında öncelikle ".. markalı" her türlü reklam vasıtasının kaldırılmasına karar verilmiş ise de, ...'in haksız muhafaza işlemleri sonucunda bunların tamamının 21/09/2016 tarihinde söküldüğünü, dava tarihi itibarıyla ...'in bu konuda bir talepte bulunması hususunda meşru ve güncel bir yararı kalmadığını, davanın bu talep yönünden tam reddi gerektiğini, kaldı ki karar tarihinde bir kullanım söz konusu olmadığından da davadaki istemin konusuz kaldığını, bu yönler değerlendirilmeden talebin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,-Mahkemenin asıl davada, bazı ürünlerin satışının durdurulmasına dair verdiği kararın kendi gerekçesinin, dosyada alınan raporlar ve beraat kararı ile açıkça çeliştiğini, -Mahkemenin bu konudaki gerekçesini, fesih ihtarına dayandırdığını ve ihtarın tebliğ ile birlikte "kullanımın haksız şekle" dönüştüğünü ifade ettiğini, bu ifadenin de hatalı olduğunu, zira müvekkilinin feshe karşı çıktığını, bu durumda feshin geçerliliğinin Mahkeme tarafından bu konuda bir karar verilinceye dek askıda olduğunu, askı durumunda ise müvekkilinin haksız bir kullanımından söz edilemeyeceğini,-Mahkemece kar kaybına ilişkin hüküm altına alınan bu 1.169.811,59.-TL'lik miktarın, yeni rapor alınması taleplerinin REDDİ üzerine talep belirli hâle getirildiğini, oysaki müvekkilinin kâr ve kazanç kaybının daha yüksek olduğunu,-Kira desteği talebi hakkında verilen kısmen kabul kararının ise usul ve yasaya, İstanbul BAM 16. HD'nin 2016/16 -13 E-K. sayılı ilâmına aykırı olduğunu, -Muhafaza altına alınan ürünlerin bedeli yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının da tamamen hatalı olduğunu, -Portföy tazminatı talebinin reddedilmesinin müvekkil açısından adalet duygusunu ağır derecede yaralayan, bir durum olduğunu, burada eksik ve hatta hiç incelememe durumu söz konusu olduğunu,-Manevi tazminat yönünden kısmen ret kararının da hatalı olduğunu, kısmen kabul edilen 50.000-TL'nin çekilen elem ve ızdırabın karşılığı olamayacağını, ileri sürerek asıl ve birleşen dava yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Asıl davada, dava; tasarım ve marka'dan doğan haklara tecavüzün tespiti, men'i ve alacak; birleşen davada, dava; haksız fesihten kaynaklanan tazminat ve menfi tespit talebine yöneliktir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.Birleşen davanın Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış, 28/03/2019 tarih, 2017/1188 esas, 2019/415 karar sayılı karar ile dosyanın Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/56 E.sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. HMK'nın 166/1.maddesi, "Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar."HMK'nın 166/2.maddesi, "Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır." şeklindedir. İster aynı çevresinde isterse farklı yargı çevresinde olsun hukuk davalarının birleştirilmesi için her şeyden önce her iki mahkemenin aynı düzey ve sıfatta olması gerekmektedir.Asliye Ticaret Mahkemesi ile Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, farklı sıfattaki iki mahkeme arasında birleştirme kararı verilmesi HMK'nın 166.maddesindeki amir hükme aykırıdır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/15-1024 E-2016/630 K.sayılı kararında, HMK'nın 166.maddesi uyarınca, aynı düzey ve sıfatta olmayan hukuk mahkemelerindeki davaların birleştirilemeyeceğine, bir mahkemenin eğer yanlışlıkla aynı düzey ve sıfatta olmadığı halde başka bir mahkemedeki dosya ile birleştirme kararı vermesi halinde, kendisine dosya gönderilen mahkemenin, dosyayı iade edebileceğine karar verilmiştir. Birleşen davanın konusu olan tacirler arasında akdedilen bayilik sözleşmesine dayalı haksız fesihten kaynaklanan tazminat talebi ile, kambiyo senedine karşı menfi tespit talebinin incelenmesi Asliye Ticaret Mahkemesinin görevinde olup, görev hususu kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle birleşen dava konusu uyuşmazlığın, usul ve kanuna aykırı birleştirme kararı sonrası görevsiz mahkeme olan Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından karara bağlanması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle birleşen dava tefrik edilip, birleşen dava dosyasının hatalı birleştirme kararı veren Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesine iadesine karar verilerek, asıl davanın karara bağlanması gerektiği halde, birleşen davanın da görevsiz olan mahkeme tarafından karara bağlanması usul ve yasaya aykırı olduğundan, taraf vekillerinin istinaf itirazları incelenmeksizin, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin KABULÜNE,2-Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/02/2022 tarih ve 2021/56 Esas 2022/18 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf talepleri kabul edildiğinden, peşin harcının talebi halinde taraflara iadesine, 5- İstinaf aşamasında ana davada davacı/birleşen davada davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri olan toplam 441,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 729,00 TL posta masrafı olmak üzere genel toplam 1.170,40 TL'nin davalı/birleşen davanın davalısı ...'dan alınarak, davacı ... verilmesine, 6-İstinaf aşamasında ana davada davalı birleşen davada davacı ... tarafından yapılan yargılama gideri olan toplam 441,40 TL istinaf başvurma harcı ile 96,5 Tl posta masrafı olmak üzere genel toplam 537,9 TL'nin davalı ...nden alınarak, davacı ...'a verilmesine,7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.29/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45