SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 16. HD 2024/587 E. 2024/1007 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/587

Karar No

2024/1007

Karar Tarihi

29 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2024/587 Esas

KARAR NO: 2024/1007

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/12/2023

NUMARASI: 2023/660 Esas - 2023/1297 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 29/05/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili ile aralarında düzenledikleri 21/12/2010 tarihli sözleşmeye istinaden müvekkiline; 28/06/2011 tarihinden 28/09/2011 tarihine kadar beheray 115 USD, 28/10/2011 tarihinde 128 USD, 28/11/2011 tarihinden 28/05/2013 tarihine kadar da beheray 100 EURO ve son olarak da 28/06/2013 tarihinde 147,68 EURO toplamda da 588 USD ve 2.047,68 EURO ödemeyi kabul ettiğini, Sözleşmenin dava dışı ... İç ve Dış Tic. A.Ş ile akdedilmiş ise de, daha sonra bu şirketin 02/10/2018 tarih ve 9672 sayılı ticaret sicil gazetesinde de yayınlandığı üzere huzurdaki davalı şirkete devrolunmuş ve iki şirketin birleşmiş, borç ve alacaklardan davalı şirketin sorumlu hale geldiğini, son devralan muhatap olarak davalı şirkete karşı Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi yapılmışsa da, takibe haksız olarak itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, itirazın incelenmesinde; yetki itirazında bulunulmuş ise de, sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte olan HUMK uygulaması gereği yetki konusunda sorun bulunmadığını, davalının sözleşmedeki imzaya yahut içeriğe itirazda bulunmamakta, yani sözleşmeyi kabul etmekte olduğunu, sözleşmenin kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiğini ve İİK 68 maddesi vd. kapsamındaki belgelerden olduğunu, davalı zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de, alacak zamanaşımı süresinin, alacağın muaccel olması ile başlayacağı kuralı uyarınca, henüz dolmamış olduğunu, zira sözleşmeye göre ilk taksit ödeme tarihi 28/06/2011 olup, Covid-19 pandemisi sebebiyle durdurulan süreler ve icra takiplerinin başlatılma tarihi itibariyle zamanaşımına uğrayan bir talep bulunmadığını, nitekim işbu davadan evvel Küçükçekmece 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/335 E. Sayılı dosya üzerinden itirazın kaldırılması davasıında mahkemece verilen karar istinaf mahkemesince bozulmuş ve bozma gerekçesi olarak da, icra takip dosyasında, döviz cinsi paranın TL karşılığının gösterilmemiş oluşunun belirtilmiş olduğunu, bu süreçte işlemiş olan zamanaşımı süresi ise TBK 158 hükmü olup, belirtilen 60 günlük süre içerisinde tekrar icra takibi ve huzurdaki davanın ikame edildiğini, bu sebeple zamanaşımı sorunu da bulunmadığını; itirazının iptaline, takibin devamına, alacak likit olduğundan, miktarın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayda Tüketici Mahkemesi'nin görevli olmadığını, davanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, usulüne uygun yetkili icra dairesinde yapılan bir takip bulunmaması nedeniyle koşulları oluşmayan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini, ödeme emrinin kanuna aykırı olduğunu, ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı ve harca esas değer gösterilmediğini, davacı tarafın 21/12/2010 tarihli sözleşmeye dayanarak işbu davayı açmış olduğunu, bu tarih dikkate alındığında işbu davanın en geç 21/12/2020 tarihine kadar açılması gerektiğini, dava tarihi itibarıyla alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, dava konusu alacağın hukuken henüz talep edilebilir olmadığını, dayanak sözleşmenin niteliği gereği borcu devralan yeni borçlunun eski borçlunun alacaklıya karşı haiz olduğu itiraz ve def'ileri alacaklıya karşı ileri sürebileceğini, borcu nakleden ... A.Ş.'nin tasfiye sürecinin devam ettiğini, tasfiye sürecinin devam etmesi nedeniyle davacı kar-zarar katılım hesabı sahiplerinin tasfiye sonucunu beklemeden talepte bulunamayacağını, böylece davacı katılım hesabı sahibinin alacağının henüz muaccel hale gelmediğini, işbu davanın zamansız açılmış bir dava olduğunu, müvekkili şirketin dayanak sözleşmeye istinaden davacı tarafa 588,45 USD ve 251,52 EURO ödeme yapmış ve bu ödemelerin mahsubundan sonra bakiye sözleşme bedeli 1.796,16 EURO olduğunu, dolayısıyla davacının asıl alacak talebi 250,84 UERO'nun taşkın olduğunu, dava niteliği itibarıyla ticari dava olduğundan ve Ticaret Mahkemesinin görev alanına dâhil olduğundan iş bu davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle reddine, yetkisiz mahkemede açılmış olması nedeniyle davanın yetki yönünden reddine, zamanaşımı itirazlarının ve izah ettikleri diğer nedenlerle davanın zamanaşımı ve diğer beyan ve savunmaları uyarınca reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olamamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/12/2023 tarih ve 2023/660 Esas - 2023/1297 Karar sayılı kararıyla; "Dava, taraflar arasında imzalandığı hususunda ihtilaf bulunmayana "alacağın temliki, sulh ibra ve feragat sözleşmesi" kapsamında başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İİK m. 67 uyarınca açılan işbu davada ilk olarak davalı şirketin icra dairesinin yetkisine karşı yapmış olduğu itirazının değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre davalı borçlu vekilinin icra dairesine vermiş olduğu itiraz dilekçesinde, takip alacaklısı ile müvekkili şirket arasında akdedilen "alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi"yle işbu sözleşmeden doğabilecek olan ihtilafların çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olması yönünde anlaştıkları ve sözleşmenin 5.maddesinden de bu hususun anlaşıldığı sabittir. Sözleşme tarihinin 21.12.2010 tarihi olması hususu nazara alınarak yetkiye ilişkin HUMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Buna göre taraflar arasındaki yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, yetki sözleşmesinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri yetkili olarak belirtilmesine rağmen takibin Küçükçekmece İcra Müdürlüklerinde başlatılmış olduğu, usulüne uygun açılmış bir takibin işbu dava için dava şartı niteliğinde olması ve İİK m. 50 hükmü uyarınca usulüne uygun yetkili icra dairesinde yapılan bir takip bulunmadığından açılan davanın usulüne uygun açılmış bir takip bulunmadığından dava şartı yokluğundan reddine" karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; "Yetki itirazında bulunulmuş ise de, sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte olan HUMK uygulaması gereği, yetki anlaşması ile genel yetkili yer olan borçlunun ikametgahı mahkeme ve icra müdürlüklerinin yetkisi bertaraf edilemeyeceğinden, yetki konusunda sorun bulunmadığını, Keza HMK'ya göre ise her iki taraf da tacir yahut kamu kurumu değil ise yetki anlaşması geçersiz olduğundan, HMK açısından da yetki konusunda sorun olmadığını,Bu sebeple mahkemece yetkisiz icra müdürlüğü sebebiyle davanın usulden reddi kararı hatalı olduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.

GEREKÇE: Dava, İİK'nın 67.maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından,"Açılan davanın usulüne uygun açılmış bir takip bulunmadığından dava şartı yokluğundan reddine." karar verilmiştir. Davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı "Alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesine" dayalı olarak icra takibi başlatmış, davalı ise borca, ferilerine ve icra dairesinin yetkisine itiraz ederek, sözleşme gereğince İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu savunmuştur. Takip dayanağı "Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi"nin 21.12.2010 tarihli olduğu, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre, sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Yetki sözleşmesi yapılmış olması, davanın genel veya özel yetkili mahkemelerde açılmasına engel değildir. (HUMK madde 22) Başka bir ifade ile tarafların sözleşmede yetkili mahkemeyi kararlaştırmış olmaları, genel yetkili olan ve 10. maddedeki kural gereğince özel yetkili bulunan mahkemelerin yetkilerini kaldırmaz. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede, ya da yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan mahkemede açılabilir. (Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı). Davacı eldeki davada, sözleşme ilişkisine dayanarak, davalı tarafından sözleşmeyle taahhüt edilen alacağının ödenmediğinden bahisle icra takibi açtığından, yukarıdaki açıklamalar ışığında, genel yetki kuralı gereğince davalı adresinin bulunduğu Küçükçekmece icra dairesinde takip başlatılmasında usule aykırılığın bulunmamasına rağmen; mahkemece yanılgılı değerlendirme ile icra dairesinin yetkisiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/12/2023 tarih ve 2023/660 Esas - 2023/1297 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 5- İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 292,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.461,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.29/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıncevapSatımdankaldırılmasınakonusuKaynaklanan)İptaliistinafkabulünedereceistanbuliadesinegerekçeİtirazın(Ticarikararıistemidosyanumarasımahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim