SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 16. HD 2022/1945 E. 2024/1002 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1945

Karar No

2024/1002

Karar Tarihi

29 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2022/1945 Esas

KARAR NO: 2024/1002

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/09/2022

NUMARASI: 2021/264 Esas - 2022/650 Karar

DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 29/05/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasından icra takibe geçilmiş ise de söz konusu icra takibi pek çok yönüyle usulsüz olduğunu, müvekkilin her ne kadar haciz baskısı altında 31.12.2018 tarihinde 250.000,00 TL ödemişse de bu miktarın iadesi gerektiğini, senette ilk ciro lehtara ait olmadığını, ciro ve devir olmaksızın yapılan takipbin açıkca usulsüz olduğunu, yetkili hamil olmayan kişiye yapılan ödemenin istirdatını talep ettiğini, söz konusu bonoyu ciro yolu ile geri alan davalı/takip alacaklısı ...'ın, kendisinin de sorumlu olduğu kimselere müracaat borçlusu olarak başvurması mümkün olmadığını, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla; müvekkilince haksız ve hukuka uygun olmayan kambiyo takibi sebebiyle ödenen 250.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarada tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, dava ile ilgili ileri sürelen hususların icra hukukuna dair itirazlar olduğunu, icra takibi üzerine önce icra hukuk mahkemesinde dava açıldığını daha sonra ise kendi serbest iradesi ile icra müdürlüğüne müracaat ederek borcu ve takibi açıkça kabul ettiğini ve davasından feragat ettiğini, borçlu borcunu kendisinin taksitlendirdiğini, hangi tarihte ne kadar ödeme yapacağını resmi taahhüdü ile icra dosyasına beyan ettiğini, daha sonra ciro silsilesi bozuk olmasından dolayı dava açtığını bu davanın da reddedildiğini, dava şartı arabuluculuk koşuluna uyulmadan dava açıldığından dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini, davanın esas yönünden de haksız, kötü niyetli ve mesnetsiz olmakla davanın esas yönünden reddine karar verilmesini, masraf ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2022 tarih ve 2021/264 Esas - 2022/650 Karar sayılı kararıyla; "... dava haciz baskısı nedeniyle yapılan ödemenin istirdatı istemine ilişkindir. Davacı tarafından icra dosyası borcuna mahsuben 31/12/2018 tarihinde ödeme yapıldığı, icra takibine konu alacağın belirtilen tarihte ödendiği, davacı tarafça 11/10/2018 tarihinde İstanbul Anadolu 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/870 Esas sayılı dosyası ile takibe konu senedin kambiyo vasfında olmadığına dair şikayet yoluna başvurduğu, mahkemece şikayetin hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddine karar verildiği, yine davacı tarafça 12/02/2018 tarihinde İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/151 Esas sayılı dosyası ile takibe konu senedin kambiyo vasfında olmadığına dair şikayet yoluna başvurduğu ancak açılan davadan açıkça feragat ettiği, davacı tarafça her ne kadar haciz baskısı altında takibe konu senedin imzalandığı ileri sürülmüş ise de davacı tarafça takip dosyasında İcra Müdürlüğünün huzurunda davaya konu borcunu kabul ettiği böylece haciz baskısından söz edilemeyeceği, davalının son ciranta olduğu, davacının 23/11/2017 keşide tarihli bono bedelinin sorumluluğundan kurtulabilmesi için davalının kötüniyetini ispat etmesi gerektiği, ancak davacı tarafın davalının kötüniyetini ispatlayamadığı, davalının bono nedeniyle davacıdan talepte bulunabileceği anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; "Mahkemece deliller toplanmadan, tanıklar dinlenmeden, irade sakatlığı iddiasının dahi irdelenmeden karar verildiğini,Geçersiz bir senet kapsamında müvekkilim defalarca kez davalı vekilince aranarak eve hacze geleceği korkusu verildiğini, taahhüdün verildiği tarihten önceki arama kayıtlarıyla, tanıklarla, hastane tedavi evraklarıyla irade sakatlığının açıkça anlaşılabilecekken mahkemece bu konuda araştırma yapılmadığını,Taraflar arasında hiç bir ticari ilişki olmadığının davalı tarafın da kabulünde olduğunu, geçersiz senet alarak müvekkile baskı yapan, maktu olarak hazırlanan kağıda imza atmadığı takdirde evindeki tüm eşyaların icrayla alınacağı söyleyen davalının hukuken korunmasının hatalı olduğunu,Takibe konulan senedin geçersiz olduğunu; senette ilk cironun lehtara ait olmadığını, ciro ve devir olmaksızın yapılan takibin usulsüz olduğunu, yetkili hamil olmayan kişiye yapılan ödemenin istirdadının gerektiğini, TTK 686. md gereğince bonoyu elinde bulunduran kimsenin hak sahibi olabilmesi için fiili zilyetliğinin yeterli olmadığını, bonoda ilk cironun lehtara ait olması gerektiğini, ilk ciro lehtara ait değilse ciro zincirinin düzensiz olacağını,Müvekkilimizin ciranta olduğu senet incelendiğinde lehtar ...'ın senede ilk ciroyu atmadığının açıkça gözüktüğünü, bu durumun ciro zincirini bozduğunu, senedi devralan ve haksız olarak takibe koyan lehtarın yetkili hamil olmadığını, Takipte mevcut bir diğer hukuka aykırılığın, lehtarın imzası olmaksızın ciro edilen bono devamında tekrar lehtara ciro edilmesi olduğunu, geriye ciro yoluyla senedin hamili olan ... aynı zamanda senedin lehtarı olduğundan ciranta konumundaki müvekkile takip hakkı bulunmadığını,Söz konusu bonoyu ciro yolu ile geri alan davalı/takip alacaklısı ...'ın, kendisinin de sorumlu olduğu kimselere müracaat borçlusu olarak başvurmasının mümkün olmadığını, bilindiği üzere geriye ciro yolu ile bonoyu devralan cirantanın bonoyu devralmadan önceki duruma gireceğini ve bu şekilde kimlere başvurma hakkı varsa, ancak onlara karşı takip yapma imkanına kavuşacağını." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.

GEREKÇE: Dava, istirdat istemine ilişkidir. İlk derece mahkemesi tarafından, "Davanın Reddine" karar verilmiştir.Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nun 778. maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun’un 681. maddesi gereğince kambiyo senedi niteliğinde olan bonodaki hakkın devri ancak ciro ve teslim yolu ile mümkündür. Aynı Kanun'un 686. maddesi gereğince, bonoyu elinde bulunduran kimsenin hak sahibi olabilmesi için fiili zilyetliği yeterli olmayıp, aynı zamanda hakkını müteselsil ve birbirine bağlı cirolarla tevsik etmesi gerekir. Bonoda ilk cironun lehtara ait olması zorunludur. Ciroların birbirine bağlı olması, her şeyden önce, ilk cironun lehtar tarafından yapılmasıyla mümkündür. İlk ciro lehtara ait değilse, ciro zinciri düzensiz demektir. Ancak lehtarın cirosundan sonra senedi devralan hamiller, yetkili hamil olurlar. Somut olayda; davacının davaya konu 23.11.2017 tanzim 26.11.2017 vade tarihli ve 40.000 USD bedelli bononun cirantası olduğu, davacının bonodaki imzasını inkar etmediği, davalının ise bononun lehtarı olduğu, ancak bononun lehtar cirosu olmadan tedavüle konulduğu, davalının bonoyu davacıdan devralan hamil olarak bonoyu ciro ederek takip başlattığı görülmüştür. Her ne kadar davacı haciz baskısı altında ödeme yaptığından bahisle istirdat isteminde bulunmuş ise de; davacı tarafça açılan İstanbul Anadolu 16.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/151 Esas sayılı dosyası ile "takibe konu senedin kambiyo vasfında olmadığı" davasından davacının açıkça feragat etmiş olması ve ortada haciz baskısı olmamasına rağmen ihtirazi kayıt da düşülmeksizin borcun davacı tarafından ödenmiş olması hususları bir bütün olarak gözetildiğinde, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.29/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıncevapSatımdankonusuesastanKaynaklanan)istinafdereceistanbulgerekçe(Ticariİstirdatkararıistemigereğidosyanumarasımahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim